“İlerlemiş ruhlar yüksek zekalı insan beyinlerine mi meylederler? Zeka göreceli bir kavram olmakla birlikte, tecrübelerim sonucunda varlıkların gelişmişlik düzeyiyle zihinsel yetenekleri arasında her zaman paralellik olmayabileceğini gördüm. Ancak bir genelleme yapmak gerekirse gelişmiş varlıklarda insani değerlerin, pozitifliğin ve sevginin daha ön planda olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bir kimse çok zeki olabilir fakat bunu her zaman “pozitif” yönde kullanmayabilir…”
— Yeni Bir Beden Seçme, S.320 Dr. Michael Newton
Merhaba,
2019 Ekim ayında, femurda metastaz olup olmadığını anlayamadıkları zorlu bir sürecin ardından geçirdiğim kalça operasyonu. Yatağa uzanmış, birkaç kitap okurken annem walker yürüteciyle odanın kapısında belirdi. Birkaç adım atıp yatağın karşısındaki sandalyeye ulaştı. Yavaşça oturup sırtını ve kollarını yasladı, yatağın üzerindeki kitaplara ve kenarında duran walker yürütece baktı. Bir süre odadaki her şeye dikkatlice odaklandı. Sonra gözleri ışıldayarak “Nasılsın küçük kız?” dedi. Kısa beyaz saçları ve pembe elbisesiyle karşımda duran minyon kadına, “ayna”ma baktım. “İyiyim Annem, sen nasılsın?” dedim. 83 yaşında, birçok hastalıkla mücadele etmiş bilge kadına duyduğum hayranlığı anlatmaya ne iki kelime, ne bir cümle, ne de yüz hikaye yetebilir… Bir süre sessizlik oldu… Annem, ellerini göğüs hizasında üçgen yaparak sessizliği bozdu. “Küçük kız” dedi, “Biz öldükten sonra birbirimizi görebilecek miyiz?”
Gözlerimi hızla pencereden görünen gökyüzüne çevirdim. Maviye daldım… O an hissettiğim acı, kalça kemiğimdeki ağrıdan çok daha derindi. Avucumu sıkarak tırnaklarımın etime batmasına rağmen gözyaşlarımı tutmaya çalıştım. “Ölüm Üzerine” çalıştığımı bilen Anneme dönüp “Ruh dünyasında ya da olasılıkla daha ilerideki hayatlarda seninle görüşeceğimize inanıyorum” dedim.
Mutlulukla gülümseyerek “Çocukken gördüğüm bir rüyadan bahsetmek istiyorum” dedi. “Ölümün nasıl olduğunu merak ediyordum. Ve o gece gördüğüm rüya şöyleydi: Bedenim ölü onu görebiliyorum ama ben havada süzülüyorum… Aşağıya bakabiliyor ve bedenimin yatağımın üzerinde hareketsiz yattığını görebiliyorum. İnsanlar öldüğümü düşünüyor, bağırıyorum ‘ben ölmedim’ diye, insanlar duymuyor…”
2021 Ekim ayında ölümüyle ebedi dünyaya açılan kapıyı aralayan Annem’i ebedi mekanında ziyaret ettiğimiz o gün, çiçeklerini sularken içimden şunları geçirdim: Madde aleminde hiçbir şeyi kalmadan yaşamı deneyimleyen biri olarak, en zor şey sensiz kalmakmış…
Sadece Annem değil, aynı zamanda dostum, arkadaşım, sırdaşım, sığınağım, her şeyim… Bugün 28 Ağustos. İyi ki doğdun cennetim, kavuşmak üzere, özlem ve sonsuz sevgilerimle…
Ruhların Yolculuğu
“Ruhların Yolculuğu” adlı eserde Dr. Michael Newton araştırmalarında, regresyon çalışmalarında Annem’in anlattıklarıyla ilginç benzerlikler var. Ölüm sonrası varlığın durumu, evrenin yapısı ve varlıkların yaratıcılık fonksiyonları ile ilgili başarılı bir biçimde tespit ettiği temel ilkeler çok tutarlı bir şekilde sergilenmektedir. “Ruhların Yolculuğu” adlı eser okurların düşünce ufuklarını genişletecek ve yaşamlarını daha anlamlı bir hale getirecektir. Yine İnsanlığı Birleştiren Bilgiyi Yayma (Bilyay) Vakfının bir kuruluşu olan Bilyay Yayıncılık tarafından çıkartılmış bir eserdir.
Duyularla algıladığımız gerçekliğin ötesinde bir varlık boyutunun olmadığı meselesi her çağda insanlığın zihnini kurcalayıp durmuş bir ontolojik bilmecedir. Ölüm sonrasında bilincin varlığını sürdürdüğü inancı en eski zamandan günümüze tüm kültürlerde mevcuttur…
Biz fizik evreni kendi bilincimizin olanakları dahilinde, onun kapasitesini çeşitli araçlarla bir parça genişleterek araştırıp anlamaya çalışıyoruz. Ancak duyularımızın dışına taşan aşkın yönleri araştırmak yalnızca bilincimizin daha derin olanaklarını kullanarak mümkün olabilmektedir. Şu halde, evrenin gizeminin anahtarı beynimizin derinliklerinde gizlidir dersek hiç de abartmış olmayız. Evrenin görünür yapısının ardındaki işleyiş ilkelerini anlayıp kavramak için kendi bilincimizin olanaklarını genişletmemiz gerekmektedir.
Olağandışı bilinç hallerinde evrenin görünmez dokusuna nüfuz edebilir ve oradaki sonsuz bilgiden yararlanabiliriz. İşte bu yüzden günümüzde birçok araştırmacı olağandışı bilinç halleriyle ilgilenmekte ve bu hallerin getirmiş olduğu bilgilerden yararlanmaya çalışmaktadır.
İnsan benliğinin İkili yapısı
İnsan benliği ikili bir yapıya sahiptir. Yüzeyde duyulara bağımlı ve onların verileriyle şekillenen norm gündelik bilinçli benlik; derinde ise çok daha geniş kapsamlı, bir şeyi unutmayan ve hatta fizik ortamla duyular dışı yolla da iletişim kurabilen bilinçdışı benlik. İşte bu bilinçdışı benliğimiz aynı zamanda, ruhsal dünyaya açılan bir kapıdır. Bu kapı bazen kendiliğinden açılabildiği gibi bazen de hipnoz vb. yollarla açılabilir.
Dr. Michael Newton da bu araştırmacılardan bir tanesi. Dr. Michael Newton deneklerini derin transa soktuktan sonra doğum öncesi evrede tutarak onlardan ölüm sonrasından ruhsal dünyada yaşananlar ve daha pek çok metapsişik konu hakkında bilgi toplamaya çalışmış. Ölüm sonrası varlığın durumu, evrenin yapısı ve varlıkların yaratıcılık fonksiyonları ile ilgili başarılı bir biçimde tespit ettiği temel ilkeler çok tutarlı bir çerçeve sergilemektedir.
- Ölümden korkuyor musunuz?
- Öldükten sonra neler olacağını merak ediyor musunuz?
- Başka bir yerden gelen ve bedeniniz öldükten sonra geldiği yere geri dönen bir ruhunuzun olması mümkün müdür?
- Yoksa bu, ölüm korkunuzun doğurduğu bir temenni, bir kuruntudan mı ibarettir?
Yeryüzündeki tüm yaratılmışlar arasında, yalnızca insanların normal yaşam sürmek için ölüm korkusunu bastırmak zorunda olmaları bir paradokstur. Buna karşılık, biyolojik içgüdümüz varlığımızı mutlak bir şekilde tehdit eden bu tehlikeyi unutmamıza asla izin vermez. Yaşımız ilerledikçe ölümün hayali bilincimizde kendini göstermeye başlar. Dindar kişiler bile ölümün kişiliğin sonu olmasından korkarlar. Ölüm hakkındaki kaygımız onun ailemizle ve dostlarımızla bütün bağlarımızı sona erdirecek bir hiçlik olduğuna dair düşünceleri çağrıştırır. Ölmek yeryüzüne ait bütün hedeflerimizin boş olduğu hissini verir.
Eğer ölüm kendimizle ilgili her şeyin son bulması olsaydı, hayat gerçekten de anlamsız olurdu. Ancak içimizdeki bir güç, insanın buradan sonraki bir hayatı sezmesini ve daha yüksek bir kuvvetle, hatta ölümsüz bir ruhla bağını hissedebilmesini olanaklı kılmaktadır.
- Eğer gerçekten de ruhumuz varsa, o, ölümden sonra nereye gitmektedir?
- Gerçekten de fiziksel evrenimizin dışında zeka sahibi ruhlarla dolu bir çeşit cennet var mıdır? Varsa nasıl bir yerdir?
- Oraya gittiğimiz zaman ne yaparız? Bu cennetin sorumlusu yüce bir varlık var mıdır?
Bu sorular insanlık kadar eskidir ve çoğumuz için hala bir sır olmayı sürdürmektedir…
Ölümden sonra hayatın sırrıyla ilgili doğru cevaplar birçok kişi için ruhsal bir kapının ardında kilit altındadır. Bunun nedeni, bilinçli bir seviyede, ruhla beşer beyninin kaynaşmasına yardım eden ruh kimliğimiz hakkındaki doğal hafıza kaybımızdır. Son yıllarda kamuoyu geçici bir süre için ölen ve sonra tekrar hayata dönerek uzun bir tünel ve parlak ışıklar gördüklerini ve hatta dost ruhlarla karşılaştıklarını anlatan kişilerden haberdar olmuştur. Fakat reenkarnasyon hakkında yazılmış pek çok kitapta da rastlanan bu tanımlar bize ölümden sonraki hayata kısa bir göz atma dışında fazla bir bilgi vermemektedir.
Bu kitap ruh dünyasını konu alan bir seyir defteridir ve yeryüzündeki hayatımız tamamlandığı zaman bize ne olduğunu kesin ayrıntılarla ifşa eden bir dizi inceleme dosyasını önünüze koymaktadır. Ruhsal tünelin ötesine geçecek ve finalde bir başka hayatta yeniden yeryüzüne geri dönen ruhsal varlıkların bunun öncesinde neler yaşadığını öğrenmek üzere ruh dünyasının içine gireceksiniz.
Ruhların Yolculuğu Bölümleri
1.Ölüm ve Ayrılış: İnsan formundan aniden kopmak, uzun bir hastalık ertesinde bile olsa, ortalama ruh için bir sarsıntıdır ve ölüm anında ruhu ayrılma konusunda isteksiz yapabilir. Bundan başka ruhlar için üç ile beş gün arasındaki ölüm merasimlerinde sembolik bir şeyler vardır. Ruhların gerçekte kendilerini gömülürken görme gibi bir merakları yoktur; çünkü ruh dünyasında duygular yeryüzünde deneyimlediğimiz gibi değildir. Ancak görünen o ki varlıkları hayatta kalan akraba ve yakınların, onların fiziksel hayatlarının anısına gösterdiği saygıyı taktirle karşılamaktadırlar. Çoğu varlığın fiziksel ölüm mekanını derhal terk etmek istememesinin tek bir temel nedeni vardır. Bu, ruh dünyasının içlerine doğru ilerlemeden önce sevdikleri kişilere zihinsel olarak ulaşıp onları rahatlatmak arzusundan kaynaklanır.
Yeryüzünden ayrılan bir ruh hayatta kalana teselli verecek bir yol bulduğu zaman genellikle tatmin olur ve bir an önce yeryüzünün astral planından uzaklaşmayı ister.
Yazarın Notu: “Ruhsal Tesellinin Tipik Örneği” Deneyimim Üzerine
Ruhsal tesellinin tipik örneğini kendi hayatımda deneyimledim. 2021 Ekim ayında Annemi kaybettim. Parkinson’un son evresinde hastalar genellikle yatağa bağlı hale gelirler ve tam zamanlı bakım gerekir. Motor becerilerindeki ciddi kayıp, konuşma, yutma ve diğer temel fonksiyonlarda önemli zorluklara yol açar. İşte bu son evrede sleep modunda yaşam kalitesini korumak ve mümkün olan en iyi bakımı sağlamak için genellikle kapsamlı sağlık ve bakım hizmetleri gereklidir.
Alfa durumuna geçmiş olduğunuzda bilinçaltı zihnimiz vasıtasıyla kendini gösterir… Kaybettiğimiz sevdiklerimizin, özellikle de cenaze merasimi sırasında ya da hemen ertesinde, bizi rahatlatan varlıklarını hissedebilme yetisine sahibizdir. Ruhsal iletişimin keder şokunu delebilmesi için gevşemek ve en azından kısa süreler için zihni boşaltmak gerekir. Böyle anlarda paranormal bir deneyim için algılarımız sevgi, affetme, ümit, yüreklendirme ve sevilen kişinin iyi bir yerde olduğunun teminatı gibi pozitif haberleri almaya daha açıktır.
Kendi ölümümüz için en iyi şekilde nasıl hazırlanmalıyız?
Ömrümüz kısa ya da uzun olabilir, sağlıklı ya da hastalıklı bir yaşam sürebiliriz, fakat hepimizin bir gün bize uygun bir şekilde ölümle karşılaşacağımız muhakkaktır. Eğer ölüme doğru giden bir hastalığa yakalandıysak, başlangıçtaki şoku, inkarı ve depresyonu atlattıktan sonra zihni yeterince hazırlayacak yeterli zamanımız vardır. Ölümle aniden yüz yüze geldiğimizde ise zihnimiz bu yolu kestirmeden kat eder. Fiziksel hayatımız sona yaklaştıkça, her birimiz daha yüksek bilincimizle birleşmek kapasitesine sahibizdir. Ölmek, ruhumuzun zamanın ebediliği ile bağlantısını hissedebildiğimizde, ruhsal farkındalık açısından hayatımızdaki en kolay dönemdir.
Ölmekte olan kişilere ebedi bilinçle ilgili yüksek bir bilginin açıldığına inanıyorum ve bu çoğu zaman yüzlerinde de kendini gösterir. Bu kişilerin birçoğu orada kendilerini evrensel bir şeyin beklediğinin ve onun iyi olacağının farkındadır. Ölümde bedenimizi kaybederiz, fakat ebedi hayat enerjimiz İlahi Bir Yüce Ruhun gücüyle birleşir. Ölüm karanlık değil, ışıktır…
2. Ruh Dünyasına Giriş: Mezopotamya halkları binlerce yıl cennete giriş ve çıkış kapılarının Ruhlar ırmağı diye adlandırılan Büyük Samanyolu eğrisinin karşılıklı uçlarında yer aldığına inandılar. Öldükten sonra ruhlar göğe geçiş yolu olarak Nişancı Takımyıldızını (Yay Burcu) ve gece ve gündüzün eşit olduğu sonbahar ekinoksunu beklemek zorundaydılar. Yeryüzüne tekrardoğuş da yalnızca ilkbahar ekinoksunda karanlık gökyüzündeki İkizler’in (Gemini) çıkışıyla mümkün olabilirdi.
Denekler ruh göçünün gerçekte çok daha kolay olduğunu anlatmaktadırlar. Yeryüzünü terk ederken deneyimledikleri tünel etkisi ruh dünyasına açılan kapıdır. Ruhların bedenlerinden süratle çıkmalarına karşılık ruh dünyasına girmek dikkatle yürütülen bir süreçtir. Daha sonra bir başka yaşam için yeryüzüne dönerken bu dönüş yolculuğunun daha çabuk geçtiği söylenmektedir.
Metafizik metinlerde yeryüzünün üzerindeki planlarla ilgili pek çok şey yer alır. Tarihte Vedalar diye adlandırılan kadim Hint yazılarıyla başlayıp daha geç Doğu metinleriyle devam eden öğretilerde astral planlar, fiziksel ya da gözle görülebilir somut dünyanın üzerinde yer alan, ruhsallıkla karışan ve birbiri ardına yükselen boyutları temsil eder. Binlerce yıl boyunca pek çok kişi zihnin meditatif, beden dışı gözlemleriyle bu görünmeyen bölgeleri deneyimlemişlerdir. Ayrıca kişiler yeryüzünün ağır tesirlerinden daha uzaklara doğru ilerlemelerine paralel olarak astral planların yoğunluğunun da giderek azaldığını tanımlamışlardır.
3. Eve Dönüş: Öldükten sonra karşılaştığımız dost ruhlarla bir araya gelmek bu kadar önemliyse, onları nasıl tanırız? Ruhların ruh dünyasında nasıl göründüğüyle ilgili olarak hipnozdaki denekler arasında genel bir görüş birliği olduğunu söylüyor yazar. Ruh varlığı bir enerji kütlesi olarak görünebilir, fakat organik olmayan ruh enerjisinin insan özellikleri sergileyebilmesinin mümkün olduğu da açıktır. Ruhlar birbiriyle iletişim kurdukları zaman kendilerini eski hayat formlarında gösterirler. Bir insan hayatındaki formunu göstermek, ruhların temel enerji cevheriyle üstlenebildikleri sayısız görünümden yalnızca bir tanesidir.
Ölen yakınınızın yanında bulunduysanız eğer akraba ya da yakın tanıdığı kişilerle iletişimin başladığını gözlemlemişsinizdir. Bazen ruhsal rehberleri ya da ruh eşi olan varlıklar görünür. Karşılama komitesi ruh dünyasına girmeden önce hazırlanmıştır. Ruhsal geçisin bu döneminde gerçekleşen duygusal karşılaşmalar, finalde kendi olgunluk düzeyimizdeki özgün bir varlıkla grubunun arasına yerleşmemizle sonuçlanacak bir sürecin başlangıcından ibarettir.
4.Yerine Yerleşmemiş Ruh: İki tip yerine yerleşmemiş ruh vardır:
- Fiziksel bedenlerinin öldüğü gerçeğini kabul etmeyerek bireysel ıstıraplarından kaynaklanan nedenlerle ruh dünyasına geri dönmemek için çabalayanlar.
- Bedenli olarak yaşarken kriminal anlamda ciddi suçlar işlemiş varlıklar.
İlk tipte yerine yerleşmemiş olma ruhun kendi seçimiyken ikinci tipte ruhsal rehberler bu ruhları kasten belirsiz bir süre için diğer varlıklardan uzakta tutarlar. Her iki durumda da bu ruhların rehberleri onların rehabilitasyonu ile yakından ilgilenirler.
Eğer bir düzenle yönetilen ve bizimle ilgilenen rehberlere sahip bir ruh dünyası varsa, nasıl oluyor da bedenli varlıklara negatif enerji uygulayan bu uyumsuz ruhların varlıklarını sürdürmelerine izin verilmektedir? Bunun bir açıklaması özgür iradeye sahip olmamızdır; ölümde bile. Diğeri ise fiziksel evrende pek çok karışıklığa katlandığımızdan, ruhların normal çıkışlarında birçok ruhsal sapma ve şaşma zaten bekleniyor olmalıdır. Kendilerini hapseden bedensiz mutsuz ruhlar olasılıkla büyük bir tasarımın bir parçasıdırlar. Hazır oldukları zaman bu ruhların ellerinden tutularak yeryüzünün astral planından uzaklaştırılacak ve ruh dünyasındaki uygun yerlerine yönleneceklerdir.
Zihnimizi neyin negatif bir güçle zorladığı ve neyin zorlamadığını ayırt etmek önemlidir. Kendimize ya da bir başkasına yıkım getirmeyi öneren içsel bir ses duyma, şeytani bir ruhsal varlığın ya da kötü niyetli din dışı bir rehberin işareti değildir. Negatif güçler bizim kendimizden çıkarlar.
Duygusal bozuklukların yıkıcı etkileri, kendi başlarına bırakıldıkları takdirde ruhun gelişimini engeller. Yaşantılarımızda çözümlenmemiş bireysel tramvayı deneyimlemiş olanlarımız, kendi tahribatımızın tohumlarını taşırız. Bu ıstırap, ruhu öyle bir tarzda etkiler ki bütün değilmişiz gibi görünür.
Çağımızdaki şiddetin miktarı günümüzde “yanlış yoldaki” ruhların sayısının geçmiştekinden daha fazla olduğu anlamına mı gelmektedir?
Bırakın başka şeyleri, aşırı artmış nüfus ve zihni değiştiren uyuşturucu kültürü bile bu çıkarımı destekler görünmektedir. Pozitif olan şey ise insanın çektiği ıstıraba karşı yeryüzünün uluslararası bilinç seviyesinin yükselmekte olduğunun görülmesidir.
Mısır’ın Ölüler Kitabı: Dr. Michael Newton, “Ofisimin duvarında bir Mısır resmi asılıdır. Yedi bin yıldan daha eski, mitolojik bir ölüm ritüeli olan ‘Mahkeme Sahnesi’ Mısır’ın Ölüler Kitabı‘nda yer alan bir tasvirdir.” der. Kadim Mısırlılar ölüm ve mezar ötesindeki dünya ile çok ilgiliydiler, çünkü kozmik panteonlarında ölüm, hayatın açıklanmasıydı. Resim, canlılar dünyası ile ölüler alemi arasında bir yere varan yeni göçmüş bir adamı gösterir. Törenlerin efendisi tanrı Anubis’tir ve adamın terazinin bir kefesine koyduğu kalbini, karşı kefedeki doğruluk tüyüyle kıyaslayarak tartmaktadır. Mısırlılar için kalp, baş değil- bir kişinin ruh vicdanının bedenlenmesini temsil etmekteydi. Bu kritik anda, timsah başlı bir canavar, adamın hayattayken yaptığı yanlışların doğrularına ağır basması durumunda kalbi yutmak üzere ağzı açık beklemektedir. Tartıdan çıkan sonuç bir ruhun varlığına son verebilecektir.
Tibet’in Ölüler Kitabı: İncil’den binlerce yıl daha eski bir dinsel kaynak, Tibet’in Ölüler Kitabı hayatlar arasındaki (Bardo) şuur durumunu “işlediğimiz kötülük bizi ruhsal ayrılığa yollar” diye tanımlanan bir zaman olarak görür. Eğer Doğu’nun insanları, kötülük yapanlar için özel bir ruhsal mekanın olduğuna inanıyorlarsa, bu fikirle Batı dünyasındaki Araf kavramı arasında benzerlik var mıdır?
Hıristiyan doktrini en erken başlangıç dönemlerinden itibaren Araf’ı, insanlığa karşı işlenen küçük günahların geçici bir süre için cezasının çekildiği bir geçiş aşaması olarak tanımlamıştır. Hıristiyan Araf’ının bir kefaret ödeme, yalıtılma ve çile çekme yeri olduğu varsayılır. Tüm negatif karma giderildiği zaman, sonunda bu ruhların cennete girmesine izin verilir. Diğer taraftan büyük günahlar işleyen ruhlar, sonsuza kadar cehenneme mahkum olurlar.
Cehennem, iyi ruhları kötülerden daimi olarak ayrı tutmak için var olan bir yer midir?
Binlerce yıldır ayakta kalan Doğu metinlerinden biri olan Bagavatgita’da şöyle bir pasaj vardır: “Kötülüğün ruhları bedel ödeyerek erdemlerini geri almak zorundadır.”
Gelişimin anahtarı, bize hayatımızın gidişatında düzeltmeler yapma yeteneğinin verildiğini anlamak ve yapmakta olduğumuz şey iyi gitmiyorsa durup gerekli değişimleri yapma cesaretini göstermektir. Karmik örüntümüz korkuyu alt ettiğimiz ve risk aldığımız oranda, yeni seçimlerin sonuçlarına göre ayarlanır.
Tekrardoğuş‘a inanan bazı kişiler aynı zamanda makul bir yaşam süresi boyunca derslerini öğrenmeyen negatif ruhların bertaraf edildiği ve yerlerini niyetleri daha güçlü ruhlara bıraktıkları düşüncesindedirler.
5. Oryantasyon: Eve dönüşümüz sırasında bizi karşılayan varlıkların dağılmasının ardından artık bir iyileşme mekanına götürülmeye hazırızdır. Bunu, ruhun ruhsal bir çerçeveye tekrar alışmasını içeren bir durak izleyecektir.
Rehberimizle başlangıç oturumumuz sona erdiği zaman oryantasyon yerinden ayrılır ve koordineli bir faaliyet akışına katılırız ki muazzam sayılarda ruhun bir çeşit merkezi teslim alma istasyonuna geçişi bunun içindedir.
6. Nakil: Ruhların toplanışı ve nakilleri iki aşamalıdır. Burası bir karargah değildir. Ruhlar buraya getirilir, toplanır ve sonra kendilerine uygun nihai hedeflerine gönderilirler. Bu alana girildiği sırada ruh dünyasının yapısı hakkında aktarılan gözlemler başlangıçtaki tabakalar ve sisli katmanlarla ilgili ilk izlenimlerden kesinlikle farklılaşmıştır. Şimdi sanki ruh büyük galaktik bir bulutsunun sarmal kolları içinden geçip daha birleştirilmiş göksel bir alana girmektedir. Ruhlar merkezdeki meydanda atandıkları yerlere sevk edilmeye hazırlanırken deneklerin sesindeki heyecanı duymak gerekir. Önlerinde uzanan ebedi dünyadan gözleri kamaşmıştır ve onun içinde bir yerde yaratılışın çekirdeğinin yattığına inanmaktadırlar.
7. Yerleştirme: Dr. Michael Newton, bölümde şöyle der: “Bir ruhumuz olduğuna inanan kişilerden aldığım izlenim, tüm ruhların olasılıkla tek bir büyük toplanma yerinde karışık durumda bulunduklarını tahayyül ettikleridir. Deneklerimin birçoğu da seanslara başlamadan önce aynı inancı paylaşanlardandır. Seanslardan sonra ise, herkesin ruh dünyasında kararlaştırılmış bir yeri olduğunu kavramış olmanın yarattığı şaşkınlığı ifade etmeleri sürpriz olmaz. Hipnoz altındaki kişilerle ruh dünyasındaki yaşamı incelemeye yeni başladığım sıralarda, organize ruh destek gruplarının varlığıyla ilgili söylemlere hazırlıklı değildim. Zihnimde ruhların yeryüzünü terk ettikten sonra kendi başlarına etrafta dolaştıkları şeklinde bir resim vardı.”
Gruba yerleştirilmede belirleyici etken “Ruhun Seviyesi”: Gruba yerleştirilmede belirleyici etken ruhun seviyesidir. Fiziksel ölümden sonra ruhun yuvaya dönüş yolculuğu, çok genç bir ruh olmadığı ya da 4. Bölüm’de anlatılan başka nedenlerden ötürü çevreden izole edilmediği takdirde kendi kolonisine ayrılan yere ulaşmasıyla sona erer. Bu küme gruplarındaki ruhlar aynı farkındalık seviyesine sahip eski yakın dostlardır.
Transtaki kişiler bir ruh kümesinin parçası olduklarını söyledikleri zaman, tıpkı bir insan ailesinde görebileceğiniz, direkt ve sık bir temas halinde bulunan küçük ve birinci derecedeki bir varlıklar biriminden söz etmektedirler. Bu varlıklar birbirlerine karşı yeryüzündeki kavramlarımızın çok ötesinde bir duyarlılık içindedirler.
İkinci derecedeki ruh grupları birbirleriyle çok daha az yakın olan toplumsal bir destek topluluğu şeklinde düzenlenmiştir. Daha büyük olan ikincil varlık grupları, bir göldeki nilüfer çiçeklerinin yapraklarına benzer şekilde, dev birincil küme dizilerinden meydana gelmiştir. Ruhsal göller sanki sonu yokmuş gibi görünürler. Bu göllerin içinde bin ruhtan daha az olduğu tahmin edilen bir ikincil grubu hiç duymadım. Bir ikincil grubu oluşturan çok sayıda birincil grup kümeleri arasındaki ilişkiler seyrek görünmektedir ya da kümeler arasında hiç temas yoktur. İki farklı ikincil grubun üyesi olan ruhlar arasında herhangi bir anlamlı ilişkinin ise iyice ender olduğunu bulguladım. Çünkü ruhların sayısı çok fazla olduğu için böyle bir şeye gerek kalmamaktadır.
Birincil alt grup kümelerinin içerdiği varlık adedi üç ile yirmi beş ruh arasında değişir. Dr. Michael Newton, “Bana anlatıldığına göre ortalama birliktelik sayısı on beş civarındadır ve buna İç Daire denir.” diyor. Değişik grup kümelerine ait üyelerin bir çalışma için birbiriyle temas kurmaları herhangi bir bedenlenme sırasında öğrenilmesi gereken derslerin yönetimiyle ilgilidir. Böyle bir temas, geçmiş bir hayattaki bağlantıya ya da söz konusu ruhların belirli kimlik özelliklerine bağlı olabilir. Farklı küme gruplarının üyeleri arasındaki ruh tanışıklıkları yeryüzündeki hayatta çevresel rolleri kapsar. Bir zamanlar lisedeyken yakın olduğunuz, fakat şimdi ancak yıllık buluşma toplantılarında bir araya geldiğiniz bir sınıf arkadaşınız bir benzetme olarak gösterilebilir.
Aynı küme grubunun üyeleri ise sonsuza kadar yakın bir birlik içindedirler. Sıkı bağlarla örülü bu kümeler çoğu zaman birbirine benzer zihinlere sahip ve birbirleriyle daimi bir iş birliği içinde üzerinde çalıştıkları ortak hedefleri bulunan ruhlardan meydana gelmiştir. Yeryüzündeki bedenlenmeleri sırasında genellikle aile üyesi ve yakın arkadaş olarak birlikte yaşadıkları hayatları seçerler.
Bir deneğin, eski hayatlardaki bir kız kardeş ya da erkek kardeş ile aynı küme grubunun üyeleri oluşu ebeveynlerle aynı gruba ait olmalarından çok daha yaygındır. Yeryüzünde ölmemizin hemen arkasından anne babalarımız ruhsal giriş kapısında bizi karşılayabilirler; fakat onları ruh dünyasında çok fazla görmeyebiliriz. Bu koşulur ardında ebeveynlerin olgunluğuyla bağlantılı nedenler yoktur, çünkü onların ruhları ortaya çıkardıkları çocuktan daha az gelişmiş olabilir. Burada hemen satırları devralarak şunu söyleyebilirim; belki de ebeveynlerimizdir bazılarımızın küme grup ruhu.
Bireysel titreşimsel dalga örüntülerinin her ruh aurasının temsil ettiği. Ruh halimizle yaydığımız ışığın yoğunluğu, rengi ve formu bilgimizin gücüyle eş orantılıdır ve bu da gelişme sürecinde ilerledikçe artan ışık maddesi konsantrasyonlarıyla temsil edilir. Bireysel enerji örüntülerimiz yalnızca kim olduğumuzu sergilemezler, aynı zamanda başka kişileri iyileştirme ve kendimizi yenileme yeteneğimizin derecesini de gösterirler.
Öğrenme bir ruh olarak yaratılmamızla birlikte başlar ve ilk fiziksel hayata atanmamızla hız kazanır.
- Düzey yeni başlayan: Beyaz
- Düzey Alt Orta : Beyazdan çıkmak üzere (kırmızımsı gölgeler, nihayetinde sarı izler görülür)
- Düzey Orta : Sarı (yekpare, beyazdan iz yok)
- Düzey Üst Orta : Koyu sarı Kıdemsiz
- Düzey İleri Düzey : Açık mavi Kıdemli
- Düzey Yüksek Düzeyde İlerlemiş : Koyu mavimsi-mor Üstat
Ruhun gelişimiyle ilgili sınıflandırmanın sosyal ya da entelektüel seçkinlikle ilgisi yoktur. Yüksek derecede ilerlemiş varlıklar çoğu zaman yeryüzünde en mütevazı koşullarda bulunurlar.
8. Rehberlerimiz: Kişiler dua ettikleri ya da meditasyon yaptıkları zaman, esin almada tanışıklık kurdukları bir varlığa ulaşmak istemektedirler. İnsan zihninde net bir şekilde tanınabilen bir figürden yardım dilemek daha kolaydır. En tepedeki yüce Tanrı’yı imgelemede ise bir yetersizlik söz konusudur ki bu pek çok kişinin direkt bağlantısını engellemektedir.
Milyonlarca insan geçmiş tarihimizde yeryüzünde peygamber olarak bedenlenen bu güçlü ruhların öğretilerinden yarar sağlamaktadır.
Psikologlar tarafından yürütülen ulusal ölçümler her on kişiden birisinin sesler duyduğunu kabul ettiğini ve sıklıkla bunların pozitif ve yol gösterici tabiatta olduğunu göstermektedir. İçsel seslerinin zihinsel hastalıklarla bağlantılı halüsinasyonlar olmadığını öğrenmek pek çok kişiyi rahatlatmaktadır. İçsel ses endişelenecek bir şey değil, kendi hami danışmanınızla bir telefon konuşması gibidir. Çoğu zaman onlar rehberlerimizin sesidir.
Farklı ruhlara atanmış rehberler birbirleri için acil zihinsel mesajlar ileterek işbirliği yaparlar. Kritik durumlarda kendilerine yardım etmeyi başaramayan kişiler danışmanların, dostların ve ya hatta yabancıların tam da en gerekli anda yardıma gelmesi olgusuyla karşılaşabilirler.
Günlük hayatımız sırasında muhatabı olduğumuz içsel güç bize, rehberlerimizi fiilen görmekten çok bizi yalnız olmadığımıza ikna eden duygu ve hisler eşliğinde ulaşır. Sükunet içinde tefekkür ederek iç seslerini dinleyen ve teşvik eden kişiler, kendilerinin ötesinde destek ve güvence sunan bir enerjiyle bireysel bir bağlantı kurduklarını hissettiklerini söylemektedirler. Bu içsel rehberlik sistemini ilham ya da sezgi olarak adlandırmayı tercih ediyorsanız, hiç sorun değildir, çünkü bize yardım veren sistem daha yüksek kuvvetlerin olduğu kadar bizim de bir yönümüzü oluşturur.
Hayattaki başarımız planlamaya dayanır, ancak belli hedeflere ulaşmak için seçebilecek alternatif yollar vardır. Rehberlik isterken yalnızca hayatınızdaki bir sonraki adım için yardım dilemelisiniz. Bunu yaparken beklenilmeyen olasılıklara hazır olun.
Her ruhun, varoluşuyla bağlantılı bulunan daha yüksek ruhsal bir kuvveti vardır. Bütün ruhlar tek bir külli ruhtan türemiş aynı ilahi özün birer parçasıdırlar. Bu zeki enerji tüm evreni kaplamıştır ve bundan dolayı da her birimizin bu ilahi statüde payı vardır. Eğer ruhumuz Tanrı dediğimiz külli ruhun küçük bir parçasını yansıtmaktaysa, rehberlerimiz bize yaratıcıyla aramızdaki bağı görebileceğimiz ayna vazifesini yerine getirirler.
9. Yeni Başlayan Ruh: Yeni başlayan ruhların iki tipi vardır:
- Ruh dünyasının dışında bir hayata maruz kalma anlamında gerçekten yeni olanlar
- Göreceli zaman içinde uzun bir süredir yeryüzünde tekrar tekrar bedenlenmekte olup hala olgunlaşmamış olanlar.
Her iki tipteki yeni başlayan ruhların Düzey 1 ve Düzey 2’de bulundukları.
Yeryüzünde insan bedenlerini işgal eden ruhların neredeyse üçte ikisi hala gelişimin erken dönemlerindedir. Bunun cesaret kırıcı bir bildirim olabilir, çünkü bu, insan nüfusunun çoğunluğunun eğitimlerinin alt basamaklarında işlev yaptığı anlamına gelir. Ancak her taraftan negatif kültürel anlaşmazlık ve şiddetle kuşatılmış dünya nüfusunu düşündüğümüz zaman, yeryüzündeki alt düzey ruhların yüksek oranıyla ilgili görüşü değiştirme eğilimine giremiyorum, diyor yazar. Bununla beraber, her yüzyılın tüm insanlara farkındalıkta bir ilerleme getirdiği düşüncesinde.
“Yıllar içerisinde vaka dosyalarımda deneklerimin ruh düzeylerine ilişkin istatistiksel bir sayıyı hep korudum. Şüphesiz, değerler belli bir ölçüde daha alt düzeylerde ağır basmaktadır, çünkü bu denekler bir bütünü temsil edecek şekilde seçilmiş bir örnek grup değildir. Vakalarımın gelişimin daha alt düzeylerindeki ruhları daha ağırlıklı olarak temsil ediyor olmaları daha yüksek bir olasılıktır, çünkü onlar hayat içinde yardım almaya ihtiyaç duyan ve haber alma peşinde bana gelen kişilerdir.”
Merak edenler için, vakalarının tamamındaki ruh düzey oranı:
- Düzey 1, %42
- Düzey 21 %31
- Düzey 3, %17
- Düzey 4, %9
- Düzey 5, %1
10. Orta Düzeydeki Ruh: Ruhlarımızın Düzey 2’yi geçerek gelişimin orta düzeyine ilerlemesiyle birlikte grup küme aktivitesi dikkate değer ölçüde azalır. Bu, başlangıç statüsündeki acemi ruhta gördüğümüz izolasyona geri döndüğümüz anlamını taşımaz, orta gelişim düzeylerine evrimleşen ruhların birincil gruplarla birlikteliklerini azaltmalarının nedeni, artık daha başka işlem yapacak olgunluk ve deneyimi kazanmış olmalarıdır. Bu ruhlar bedenlenmelerinin sayısını da azaltmışlardır.
3 ve 4. düzeylerin içindeyken artık daha ciddi sorumluluk için hazırdır. Rehberlerimizle ilişkimiz artık bir öğretmen öğrenci ilişkisinden çok birlikte çalışan meslektaşlar ilişkisine dönüşür. Eski rehberlerimiz yeni öğrenci grupları almışlardır başkasının rehberi olma sorumluluğunu üstlenmeye hak kazanacağımız öğreticilik becerileri geliştirme sırası bize gelmiştir.
Daha olgun ruha sorulan sorular ezoterik amaç ve yaradılış fikirlerine yönelmiştir. Diğer ruhlarda eksik olan ruhsal bilgi için bu ruhların sahip olduğu daha yüksek bilgi avantajından yararlanılır. Bu dünyanın daha ilerlemiş ruhları evrensel bir hayat planının dikkate değer bir kapsamına sahiptirler. Onlardan mümkün olduğu kadar çok şey öğrenmek gerekir.
11. İleri Düzeydeki Ruh: İleri Düzeydeki Ruh Yaşlı olduğu kadar yüksek düzeyde ilerlemiş bir ruha sahip kişiler enderdir. Geçmişe götürme fırsatını elde ettiğim düzey Mavilerinin sayısı fazla olmamakla beraber, onlarla çalışmak idrakleri ve geniş kapsamlı ruhsal bilinçlerinden dolayı her zaman uyarıcıdır, diyor yazar. Gerçek şu ki olgunluk derecesi bu kadar yüksek olan bir kişi, hayat planıyla ilgili çatışmalarını çözümlemek için bir regresyon terapistine başvurmaz. İlerlemiş bir varlık, çoğumuzun her gün boğuştuğu aşırı sorunların üstesinden gelmiştir ve daha çok spesifik işlerde küçük ince ayarlar yapmakla ilgilenir.
Bu kişiler, Rahibe Teresa gibi kamuoyuna mal olmuş kişilerse onları tanıyabiliriz; bununla beraber ilerlemiş ruhun işini sessizce, kendi halinde bir tarzda yürütmesi daha olağandır. Kendilerine düşkünlük göstermeksizin işlerini yerine getirmeleri başka kişilerin hayatlarını yoluna koymaktan geçer. Kurumsal meselelerden çok, bireysel insani değerleri çoğaltmaya odaklanırlar. Bununla beraber Düzey 5’ler aynı zamanda uygulamacı, pratik kişilerdir, kişileri ve olayları etkilemelerine olanak sağlayan kültürel bir ana görüş alanında rastlanmaları daha olasıdır.
İleri düzeyli ruhun işareti topluma karşı sabırlı oluşu ve çare oluşturmada sıra dışı bir maharet göstermesidir. İstisnai içgörüleri (iç yüzünü kavrama) göze çarpar. Bu, hayat onlar için hiçbir karmik zorluk sunmaz demek değildir, öyle olsaydı Düzey 5 muhtemelen hiç buralarda olmazdı. Hayatın tüm yollarında karşımıza çıkabilirler, fakat en sık yardım eli uzatan bir uzmanlığın içindedirler ya da bir şekilde sosyal adaletsizlikle çarpışmaktadırlar. İlerlemiş bir varlık etrafına huzur verir, başkalarına karşı müşfik ve anlayışlıdır. Şahsıyla ilgilenme tarafından motive edilmediği için kendi fiziksel ihtiyaçlarını dikkate almayabilir ve kısıtlı koşullarda yaşayabilir.
12. Hayat Seçimi: İnsanlığa yönelik geçmiş fiillerimizin karması, yanlışlarımız ve kazançları gelecekteki gayretlerimizin en uygun rotasının ne olması gerektiğine dönük bir bakışla değerlendirilmiştir. Ruh artık bütün bu enformasyonu birleştirmeli ve üç ana karara dayanan maksatlı bir eyleme girişmelidir:
- Yeni bir fiziksel hayata hazır mıyım?
- Öğrenimimi ve gelişimimi daha ileri götürmek için hangi spesifik dersleri almak istiyorum?
- Hedeflerim üzerinde en elverişli çalışma fırsatını elde etmek için bir sonraki hayatımda nereye gitmeliyim ve kim olmalıyım?
Daha yaşlı ruhlar, atandıkları gezegenlerin nüfus ihtiyaçlarına bakılmaksızın daha az bedenlenirler. Bir dünya öldüğü zaman, işlerini henüz tamamlamamış varlıklar, yapmakta oldukları çalışmaya uygun hayat formlarını barındıran başka bir dünyaya taşınırlar. Bedenlenme devreleri, bir gezegendeki bedenlenme ihtiyacından çok, varlıkların içsel arzularına göre ayarlanır gibi görünmektedir.
Bununla beraber yeryüzünün giderek daha çok sayıda ruha ihtiyaç gösterdiği ortadadır.
Bugün yeryüzünde yaşamakta olan kişilerin şimdiye kadar burada yaşamış ruhların toplam sayısına yakın olduğu inancında olan tekrardoğuşçular vardır.
Yeryüzündeki muazzam nüfus artışının ruhların buraya daha sık gelmelerinin ana nedeni olduğuna kuşku yoktur. Peki ruhların yeryüzü aday listesinin insanın üreyişindeki bu artış baskısından etkilenme ihtimali var mıdır?
13. Yeni Bir Beden Seçme: Seçimlerin gerçekleştiği yerde, ruhlarımız, aynı zaman periyodu içinde yaşayan birden fazla insanın ömür süresini gözden geçirirler. Bu alandan ayrılırken çoğunlukla ruhsal faaliyetimiz için sunulan adaylardan birini gözümüze kestirmiş olarak ayrılırız. Ancak yine de ruhsal danışmanlarımız bize, son kararımızı vermeden önce, görmüş olduğumuz gelecek hakkında enine boyuna düşünme fırsatı tanırlar. Bu bölüm, bu kararı vermemizde rol oynayan birçok ögeye ayrılmıştır.
Beden alternatifleriyle ilgili değerlendirmelerimiz gerçekte hayat seçimi yerine gitmemizden önce başlar. Ruhlar bunu yeryüzünün farklı kültürel ortamlarındaki belirli kişileri izlemeye yeterince hazırlıklı olmak için yaparlar. Benim hissettiğim kadarıyla seyirci odasını ayarlayan varlıklar, zihnimizdeki bu düşünceler nedeniyle bize ne göstereceklerini peşinen bilirler. Bir sonraki hayatta bize hizmet edecek doğru bedeni seçme işlemi büyük bir dikkatle yürütülmelidir. Rehberlerimiz ve emsal grup üyelerimiz de hayat seçimi yerini ziyaret etmemizin öncesinde ve sonrasında bu değerlendirme sürecinin bir parçasını oluştururlar.
Öğretmenlerimiz ruhlara bitirilmemiş ders planları üzerinde çalışma yapmaları için insanın kullanışlılığını ölçme olanağı sağlayan göreceli gelecek zamanı kullanırlar. Bir sonraki hayat hakkında verilen kopyalar, ruh zihninin hazırlandığı zorluk derecesi bakımından çeşitlilik gösterir.
Toplum tarafından eksik olarak görülenlerimiz ayrımcılığa maruz kalmakta, bu da taşınılan yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Fiziksel rahatsızlık ve hasar engellerini aşmak bizi üzerimize giydiğimiz ateşten gömleğe daha dayanıklı kılar.
Bedenlerimiz hayatta kendimiz için kurduğumuz deneyin önemli bir parçasını oluşturur. Bedenlerle ilgili özgür seçimlerimiz her insan varlığının miras aldığı tahmini 100.000 genden çok, fazlasıyla psikolojik nedenlere dayanır. Bununla beraber bu bölümün başlangıç vakasında niçin bazı ruhların büyük ölçüde fiziksel nedenlere dayanan ve işin içine ağır psikolojik meselelerin karışmadığı belli bedenler isteyebildiklerini göreceğiz. Bu vaka bir ruhun farklı fiziksel hayatlarda birbiriyle tezat oluşturan fiziksel bedenlere girme kararıyla ilgili planlamayı önümüze getirmektedir.
Toplum tarafından eksik olarak görülenlerimiz ayrımcılığa maruz kalmakta, bu da taşınılan yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Fiziksel rahatsızlık ve hasar engellerini aşmak bizi üzerimize giydiğimiz ateşten gömleğe daha dayanıklı kılar.
Bedenlerimiz hayatta kendimiz için kurduğumuz deneyin önemli bir parçasını oluşturur. Bedenlerle ilgili özgür seçimlerimiz her insan varlığının miras aldığı tahmini 100.000 genden çok, fazlasıyla psikolojik nedenlere dayanır. Bununla beraber bu bölümün başlangıç vakasında niçin bazı ruhların büyük ölçüde fiziksel nedenlere dayanan ve işin içine ağır psikolojik meselelerin karışmadığı belli bedenler isteyebildiklerini göreceğiz. Bu vaka bir ruhun farklı fiziksel hayatlarda birbiriyle tezat oluşturan fiziksel bedenlere girme kararıyla ilgili planlamayı önümüze getirmektedir.
İnsan beyni elbette çok büyük yeteneklere sahip bir organdır ve düşünceme göre, beden hiyerarşisi içerisinde ruhsal varlığın irtibat kurabildiği en tepe noktayı teşkil etmektedir. Bu durumda, varlığın ihtiyaçlarına uygun genetik yapıda bir beden seçmesi çok önemli bir soruyu gündeme getirmektedir. Ruhlar kendi gelişimleriyle uyuşacak entelektüel yeterliliğe sahip bedenler mi seçerler? Örneğin ilerlemiş ruhlar yüksek zekalı insan beyinlerine mi meylederler? Zeka göreceli bir kavram olmakla birlikte, tecrübelerim sonucunda varlıkların gelişmişlik düzeyiyle zihinsel yetenekleri arasında her zaman paralellik olmayabileceğini gördüm. Ancak bir genelleme yapmak gerekirse gelişmiş varlıklarda insani değerlerin, pozitifliğin ve sevginin daha ön planda olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bir kimse çok zeki olabilir fakat bunu her zaman pozitif yönde kullanmayabilir.
Filozof Kant insan beyninin yalnızca şuurun bir fonksiyonu olduğunu, gerçek bilginin kaynağı olmadığını yazmıştır. Ruhların beden tercihleri ne olursa olsun bireyselliklerini insan zihni aracılığıyla sergilediklerini bulgulamaktayım. Bir kişi yüksek derecede zeki olabilir ve buna karşılık yeni durumlara uyum sağlamaya kapalı bir tutum içinde olduğu ve dünyaya yönelik merakının az olduğu görülebilir. Bu bana başlangıç düzeyindeki bir ruhu işaret eder. Eğer hep aynı kararda bir ruh haletiyle ilgileri ve yetenekleri somut olarak insanların ilerlemesine yardım etmeye odaklanmış ve yönelmiş bir kişi görürsem, onun iş başındaki ileri düzeyli bir ruh olduğundan kuşkulanırım. Bunlar egonun isteklerinin ötesindeki bireysel gerçekleri araştıran kişilerdir.
Her yeni hayatta bir ruhun gerçek benliğini farklı bir bedende yeni baştan aramak zorunda olması büyük bir yük gibi görünmektedir. Bununla beraber kötü durumda olmamıza kayıtsız kalmayan ruhsal üstatlar sayesinde hafıza kaybının karanlığını delen bir parça aydınlığa olanak tanınır. Yeryüzünde ruhsal ailemize mensup varlıklar bulmaya ve hayat seçimi yerinde gördüğümüz hayatların bazı yönlerini hatırlamaya gelince, bir sonraki hayatımızın hemen öncesinde ruhlara çok kişisel bir şekilde özel dersler verilir.
14. Bedenlenmeye Hazırlık: Ruhlar yeni bir hayat ve beden seçiminin pek çok fiziksel ve psikolojik sonuçları hakkında rehberleri ve emsal grup üyeleriyle görüşmelerini tamamladıktan sonra, bedenlenme kararı alınır. Mantıken bunun hemen sonrasında yeryüzüne gittiklerini varsaymak yanlış olmazdı. Ancak hazırlanmanın önemli bir unsuru yerine getirilmeden önce bu gerçekleşmez.
Şu ana kadar, hayat seçimi yerinden dönen ruhların yalnızca bir sonraki hayatlarında kim olacaklarıyla ilgili en iyi seçeneği belirlemek zorunda olmakla kalmayıp bu kararlarını önlerindeki senaryodaki diğer oyuncularla da koordine etmeleri gerektiğinin anlaşıldığından kuşkum yok. Hayatın büyük bir sahne oyunu olduğu benzetmesini kullanırsak, bu oyunun baş aktörü ya da aktrisi biz olacağız. Oyunda yaptığımız her şey metindeki ikinci derecedeki (biz olmadıkları için ikinci derecedeki) karakterleri etkiler. Rolleri, bizim tarafımızdan değiştirilebilir ya da bizimki onlar tarafından çünkü oyunun sergilenmesi sırasında metinde değişiklikler (özgür iradenin sonuçları) yapılabilir. Hayat sahnesinde yakın bir birlik içinde olacağımız varlıklar, her biri kendi belirgin rolleriyle, bizim yardımcı rol arkadaşlarımızı temsil ederler. Fakat onları nasıl tanıyacağız?
Bu varlıkları bulmak ruh dünyasını terk etmeden önce yaptıkları hazırlıkların bir parçasını oluşturmaktadır. Denekler burası için hazırlık sınıfı terimini kullanıyor.
Hatırlama sınıfının ruhsal faaliyetlerinin ardında neyin bulunduğunu net bir şekilde anlamak için sanırım ruh eşi sözcüğünün nasıl anlamlandırılması gerektiği üzerinde durmamız iyi olur. Çoğumuz için en yakın ve en iyi ruh eşimiz (ruh arkadaşımız) karımız ya da kocamızdır. Ancak, önceki vakalarda görmüş olduğumuz gibi, hayatımızdaki önemli ruhlar ailemizin başka bireyleri ya da yakın bir arkadaşımız da olabilir. Bizimle yeryüzünde geçirdikleri zamanın süresi uzun ya da kısa olabilir. Önemli olan buradayken üzerimizdeki etkileridir.
Kompleks bir hususu aşırı basitleştirme riskinden dolayı, ilişkilerimizi birkaç genel kategoriye ayırarak başlayalım.
- Tarafların birbirini aşkla sevdikleri ve diğeri olmaksızın nasıl yaşayacaklarını bilmedikleri derin bir ilişkidir. Bu zihinsel ve fiziksel çekim öyle güçlüdür ki her iki kişinin birbirleri için yaratıldıklarından kuşkusu yoktur.
- Yoldaşlık, dostluk ve karşılıklı saygıya dayanan bir ilişkidir.
- Büyük ölçüde nedensel tanışıklıklara dayanan ve hayatımıza maksatlı bir öge katan beraberliklerimiz vardır.
Dolayısıyla bir ruh eşi birçok şekle girebilir ve bu kategorilere giren kişilerle karşılaşmamız bir Rus ruleti oyununa benzemez.
Ruh eşleri, çeşitli durumlarda birbirlerini en iyi şekilde destekleyerek elde edilebilecek karşılıklı hedeflerin başarıyla yerine getirilmesinde size ve kendilerine yardım etmek üzere seçilmiş yol arkadaşlarıdır. Sevgililer ve arkadaşlarla ilgisi bakımından, yakın ruhların kimliklerinin tanınması bilincimizin en yüksek kısımlarından gelir. Harikulade bir deneyimdir, hem fiziksel hem de zihinsel anlamda.
- Eş zamanlılık tesadüf müdür?
- Bir anlık unutulmuş bir anı, zihnimizin gerisinde sizi kuvvetle çeken bir tanışıklık duygusu var mıydı?
Gözler ruhun aynası olduğu eski bir deyiştir. Ruh eşleri yeryüzünde karşı karşıya geldiği sırada başka hiçbir fiziksel özelliğimizin bu ölçüde bir etkisi yoktur.
15. Yenidendoğuş : Yenidendoğuş kapsamlı ve engin bir deneyimdir. Yeryüzüne doğru yola çıkmaya hazırlanan ruhlar, kendilerini çarpışmaya hazırlayan savaşın pişirdiği kıdemli askerlere benzerler. Bu, kendilerini yeni bir bedene uyarlamadan önce kim olduklarını bilmenin aşkın biliminin tadını çıkarmak için son şanstır.
Bütün deneklerim ruhlarının ruh dünyasından bir bebeğin zihnine naklinin geri dönüşteki geçişten daha hızlı olduğunu anlatmaktadırlar. Bu farklılığın nedeni nedir? Fiziksel ölümden sonra ruhlarımız bir tünelin içinde yol alır ve bir giriş kapısından geçerek ruh dünyasına sıralı bir tarzda girerler. Yeryüzünden ruh dünyasına geçişin yeryüzüne geri dönüşümüzden daha yavaş ve dereceli olduğunu gördük ve bunun amacı özgürlüğüne yeni kavuşmuş bir varlığın uyum sağlamasına olanak tanımaktır. Buna karşılık, bebeklere giren ruhlar olarak her şeyi bildiğimiz bir durumdan geliriz ve fiziksel bir hayatın sonuna kıyasla yeni ortamımıza zihinsel olarak daha çabuk uyumlanabiliriz. Ayrıca, annemizin rahmindeyken de uyum sağlamak için ek zamanımız olacaktır.
Bununla beraber, annemizin karnında geçirdiğimiz bu zaman, kör edici hastane ışıkları, birdenbire soluk almaya başlama zorunluluğu ve ilk defa fiziksel elle tutulmaya maruz kalma gibi şeyler de dahil sarsıcı ve şiddetli doğum olayına bütünüyle hazır olduğumuz anlamına gelmez. Deneklerim, eğer doğum anıyla ölüm anını kıyaslamak gerekirse, doğumun fiziksel şokunun çok daha büyük olduğunu söylemektedirler.
Doğumun öncesine rastlayan bir noktada, ruh, bir bebeğin hassas ve gelişmekte olan beyniyle dikkatle temas kurmak ve daha tam biçimde birleşmek isteyecektir. Bir ruh bir bebekle bağlantı kurmaya karar verdiği zaman, açıktır ki bebeğin bu ruhu kabullenmede ya da geri çevirmede hiçbir tercih kullanma özgürlüğü yoktur. ilk giriş anıyla birlikte ruh için kronolojik zaman başlar. Her ruhun özgün eğilimlerine bağlı olarak, bağlantı annenin hamileliğinin daha erken ya da daha geç bir döneminde yapılabilir.
Kuşkularımız bizi yalnızca gözümüzle uçsuz bucaksız bir evren denizinin içindeki galaktik bir kıyı hattının kenarındaki bir kum tanesi olduğuyla ilgili bilimsel bilgi önemsizlik ve anlamsızlık duygularımıza katkıda bulunur.
- Niçin yeryüzünde başka bir canlı ölümden sonra hayat için kaygılanmaz?
- Bunun nedeni yalnızca şişkin egolarımızın hayatın geçici olduğunu düşünmekten nefret etmesi midir; yoksa varlığımızın daha yüksek bir kuvvetle olan ilişkisinden midir?
Yazarın Notu:
Sevgili Müge ile yeniden doğuş üzerine yaptığımız bir sohbette “Ruhların Yolculuğu” adlı kitaptan söz etti. Araştırıp D&R internet sepetime diğer kitaplarla birlikte ekledim ve hemen satın aldım. Kendisi, yeniden doğuş konusunda çeşitli araştırmalar ve programlar yapmış, alanında oldukça bilgili bir candır… Teşekkür ederim.
Ruhların Yolculuğu, Newton tarafından yapılan hipnoterapi seanslarında ortaya çıkan bilgileri içeriyor. Peki, siz bu bilgilere ulaşmak ister misiniz? Kitapta insanların ölümden sonra ruhsal bir evrende var olduğu ve bu evrende birçok kez reenkarnasyon geçirerek öğrenme ve gelişme fırsatı elde ettiği öne sürülüyor. Ruhların Yolculuğu’nun ruhsal konulara aşinaysanız sürükleyiciliğine kapılarak okuyabileceğiniz, başından sonuna kadar ilginizi canlı tutacak bir eser olduğunu düşünüyorum. Gelin, bu kitabın detaylarına birlikte göz atalım.
Bu kitap, insanların ölümden sonraki yaşama ruhsal bir evrende devam ettikleri ve reenkarnasyon geçirdikleri fikrini işliyor. Bu fikir sizlere oldukça düşündürücü veya ilgi çekici gelebilir. İnsan pek çok şeyi merak edip sonrasında bu merakını yenmek için çeşitli çabalar içine giriyor. Fakat ölümden sonra ne olduğu kimsenin tam anlamıyla cevap vermeyeceği bir konu. İşte Ruhların Yolculuğu ölüm ve sonrasını merak edenler için okuması keyifli bir bakış açısı sunuyor. Ayrıca insanların ruhsal evrende yönlendirildiği ve kişisel ve spiritüel gelişimlerine yardımcı olan ekiplerin varlığı öne sürülüyor. Bu durum hipnoterapi veya ruhsal bilgilerle ilgilenen okuyucuların ilgisini çekmekle birlikte insanı kişisel ve zihinsel yolculuğu hakkında düşündürüyor. Kitapta çok sayıda okuyucu tarafından ilgi çekici ve düşündürücü bilgiler bulunuyor.
Ruhların Yolculuğu, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. “Ruhların Yolculuğu” Dr. Michael Newton’un yalnızca bir kitap değil—bir bilinç kapısıdır. Günümüz insanı için bu eser, hem bireysel farkındalık hem de kolektif ruhsal uyanış açısından eşsiz bir değer taşır.
Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?
- Ölüm Korkusunu Dönüştürür: Newton’un hipnoterapik çalışmaları, ölüm sonrası yaşamın bilinçli bir süreç olduğunu ortaya koyar. Bu, ölüm korkusunu azaltır; çünkü ölüm bir son değil, bir geçiş olarak anlaşılır. Modern insanın en büyük bilinç blokajlarından biri olan ölüm korkusu, bu kitapla yerini merak ve teslimiyete bırakabilir.
- Hayatın Amacını Derinleştirir: Kitapta ruhların dünyaya belirli dersleri öğrenmek için geldiği anlatılır. Bu, “neden bunları yaşıyorum?” sorusuna ruhsal bir yanıt sunar. Günümüz insanı için bu, yaşamdaki zorlukları anlamlandırma ve dönüştürme gücü verir.
- Karmik Bilinç ve Tekâmül Kavramını Tanıtır: Ruhların sadece geçmiş yaşamlarını değil, bedenlenmeler arası ruhsal boyutları da deneyimlediği aktarılır. Bu, karma ve ruhsal evrim gibi kavramları sezgisel olarak anlaşılır kılar. Kişisel gelişim alanında sıkça kullanılan “tekâmül” kavramı, burada deneyimle sabitlenmiş bir gerçeklik olarak sunulur.
- Ruhsal Rehberlik ve Ruh Aileleri Bilincini Uyandırır: Newton’a göre ruhlar yalnız değildir; rehberler ve ruh aileleriyle birlikte gelişir. Bu, yalnızlık hissini azaltır ve kişinin ruhsal bağlarını fark etmesini sağlar. Özellikle içsel rehberlik arayan bireyler için bu bilgi, içsel güveni artırır.
- Bilinçli Yaşam Seçimlerine İlham Verir: Kitapta ruhların yeni bedenlerini ve yaşam planlarını bilinçli olarak seçtiği anlatılır. Bu, “kurban bilinci”nden çıkıp “yaratıcı bilinç”e geçişi destekler. Günümüz insanı için bu, yaşam sorumluluğunu almak ve seçimlerinin ardındaki ruhsal amacı görmek demektir.
Dr. Michael Newton– Ruhların Haritacısı
Dr. Michael Newton, 9 Aralık 1931’de California’da doğdu. Başlangıçta geleneksel psikoloji eğitimi alan Newton, yaşamının ilerleyen dönemlerinde insan ruhunun ölüm sonrası yolculuğunu keşfetmeye adanmış bir araştırmacıya dönüştü. Başta kuşkucu bir bilim insanıydı; metafizik konulara mesafeli duruyordu. Ancak bir hipnoterapi seansı sırasında danışanının geçmiş yaşamına dair detaylar vermesiyle, Newton’un hayatı ve kariyeri kökten değişti.
Akademik ve Mesleki Arka Plan:
- Eğitim: Danışmanlık psikolojisi alanında doktora yaptı.
- Uzmanlık: Sertifikalı bir hipnoterapist ve Amerikan Danışmanlık Derneği üyesiydi.
- Kariyer: Los Angeles’ta üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı; ayrıca davranışsal danışmanlık ve grup terapisi alanlarında görev aldı.
Spiritüel Regresyonun Doğuşu: 1960’ların sonlarında, bir danışanının hipnoz altında I. Dünya Savaşı’nda bir asker olduğunu anlatması üzerine Newton, bu bilgileri İngiltere’deki savaş arşivleriyle karşılaştırdı ve doğruladı. Bu olay, onun “Hayatlar Arası Hayat” (Life Between Lives – LBL) adını verdiği regresyon tekniğini geliştirmesine yol açtı.
Bu teknik sayesinde danışanlar, sadece geçmiş yaşamlarını değil, aynı zamanda ruhsal düzlemdeki yaşamlar arası dönemi de deneyimleyebiliyorlardı. Newton, bu seanslardan elde ettiği bilgileri 7000’den fazla vaka üzerinden sistematik biçimde analiz etti.
Eserleri ve Etkisi:
- Journey of Souls (Ruhların Yolculuğu) – 1994’te yayımlandı; ruhların ölüm sonrası deneyimlerini anlatır.
- Destiny of Souls (Ruhların Kaderi) – 2000’de yayımlandı; ruhsal evrim ve ruh grupları üzerine derinlemesine bilgiler sunar.
- Life Between Lives Hypnotherapy – LBL tekniğinin uygulama rehberidir.
- Memories of the Afterlife – Diğer uygulayıcıların vaka örneklerini içerir.
Kitapları 40’tan fazla dile çevrildi ve dünya çapında milyonlarca okuyucuya ulaştı.
Felsefesi ve Mirası: Newton’a göre, her ruh dünyaya belirli bir amaçla gelir: sevgi, anlayış ve şefkat yaymak. Ona göre ruhsal gelişim, bireyin kendi özünü keşfetmesiyle başlar. Bilimsel yöntemle spiritüel bilgeliği birleştiren yaklaşımı, hem psikoloji hem de metafizik alanında yeni bir paradigma yarattı.
2002’de kurduğu Michael Newton Institute, LBL regresyonunu öğretmeye ve yaymaya devam ediyor.
Veda: Dr. Michael Newton, 22 Eylül 2016’da hayata veda etti. Ardında, ruhsal keşif yolculuğuna ışık tutan bir miras bıraktı. Onun çalışmaları, “Ben kimim?”, “Nereden geldim?”, “Neden buradayım?” gibi kadim sorulara modern bir cevap arayanlar için hâlâ ilham kaynağı olmaya devam ediyor
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın