YARATICI YAZAR

Yazar, sözcük seçimini belirler ve kurduğu evrende yaşanan olayları kurar. Yaratıcı yazarlar, okurlarından bir çözümü denemelerini isterler; kesin bir reçete önermezler.

Sevgili Okur,

Hikayelerimi içimde büyüttüğüm zaman ne mi yaparım? Kitap toplarım… Yaşanan fırtınalar da acının, yaraların, insan olabilmenin unsurlarını şiir, masal ve hikayeler halinde yazarım.

Yazıları okurla buluşturmak için “Gece”de çalışırım. İşim kelimelerle… Ne kadar zor olabilir ki?

Virginia Woolf, roman yazmanın karanlık bir oda da elinde fenerle yürümek gibi olduğunu, fener ışığının zaten odada bulunan şeyleri aydınlattığını söyler.

Dorethea Brande, “Yazarın, kendini keşfetmesi”der…

“Önceliği kendine vermeyen yazar var mıdır, acaba. Ustalaşmak için, daha çok akşamları yazılan yazıyla, gündüz yazılan yazılar arasında fark oluyor mu, keşfetmeli. Yazıları ne etkiliyor, tüm bunları gözden geçirmeli. Yazar gözlüğü böyle bir şey. Her durum tek tek değerlendirilmeli.”

Kitap okudukça, kendini keşfetme sürecinde karşılaştıkların da gözden geçirilmeli. Yazar olmak için doğru yolda, olduğunu teyit etmelisin. Çevrende yaratıcılığını beslemeyen bir durum varsa, dönüp kütüphanendeki ya da okuma listendeki kitaplardan beslenmelisin. Her yazar gibi okuduğun kitaplar, eğlence aracı değil. Öğrenme aracı…

Carl Rogers, “Yarının İnsanı” adlı eserinde şöyle yazar: 

“Başkalarıyla iletişime dayalı tecrübelerimin bazılarında daha açıldığımı, genişlediğimi, zenginleştiğimi ve büyümemin hızlandığını hissettim. Sıklıkla bu tecrübelerde diğer kişinin de benzer tesiri hissettiğini, onun da zenginleştiğini, gelişiminin ve işleyişinin ileri doğru gittiğini hissettim. Her birimizin gelişiminin, büyümesinin azaldığı ya da durduğu, hatta ters yöne döndüğü başka zamanlar da oldu. İletişim tecrübelerimin hem benim hem de diğer kişinin üzerinde gelişimi destekleyen bir etkisinin olmasını tercih ettiğimi, benim ve diğer kişinin küçüldüğümüzü hissettiğimiz iletişim tecrübelerinden kaçınmak istediğimi söylemem eminim her şeyi netleştirecektir.”

Yazar, kitap kurdudur… Sevilen yazarlar, mikroskop altına alınarak, bölümlere ayrılır. İtinayla incelenir. Çok kolay gibi görünse de, işte bu iş, sıradan yazarların becerebileceği bir iş değildir. Bunun birinci sebebi yazar olacak kimselerin okumaya başladıkları günden beri kendilerini başkalarının yazıları içine gömmüş olmaları ve acıdır ama dünyayı başkalarının gözüyle görme eğilimine girmiş olmalarıdır.

Oğuz Atay, “Başkalarına söyleyecek bir sözüm olabilmesi için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. “Bana bugün, ne yapmalı?” diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim. Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir sorunu çözemez” der.

Kendini sorguladığın , kendini anladığın ve anlattığın yazıların olmalı. Yazılar tekrar gözden geçirilmeli. Taklidin çekiciliğinden ancak, kendi zevklerinizi ve yeteneklerinizi keşfederek kurtuluruz. Kendiniz olmak, taklitten uzaklaştıracaktır. En çok üzerinde çalışılması gereken konu.

Aslında hayatınızın her anını, zamanınızın çoğunu, içerisinde geçirdiğiniz küçük bir odayı bile, duyarlılık denemeleri için yeni bir sokak kadar, belki ondan daha verimli şekilde kullanabilirsiniz.

Günlük diyet olarak da, yeme alışkanlığına dikkat etmek gerekiyor. Uygun düşen besinler alındığında, yazı yazabilmek için, uyarıcılardan uzak durulmalı. En yüksek kapasite için yapılması gerekenler. Kıskançlık, öfke, dargınlık gibi şeyler eserlerinizin kaynağına zehir etkisi yapar. Yazdıklarınızın daha iyi olması için izlenecek yol.

Özgünlüğün kaynağı samimiyettir…

Tutku olmaksızın yazılmaz. Yarattığım karakterlerin gelişmek için birkaç yıla ihtiyacı vardı. Bu sürede hem okudum, hem de yazdım. Hatırlatmalıyım. Dev yazarlar tarafından yaratılan dev kahramanlar genellikle uzun ve azimli bir sürecin ardından yaratılmış ve ortaya çıkmışlardır.

Dostoyevski, ” Karakterleri hemen ele alıp işlemek mahvedebilir. Bu kesin…”der.

“Negatif” duygularla karşı karşıya kaldığınızda nasıl karşılık verirsiniz? Onları aşmaya mı çalışırsınız yoksa yaratıcılığınızı körüklemek için mi kullanırsınız?

Negatif duygularla karşılaştığımda (uzun süre negatif kalamıyorum) yürüyüş yapmak, duyguları dönüştürmek iyi hissettirir. Bir şiir ya da hikaye başlangıcı için yaratıcılığı körükler.

Pusulamı keşfettiğim günden bugüne öğrendiklerimle sessizlik, dinginlik içinde “Gerçeğin Dostları” kitaplarla yürüyüşe devam ediyoruz…

Sevgiyle okuyunuz…

Önceliği Kendine Vermeyen Bir Yazar Var Mı?

Diğer 566 takipçiye katılın
%d blogcu bunu beğendi: