“Acı kaçınılmazdır. Yaşam hepimiz için neşe sağlık ve mutluluk kadar, az ya da çok ıstırap ve kayıpla doludur. Kimimiz bunlarla çok erken, çok savunmasızken ve üst üste karşılaşırız, kimimiz daha geç…”

Bessel A.Van Der Kolk

Merhaba

Ne yazık ki şimdiki psikiyatri anlayışı, yakınmalarımızı anlatmamız ve hekimin de bu yakınmaları düzeltecek bir ilaç önermesi üzerine kurdu. Ancak, “Hiç bir ilaç, kötü geçmiş bir çocukluğu düzeltmiyor.” Anne babanızın veya eşinizin size nasıl davrandığı, nasıl bir ailede büyüdüğünüz, anne babanızın birbirlerine sevgi dolu ya da düşmanca davranışları, bireysel, ailesel, hatta toplumsal travmaların üzerinizdeki izleri ne yazık ki hiç konuşulmuyor.

Artık anlıyoruz ki beynimiz ve bedenimiz karşılıklı etkileşim üzerinde şekilleniyor. Bu etkileşimin değerlendirilmediği bir tanı ve tedavi anlayışı her zaman eksik kalacaktır.

Acı kaçınılmazdır. Yaşam hepimiz için neşe sağlık ve mutluluk kadar, az ya da çok ıstırap ve kayıpla doludur. Kimimiz bunlarla çok erken, çok savunmasızken ve üst üste karşılaşırız, kimimiz daha geç. Bunca yıl sonra psikiyatrinin en önemli görevlerinden birinin bu acı ve kayıplara baş etmede insanlara yardımcı olmak, yeniden toparlanıp geçmişlerinin etkisinden kurtulup mümkünse daha güçlü bir şekilde yaşamlarına devam etmelerini sağlamak olduğunu düşünüyoruz.

Yeni Bir Anlayış

1990’lı yılların başından bu yana beyin görüntüleme araçları, bize travma yaşayan bireylerin beyninde gerçekten neler olduğunu göstermeye başlamıştır. Bunlar, travmadan kaynaklanan hasarı anlamada gerekli kanıtları sağlamış ve tamamen yeni onarma yolları formüle etmeye yönlendirmiştir.

Ayrıca, bu dayanılmaz deneyimlerin en içteki duyumlarımızı ve kimliğimizin özü olan fiziksel gerçeklikle ilişkimizi nasıl etkilediğini de anladık. Travmanın yalnızca geçmiş bir zamanda gerçekleşen bir şey olmadığını öğrendik; o aynı zamanda zihinde, beyinde ve bedende iz bırakmaktadır. Bu etkinin devam eden sonuçları insan organizmasının şu anda nasıl yaşayacağını da belirler.

Travma, zihin ve beyin üzerinde kökten bir değişim yaratır ve algılarımızın yönetilmesini yeniden düzenler. Yalnızca nasıl düşündüğümüzü ve ne düşündüğümüzü değil aynı zamanda düşünme kapasitemizi de etkiler. Travma kurbanlarına yardım etme de, başlarına gelenleri tanımlayacak kelimeleri bulmalarının çok anlamlı olduğunu keşfettik ancak bu genelde yeterli değildir. Yaşadıklarını öyküleştirerek anlatma davranışı, her an tacize ya da saldırıya uğramaya hazır bir şekilde tetikte bekleyen bedenlerin hormonal ve fiziksel tepkisini mutlaka değiştirmez. Gerçek değişimin meydana gelmesi için bedenin tehlikenin geçtiğini öğrenmesi ve şimdiki anın gerçekliğinde yaşaması gereklidir. Travmayı anlama arayışımız bizi, yalnızca zihnin yapısını anlama konusunda değil aynı zamanda kendini iyileştirme süreçleri hakkında da farklı düşünmeye yöneltti.

Travmanın ardından, dünya farklı bir sinir sistemiyle deneyimleniyor. Hayatta kalanın enerjisi, artık yaşamın akışına katılma pahasına ruhsal kaosu bastırmaya odaklanıyor. Katlanılmaz psikolojik tepkilere karşı kontrol edebilme çabası, fibromiyalji, kronik yorgunluk ve diğer otoimmün hastalıkların da arasında bulunduğu çeşitli fiziksel belirtiler olarak sonuçlanabiliyor. Bu da travma tedavisinde neden tüm organizmayı, bedeni, zihni ve beyni bir bütün olarak ele almamız gerektiğini açıklıyor.

  • Aynı frekansta buluşmak, bağlanma ve uyum nasıl gerçekleşir?
  • Nasıl insan oluruz?
  • Yaşadığımızı nasıl anlarız?
  • Duygu sağırlığı nedir?
  • Gerçek olmak nedir?
  • Sevginin bununla ne ilgisi var?
  • Problemler ne zaman gerçekten çözüme dönüşür?

Sosyal değişimin en büyük örneklerinin travmayla ilgili çok iyi kişisel bilgileri vardır. İleriyi gören kişilerin yaşam öykülerini okuyun, içgörülerin ve tutkularının yıkımlardan doğduğunu göreceksiniz.

Aynı şey toplumlar için de geçerlidir. En etkili ilerlemeler travma deneyimlerinden sonra ortaya çıkmıştır. Travma artık günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir ve buna etkili bir şekilde tepki verebilecek bilgilere sahibiz. Bildiklerimizi uygulamak kendi seçimlerimizdir.

Beden Kayıt Tutar, Travmanın İyileşmesinde Beyin, Zihin ve Beden, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatmak için. Var olan psikiyatri anlayışının tıkanmışlığına bir umut ışığı yakıyor, nörobilimdeki gelişmeler sayesinde ruhsal ve hatta bedensel hastalıklarımızın kökeninin daha farklı anlaşılmasını, taşların yerine oturmasını açık, kanıta dayalı ve anlaşılır bir şekilde sunuyor.

Bessel A.Van Der Kolk, ​Dr. Bessel van der Kolk, kariyerini çocukların ve yetişkinlerin travmatik deneyimlere nasıl uyum sağladıklarını inceleyerek geçiriyor ve çocuklarda ve yetişkinlerde travmatik stres için bir dizi tedavi geliştirmek ve incelemek için sinirbilim ve bağlanma araştırmalarından elde edilen bulguları tercüme etti. 984 yılında,

ABD’de sivil popülasyonlarda travmatik stresin incelenmesi ve tedavisine adanmış, travmatik stresin incelenmesi ve tedavisinde uzmanlaşmış çok sayıda araştırmacı ve klinisyen yetiştirmiş ve travmatik stresin etkisini ve etkili tedavi müdahalelerini araştırmak için sürekli olarak finanse edilen ilk klinik/araştırma merkezlerinden birini kurdu. SSRI’ların TSSB üzerindeki etkileri üzerine ilk çalışmaları yaptı; travmanın beyin süreçlerini nasıl değiştirdiğini araştıran ilk nörogörüntüleme ekibinin bir üyesiydi ve BPD ile kasıtlı kendine zarar vermeyi erken çocukluk döneminde travma ve ihmal ile ilişkilendiren ilk araştırmayı yaptı.

Araştırmalarının çoğu, travmanın gelişimin farklı aşamalarında nasıl farklı bir etkiye sahip olduğuna ve bakım verme sistemlerindeki aksaklıkların etkili müdahale için ele alınması gereken ek zararlı etkilere sahip olduğuna odaklanmıştır. Çocukluk çağı travmasının etkisinin daha derin bir şekilde anlaşılmasını teşvik etmek ve etkili tedavi müdahalelerinin geliştirilmesini ve yürütülmesini teşvik etmek için, şu anda etkili tedavi müdahaleleri geliştirme konusunda uzmanlaşmış yaklaşık 150 merkezi finanse eden Kongre tarafından yetkilendirilmiş bir girişim olan Ulusal Çocuk Travmatik Stres Ağı’nın (NCTSN) kurulmasına yol açan süreci başlattı. ve bunları ülke çapında çocuk gözaltı merkezlerinden kabile kurumlarına kadar çok çeşitli ortamlarda uygulamak.

Fizyolojiyi stabilize eden, yürütücü işlevselliği artıran ve travma geçirmiş bireylerin şimdiki zamana karşı tamamen uyanık hissetmelerine yardımcı olan tedavileri incelemeye odaklanmıştır. Bu, EMDR ve NCCAM tarafından finanse edilen yoga çalışması üzerine NIMH tarafından finanse edilen bir çalışmayı ve son yıllarda, dikkat ve algısal sistemlerin (ve bunlardan sorumlu nöral parçaların) EEG paternlerini değiştirerek değiştirilip değiştirilemeyeceğini araştırmak için neurofeedback çalışmasını içeriyordu.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin