BİLGİ

HAKKIMDA

Bu Dünya Hayatımızın Asıl Vazifesi Kendini Bilmek’tir…Kendini bilmek, bilgi ile olur… Çünkü;
“Bilgi esaretin sonu demektir…”

Hatırlayın!

“Bilgi fizik planda somutlaşmaya başladığında, esaret de kendisini geriye çekmeye başlar.
Merkez Yüce Plan C.80

Kendini bilmek, yani hakiki şifa, bilgi ile olur… Çünkü; Gökyüzündeki ve yeryüzündeki en büyük şifacı, bilgi enerjisidir….

Hiçbir şifa, şuurlara aktarılacak hakiki bilginin meydana getireceği yüksek kuvvetten daha kuvvetli değildir.

Sevgili Okur,

Bilgi ya da logos ya da bilgi enerjisi, sistemimizde yedi büyük ışın ya da yedi büyük enerji tarzından tezahür etmektedir.

Bunların ilk üçü, bu sistemin ana enerjilerini yani, isteği, hizmeti ve aktiviteyi oluştururken, diğer dört enerji daha ikinci derecede konumda kalmaktadır. İşte bu ışınların, bu enerjilerin odaklandıkları asıl astronomik sitemler gerçek astrolojinin konusunu teşkil etmektedir. Eldeki bilgilere göre herkes adeta bu yedi enerji akımına ayarlanmış veya uyumlanmış veya sabitlenmiş durumdadır. Ve bir insanı anlamanın en iyi yolu, o şahsın kişiliğinin hangi ışından tesir aldığını beslediğini bulup çıkarmaktır.

Şimdi gene eldeki bilgilere göre, birinci ışının yeryüzündeki insanlara yani ona bağlı olarak çalışmalar gösteren insanlara sunduğu varlıksal yapının okultist, aksiyoner, başlatma iradesine sahip olan; kudreti, gücü, isteği, amacı sunmaktadır. Kaynak olarak yani astrolojik kaynak olarak veya kozmogonik kaynak olarak, Büyük Ayı Takım Yıldızı‘ndan tesir almaktadır.

İkinci Işın, Pleiades Takım Yıldızı veya Ülker Takım yıldızı dediğimiz hatta bizde Yedi Kandilli Süreyya diye de geçer, bundan esinlenmektedir, bu da yani buna bağlı olan varlıklarda yaşamlarında orjinal görev olarak; sevgiyi, hikmeti, merhameti, birleşme iradesini, inisiyasyonu ve şuur genişlemesini tezahür ettiriyorlar.

Üçüncü ışın dediğimiz ışın, Büyük Köpek Takım Yıldızı‘ndan ve Sirius‘tan esinlenmektedir. Buna bağlı olan varlıklar düşünceyi, zekayı, anlayışı, yaratıcı zekayı, uyum sağlama yeteneğini, majisyen ve evrimleşme isteğini tezahür ettirmektedirler.

Üçüncü ışının alt ışınları olarak dördüncü ışında; uyum sağlama iradesi, beşinci ışında; somut bilgi ve bilim, altıncı ışında; idealizm, soyut kavramlar, kendini adama, inanç gücü, sebep olma iradesi ve yedinci ışında da ; grup bilinci, organizasyon, disiplin, kendini ifade etme iradesi, tiyatral ritüelleri insanların karşısında başarıyla sunabilmek ve maji… Tabi burada maji kelimesini büyücülük anlamında değil, olması gereken yönüyle, evrendeki mevcut tesirleri bilinçli, doğru ve İlahi İrade Yasaları yönünde kullanmak anlamında kullandığımızı ifade ediyoruz.

Bilginin Üç Düzeyi Vardır.

Öğrenme, kitaplar ve öğretmen aracılığıyla bilgiye ulaşır ve kişiliğimizi tanırız birinci düzey. Sonra düşünerek ve edindiğimiz bilgi ile meditasyon yaparak, hala sözcükleri ve dili kullandığımız gelişmişlik ikinci düzeyi. En yüksek düzey bilgelik sözcüklerin ötesine ulaşır; hiçbir sözcük ve terminoloji bulunmayan üçüncü düzey…

Yarın ölecekmiş gibi yaşa.
Sonsuza kadar yaşayacakmış gibi öğren…

Öğrenme Yoluyla Kendinizi Var Edin!

Farkındalık çalışması, yaşamımızdaki olayları işleme ve onlardan ders alma eğilimimizi değerlendirmemizi sağlar. Öğrenme sürecini kasıtlı olarak yönlendirerek ve öğrenme döngüsünün aşamalarını nasıl izlediğimize dikkat ederek, öğrenme yoluyla kendimizi yaratırız. Ne öğrenirsek o oluruz…

Değişim yeni düşünme, yapma ve olma yolları getirir…

Her değişim düşünmekle başlar; yeni düşüncelerimizi yansıtan yeni nörolojik bağlantılar ve devreler yaratabiliriz. Ve hiçbir şey beyni öğrenmekten, bilgi ve tecrübeleri özümsemekten daha çok heyecanlandırmaz. Bunlar beyin için dizyaktır; beyin beş duyumuzdan aldığı her sinyali “sever”. Her saniye, milyarlarca veri işler, sınıflandırır, dosyalar ki “gerektikçe” bizim için ulaşabilsin.

Zihninizi gerçekten nasıl değiştirebileceğinize anlayışın temeli ağ örme kavramıdır. Nöronların uzun soluklu, alışkanlığa dayalı ilişkiler kurmasıdır.

Nöroplastisite mucizesi (beynin çevreden ve bilinçli niyetlerinizden gelen girdilerin bir sonucu olarak her yaşta yeniden ağ kurma ve yeni devreler yaratma becerisi) yeni bir zihin seviyesi yaratıyor olmamızdır. Bir nevi nörolojik “eskiye güle güle, yeniye merhaba” durumu, nörobilimcilerin budama ve filizleme dedikleri bir süreç vardır.

Yeni bir kendimiz olma alışkanlığı yaratırken, özünde bilinçaltı bir olma sürecine dönüşen şeyin bilinçli kontrolünü ele alırız.

Yaşamlarımızı değiştirmek için önce düşünce ve duygularımızı değiştirmek, sonra yeni bir tecrübe yaşamak için yeni bir duygu yaratan bir şey yapmamız (eylem ve davranışlarımızı değiştirmemiz) ve en son yeni bir olma haline geçene dek (zihin ve beden bir olana dek) o duyguyu ezberlememiz gerektiğini düşünürsek, en azından çaresiz olmadığımızı söyleyebiliriz.

Düşünmekten yapmaya, neokorteks bilgiyi işler, sonra bizi öğrendiklerimizi yaşamaya sevk eder.

En son blog gönderilerini ve özel içerikleri barındıran haftalık bültene kaydolun. Her gün gelen kutunuzda!

Diğer 556 takipçiye katılın
%d blogcu bunu beğendi: