“İnançlarınız düşüncelerinize dönüşür. Düşünceleriniz, sözlerinize dönüşür. Sözleriniz, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınız, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınız, değerlerinize dönüşür. Değerleriniz, kaderiniz olur. “
— Mahatma Gandi
Merhaba
Her zaman hayalini kurduğunuz ilham dolu ve tatmin edici hayata erişebilmek için atmanız gereken en önemli adım nedir? Belki bu sorunun, “Para biriktirmeye başlamak”, “Daha iyi bir iş bulmak” ya da “Terfi almak” gibi bir cevabı olduğunu sanıyorsunuz.
Belki de cevabınız şöyle: “Hayat arkadaşımı bulmak”, “Çocuk sahibi olmak” ya da “Evliliğimi iyileştirmek.”
Belki düşünceleriniz, “Okula devam etmek”, “Seyahate daha çok vakit ayırmak” ya da “Maneviyatla ilgili şeylere daha çok vakit ayırmak” gibi cevaplara dönüşebilir.
Bu eylemlerin herhangi biri, sizin daha güzel, muhtemelen daha anlamlı bir hayat sürmenize katkı sağlayabilir. Ancak hiçbiri tek başına size, kaderinizi gerçekleştirmenizin anahtarını sunmaz.
Peki Neden?
Çünkü en çok değer verdiğiniz şeyin ne olduğunu, size gerçekte neyin ilham verdiğini, gerçekte kim olduğunuzu ve gerçek amacınızın ne olduğunu kesin bir şekilde anlamadığınız sürece, tamamıyla ilham dolu ve tatmin edici bir hayatı ıskalarsınız. Bir başkasının -bir ebeveyniniz, öğretmeniniz, patronunuz ya da eşinizin- yaşamanızı istediği hayatı yaşamaya meyilli olursunuz, bir başkasının değerlerinin ve önceliklerinin peşinden gitmeye çalışırsınız. Bunun sonucu hüsran olur. Sizi tatmin etmeyen bir işiniz, canlılığını yitirmiş bir ilişkiniz olur ve umutsuz bir hayat yaşadığınız hissine kapılırsınız.
Peki kendi değerlerinize göre yaşıyorsanız ancak bu değerlerin tam olarak farkında değilseniz ya da bu değerlerin önemini bilmiyorsanız ne olur? O zaman, her gün gösterdiğiniz çabanın tam karşılığını alamamış olursunuz. Değerlerimiz, bizim hedeflerimizi belirlememize ve gerçekleştirmemize yardımcı olan ana unsurlardır. Karşımıza çıkan fırsatlarla ilgili bizi uyarırlar, kendi fiziksel, zihinsel ve manevi güçlerimize erişmemizi sağlarlar. Değerlerinizin kısmen farkında olmanız, pek çok fırsatı gözden kaçırmamıza neden olurken, kendi becerilerinize tam erişim sağlamanızı da engeller.
Konfüçyüs şöyle der:
“Sevdiğiniz bir işi seçin, böylelikle hayatınızda bir gün bile olsun çalışmak zorunda kalmamış olursunuz.” –Konfüçyüs
Bu nedenle, değerlerinizi belirlemenin, gerçekleştireceğiniz en önemli eylemlerden biri olduğunu söylüyorum. Değerlerinizi belirlemeniz, ilham dolu bir kader yaşamanızın anahtarıdır. İşinizi sevdiğiniz için, sanki her gün hiç çalışmamışsınız gibi hissettiğiniz bir kariyere sahip olabilirsiniz. Aradığınız hayat arkadaşını bulabilir ya da mevcut ilişkinizi daha sevgi dolu, daha besleyici bir ilişkiye dönüştürebilirsiniz Kendi özgün dehanızı harekete geçirebilir, ekonomik özgürlüğünüzü artırabilir, etki alanınızı genişletebilir ve zindeliğe kavuşabilirsiniz. Sonuç olarak, var olma amacınızı yerine getirmek için daimi hayalinizi gerçekleştirmeniz mümkün olur. Değerlerinizi anlayarak bu değerleri en anlamlı hedeflerinize ulaşmak için kullanmak, umutsuz bir hayatı heyecan dolu bir hayata çevirmenin anahtarıdır.
Yazarın Notu: “Değerlerim”
Dışsal ve içsel benliğimi bir araya getirmek için yıllar önce “Temel Koçluk Eğitimi” aldım. Koçluk Eğitiminin ilke ve yöntemlerini öğrenirken “Değerler Prensibi” ile karşılaştım. İşin anahtarı, değerlerinizi bilip anlamak ve hedeflerinizi belirlerken onları kullanmak. Eğer hayatta öğrendiğim bir şey varsa o da, insanoğlunun engelleri aşmak, en zor durumlarını dönüştürebilmek ve hayatlarının temel anlamını bulmak için çarpıcı bir yeteneğe sahip olduğudur. Ancak bu dönüşümün anahtarı Değerler Prensibi‘dir.
Teknik olarak söylemek gerekirse: yaşam çarkının en önemli paydası “Sağlık”tır. Gerçekte sağlığa değer vermek sağlıklı şeyler yapmakla mümkün olabilir. Sağlık sorunu yaşayan pek çok insan gibi, hastalığımla ilgili sıkıntı, sağlık alanında öğrenebileceğim her şeyi öğrenmeye çok değer vermemi sağladı. Şifa sanatı ve iyileşmeyle karşılaştım. Beslenme düzenini değiştirdim, egzersiz yaptım, oruç tuttum, pilates, yoga ve meditasyon yaptım ve pek çok geleneksel ve geleneksel olmayan şifa sanatını ve ilgili disiplinleri kapsamlı ve detaylı bir şekilde araştırdım. Örneğin, son sekiz yıl içinde bedensel birçok değişiklik yaşadım. Takmak ya da kullanmak zorunda olduğum vücut destekleri yüzünden kendimi kısıtlanmış hissediyordum. Kendi değerlerimi bilmek, sabrımı ve azmimi artırdı. Değerlerinizle ilişkili bir hedefe ulaşmak istediğinizde ihtiyaç duyduğunuz kadar beklemeye ve hedefinize ulaşmak için gereken çabayı göstermeye azimle devam etme gücünüzü geliştirmiş olursunuz. Değerlerim öğrenmek, araştırmak, yazmak. Bu değerlerle çalışarak egzersiz yaparak bazı şeylerden kurtulmanın özgürlüğünü yaşıyorum. Değerler Prensibi’nin sağladığı yararları ilk elden tecrübe etmiş oldum.
“Vücudun iç ve dış ortamının dengesinin sağlanması ve baş yönetici olan sinir sisteminin gösteriyi tamamıyla yönetmesine izin verildiği takdirde; Vücudun gelişimini sağlayan iç gücün onu sağlığına kavuşturabilecek güce sahip olduğuna inandım.”
Dünyaya büyük katkı sağlamış liderlerin hayat hikayelerini ve eserlerini okudum. Emerson “Kıskançlık cehalet, taklit intihardır” der. İlham ve başarı dolu sıra dışı hayatlar yaşayan insanlar, hedeflerini değerleriyle birleştirmişlerdir. Bu kişiler, başkalarının değerlerine göre yaşamak yerine, kendi değerlerine uyumlu hedefler belirlemiş ya da bazı durumlarda değerlerini seçtikleri hedeflere uyumlu hale getirmenin yollarını bulmuşlardır.
Bir seçenek de Emerson‘un çağdaşı Henry David Thoreau tarafından tanımlanmıştır: “İnsan yığınları, suskun bir umutsuzluk içinde yaşar. Teslimiyet denilen şey, doğrulanmış umutsuzluktur.” Thoreau, pek çok insanın hiçbir zaman onlara ilham veren şeye erişemediğini açıkça ifade etmiştir.
Benim capcanlı bir hayatım var çünkü değerlerime- araştırma, yazma, öğrenme– buna göre yaşıyorum ve hedeflerimi ve isteklerimi de bu değerlere göre belirliyorum. Hayatınız, değerlerinizi destekleyen insanlar ve aktivitelerle dolu olduğunda, sizin için tatmin edici olur. Her iki tarafın da değerlerinin karşılık olarak kabul edilmesine dayalı bir ilişki, hayal bile edemeyeceğiniz kadar tatmin edici olur.
Ne yazık ki pek çoğumuz, kendi değerlerimizi bilinçli bir şekilde kabul etmek için yeterince vakit harcamıyoruz. Her erkeğin ya da kadının gücü, kendi değerlerini anlayıp gerçekleştirme ve hayatını bunlara göre şekillendirme kabiliyetinden kaynaklanır.
“Değerler Prensibi” kitabı, size her anın ilham verici ve tatmin edici olduğu bir hayatı nasıl yaratabileceğinizi gösteriyor. Ancak kitapla derin ilişki kurduğunuzda, kitabı kendi hayatınızla, kendi hedeflerinizle, kendi gerçek değerlerinizle ilişkilendirdiğinizde öğrenecekleriniz kadar çok şey öğrenemezsiniz.
Peki Değerlerinizi Anlamanın Sırrı Nedir?
İşte “Değerler Prensibi” burada devreye giriyor.
Yunan atasözü, kendi değerlerinizi belirlemenin önemini çok güzel ifade eder:
“Kendini tanı, kendin ol, kendini sev!” –Yunan Atasözü
➤Kim olduğunuzu bilmezseniz, nasıl kendiniz olabilirsiniz ki? Peki, gerçekten kendiniz olmazsanız, kendi değerlerinize uygun bir hayat yaşamazsanız, kendinizi nasıl sevebilirsiniz? Kendinizi tanıyın ve kendi değerlerinizi bilin; bu değerlere dayalı bir hayat sürün ve evrendeki kimseye benzemeyen eşsiz bir varlık olduğunuz için kendinizi sevin. Diğer bir deyişle, kendi değerlerinizi belirlemeniz, kendinizi tanımanın, kendinizi sevmenin ve hayatınızın amacını gerçekleştirmenin ilk adımıdır.
Hayatınız asla yalan söylemez…
Carlos Castaneda, “Kendimizi sefil de kılabiliriz, güçlü de. Ve her ikisi için de harcanan çaba eşittir.” der.
➤Kendi engin değerlerinizin farkında mısınız? Hedeflerinizle değerleriniz birbiriyle uyumlu halde mi? Sizler hedeflerinizle değerlerinizi uyumlu hale getirebilmek için neler yapıyorsunuz?
Değerlerinizin farkına varmakla, daha büyük bir kişisel ve profesyonel güce sahip olursunuz. Kendiniz için gerçekten en önemli olan neyse ona odaklanırsınız.
Hayatınızdan memnun ve mutlu olmak için gerçek değerlerinizin farkında olmalısınız.
Değerler nedir, ne değildir?
Pek çok insana benziyorsanız eğer, birtakım soyut özellikleri sıralamaya başlarsınız: dürüstlük, doğruluk, güven. Ya da muhtemelen bir dizi dini inanca, yurtseverlik ideallerine ya da ahlak kurallarına atıfta bulunursunuz.
Aslında bunlar, sizin gerçek kişisel değerleriniz değildir. Onlar, sosyal idealler olarak adlandırdığımız şeylerdir: Yani sosyal açıdan kabul gören düşünce ve davranış biçimleri.
Sosyal İdealler
Sosyal idealler kulağa hoş gelir… Ancak sizin algılarınızı, kararlarınızı, eylemlerinizi ve duygularınızı şekillendiren esas itici gücü yansıtmazlar. Bu ideallerin size ilham verdiğine canı gönülden inanıyor olabilirsiniz. Ancak onlar sizin esasen en çok değer verdiğiniz şeyden ziyade, sizin nasıl davranmanız gerektiği, nasıl davranmanızın iyi olacağı ve nasıl davranmak zorunda olduğunuzla ilgili fikirlerinizi yansıtırlar.
Sosyal idealleri ayırt edebilirsiniz çünkü genellikle genel cümleler ve soyut kategoriler halinde ortaya koyulurlar: İnsanlar dürüst olmalıdır. Başkalarına, onların sana davranmasını istediğin şekilde davran. İyi bir insan kiliseye, sinagoga, camiye ya da tapınağa gider. “Evrimleşmiş” insan, daima cömert ve fedakârdır.
Gerçek Değerler
Gerçek değerlerse aksine, sizin parmak iziniz, retinanız ve ses tonunuz kadar size özgüdür. Muhtemelen en çok değer verdiğiniz şey, ailenizle vakit geçirmek, güzel müzik dinlemek ve haftada birkaç kez basketbol oynama fırsatı elde etmek olabilir. Belki de moda giysilere, yaralı hayvanlara bakıp iyileştirmeye ya da girişiminizin küresel erişim alanını genişletmeye değer veriyorsunuzdur. Değerleriniz, hayatınız boyunca değişime uğrayabilir. Pek çok insanın değerleri değişir. Ancak hâlâ varlığınızın özünü oluşturmaktadırlar. Bunlar, ulaşmak istediğiniz, kaçınılmaz olarak peşinde olduğunuz ve hayatınızı adadığınız şeylerdir. Bunlar, en mutlu olacağınız eylemlere, kişilere ve yerlere sizi yönlendiren ve sizi mutsuz eden insanlardan ve durumlardan uzak tutan bir nevi dahili pusulalardır. Hangi eylemlerin ve ilişkilerin, öz varlığınızı gerçekten beslediğini düşünüyorsanız, onlar sizin değerlerinizdir.
➤Peki kendi değerlerinizi mi dışa vuruyorsunuz yoksa sosyal idealleri mi gerçekleştiriyorsunuz?
Önemli İpucu
Bu arada işte en önemli ipucu: Ne zaman ki “… yapmalıyım”, “… yapmam gerekiyor”, “Gerçekten … yapmalıyım” ifadelerini dile getiriyorsanız, işte o zaman kendi değerlerinizi açığa vurmak yerine, sosyal ideallerden ya da harici güçlerin değerlerinden bahsediyorsunuz demektir. Ne zaman ki “… yapmak istiyorum”, “… yapmayı seçiyorum”, ya da ” yapmayı seviyorum” ifadelerini kullanıyorsanız işte o zaman sizin için gerçekten değerli olan bir hedeften bahsediyorsunuz demektir.
Kendi değerlerimizle ilgili en önemli şeylerden biri, hayatlarımızda yoksunluk olarak gördüğümüz şeyi-görünürdeki zorluklar, tehditler, engeller, üzüntüler ya da eksiklikleri- nasıl yansıttıklarıdır. Yoksunluğunu hissettiğimiz şey için güçlü bir arzu duyarız. Yoksunluk ve yetersizlik algısı, kendimizi tatmin olmuş hissedene kadar bizi yönlendiren o yoksunluğa denk bir değer oluşturur.
“Değerler Prensibi içinizdeki lideri uyandırır. Eğer hayatınızda çoktan gerçekleştirmiş olduğunuz ya da gerçekleştirmek üzere olduğunuz bir amaç varsa, bunun en çok değer verdiğiniz şeyleri etkileyebileceğinden emin olabilirsiniz.”
Ana Prensibin Keşfi
Şu ana prensibi keşfedin: algılanan yoksunluklar, değerleri yaratır. Hayatınızda neyi en çok istiyorsanız değer verdiklerinizi o belirler…
Bu, sonu gelmeyen bir süreçtir. Aslında bazı yoksunluklar asla giderilmeyebilir. Sanatçı, kendini ifade etme arzusu duyar; sufi evrenin sırlarını bilme arzusu duyar; bilim insanı, yeni bilgiye açtır; görev insanı, insanoğluna yardım etmeye heveslidir- bu insanlar yoksunlukların öyle büyük etkisi altında kalırlar ki değerleri de eşit derecede büyür. Bu değerleri gerçekleştirmeye bir ömür yetmez.
Bir şeye gerçekten değer verdiğinizde, sürekli o değeri gerçekleştirmek için fırsat kollarsınız. Değerinizi gerçekleştirmek için, başka insanın kesinlikle gözden kaçırdığı insanları, yerleri, nesneleri, fikirleri ya da olayları fark edersiniz. Enerjinizi bu fırsattan yararlanmak için kullanırsınız. Gerçekten peşinde olduğunuz şeyi gerçekleştirmek için tüm zihinsel, fiziksel ve manevi kaynaklarınızı seferber edersiniz.
“Değerleriniz, sizin dikkatinizi, belleğinizi ve niyetinizi belirler: Dikkat ettiğiniz şeyi, unutmadığınız şeyi ve yapmaya niyet ettiğiniz şeyi…”
Kendi değerinizin farkına vararak, içinizdeki gücü harekete geçirin!
Mevcut Değerlerinizin Farkına Varmak İçin “On Üç Bölüm”
“Değerler Prensibi” nde mevcut değerlerinizin farkında olmanızı sağlayacak on üç bölümlük cazip bir anket var.
➤Ev ve iş alanlarınızda ne yaparsınız? Vaktinizi neye harcarsınız? Size ne enerji verir? Paranızı neye harcarsınız? Ne hakkında konuşursunuz ve neye kafa yorarsınız? En çok odaklandığınız ve organize olduğunuz anlar hayatınızın hangi alanlarıdır? Size ne ilham verir? En istikrarlı uzun dönemli hedefleriniz nelerdir? Neyi araştırıp incelemeyi seversiniz?
Değerler Prensibi, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. “Değerler Prensibi” kitabında ve Değer Belirleme Süreci’nde, değerler kişinin içsel motivasyonunu, karar alma biçimini ve yaşam amacını belirleyen temel enerji alanları olarak tanımlanıyor.
Demartini’ye göre:
- Düşük değerler ise dışsal motivasyon gerektirir, bu yüzden erteleme ve hayal kırıklığına yol açar.
- Her bireyin kendine özgü bir değerler hiyerarşisi vardır.
- En yüksek değerler, kişinin kendiliğinden ilhamla ve disiplinle harekete geçtiği alanlardır.
Demartini’ye göre değerlerin yedi biçimi şunlardır:
- Spiritüel Değerler: Kişinin evrenle, Tanrı’yla veya daha büyük bir bilinçle kurduğu bağ. Meditasyon, dua, ritüel ve içsel keşif bu alanda öne çıkar.
- Zihinsel Değerler: Bilgiye, öğrenmeye ve zihinsel gelişime duyulan tutku. Kitaplar, araştırmalar, entelektüel sohbetler bu değerin ifadesidir.
- Mesleki Değerler: Kişinin işine, üretkenliğine ve katkı sağlama biçimine verdiği önem. Kariyer, hizmet, liderlik ve yaratım bu alanda şekillenir.
- Finansal Değerler: Parayı bir enerji aracı olarak görme ve onu bilinçli şekilde yönetme. Yatırım, kazanç, bolluk bilinci bu değerin yansımasıdır.
- Ailevi Değerler: Aile bağlarına, ebeveynliğe ve kuşaklar arası ilişkilere verilen önem. Sadakat, bakım, miras ve köklerle bağlantı bu alanda görünür.
- Sosyal Değerler: Toplulukla etkileşim, sosyal katkı ve ilişkilerdeki rezonans. Arkadaşlık, sosyal adalet, iletişim ve görünürlük bu değerin parçasıdır.
- Fiziksel Değerler: Beden sağlığına, güzelliğe ve fiziksel deneyime verilen önem. Spor, beslenme, estetik ve duyusal hazlar bu alanda yer alır.
Demartini’ye göre her bireyin bu yedi alanda farklı bir öncelik sıralaması vardır. En yüksek değer, kişinin kendiliğinden ilhamla ve disiplinle yöneldiği alandır. Diğer alanlar ise bu yüksek değere hizmet ettiği sürece anlam kazanır.
Dr. John F. Demartini
Dr. John F. Demartini, insan davranışı uzmanı, eğitimci, filozof ve uluslararası çok satan yazar olarak tanınır. Ancak onu farklı kılan şey, sadece bilgiyi aktarması değil—bilinci dönüştürmesi. Kendi yaşamındaki zorlukları birer katalizör olarak kullanarak, milyonlarca insana “kendi en yüksek değerleriyle hizalanma” yolunu açmıştır.
Kökler ve Dönüşüm: Çocukluğunda disleksi ve öğrenme güçlüğü yaşadı. 18 yaşında günde 30 kelime ezberleyerek kendi zihinsel devrimini başlattı. Bu süreç, onu “bilgiyle şifalanma” yoluna soktu.
Akademik ve Evrensel Yolculuk
- İnsan davranışı üzerine 46 yılı aşkın süredir araştırma yapıyor.
- 30.000’den fazla kitap inceledi; 100’den fazla ülkede seminer verdi.
- Fortune 500 CEO’larından sanatçılara, devlet liderlerinden gençlere kadar çok geniş bir kitleye ulaştı.
Eserleri:
- Dönüştüren Deneyim (The Breakthrough Experience) → Her deneyimi bir şifalanma fırsatına dönüştürmek için bilinçli farkındalık ve nötrleme teknikleri sunar.
- Aşk → İlişkilerde idealizasyonu yıkarak, sevginin gölge ve ışıkla bütünleşen doğasını açığa çıkarır.
- Değerler Prensibi (The Values Factor) → Kendi en yüksek değerlerinle hizalanarak hem içsel tatmin hem dışsal başarıya ulaşmanın yolunu gösterir.
- İlhamdan Doğan Kader (Inspired Destiny) → Kişinin en yüksek değerleriyle hizalanarak hem anlamlı hem de üretken bir yaşam sürmesini hedefler.
- İçimizden Doğan Güç (The Heart of Love) → Sevginin merkezinde yer alan içsel gücü keşfetmeye ve onu yaşamın her alanına yaymaya davet eder.
Bu kitaplar, bireyin kendi değerleriyle hizalanarak hem içsel hem dışsal başarıya ulaşmasını hedefler.
Demartini Metodu: Kendi adını taşıyan bu yöntem, kişinin yaşadığı deneyimleri nötrleyerek, onları birer güç alanına dönüştürmesini sağlar.
- “Her deneyim, seni kendine geri çağırır.”
- “Kayıp yoktur, sadece algılanan eksiklik vardır.”
Felsefesi: Demartini’ye göre gerçek başarı, kişinin en yüksek değerleriyle hizalanmasıdır. Bilinçli yaşam, sadece hedefe ulaşmak değil; anlamla hizalanmak demektir.
Sevgi, denge ve hizmet merkezlidir.
Şifa Felsefesi Bilgelik Okulu:
Şifa Felsefesi Bilgelik Okulu’nun kurucusudur. Demartini, deneyim alanı ve çalışmaları pek çok alana yayılmış eşine az rastlanan, üstün yetenekli bir insandır. Kariyerine kayropratik doktoru olarak başlamış ve arkasından 200 farklı disiplinde Yaşam ve Sağlığın Evrensel Prensipleri adını verdiği çalışmalar yapmıştır. Aynı zamanda uluslararası bir konuşmacı olan Dr. Demartini, dinleyicilerine aydınlatıcı perspektifi, insan doğası ile ilgili mizahi gözlemleri ve pratik önerileri ile yepyeni bir bakış açısı kazandırın Onun bilgelik dolu sözleri zihinlere ilham verir, kalpleri açar ve insanları harekete geçirir. Koşulsuz sevgi anlayışı ve felsefesi psikolojiyi tekrar şekillendirmektedir. Ayrıca, geliştirdiği devrim niteliğindeki kişisel gelişim metodolojileri dünya üzerindeki milyonlarca kişinin hayatını değiştirmiştir.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın