“… Neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda güçlüdür? Batı da elektriğin, gazın ya da petrolün olmadığı dönemlerden geçti ama bildiğim kadarıyla onlarda gölgelerden keyif alma eğilimi yok. Hayalet tasvirlerinde, eskiden beri Japon hayaletlerin ayakları olmaz ancak Batı’da hayaletlerin ayakları vardır, üstelik vücutları da seçilir. Bu kadar ufak bir farktan bile anlarız ki bizim fantezilerimizi zifiri karanlık süslerken, onlar hayaletleri bile cam gibi berraklaştırır.”
— Cuniçiro Tanizaki
Merhaba
Çocukluk evi, Tanizaki’nin daha sonra yaşam boyu süren deprem korkusunu atfettiği 1894 Meiji Tokyo depreminde yıkıldı. Ailesinin mali durumu, öğretmen olarak başka bir evde ikamet etmeye zorlanana kadar yaşlandıkça çarpıcı bir şekilde azaldı.
Bu finansal sorunlara rağmen, Isamu Yoshii ile tanıştığı Tokyo Birinci Ortaokulu’na gitti. Tanizaki, 1908’den itibaren Tokyo İmparatorluk Üniversitesi Edebiyat Bölümü’ne katıldı, ancak öğrenim ücretini ödeyemediği için 1911’de okulu bırakmak zorunda kaldı.
1918’de Tanizaki, Chōsen, kuzey Çin ve Mançurya’yı gezdi. İlk yıllarında Batı’ya ve modern olan her şeye aşık oldu. 1922’de, 1919’dan beri yaşadığı Odawara’dan, büyük bir gurbetçi nüfusa sahip, kısa bir süre Batı tarzı bir evde yaşayan ve bohem bir yaşam tarzı süren Yokohama’ya taşındı. Bu bakış açısı ilk yazılarından bazılarına yansır.
Tanizaki, Taikatsu film stüdyosunda senaryo yazarı olarak çalışarak sessiz sinemada kısa bir kariyere sahipti. Saf Film Hareketi’nin bir destekçisiydi ve Japon filmine modernist temaların getirilmesinde etkili oldu. Amatör Kulüp (1922) ve Bir Yılanın Şehveti (1923) filmlerinin senaryolarını yazdı (kısmen Mizoguchi Kenji’nin 1953 başyapıtı Ugetsu monogatari’ye ilham kaynağı olan Ueda Akinari’nin aynı adlı hikayesine dayanarak). Bazıları Tanizaki’nin sinemayla ilişkisinin genel kariyerini anlamak için önemli olduğunu savundu.
Tanizaki Ödülü, Japonya’nın en çok aranan edebiyat ödüllerinden biridir. 1965 yılında yayıncılık şirketi Chūō Kōronsha tarafından kurulan eser, her yıl bir kurgu veya drama eserine verilir.
Tanizaki (1886-1965), esasen Shōwa devrinde etkili olmuş çok kıymetli bir Japon yazardır. Yazarın en mühim makalelerinden biri olan “Gölgeye Övgü” isimli çalışması, ilk defa 1933 yılında yayımlanmıştır. Gölgeye Övgü, gölgelerin Japon kültüründeki önemine değin yazarın görüşlerini ihtiva etmektedir.
Tanizaki, yazılarında bilhassa Japonya’nın 1868 yılında batı kültürüne açılmasından sonra ülkede vuku bulan değişiklikleri analiz eder. Bu değişikliklerden birisi 20. yüzyıl baskılarında perspektifin kullanılmasıdır. Tanizaki’ye göre bu tarz yeni unsurların tanıtımı Japon kültürünün ana değerlerini tahrip edebilecek bir güce sahiptir. Nitekim öyle de olur. Japonya’da elektrikli aydınlatma yaygınlaşınca her şey değişmeye başlar. Elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmasından sonra; gölgenin iç tasarımda, tiyatroda ve diğer sanat biçimlerinde oynadığı rol önemli ölçüde azalır.
Tanizaki’nin Gölgeye Övgü‘sü, bir edebi yazı olmaktan çok mimari bir söylev. Öte yandan, bunun da ötesinde, Gölgeye Övgü yaşayan varlıkların belirli bir kesiminin ekolojisine dair bilimsel bir tez aynı zamanda.
Tanizaki’nin Gölgeye Övgü‘yü, kendi zamanında eşi benzeri görülmemiş bir felaketi, 140.000’den fazla can almış 1923 Tokyo Depremi’ni takip eden yıllarda yazmıştı.
Tanizaki’yi kendi geleneklerine, bizi de Tanizaki’ye çeken şey, varoluşun hakikatlerine gösterilen bu kararlı ilgidir. Ona ait bu çağdaş duyarlılık ve keskin mizah anlayışı sayesinde eserleri karşısında yüreğiniz hayranlıkla dolup taşar.
Arkadaş Hediyesi
Japon edebiyatı ve mimarisine farklı bir pencere açan Tanizaki “Gölgeye Övgü” eserini hediye eden arkadaşım Hale’ye teşekkür ederim…
Gölgeye Övgü, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Komorebi, ışıkla gölge arasındaki dansı temsil eder. Bu temsiliyet Tanizaki’nin klasiklerinden biri olan kısa denemesi Gölgeye Övgü‘de derinlemesine işlediği bir konudur. Çevirisi mümkün olmayan bu terim doğanın yarattığı ışık ve gölge oyunlarını tanımlamak için kullanılır.
Bu konsepti tanımak ormanda gezinirken ağaç yapraklarının arasından süzülen güneş ışığıyla oluşan şekillerin güzelliğinin farkına varmamızı sağlayacak.
Komorebi doğanın yarattığı soyut bir sanat eseridir.
Marion Milner’in İlham Kaynağı
Tanizaki’nin Gölgeye Övgü kitabının yayımlanmasından bir yıl sonra İngiliz psikanalist Marion Milner Kendine Ait Bir Hayat kitabını yayımladı.
Yazar yedi yıl boyunca yazdığı bu günlükte hayatta onu neyin mutlu ettiğini ve hayattan ne istediğini sorguluyordu. Cevabı doğada yaptığı bir gezinti sırasında komorebi‘nin yardımıyla bulacaktı.
Milner düzenli olarak gezintilere çıktığı bir ormanın kıyısında yaşıyordu. Günlüğündeki bir bölümde dolaşırken karşılaştığı ışık ve gölge oyununun kendisini adeta hipnotize ettiğinden bahsediyor, doğanın güzelliğine teslim olmuş gibi hissettiğini söylüyordu.
Bir akşam üstü ağaçların aydınlık olan yapraklarını gördüm; yapraklar masmavi gökle buluştuğunda metal kapılara ya da eski elyazması süslemelerine benzer şekiller sahip olmak istediğimi hissettim. Bir şekilde bana ait olmalarını veya resimlerini çizebilmek için onları ele geçirmeyi istedim.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın