“Bilgi çağını bilgelik çağına dönüştürürken yol göstericimiz Mevlana olacaktır. Çünkü o ruhsal yapımızdaki şifrelere dokunuyor, bizde var olan duyarlılığı harekete geçiriyor…”

— Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Merhaba

ABD’de çok satan kitaplar arasında Mevlana’nın eserlerinin olması ve bu kitapların “Rumi Meditasyon” adı ile çok kabul görmesi hep ilgimi çekmiştir, diyor Prof. Dr. Nevzat Tarhan. Bunun nedenini çoğu defa maddeci keskinliklerin kötü sonuçlarını görmelerine bağlıyordum. Daha sonra başka bir şey daha fark ettim. ABD’nin kuruluş felsefesinde Mevlana’nın kaynak gösterilmeyen bir etkisi vardır. George Washington ABD’nin felsefesi olan kurucu lideridir. Medeniyet ve Edepli Davranışın İnsan İlişkilerinde ve Şirket Yönetiminde Önemi;110 Kural adlı eseri incelendiğinde fikri temellerinde ve spiritüel yolculuğunda Mevlana’nın belirleyici rol oynadığı görülür.

O tarihte referans gösterme geleneğinin olmaması nedeniyle Mevlana kaynağı hep gözden kaçtı. Diğer taraftan demek ki bizde elimizdeki kıymetli taşa sahip çıkmadık ki o tak kıymetini bilene gitti.

Bir örnek vermek gerekirse, George Washington “Vicdan semadaki kutsal ışıktan bugünümüze ve kalbimizin içine yansıyan iç ses ve kıvılcımdır” sözü ile vicdanı tanımlamaktadır. Bu sözde kapitalizmden eser yoktur.

Bibliyoterapi

Psikiyatrik tıpta ruh sağlığını koruyan ve önleyici ruh sağlığında kullanılan çeşitli yöntemlerden söz edilir. Bibliyoterapi bunlardan bir tanesidir. Bibliyoterapi “kişinin ruhsal problemlerinin çözümünde rehberlik sağlaması için seçilmiş okuma materyallerinin kullanılması” olarak tanımlanır. Uzman desteğinde uygulandığında tedavi edici olur. Kişi kendisine verilen metinleri bireysel olarak okuyup, analiz edip faydalanırsa tedaviye katkı sağlar.

Peki, ben bu kitapta hangi yöntemi uyguladım?

Şu ana kadar psikoloji profesyonellerince yapılan çalışmalarda Mevlana öğretisinde psikanaliz kıyaslamaları ile yorumlar yapılıyordu. Tarhan, ben farklı bir yöntem izledim, diyor.

Mevlana’yı fiilen ve şeklen bugüne getirmek ve olduğu gibi taklit etmek yerine, zihnen ve hissen o güne gidip bilimin yeni metodolojisini kullanarak Mevlana’yı çağa uygun biçimde yeniden yorumlama yöntemini kullandım. Bu yöntem sayesinde akla ve ihtiyaca uyarlanabilir, beklenti ve istek oluşturabilir bir sunum yapabileceğimi düşündüm.

Psikoterapilerin birer zihin eğitimi olduğu yeni bilimsel yaklaşımdır. Bu yaklaşımın teorik temeli ile Mevlana öğretisinin teorik temelleri örtüşmektedir.

Yeni Zihin Modeli

Yeni Zihin Modeli tedavilerinde insan zihni eğitimle denetimimize girer (Özdenetim), önceden eğitilmişse kriz durumunda kontrol edilebilir (CBT, Davranışçı Bilişsel Tedaviler). Tasavvuf modelinde de insan zihninin eğitimi fil eğitimine benzer. Fil güçlü, sabırlı, saygılı ve itaatkâr bir hayvandır. Bu kadar incelikle itaat eden bir hayvan kriz durumunda kontrolünü kaybedebilir, sahibini bile öldürebilir. İnsan beyni de kontrol edilemeyen stres altında benzer tepkiyi vererek kişiye kalp krizi geçirtebilir.

İşte Mevlana metakognisyon tedavilerinde olduğu gibi düşünce hakkında düşündürterek bize içimizdeki vahşi enerjiyi yönetmemizi öğretiyor.

Tarhan, günümüzde psikiyatri pratiğinde kullanılan, insanın ruhsal olarak sağlıklı olmasına engel olan ve hastalığının devamına sebep olan zihin haritalarını, kalıp yargılarını ve yanlış inanışlarını ölçen ölçeklerden faydalanmış. Bunlar insanın düşüncesi hakkında düşünmesini sağlayan yüksek zihinsel fonksiyonlarla ilgili ölçeklerdir. PBQ, NCQ, EQ, NCRS, PCRS 1, 2, 3 gibi. Bu ölçeklerde geçen hatalı kalıp düşünceleri hikâyeden önce yazarak, sonra Mevlana’nın ilgili hikâyesini aktarmış. Daha sonra yorum yaparak konuyu tamamlamış. Ayrıca hisseden, düşünen ve sosyal zihnin eğitiminde kullanılan “10 Basamakta Duygusal Zekâ Eğitimi” modelini Mevlana’dan öyküler ve yorumlarıyla açıklamış. Tarhan, “Ümit ederim faydalı olur.” diyor.

Ve Mevlana’dan ilhamla şöyle diyor:

“İnsanın gözü kördür ışık olmadıkça,
Aşkın gözü kördür gerçekler olmadıkça,
Aklın gözü kördür ahlak olmadıkça,
Hırsın gözü kördür terazi olmadıkça,
Şöhretin gözü kördür tevazu olmadıkça,
Gücün gözü kördür erdem olmadıkça,
Paranın gözü kördür insaf olmadıkça,
Menfaatin gözü kördür empati olmadıkça,
Adaletin gözü kördür hakkaniyet olmadıkça,
Tabibin gözü kördür tıp etiği olmadıkça,
Medeniyetin gözü kördür bilgelik olmadıkça…”

Mevlana’ya çok İhtiyacımız

Bilgi çağında bilgelik çağına geçerken Mevlana’ya çok ihtiyacımız var. Çünkü DNA’larımızda iyilik ve kötülüğü kodlayan genler yoktur. Hayatta yol gösterici arayanlara Mevlana ile bilimi birleştirmek gibi bir seçenek sunmaya çalışıyor.

Aklın rehber olduğu günümüzde kalbe bir yolculuk yapmak isteyenler bu kitabı dikkatle okumalıdırlar.

Hiçbir din, doktrin ve ideolojinin temsilcisi olmadan hakikat aşkı ile olaylara bakanlar geçmişimizdeki bu hazineyi yeniden keşfedebilecekler. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Mevlana’ya yeni bir bakış ve yorum getirmiş. Ben de bu bakış açısıyla yeniden Mevlana’yı tanımış oldum.

Bilgi çağında insanlık yeni bir şeyi fark etmenin eşiğinde. Bilginin üstünde başka bir bilgi daha var. O bilgi; vicdani bilgi, iç sestir. Onun için 21 , yüzyıl bilgelik çağı olacak diyoruz. Eğer İnsanlık “bilgeliği” yakalayamazsa bütün kazanımları boşa gidecek.

Yeni yüzyılın savaşı iyinin ve kötünün savaşı olacak. Kötü, geçerli yöntemler uygularsa başarılı olur. İyi, geçersiz yöntemler kullanırsa başarılı olamaz. Metodoloji yadsınamaz bir noktada duruyor. Yeni yüzyılın metodolojisi ise teknolojidir.  O hâlde iyi insanlar da iyi yöntemler kullanarak başarılı olmalılar. Hz. Peygamber (sav) “İyi niyet ve güzel gayret varsa onun tamamlayıcısı Allah ‘tır” diyor. Yani âslolan, iyi niyetli bir çaba. Niyetin farkındalığı ise vicdandadır çünkü vicdanın temel unsurlarından biri de iyi niyettir. O yüzden “vicdanî zekâ” diyebileceğimiz yeni zekâ türünün geliştirilmesi gerekiyor. Teknolojinin de yardımıyla bütün gezegen çapında sohbet ortamının baş sohbetçisi Mevlana olabilir.

Bilgi Çağındaki İnsanın Arayışları

Tarihin eski devirlerinde de bugünün insanında da ortak olan bir arzu var: Dünyaya hâkim olmak, kendini gerçekleştirmek, tarihe iz bırakmak… Şartlar farklı olsa da bu arzu hepimizde ortaktır. Bunların hepsi, insanın psikolojik ihtiyaçlarıdır. Daha doğrusu ortaya çıkan ihtiyaçlardır. Yani ihtiyaç olduğu için arzu etmiyoruz, bunlar arzu ettiğimiz için ihtiyaç haline geliyorlar.

İnsanda bir arzu hiyerarşisi var diyebiliriz. Çok bilinen Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üst basamaklara çıktıkça “kendini gerçekleştirme” ihtiyacını görürüz. İnsanda, temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra kendini gerçekleştirme ihtiyacı ortaya çıkıverir. Kendini gerçekleştirme arzusu insanı bir arayışa sürükler. Arayışa girdiğimizde soyut amaç ortaya çıkar. Çünkü insanın olağan işlerinin ötesinde, olağanüstü bir proje geliştirme gereksinimi vardır. İnsanı geliştiren ve diğer canlılardan ayıran yanı budur. Ayrıca insan varoluşunun farkındadır, ölümü sorgular ve anlamlılık arayışından doğan bir iz bırakma ihtiyacı hisseder. İnsanın en yüksek arzusu ölümsüzlük arzusudur. Bu arzu da hayatı, varoluşu sorgulamasına sebep olur ve onu Yaratıcıyı araştırmaya iter. Bu da insanda vicdani bir iç ses oluşturur.

Bilgi çağını, bilgelik çağına dönüştürürken Mevlana’nın öğretisi müthiş bir bilgi bankasıdır. İnsanlığın Mevlana’nın düşünce ve duygu donanımına ihtiyacı var. Bu, denizde derinlere dalmak için özel dalış kıyafetleri giymeye benzer. İnsanın manevî olarak gelişebilmesi için onunla ilgili bir donanıma sahip olması gerekir. Ancak o şekilde derinlere dalabilir ve insana ait hazineler keşfedebiliriz.

“Haritada nerede olduğunu bilen kişi, gideceği yere karar verebilir. Sosyal bilinçle yaşadığı çevreyi, toplumu tanır ve böylece ilişki yönetimine geçebilir. Mevlana’da duygusal zekânın bu dört aşamasının da (özbilinç, özyönetim, sosyal bilinç, ilişki yönetimi) var olduğunu görüyoruz.”

Şimdi Yeni Bir Zekadan Söz Etmek Lazım: Vicdani Zeka

Mevlana’nın büyük bir amacı ve bu amaca ulaşmak için de olağanüstü bir projesinin olduğunu görüyoruz. Büyük amacı ve olağanüstü projesinin olması; onun diğer insanlara nazaran düşüncenin sınırlarını aştığını, zihinsel kısıtlamaları kırdığını, bilinç ve algılama alanlarında geniş değişiklikler yaptığını gösterir. Bu değişikliklerin biyolojik karşılıkları vardır. Bunların ne olduğunu iyi anlamak gerekiyor. Bu karşılıkları tanımlamak için son yıllarda pozitif psikoloji çalışmaları yapılıyor. Yapılan çalışmalar neticesinde insan beynindeki beş alanda geliştirilebilir beceriler kümesi ortaya çıktı. Tespit edilen beceri kümeleri “zekâ alanları” olarak da tanımlanıyor.

Mevlana ile ilgili olarak üzerinde durulan en önemli zeka “vicdani zeka”dır. Buna “ruhsal (spiritüel) zeka” da denebilir.

Nedir Bu Vicdani Zeka?

Bu zekâ türünü isimlendirirken “ruhsal” kelimesinin yerine vicdanî denilmesi daha doğru olur kanaatindeyim. Vicdanî zekâ bir bakıma kişinin iç sesini dinleyebilmesi, iç ve dış sorumluluklarının farkına varabilmesidir. İçimizde neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen bir ses vardır. O yüzden vicdanî zekâsı yüksek kişiler yaptıkları her işte hesap verebilirliği düşünürler. Yani sadece çıkarlarını düşünmek yerine Yaratıcı’ya karşı da sorumluluk hissederler. O yüzden etik değerlere sahip olurlar. Bu kişiler her hâlükârda ilkelidirler, dürüsttürler. Bir söz vardır; “İyi insan olmanın annesi tevazu, babası cesarettir” diye. Bu kişiler, doğrular için riske girebilirler. Kişisel olarak mütevazı oldukları hâlde, iddialarını da taşıyabilirler. Aynı zamanda bunu egolarını şişirmeden yapabilirler. Egonun öne çıkmaması, değerleri öncelemenin bir başka işaretidir. Bu tip kişiler kendi egoları namına değil ilkeleri adına hareket ederler. İlkeleri için ciddi riskler alabilirler. Bu kişilere baktığınızda kişisel olarak son derece mütevazı olduklarını görürsünüz, yaptıkları işlere baktığınızdaysa normal insanların cesaret edemeyeceği işler ve başarılı neticelerle karşı karşıya kalırsınız.

Bu kişiler bilgece konuşan, sözlerinde bir hikmet olan kişilerdir. Karar verirken ahlaki akıl yürütmeyi çok iyi kullanırlar. İnsanların dürüst, ilkeli ve iyi niyetli olmasını önemserler. Bu tip insanlar kendilerini Yaratıcı’ya karşı sorumlu hissettiklerinden reaktif değil, proaktiflerdir. Hayatın kontrolünün Allah’ta olduğunu bildiklerinden kendi sınırlarının farkındadırlar. 

Bu dünyada misafir olduklarını, burada kiracı olduklarını unutmazlar. Bu dünyada kendilerine verilen hayatın karşılığı olarak “iyi insan” olmak gerektiğine inanırlar. “İyi insan olmazsam bu dünyanın hakkını veremem. Öldükten sonra cennet verilirse bile bu Allah’ın fazlındandır” diye düşünürler.

Böyle düşündüklerinden başarıyı sahiplenmezler. Ama onun değerini de düşürmezler. Onlar için hem suret hem de sîret önemlidir. Kişilik, karakter gibi özellikleri dikkate alırlar. Makam, güç, şöhret, para ve güzellik gibi kavramları etik şekilde kullanmaya önem verirler.

Vicdanî zekâ Değerleri

  • İç sesi dinleyebilmek
  • İç-dış sorumluluk
  • Hesap verebilirlik
  • Yaratıcı güce karşı sorumluluk
  • Etik değerlere sahip olmak Ahlaki akıl yürütmeyi kullanmak
  • Bilgelik
  • Alçak gönüllülük
  • Dürüstlük ve ilkelilik

Sorularla Küçük Bir Vicdani Zeka Yoklaması

  • Doğru mu gücü getirir, yoksa güç mü doğruyu?
  • Sadık olmak nedir?

Günümüzün bunalımlı insanı varoluş krizinde ve anlam arayışında Mevlana’da simgeleşen yaşam felsefesini arıyor farkında değil…

Yazarın Notu:

İnsanlık Mevlana’yı yeniden keşfediyor. Çünkü onun öğretisi yaşadığı zamana hapsedilemeyecek kadar evrensel. Çünkü hepimizin ondan öğreneceği çok şey var. Prof. Dr. Nevzat Tarhan buradan bakarak, Mesnevi’nin çağları aşan bilgeliğinin ruha nasıl şifa olabileceğini anlatıyor.

Tarhan, Mesnevi Terapi’de Mevlana’yı günlük hayatta bize yol gösterecek bir rehber olarak tanımamız gerektiğini anlatıyor. İçimizdeki hakikati görmemizi, farkındalığımızı artırmamızı sağlayacak önerilerle, Mesnevi’yi modern psikoloji tarafından da kabul gören bir anlayışla kalbe ve ruha şifa veren bir eser olarak okutuyor.

Okur için katkılar:

  • Kendi iç yolculuğunu başlatma: Mesnevi hikâyeleri aracılığıyla kişi, farkında olmadığı hakikatleri keşfedebilir.
  • Ruhsal denge: Manevi öğretilerle psikolojik yöntemlerin birleşimi, bireyin ruhsal sağlamlığını artırır.
  • Toplumsal fayda: Kolektif bilinçteki duygusal gerilimleri azaltarak daha sağlıklı bir toplum yapısına katkı sağlar.

Mesnevi Terapi, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Nevzat Tarhan’ın Mesnevi Terapi eseri günümüzde, modern psikoloji ile Mevlânâ’nın evrensel öğretilerini buluşturarak bireylerin ruhsal farkındalıklarını artırmayı hedefliyor. Kitap, bilgi çağını bilgelik çağına dönüştürme iddiasıyla, Mesnevi’nin hikâyelerini psikoterapi yöntemleriyle ilişkilendiriyor ve günümüz insanının stres, kaygı ve anlam arayışına doğrudan cevap veriyor.

Eserin Günümüz İçin önemi Nedir?

  • Stres ve kaygı çağında: Modern insan yoğun stres, yalnızlık ve anlam arayışı içinde. Mesnevi Terapi, bu sorunlara manevi ve psikolojik bir çözüm sunuyor.
  • Kolektif bilinç: Jung’un “mit” yaklaşımıyla da örtüşen şekilde, Mesnevi’deki hikâyeler bireyin bilinçaltına dokunarak kolektif bir farkındalık yaratıyor.
  • Psikoterapiye katkı: Tarhan, Mesnevi’nin hikâyelerinin insanın kendini tanımasına yardımcı olduğunu ve modern psikiyatride kullanılan yöntemlerle paralellik taşıdığını belirtiyor.
  • Bilgi → Bilgelik dönüşümü: Kitap, bilgi çağında insanın sadece “bilgi” ile değil, “bilgelik” ile yol alması gerektiğini savunuyor

Kaşif Nevzat Tarhan

7 Temmuz 1952, Merzifon, Amasya.

Eğitim: 1969’da Kuleli Askeri Lisesi, ardından 1975’te İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu oldu.

Askeri kariyer: GATA’da staj yaptı, Kıbrıs ve Bursa’da kıta hizmeti gördü. 1982’de GATA’da Psikiyatri Uzmanı oldu.

Akademik yükseliş: 1988’de Yardımcı Doçent, 1990’da Doçent, 1996’da Profesör unvanını aldı.

Mesleki Kariyer

Emeklilik: Kendi isteğiyle askeriyeden ayrıldı.

Askeri görevler: Erzincan ve Çorlu askeri hastanelerinde çalıştı; GATA Haydarpaşa’da klinik direktörlüğü yaptı.

Adli Tıp: 1996–1999 arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyeliği ve Adli Tıp Kurumu bilirkişiliği yaptı.

Kurumsal Girişimler

  • Memory Center of America (1998): Türkiye temsilciliğini aldı.
  • NPİSTANBUL Beyin Hastanesi (2006): Türkiye’nin ilk nöropsikiyatri hastanesini kurdu.
  • Üsküdar Üniversitesi (2011): Tüm mal varlığını bağışlayarak kurduğu üniversitenin kurucu rektörü oldu.
  • Dernekler: Türk-Amerikan Nöropsikiyatri Derneği Türkiye Şubesi başkanıdır

Bilimsel Katkıları

  • Alanı: Psikiyatri, nöropsikoloji, adli psikiyatri.
  • Çalışmaları: Beyin işlevleri, ruh sağlığı, psikoterapi yöntemleri, toplum psikolojisi.
  • Yayınları: Mesnevi Terapi, Psikolojik Sağlamlık, Mutluluk Psikolojisi gibi eserlerle hem akademik hem popüler düzeyde geniş kitlelere ulaştı.
  • Yaklaşımı: Modern psikiyatriyi manevi ve kültürel değerlerle buluşturmayı hedefledi.

Nevzat Tarhan’ın biyografisi, yalnızca bir hekimin kariyerini değil, aynı zamanda Türkiye’de psikiyatriye kurumsal bir vizyon kazandıran bir öncünün hikâyesini anlatıyor. Onun hayatı, askeri disiplinle başlayan bir yolculuğun, akademik üretkenlik ve toplumsal sorumlulukla birleşerek bilinç yükseltici bir misyona dönüşmesinin örneği.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin