“Aileye odaklanarak, bununla daha derin bir tarihi, insan olmanın ne anlama geldiğini, insanın geçmişine ve bugününe dair yeni bakış açıları ve yeni anlayışların dünya tarihinin geniş zamansal çerçevesi içinde nasıl gün ışığına çıktığını anlıyoruz.”
— Mary Jo Maynes ve Ann Waltner
Merhaba
Her yıl olduğu gibi, bu Ağustos ayında da yeniden bir araya gelerek yeni anılar biriktiren Ailem’in her bir parçasına teşekkür ederim…
İnsanlar her zaman aile içinde yaşamışlardır fakat zamanla bunun anlamı önemli ölçüde değişmiştir. Aile tarihsel bir kurumdur, doğal bir durum değildir. Aile, insanlık tarihi boyunca var olagelmiş bir kavramdır fakat bu yapı tarihsel süreç içerisinde çokça değişikliğe uğramıştır. Bir yandan bir tarihe sahip olan aileler, bir yandan da tarihi yazmaktadır.
Ailenin yetkisi, ev içi alanından farklı bir “kamusal” yaşam alanını işgal ettiği düşüncesi, aileye doğrudan veya mecazi anlamda atıfta bulunulmadan anlaşılmaz. Örneğin, kraliyet gücü, hanedanlık sistemlerinde aile soylarından geçmektedir fakat resmi demokrasilerde bile, etkin aileler genellikle seçim yoluyla yetki alır. Her iki türden hanedanlığın olmadığı yerlerde bile, “insan kardeşliği” ya da “kurucularımız” gibi aile metaforları, siyasi düşünce üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.
Diğer krallıklarda, tüccar veya seçkin aileler, uzun mesafeli ticareti kurmak organize etmek veya ticari çıkarlarını ilerletmek için akraba bağlarını kullanır. Göç akışları, ekonomik cazibe ve benzeri durumlara dayandığı kadar ailesel bağlantılara da dayanır. Politikaya, ekonomiye ya da göçe bakıldığında aileler, sadece aile olarak değil tarihsel dönüşümün temsilcileri olarak ortaya çıkarlar.
Bu tür bir tarihçeye kalkışmadan önce aile ile ne kastettiğimizi belirlememiz gerekmektedir. Buradaki amaçlarımız için, çok genel ve kapsayıcı bir aile tanımı yapmak faydalı olur. Aileler, kültürel olarak tanınan evlilik bağları ya da benzeri ortaklık biçimleri, soy ve/veya evlat edinme ile birbirlerine bağlanan ve genellikle bir süre için bir haneyi paylaşan küçük insan gruplarıdır. Bir arada yaşama zorunluluğu geçicidir ve aile döngüsünün aşamalarıyla değişir. Dolayısıyla aileler, hane halkıyla özdeş değildir. Aile üyeleri her zaman bir konutu paylaşmazlar. Akrabalık bağları sadece birisi aile evinden taşındığı için bozulmaz. Bir arada yaşama her zaman akrabalık belirtisi anlamına gelmez.
Ayrıca, birbiriyle aile bağı olmayan kişilerin bir haneyi paylaştığı, oda arkadaşları, çıraklar, hizmetçiler gibi sayısız görünüm vardır. Bunlar birbirleriyle akraba değildirler ve birbirlerini aileleri olarak görmezler. Böylece ailenin tarihi, hanenin tarihi ile bağlantılıdır fakat onunla aynı değildir. Aile üyelerini tanımada farklı toplumların farklı tanımları vardır.
Bu kitabın kapsadığı zaman aralığı iddialı gibi görünse de, aslında en geniş anlamıyla, küresel tarihin buzdağının görünen kısmıdır. Tarihçiler, giderek artan bir şekilde, jeolojik tarih bağlamında, dünyanın başlangıcından bu yana olan gerçek tarihini zaman dilimleriyle açıkladıkları “büyük tarih” ile ilgilenmeye başlamışlardır. Diğer tarihçiler, bu uçsuz bucaksız jeolojik zaman aralığının yetersizliğinde bile, bin yıl önce meydana gelen insani bir gelişmede, tarihin geleneksel becerileri için çok değerli olan yazılı kayıtlardan önceki olayları anlamak gerektiğini savunur. Uzun bir bakış açısıyla yaklaşmak, insan gelişiminin süreçlerini ve daha kısa zaman dilimleriyle sınırlı olan araştırmalardan kaçınan sosyal yaşam kalıplarını gün yüzüne çıkarır.
Zaman hakkında düşünmemize yardımcı olmasında uzamsal bir metafor kullanmak için, MÖ 10.000’de başlayan ailenin tarihini yazmak bize büyük bir resim sunar. Bu, daha ayrıntılı dönemleri ve daha bireysel hikâyeleri görmemiz— için bir tür kuşbakışı fotoğraf sağlamaktadır. Uzun zamansal bir çerçeve, geniş bakmamızı mümkün kılar. Ayrıntıları gizlese bile ana hatları görmemizi sağlar. Ama derin tarih bize aynı zamanda yöntemsel anlayışlar da sunar. “Tarih öncesi” dönemleri inceleyen arkeologların somut kanıtlarını ele almak, daha kapsamlı metinsel belgelerin olduğu son dönemlerdeki benzer somutların bize daha neler anlatabileceğini gösterir. Özellikle bu gibi kanıtlar, devam eden insani gelişim ve ev içi faaliyetlerin başlangıcından bu yana, insanlık tarihini yönlendiren itici güç olmaları bakımından ilginçtir. Bu kitap, özellikle aileye odaklanarak, bununla daha derin bir tarihi, insan olmanın ne anlama geldiğini, insanın geçmişine ve bugününe dair yeni bakış açıları ve yeni anlayışların dünya tarihinin geniş zamansal çerçevesi içinde nasıl gün ışığına çıktığını geniş olarak anlatmaktadır.
Tanrıların Doğuşu: Dinlerin Ortaya Çıkışı
Tanrıların doğuşu: dinlerin ortaya çıkışında aileye ait sorularım:
- Eski Mısır’da evdeki inanç düzeninin başlangıcı nasıl olmuştur?
- Dini inançlar ve aile davranış kuralları arasındaki yakın ilişkinin örnekleri nelerdir?
- Binlerce yıl boyunca korunan ve kil oyularak hazırlanan kral listesi, aynı anda siyasi hem de aile tarihi olma işlevi gören bir soyağacı olarak kraliyet otoritesini nasıl meşrulaştırmıştır?
- MÖ 1750’den kalma Hammurabi Kanunları, hangi aile hükümlerini içerir?
- Han Hanedanlığı döneminde (MÖ 206-MS 220), Konfüçyüsçülük olarak bilinen bir düşünce sistemi bir devlet ideolojisi haline nasıl gelmiştir? Ve Aileler bunu özel bir etik olarak nasıl benimsemiştir?
- Tüm eski devlet biçimleri aile ilişkilerine mi dayanmaktadır?
- Aile ve yönetimin birleştirilmesinin, dünya tarihi dinamikleri ile MS 15.yüzyılda küresel bağlantıların yoğunlaşması açısından sonuçları neler olmuştur?
- Fetih bağlamında meydana gelen karşılaşmalar ya da kolonizasyon genellikle yerel aile yaşamına müdahalelere nasıl yol açtı?
- Osmanlı İmparatorluğu’nda aile bağlılıkları nasıl bozulmuştur?
- 1517’de Alman keşişi Martin Luther kariyerinin başlarında uyguladığı Kutsal Yazıları yorumlanmasından oluşan reform nedir?
- 1980’lerden başlayarak, cinsiyet ile ilgili yeni düşünceler ve onları incelemede yeni çareler aramak için birleşen feminist bilim harekete geçmiş ve hangi yeniliği başlatmıştır?
Ailenin Geleceği
Aile yaşamının evrimi, tarihsel güçlere bağlı olarak şekillenmeye devam etmektedir. Bu değişiklikler artık her zamankinden daha fazla küresel bir çerçevede gerçekleşmektedir. Ailenin insan türünün ilk ortaya çıkışına kadar uzanan derin tarihi, küresel tarihsel süreçlere damgasını vurmuştur. Aile içi ilişkilerin sosyal gelişimi her yerde ortak aktarımlara dayanır. Bununla birlikte, diasporalar ve kültürler arasında yeniden karşılaşmalar, ailelerde farklı yaşam biçimlerini yaratır.
Savaş ve barış, ekonomik koşullar, çevremizin durumu, iletişim, sağlık ve tıp dünya nüfusunu etkilemektedir. Yeni Oxford Dünya Tarihi, yerel tarihleri küresel bir bağlamda ve dünya olaylarını, sıradan insanların gözleri aracılığıyla gören genel bakış açısı sunmaktadır. Bu yerel ve ayrıca küresel birleşim, yeni dünya tarihini tanımlar. Geçmişteki küresel ve yerel koşulların işleyişini anlamak, bize, kendi dünyamızı incelemek ve bununla bağlantılı olarak geleceği öngörmede fayda sağlamaktadır.
Ailenin Tarihi, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Ailenin Tarihi” (Mary Jo Maynes ve Ann Waltner) günümüz için hem tarihsel hem de toplumsal açıdan çok katmanlı bir öneme sahip. Bu eser, aileyi sadece bir biyolojik ya da kültürel yapı olarak değil, tarih yazan bir kurum olarak ele alıyor. Ve bu yaklaşım, özellikle günümüzde aile kavramının dönüşümünü anlamak için güçlü bir mercek sunuyor.
Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?
- Aileyi tarihsel bir yapı olarak görmek: Kitap, aileyi “doğal” değil, “inşa edilmiş” bir yapı olarak tanımlar. Bu, günümüzdeki aile biçimlerinin çeşitliliğini anlamak için kritik bir farktır.
- Zamanlararası bağ kurmak: MÖ 10.000’den günümüze kadar aile yapılarının nasıl değiştiğini göstererek, bugünkü aile dinamiklerinin kökenlerini anlamamıza yardımcı olur.
- İnsan olmanın anlamına dair yeni bakışlar: Aile üzerinden insanlık tarihine bakmak, bireyin kimlik, aidiyet ve toplumsal rolünü yeniden düşünmemizi sağlar.
- Toplumsal dönüşümleri izlemek: Kadınların, çocukların, yaşlıların aile içindeki konumları; ekonomik sistemlerin, göçlerin ve savaşların aile yapısına etkisi gibi konular günümüz politikalarını ve sosyal yapıları anlamak için temel veriler sunar.
- Küresel ve yerel bakış açısı: Kitap, farklı coğrafyalardaki aile biçimlerini karşılaştırarak, evrensel ve kültürel özgünlükleri birlikte değerlendirir.
Mary Jo Maynes
Mary Jo Maynes, Minnesota Üniversitesi’nde tarih profesörüdür.
- Uzmanlık alanları: Avrupa sosyal tarihi, kadın emeği, aile tarihi, otobiyografi, çocukluk ve gençlik tarihi.
- Eğitim geçmişi:
- Doktora: Michigan Üniversitesi, 1977
- Lisans: Pennsylvania Üniversitesi, 1971
- Akademik katkıları:
- Avrupa tekstil endüstrilerinde kadın emeği üzerine çalışmalarıyla tanınır.
- Aileyi tarihsel bir kurum olarak ele alan çalışmaları, bireysel anlatılarla toplumsal yapılar arasındaki ilişkiyi inceler.
- Küresel tarih perspektifiyle aileyi zamanlararası bir yapı olarak analiz eder.
Ann Waltner
Ann Waltner da Minnesota Üniversitesi’nde tarih profesörüdür.
- Uzmanlık alanları: Çin tarihi, kadın tarihi, kültürel karşılaştırmalar, aile yapıları.
- Akademik katkıları:
- Çin’de kadınların aile içindeki konumlarını ve kültürel anlatılarını inceleyen çalışmalarıyla tanınır.
- Kültürlerarası tarih yazımı konusunda öncü isimlerden biridir.
- Mary Jo Maynes ile birlikte yazdığı Ailenin Tarihi kitabında, aileyi hem tarih yazan hem de tarihe sahip olan bir kurum olarak ele alır.
Bu iki yazar, aileyi sadece bir sosyolojik yapı değil, aynı zamanda bir anlatı, bir enerji ve bir tarihsel aktör olarak görmemizi sağlıyor.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın