
“Vicdan, insandaki ilahi iradenin sesidir.”
— Bedri Ruhselman
Sevgili Okur,
İnsanın en büyük sorusu, kendi yolunda olup olmadığını bilmek. Mukadderatı zorlamadan, vicdanın rehberliğinde ilerlemek… Benim için bu yol, yazmakla başladı. Yazmak, hem içsel bir keşif hem de ruhsal huzurun kapısı oldu.
Kendi Yolculuğum
Bilinçli farkındalığın ve yararlı ruh halleri geliştirmenin etkileri zaman alır. Gotama, bunun en az yedi yıl süreceğini söylemiş ve şöyle uyarmıştır: “Nasıl ki okyanuslar yavaş yavaş yükselip yavaş yavaş alçalıyor, sonra ani bir hareket olmaksızın yavaş yavaş eski haline geri dönüyorsa; bu yöntem, eğitim, disiplin ve uygulama da etkisini nihai gerçeğe dair ani bir algı söz konusu olmadan yavaş yavaş gösterir.”
Her şey gereklilikle başlar ve özgürlükle bitmelidir. Başlangıçta disiplin, eğitim, çaba ve gereklilik vardır. İnsan, vicdanının sesini duyabilmek için kendini belli kurallara, yöntemlere ve çalışmalara adar. Bu aşama olmadan yol açılmaz.
Ama yolun sonunda, bütün bu gereklilikler içselleşir. Artık dışsal bir zorunluluk değil, içsel bir özgürlük haline gelir. Gotama’nın okyanus benzetmesiyle söylediği gibi, süreç yavaş yavaş işler; ani bir sıçrama değil, sabırla gelişen bir dönüşüm. İşte o dönüşümün nihai meyvesi özgürlüktür: vicdanla uyumlu yaşamak, tekâmülün doğal akışına kendini bırakmak.
Yazının Gücü
Yazmak, kişinin iç dünyasını keşfetmesi söz konusu olduğunda iç gözlemden üstündür. Çünkü belirsizliğin ve karışıklığın en etkili açığa vurucusudur. Benim için yazmak, hem kendi yolumu görmemi sağladı hem de başkalarının kendi yolunu sorgulamasına vesile oldu.
14 yıldır blog yazarlığı yapıyorum. Kitapların içinde kafa yormuş olmam, zaten benim kader planındaki tekâmül yoluna uygun bir uğraş içinde olduğumu gösteriyor. Çünkü:
- Vicdanına uygun yaşamak: Yazmak, düşünmek, araştırmak ve paylaşmak beni ruhen besliyor. Bu huzuru hissetmek, doğru yolda olduğumun bir göstergesi.
- Tekâmüle katkı sağlıyor: Blog yazarlığı, sadece kendime değil, okuyucularıma da hizmet eden bir uğraş. Bilgiyi paylaşmak ve başkalarının düşünmesine vesile olmak, tekâmülün önemli bir parçası.
- Akışta ilerliyor: 14 yıl boyunca sürdürmek bunun bir heves değil, kaderimdeki bir yol olduğunu gösteriyor. Zorlama olsaydı, bu kadar uzun süre devam edemez, sürekli engellerle karşılaşıp bırakırdım.
Mukadderatı Zorlamak Üzerine
Eğer bir iş kader planında yoksa, insan sürekli duvara toslar. Hayatın akışı engellerle doludur. Ama kader planındaki işler, çaba gerektirse bile bir noktada kolaylaşır, yol açılır. Benim yazarlık yolumda, çaba ve emekle birlikte doğal bir akış var. Bu da “zorlamak” değil, “uyum sağlamak.”
Okuyanla okumayan arasındaki fark
Yıllarca kitapların içinde kafa yormak bana gösterdi ki, çerçeve hep aynı kalıyor, sadece figürler değişiyor. Hakikati bilen, tüm resmi görebiliyor. Okuyanla okumayan bir olur mu? Tabii ki olmaz. Çünkü okuyan parçaları birleştirip bütünü görürken, okumayan figürlerin dağınıklığında kaybolur.
Bugün geriye baktığımda, yazıyla başlayan bu yolculuğun aslında kaderimin bir parçası olduğunu fark ediyorum. Ve biliyorum ki kendi yolumdayım.
Peki ya sen, kendi yolunda mısın?
Tüm sevgimle, Yasemin …
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.