“Biliniz ki : Türkiye Cumhuriyeti aslında siyasal değil, bütünüyle ruhsal bir zemin üzerine kurulmuştur…”

Erhan Kolbaşı

Merhaba

Ruhsal sistemin kendisine göre bir planı olduğunu düşünüyorsak; rüyalar aracılığıyla beynimizin sağ tarafından yüksek aklın manyetik etkisiyle şuurlanma gerçekleşiyor. Bu bilgilerin paylaşılmasından pek de emin değilim. Bilgiler doğru yorumlanabiliyor mu? Bunu düşünmeden edemiyorum. Yüzyıllardır bilginin yanlış ellere geçmesinden kaynaklanan birçok deneyim yaşadı atalarımız. Günümüzde halen bu yansımaları görüyoruz…

Öğrendiğim şu ki; bilgi enerjisi sürekli değişiyor ve ilerliyor. Dün anladığımız anlamla, bugünün manevi sürecinde çıkarabileceğimiz anlam arasında derin farklar var. Büyük olasılıkla, yarının bilgi enerjisiyle ortaya çıkacak anlam çok daha farklı bir boyutta olacak.

Kitaplar Okulu’M

Belirli deneyimlerim sonucunda, kafamdaki soruların cevabını bulabilmek için odamda kendi “Kitaplar Okulu”mu kurdum. Bu okulda zihni bir bütün hâline getirerek, odaklanıp sessizlikten beslenmek gerekiyordu—çünkü mesajlar, gürültüde değil, derin sükûnetin içinde doğar. Kadim bir öğretiyi sadece okumakla kalmayıp, onu uygulama alanına taşıdım. Çünkü okuma eylemi özünde yalnız bir yolculuktur—ve bu yolculuğun en büyük ödülü, kitaplar aracılığıyla Kendini Bilmektir. Ruhsal planda, bundan daha büyük bir ödül olduğuna inanmıyorum.

Kendini Bilmek İçin Kitap

“Kendini Bilmek İçin Kitap”, bilgi enerjisinin bir yansıması olarak doğdu. Bu blog, yalnızca kelimelerin değil, sezgilerin ve içsel çağrıların bir araya gelmesiyle oluştu. Tıpkı maddi dünyanın okulları gibi, maddeye ruh veren mana okulundan mezun olmak da çaba ister. Bu yolculuk kolay değildir; çünkü her gelen bilgi ışığında bir görev belirir: onları toparlamak, anlamak ve idrakle paylaşmak.

Ben sorularımın cevaplarını “uyanık liderlerden” öğrenmeye çalışırken, bu sayfadaki paylaşımların temel hedefi, sizin içinizde hâlâ bir hatıra gibi saklı olan “güzeli uyandırmak”tır.

Liderlik Yeni Bir Deneyim Değildir!

Liderlik, yeni bir keşif değil, hatırlanması gereken kadim bir niteliktir. Günümüze dek, zamanın sınırlarını aşarak “uyanık lider” kimliğiyle anılan sayısız ruhsal yol gösterici oldu. Bu yüzden, daha önce yaşamış olan her şeye karşı saygı duymak ve her birinden alınacak derslere açık olmak bir bilgelik gereğidir.

Düşünen bir insan olarak hedefim; kendi varoluş sürecimdeki niyet tohumunu, bilgi enerjisiyle besleyerek ortaya çıkarmak… Amacı ve anlamı büyütmek ve tekâmül yolculuğunda özden sapmadan ilerleyebilmek.

Yakından izlediğim uyanık liderlerden biri de Erhan Kolbaşı. Yeni kitabı Mesaj – Novus IIyi D&R internet mağazasında kısa bir araştırmayla buldum ve okumak istediğim diğer kitaplarla birlikte sipariş ettim. Birkaç gün sonra kitaplar kargoyla ulaştı; boyumu aşan okunacaklar yığını arasında yerini aldı. Ancak, Türk kahvesi eşliğinde şu satırı okuduğumda:

Anadolu Halkına yükseklerden gelen bir mesaj var…

kitap listemdeki sırayı unuttum. Mesaj – Novus II, o an kalbime gelen çağrıyla, ilk sıraya yerleşti.

Ergün Arıkdal : Işıkla Hatırlamak

Işıkları biraz daha yakmak istedim… Bu satırlar, yalnızca bir kitabı değil; içinde taşıdığı sayısız mesajı, Büyük Değişim Ve Anadolu Misyonunu hatırlatıyor. Bu sebeple, Ergün Arıkdal’ı burada bir saygı duruşu ve bir ruhsal hafıza notu olarak anmak istedim.

Ruhsal Araştırmalar Enstitüsü’nü kurarak bu alanda kalıcı bir temel atan Arıkdal’ın çalışmaları, bugün hâlâ birçok ruha dokunuyor. Enstitü bünyesinde eğitimler veren Erhan Kolbaşı, sadece aktaran değil—çağın diline dönüştüren bir ruhsal yoldaş gibi… Sadıklar Planı Tebliğleri başta olmak üzere pek çok eserin okurla buluşmasında büyük katkılar sundu, enstitü yayınlarını geleceğe taşıdı.

Ve düşünmeden edemiyorum…

Ey fikir ustaları, sizi bir araya getiren neydi? Lütfen, bir araya gelme amacınızı yeniden hatırlayın…

Erhan Kolbaşı, Destek Yayınları aracılığıyla çıkan yeni kitabı Mesaj — Novus II ile okuruna şöyle sesleniyordu:

“Seanslar sırasında, süjelerin daha önce yaşadıkları Dünya dışı temaslara dair anılarını ve diğer sıra dışı deneyimlerini iyiden iyiye sondajlayıp, karanlıkta kalan detayları gün ışığına çıkartırken, görünmeyen bir el bir anda perdeyi kapatıp bizi Türkiye’nin geleceğine yönlendiriyor, temas vakalarının ışıltılı gizeminden bizi çekip alarak Anadolu’nun tam ortasına bırakıyordu. Temas içeriğine dönmeye kalkıştığımızda ise şalteri indiriyor, görüntüyü karartıyorlardı. Üst boyutların ve uzak güneş sistemlerinin Dünya ötesi temsilcilerinin Dünya’daki yol arkadaşları seans koltuğunda uzanmış halde sırları deşifre ederlerken, o sihirli el direksiyona geçiyor ve konu dönüp dolaşıp Mustafa Kemal Atatürk ve yakın gelecekte ortaya çıkarak, o birleştirici, ayağa kaldırıcı, kudretli bilincin bayrağını devralacak Yeni Lidere geliyordu. Çalışmalarda her ne kadar katılımcıların Dünya dışı deneyimlerine dair birçok yeni ve farklı veriler elde etmiş olsak da, seans içerikleri “ısrarla” belli bir ana çekirdek etrafında dönüyordu. Görünen oydu ki daha önce bu konuyla ilintili en ufak bir bilgisi, araştırması, duyumu dahi olmayan temasçıların ağızlarından dökülen ortak ifadeler bize bir şey anlatmaya çalışıyordu!”

“Seanslar ilerledikçe durum daha net ortaya çıkmaya başlamış, kitabın hedefi belli olmuştu: Bu “mesajı” kitlelere iletin! Bazı noktalarda bizimle birtakım özel bilgiler de paylaşıldı. Kucağımıza bırakılan ateş topunu sevgiyle kabul ettik. Bir kısım ifadeleri, konuların yüksek hassasiyeti ve kişilerin güvenliği bakımından kitaba koyamadık, bazılarını ise -affınıza ve anlayışınıza sığınarak— bir miktar üzeri kapalı geçmek durumunda kaldık. Bunun sebeplerinin değerli okuyucularımız tarafından ileride daha da iyi anlaşılacağından en ufak bir kuşkumuz dahi yoktur.”

“Kitap içeriğindeki bilgiler katılımcıların ağızlarından döküldüğü şekliyle yansıtılmış, Birinci Kısım’da seans kayıtlarına yer verilirken, İkinci Kısım’da genel analiz ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Sadece editoryal kalitenin korunması maksadıyla, bazı ifadeler daha anlaşılır hale getirilmiştir. Ortaya çıkan verilerin ortaklığı son derece dikkat çekicidir. Geleceğe yönelik ifadelerin gerçekleşme şeklini ve sürecini ise zaman gösterecektir. Ruhsal sistemin kendisine göre bir plânı ve kendi ölçeğinde bir saati vardır. Bu yüce mekanizmanın kudretli eli kendisine bağlı unsurlarla yeryüzüne uzanır, gerekeni gereken zamanda yapar. Daima yapmıştır, yapmaktadır ve yine yapacaktır.”

“Mesaj — Novus II bir temenni ya da bir tahmin kitabı değildir. Bu bir “mesaj”, bir bilgi aktarımı, bir “haber” kitabıdır. Laf kalabalığına, süslü ifadelere gerek yoktur, Yol ve hedef bellidir. Kitap içeriği zaten kendi kendini açıklamaktadır.”

Mesaj – Novus II: Perdenin Kapanıp Yönün Değiştiği An

Anadolu’nun tam ortasında duruyorduk—üst boyutlar ışıltılı gizemleriyle değil, bize hatırlatmamız gereken bir mirası işaret ediyordu…

Erhan Kolbaşı, Mesaj – Novus II adlı eserinde, seans çalışmaları sırasında dünya dışı temas içeriklerinin belli bir noktadan sonra sistematik biçimde “Türkiye’nin geleceği”ne yönlendirildiğini vurguluyor. Süjelerin kişisel deneyimlerinden uzaklaşıldığında, görünmeyen bir bilinç “perdeyi kapatıyor” ve bizi ısrarla birleştirici, ayağa kaldırıcı, kudretli bir bilinç ile yüzleştiriyor:

Yeni Lidere dair vizyon .. Anadolu’nun misyonu… Mustafa Kemal Atatürk’ten devralınacak bir bilinç emaneti.

Bu bölüm, kitabın sıradan bir temas anlatısı olmadığını, ruhsal sistemin “karanlığı aydınlığa döndürmek” üzere yeryüzüne mesajlar bıraktığını gösteriyor.

Soru belki de şu: Bu mesaj yalnızca onlara mıydı, yoksa hepimize mi iletildi?

Seans Çalışmalarından Birkaçı

“Dünya dışı varlıklar, kendileriyle ortak bir projeye gönüllü olarak katılmış bulunan bireylerde, bu projedeki rollerini sekteye uğratabilecek bir hastalık gelişmişse ve bu hastalık kişinin bireysel tekâmül planı içinde yer almıyorsa, hastalığa doğrudan müdahale ediyorlar. Ayrıca, şifa enerjisi aktarımı ya da genel bilinç yükselişine katkı gibi, insanlığa faydalı bir görev üstlenmiş temasçıların da yaşam sürelerinin planlanandan erken sona ermemesi için de hastalığın Dünya dışı operasyonla yok edilmesi söz konusu olabiliyor. Bu müdahalelerin bir diğer sebebi de, Dünya dışı bir sistemden Dünya’ya biyolojik doğum yoluyla, belli bir görevle gelmiş bir varlığın Dünya’ya adaptasyon sağlayamaması sonucunda oluşan rahatsızlıklardır. Bu durumda da hastalığın bütünüyle ya da kısmen ortadan kaldırılması veya en azından, görev tamamlanıncaya kadar hafifletilmesi yoluna gidiliyor, Buna dair sayısız örnek temas literatüründe yer almaktadır.” Mesaj — Novus II, Bölüm 1 Lider S. 21

“Gül: Savaş olmak zorunda değil. Birlik olursak savaş olmayacak… Ama Türkiye birlik olmazsa Savaşa gireceğiz… O bilincin yayılması gerekiyor… Değişmemiz gerekiyor. Şu an herkes birbirine çok düşman… Bunun yenilmesi gerekiyor ülkede… İnsanların kim olduklarını hatırlaması gerekiyor. Atatürk bilincini, geldikleri yeri, atalarını. Göktürk’ü Göktürklerin önemi neydi? Gül: Göktürklerin yukarıyla bağlantısı vardı… Türkiyede şu anda bedenlenen birçok insan Göktürk kodlarını taşıyorlar… O kodlar aktif olursa, o bilgiler açığa çıkarsa insanlarda bilinç sıçraması olacak… Bilinç sıçramasıyla insanlar daha çok birlik olmaya başlayacak ve nereden geldiklerini hatırladıklarında, görevlerini hatırlamaya başladıklarında herkes birbirine yardım edecek. Göktürklerin kimlerle bağlantısı vardı? Gül: Sirius. Nasıl bir bağlantı bu? Gül: Birbirinin devamı gibi. Devamı derken? Gül: Sirius bilinçli kökenler Dünya’da Göktürk olarak bedenlenmiş ve sonra Göktürk Devleti yukarıdan gelen bilgilerle birlikte ilerlemiş… Hala bunları taşıyan insanlar var Türkiye’de şu an.” Mesaj — Novus II, Bölüm 2 Operasyon S. 40

Atatürk bilinci yüklemesi ne demek? Onu açar mısın biraz bize? Atatürk nasıl bir varlık?
“Gül: Bu sembolik bir ifade… Eğer Atatürk bilinci insanlarda yayılırsa, Türkiye’de insanların bilinç seviyesi artıyor olacak ve kendilerinde var olan, dünyaya gelirken getirdikleri ama henüz açığa çıkmamış olan hem insanlık bilgileri hem de dünyadaki Türklerin görevleri bir zincir gibi birbirine takılı şekilde aktif olmaya başlayacak… Ama şu an mevcut durumda bu zincirin en ufuk bir halkası bile başlamamış. Peki tamam. Yakın dönemde ne olacak Türkiye’de? Türkiye’nin vazifesi nasıl ve ne zaman başlayacak? Gül: Türkiye’de bunu aktif edecek olan insanlar var ama bu insanların bir kısmı açığa çıkmaya korkuyorlar… Bir kısmı kaybolmuş durumdalar… O yüzden bir karmaşa, kargaşa, kaos… İnsanların birbiriyle bağlantıya geçmesi gerekiyor… “Lider sizin içinizde” bilgisi geldi… İçinizde ne demek?… Siz bu sorunun cevabını biliyorsunuz diyorlar… Başka bir şey gelmiyor. Tamam. Birlik sağlanırsa Türkiye’nin vazifesi ne olacak? Gül: Güneş Türkiye’den doğacak… Yeni düzen Türkiye’den başlayacak… İlk buraya iniyor olacaklar… Türkiye’de insanlar hazır olunca, olup bitenin gerçek olduğunu Türkiye’deki insanlar aracılığıyla anlayacaklar… Yeni dünya geçişi Türkiye’de… Ama ileride… Yakın zamanda değil… Olmuyor çünkü Türkiye çıkmaza girmiş durumda… Onu çözmeye çalışıyorlar. Yeni dünya geçişi derken neyi kastettiler? Gül: Mevcut dünyanın sonu geliyor… Değişim geliyor. Nasıl? Sıfırlama gibi mi? Gül: Yeni hayatlar, yeni dünya… Farklı bir dünya görüyorum ben şu anda… Bir geçiş…Sanki şey gibi böyle…Öyle gösteriyorlar bana… Bir paravan var… O paravan açılacak… Şu an paravanın arkasını görmüyoruz ama onu hazırlıyorlar… Ve o Türkiye’de başlıyor…” Mesaj — Novus II, Bölüm 2 Operasyon S.41

“Sizi neye göre seçiyorlar? Gül: Genlerimizde bir madde var… Daha önce yüklemişler… Bu maddeyi yükledikleri birçok insan var… Bu madde bazı insanlarda gelişmeye neden olmuş bazılarında ise hiçbir işe yaramamış… Gelişme olan insanlarda deneye devam etmişler… Şöyle… Bu insanların kim oldukları kontratta var ama o insan dünyaya geldikten sonra çevresel faktörlerden dolayı gelişemez hale gelebiliyor… O yüzden bu maddeyi enjekte edip sonra devam etmemişler… Anlatması çok zor diyorlar. Nasıl bir şey enjekte ediyorlar. Gül: Çoğunlukla mavi tonları ama kırmızı ve sarı da var.” Mesaj — Novus II, Bölüm 2 Operasyon S. 41

Kitabın Amacı Nedir?

Mesaj – Novus II doğrudan doğruya hedefe yönelik bir bilgilendirme kitabıdır. Dünya gezegeninin ve ülkemizin ufkunda belirmekte olan yeni bir realiteye dair bazı özel bilgi ve veriler barındırmaktadır. Bilgilerin geniş bir bölümü birbiriyle örtüşmekte birlikte, bir kısmı ve bazı detayları farklılıklar göstermektedir. Bunun olası sebepleri aşağıda, ilgili başlıkta açıklanmıştır. Genel görüş, Dünya’da ve Türkiye’de mevcut durumun çok uzun süreyle bu şekilde devam edemeyecek oluşudur. Zaten böyle ağır bir dejenerasyonun sürüp gitmesi tekâmül yasalarına da bütünüyle aykırıdır. Dünya gezegeni, ya üzerindeki insan topluluklarıyla birlikte rejenere olarak bir üst realiteye tırmanacak ya da tamamen dağılarak yerini yeni bir tekâmül sınıfının yepyeni öğrencilerine bırakacaktır. Seçim insanlığın bütününe aittir. Karar, ruhsal sistemin üst katmanlarıyla birlikte alınacak kolektif bir nitelikte olacaktır.

Mesaj — Novus II tıpkı birinci kitapta olduğu gibi, bu sürece dair önemli ipuçları vermektedir. Kitap, ülkemiz bağlamında çok önemli bir mesajı merkezine almıştır. Bu merkeze alma meselesi kendiliğinden meydana gelmiştir. Türkiye’de ortaya çıkacak ve Atatürk’ün bağlı bulunduğu ruhsal planın enerjisini taşıyan yeni lider meselesi, yaklaşan değişim ve bu bilinci taşıyan yeni çocuklar konuları tüm süjeler tarafından ortak olarak dillendirilmiştir.

Bu çalışmanın sarsıcı tarafı, seansa davet edilen 16 kişiden 15’inin kitapta yer almasıdır. Sadece bir kişinin seansı -çok önemli deneyimleri olmasına karşın— bazı ağır duygusal yükleri sebebiyle kısa kesilmiş, ileriye ertelenmiştir. Burada ifade etmek istenilen kritik nokta şudur: “Çok sayıda süjeyle seans yapılıp da, sadece Türkiye’nin yakın geleceğiyle ilgili içeriği olan seanslar seçilip kitaba konmuş değildir. Davet edilen hemen herkes, mesajı zihinlerinde sanki bir posta taşır gibi taşıyarak gelmişler ve benzer mesajları bırakıp ayrılmışlardır. Davet edilecek süjelerin seçimi de zaten bizler için şaşırtıcı şekilde olağandışı eşzamanlılıklarla gerçekleşmiştir.”

Mesaj – Novus II, araştırma içerikli klasik bir kitap çalışmasının dışına çıkarak, Anadolu halkına bir mesaj, bir haber haline dönüşmüş, adeta “yukarıda” her detayıyla hazırlanmış olan bir süreç yaşanmıştır.

Bahsedilen Lider!

Okuyacağınız bu İkinci Kısım‘da, kitap içeriğinde baskın olarak yer alan olay ve kavramların bir analizi, sizlerin zihninde oluşabilecek sorular temel alınarak yapılmıştır, diyor Kolbaşı. Ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Aşağıda yer alan sorular ve yanıtlar kendi araştırma, bilgi ve deneyimlerimize dayanarak hazırlanmış. Seanslarda geçen ifadelerle desteklenmiştir. Ancak şunu da önemle belirtmek isteriz ki özellikle ülkemizin yakın geleceğine dair bilgilere ilişkin dağarcığımız sadece bu kitaptaki seanslara dayalı olarak oluşmamıştır. Kişisel olarak bizlere ulaşan bilgiler de aşağıda okuyacağınız yanıtların içeriğinde yer almaktadır.”

  • Seanslarda bahsedilen lider bir “kurtarıcı” mıdır?
  • Bu kişinin nasıl bir vazifesi ve fonksiyonu olacaktır?

Hayır. Bir kurtarıcı değildir ve bir kurtarıcı beklenmemelidir. Beklenmesi gereken kişi, ülkenin potansiyel ruhsal ve fiziksel enerjisini bir merkez etrafında toplayabilecek, bir araya getirebilecek, odaklayabilecek, kitleleri pozitif yönde ve ülkemizin tekâmül rotası doğrultusunda harekete geçirebilecek kudrete sahip bir kişidir.

Bu kişi vatanımızın üzerine çöreklenmiş negatif unsurları elimine ederek, Anadolu’nun asli vazifesine başlayabilmesi için zemini düzleyebilecek, zemindeki taşları, ayrıkotlarını, çöpleri temizleyebilecek bir güce, idealizme ve yaşam programına sahip bir kişidir.

Anadolu’nun kadim geçmişinden getirdiği, muazzam zenginliğe sahip kolektif bilinç alanına birçok şuurlu ve vazifeli varlık enkarne olmuştur. Bu vazifeliler halihazırda, kendi yaşam misyonlarının farkında olmaksızın ülkenin dört bir tarafına dağılmış, yorgun, bitkin, umutsuz durumdadırlar. Bu halkın ortak bir hedef doğrultusunda tekrar toparlanması, bir merkezin etki alanı içinde birleşmesi ve ataletten harekete, umutsuzluktan umuda geçmesi gerekmektedir.

Bu tür varlıklar moral olarak yıkık kitleleri, kendi tesir alanlarının oluşturduğu çember içerisinde bir araya getirirler, onların maneviyatının bu alandan beslenmesini sağlarlar. Mensup bulundukları ruhsal planın enerjisini paratoner gibi çekerler, dağıtırlar ve bu enerjetik saha içerisine dahil olan varlıklarda tekrar yüksek bir moral gücü meydana getirirler. Bu işler herkesin harcı değildir. Bunlar büyük yollar aşmış varlıkların işidir. Büyük yollar aşmak o varlığa bir liyakat, yüksek seviyeli ruhsal güç ve himayeyi kullanabilme yetkisi verir. Ruhsal ve uzaysal mekanizmaların desteği daima arkalarındadır.

İkincisi; lokomotif varlık olmalarıdır. Bireylerde oluşan yüksek moral gücünü toparlayıp, büyük bir ortak alanda birleştirip, aksiyon haline dönüştürürler. Arkalarındaki yüklü ama harekete geçemeyen vagonları çekip götürürler. Ülkenin maddi ve manevi, fiziksel ve ruhsal bütün değerlerini, topyekûn ve eşzamanlı olarak ayağa kaldırarak, kitlesel bir hareket meydana getirirler. Halkta ne kadar güçlü bir ayağa kalkma isteği olursa olsun, vazifeli bir lokomotif gelmeden bu istek bir aksiyona dönüşmez. Bu daima böyle olmuştur. Önümüzdeki süreçte de böyle olacaktır.

Bu kişi —tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün- İstiklal Savaşımız öncesinde ve sonrasında gerçekleştirdiği gibi, Anadolu halkının ruhsal potansiyelini harekete geçirecek, Anadolu’ya inen ruhsal tesirin bir Merkez bünyesinde odaklanarak sirküle edilmesini sağlayacak ve bu tesirin dış halkalara da dalga dalga yayılmasını temin ederek, ülke içindeki vazifelilerin de aktivasyonunu hızlandıracaktır.

Varlık topluluklarının devreler içinde tekâmül yürüyüşleri, ayrı ayrı, kitlesel, toplumsal tekâmül programları vardır. O gidiş artık aşağıya doğru olmaya başladığında, mevcut siyasal ve toplumsal yapı içerisinde daha fazla tekâmül imkânı kalmadığında, o topluluk, o halk atalet içine, durağanlık içine girer. Üstelik geçmişte, o durağanlığın sonucu olarak bu topraklar düşman işgaline uğramıştır. Aynı tehlike —içeriden ya da dışarıdan olmak üzere- bugün için de söz konusudur.

Anadolu son derece değerli bir tekâmül sahasıdır. Bir tekâmül sahası, dejenerasyona uğrayıp, artık daha ileri tekâmül fırsatları yaratamıyorsa, tekamüle hizmet edemeyecek hale gelmişse, bir kısırdöngüye, bir kapalı devre sistem içine girmişse, ruhsal mekanizma o tekamül sahasına müdahale eder ve kendi bünyesi içinde yüksek seviyeli bir varlığı o dejenere olmuş, tekamülü durmuş olan sahada ıslahat yapmak üzere  vazifeli kılar.

Tüm bu bilgi ışığında gelsin o zaman sorularım.

  • Yukarıda yazılı alıntıları okuduğunuzda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
  • Seans bilgileri size ait olsaydı, anlattığınız bilgileri gerçekten anlayabilecek kaç kişi olurdu?
  • Ve bu bilgilerle vazife planınız için nasıl bir yol haritası belirlemeniz gerekirdi?

Türkiye, bu şekilde, tıkanmış durumda bulunan tekâmül hattının tekrar akışa geçişini deneyimleyecektir. Ülkemiz kendi gelişim planında, çok öncelerden üstlendiği büyük vazifesini layıkıyla yerine getirmek üzere, daha yüksek bir tekâmül basamağına tırmanmak, ruhsal misyonunda artık yeni bir aşamaya geçmek durumundadır. Çok zaman kaybedilmiştir. Kaybedilen zaman süratle geri kazanılacaktır. Ülke tüm bireysel ve kitlesel varlıklarıyla, toprak altı ve toprak üstü değerleriyle toparlanacak, rayına girecek ve vazifesine tazelenmiş bir güç ve bilinçle, hız kazanarak devam edecektir. Birçok süje o kişinin yüzünü çok da net görememiş ya da tam görecekleri anda görüntü karartılmıştır. Hatta süjelerin çoğunluğu “erkek” olarak ifade etse de, bazı süjeler bu potansiyel lideri kadın olarak algılamıştır.

Ruhsal plan ne demektir?

Ruhsal plan, hizmet ve vazife bakımından aynı hedefleri seçen, aynı hedefe yönelen varlıkların ortak şuur alam demektir. Benzer bir hedefe yönelmiş olan varlıklar bir ruhsal plan meydana getirirler. Bilinçlerinde bir ortak alan oluşturmuş, hepsi birbirine şuursal bakımdan entegre olmuş varlıklar bütününe “plan” adını veriyoruz. Planlar, ruhsal ortak alan organizasyonlarıdır. Dünyanın ruhsal idareci sistemi içerisinde katman katman, küme küme vazifelenmiş mekanizmalardır. Yeryüzündeki insan topluluklarının, milletlerin de bağlı oldukları ruhsal planlar vardır. O ruhsal planlar milletleri kitlesel tekâmül hedeflerine ve toplumsal karmalarına uygun şekilde sevk ederler, onların gelişimleri için mizansenler, olaylar, sınavlar hazırlarlar. Her milletin, her insan topluluğunun bağlı olduğu bir ruhsal sistem vardır. O ruhsal mekanizma, o ülkenin tekâmülünü sevk ve idare eder. Üst planın alt plana inişi, aşağıya doğru uzanması hem o ülkenin hem de dünyanın gelişim programına yardım ve hizmet içindir. Biz bu uzantılara “vazifeliler” diyoruz. Bu vazifeliler gün olur peygamberler, gün olur filozoflar, gün olur bilim insanları olarak görünürler, üst planlardan buraya uzanarak, alttaki varlıkları yukarı çekme vazifesini yerine getirirler.

Anadolu’nun ruhsal vazifesi nedir?

Dünyanın, içinde bulunduğumuz eğitim devresinin son bölümüne ait tekâmül programı temel olarak iki ana koldan yürütülmüştür. Bir tarafta katı bir rasyonalizm, diğer tarafta ise Doğu mistisizmi, ruhsal ve manevi akımlar ve büyük inanç sistemleri yer almıştır. Yani bir tarafta, bilginin doğuştan gelen akıl ve aklın bir fonksiyonu olan düşünme gücü ile elde edilebileceğini benimseyen ve doğru bilginin kaynağını duyularda değil, sadece akıl ve zihinde arayan bir felsefe varken, diğer tarafta ise bilgi kaynağı için doğaüstü ve duyular-dışı bir modelleme yapan, maneviyata dayalı bir felsefe egemen olmuştur. Tekâmül programının bu şekilde iki ana kola ayrılması, ruhsal sistemin, devrenin son dilimi için tasarladığı bir proje çalışmasıdır. İnsan topluluklarının göçleri, birbirlerine karışmaları, coğrafi keşifler döneminin başlaması, siyasal değişimler, maddeci felsefi akımlar, endüstri devrimi gibi etkenler Batı’yı ruhsallıktan iyice uzaklaştırmış ve “materyalizm”, “rasyonalizm” ve “bireycilik” tatbikatı yapma noktasına getirmiştir. Bu plana uygun olarak, özellikle 17. yüzyılda Batıda ardı ardına “akılcılık” prensiplerini savunan varlıklar enkarne olmuşlardır. İçinde bulunduğumuz bu devrede farklı felsefelerin nasıl harmanlanacağı test edilmektedir. Bir başka ifadeyle, bir tarafta rasyonalizm ve materyalizm, diğer tarafta ruhsallık ve maneviyat varken bunların optimal şekilde nasıl sentezleneceğine bakılmaktadır. Bir uçta sert, katı bir bireyselcilik, diğer uçta ise gözle görülmeyen fizikötesi yüce değerler, birlik-bütünsellik anlayışı vardır. Burası fiziksel bir boyut olduğundan her ikisine de gereksinim duyulmaktadır. Bu iki zıt ucun en uygun ölçülerde nasıl bir araya getirilebileceğinin deneyi yapılmaktadır.  İşte Anadolu bu büyük proje için bir laboratuvar, bir merkez ve kavşak noktası olarak seçilmiştir.

Neden Anadolu bu görevi üstlenmiştir?

Her şeyden önce; Anadolu coğrafi olarak, maddeci ve bireyci akımların hüküm sürdüğü Batı sınırlarıyla ruhsallığın ön plana çıkmaya başladığı dev bir Ortadoğu, Asya ve Uzakdoğu coğrafyasının tam ortasında, merkezi bir konumda bulunmaktadır. Bir koluyla Batı’ya, diğer koluyla Doğu’ya uzanmış bir denge merkezidir. Zaten saf ruhsallığa dayalı dev bir ana uygarlık olan Mu genetik mirasını taşıyan Türklerin Anadolu’ya göçleri de, bu toprakların hâkimiyet altında tutulması ve hâkimiyetin genişletilmesi de yine bu plan gereğidir.

Mesaj- Novus II, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Mesaj — Novus II, günümüz için yalnızca bir kitap değil, aynı zamanda kolektif bilinçte bir uyanış çağrısı niteliği taşıyor. İşte bu eserin bugünkü dünyada neden bu kadar dikkat çekici olduğunu gösteren bazı temel noktalar:

  1. Anadolu’nun Ruhsal Misyonuna Işık Tutuyor: Kitapta yer alan seanslar, dünya dışı temas içeriklerinden beklenmedik şekilde Türkiye’nin geleceğine yönlendiriliyor. Bu, Anadolu’nun yalnızca coğrafi değil, ruhsal bir merkez olarak da önemli bir rol üstleneceğine işaret ediyor.
  2. Yeni Lider Bilinci ve Kolektif Dönüşüm : Seanslarda sürekli olarak “birleştirici, ayağa kaldırıcı, kudretli bir bilinç”ten söz ediliyor. Bu, yalnızca bir kişiyi değil, bir bilinç düzeyini temsil ediyor. Kitap, bu bilincin ortaya çıkışını bir lider figürüyle değil, insanlığın içsel dönüşümüyle ilişkilendiriyor.
  3. Bilinçaltı ve Ruhsal Sistem Arasındaki Köprü: Kitap, süjelerin bilinçaltı yolculukları sırasında görünmeyen bir mekanizmanın yönlendirmesiyle karşılaşıldığını aktarıyor. Bu da, ruhsal sistemin “kendi planı ve saati” olduğuna dair güçlü bir sezgisel mesaj sunuyor.
  4. Temas Vakalarından Evrensel Mesaja : Başlangıçta dünya dışı temasları araştırmak üzere yola çıkan ekip, zamanla bu deneyimlerin yalnızca birer araç olduğunu fark ediyor. Asıl mesaj, insanlığın yönünü bulması ve öz benliğini hatırlaması üzerine kurulu.
  5. Bir Haber Kitabı Olarak Konumlanıyor: Yazarın da belirttiği gibi, bu kitap bir temenni ya da spekülasyon değil; bir bilgi aktarımı, bir haber kitabı. İçeriği, “Yol ve hedef bellidir” cümlesiyle özetleniyor

Erhan Kolbaşı Hayatı ve Kariyeri

“Görünmeyeni görünür kılmaya çalışan bir araştırmacı, bir hatırlatıcı…”

Erhan Kolbaşı, uzun yıllardır metafizik, ezoterik tarih ve spiritüalizm alanlarında hem akademik hem sezgisel derinliğe sahip çalışmalarıyla tanınan bir yazar ve eğitmen. Sadece yazmakla kalmaz, aynı zamanda yaşam boyu öğrencisi olduğu konuları sahada aktarır; konferanslar, atölyeler ve bireysel eğitimlerle bilgiyi yaşanır kılar.

Ruhsal Araştırmalar Enstitüsü bünyesinde verdiği eğitimlerle, özellikle Sadıklar Planı Tebliğleri’nin yeniden gün yüzüne çıkmasına ve günümüz okuruna ulaşmasına büyük katkı sağlamıştır. Bu önemli eserin güncel baskısının hazırlanmasında Tarık Arıkdal ile birlikte çalışarak, yalnızca bir metni değil, bir ruhsal çağrıyı da çağın diline uyarlamıştır.

Ezoterik çalışmalarıyla öne çıkan Kolbaşı, aynı zamanda “Mesaj – Novus” serisiyle bilinçaltı yolculuklar, dünya dışı temas vakaları ve ruhsal sistemler arasındaki görünmez bağlantılara dair dikkat çekici bilgiler sunar. Onun kaleminde bilgi; yalnızca aktarılan değil, uyanışı tetikleyen bir enerjidir.

Erhan Kolbaşı’nın amacı, geçmişin unutulmuş hatıralarını bugünün farkındalığıyla buluşturmak ve okurun içindeki “uyanık lideri” hatırlatacak soruları sormaktır.

Erhan Kolbaşı’nın Eserleri:

  1. Mesaj – Novus II Ruhsal sistemin Türkiye’ye yönelik mesajlarını ve dünya dışı temasların ardındaki kolektif bilinç yönlendirmelerini ele alır.
  2. Mesaj – Novus I Serinin ilk kitabı; seans kayıtları, bilinçaltı yolculuklar ve metafizik deneyimlerin analizleriyle dikkat çeker.
  3. Mutatio – İnsanın Dönüşümü İnsan varlığının ruhsal evrimini, içsel dönüşüm süreçlerini ve tekâmülün katmanlarını işler.
  4. 77 – Ruhun ve Varoluşun Büyük Yasaları Evrensel yasaların ruhsal düzlemdeki işleyişini ve insanın bu yasalarla olan ilişkisini anlatır.
  5. Kozmik Dokunuş – In Vitro Kozmik bilinçle temas, enerji alanları ve ruhsal şifa süreçlerine dair sezgisel ve deneyimsel içerikler sunar.
  6. Galaktik Diplomasi Dünya dışı uygarlıklarla bilinçsel temasın etik, ruhsal ve evrensel boyutlarını ele alır.

Bu eserlerin çoğu Destek Yayınları ve Enstitü Yayınları aracılığıyla yayımlanmıştır.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin