“İnsanları birleştiren şeyler onları ayıran şeylerden çok daha fazladır, ama insanlar hiçbir zaman anlaşamazlar. Bunun nedeni, önyargılı olmalarıdır…”

-Dr. Said Sözühikmet

Merhaba,

İnsan hayatında başarısızlıklar, başarılardan daha fazla dikkat çeker ve daha görünürdür. Bu yüzden insanlar, başarısızlıklarını asıl olduğundan daha fazlaymış gibi algılar. Başarısızlık olasılığının ne kadar az olduğunu göremezler. Toplum içerisinde başarılı insanların arkasında başarısız gibi görüne insan toplulukları gizlidir. Bunların görünmemesinin sebebi, başarısız görünen insanlara önyargılı ve değersiz davranılmasından ileri gelir. Ama biz sadece buzdağının bir kısmını görürüz. Ve o şekilde değer ve yargılarımız oluşur. Halbuki o başarısız gibi görünen, değer ve kıymet verilmeyen, görünmeyen kişilerin içinde sanatçılar, mimarlar, bilim insanları, tiyatro, sanat ve sporla ilgili ruhlar yatar.

Başarı doğuştan sahip olunan bir durum değildir. Sonradan oluşan bir kazanımdır…

Tembellik ve Tükenmişlik Ayrımı

İnsanın bedeni yemek, içmekle beslenir, ruhu ise merakla, ilimle, öğrenmeyle, sevgiyle, araştırmayla beslenir. Ruhun mutlu olması için elbette bedenimizin ihtiyaçlarını gidermemiz gerekir. Ancak ruhumuzun mutluluğu sadece bedenimizin ihtiyaçlarını gidermek değildir. İnsanın ruhen mutlu olabilmesi için kendini değerli hissetmesi gerekir. Değer kazanabilmemiz için de çalışmamız ve çalışmalarımız sonucunda başarı sağlamamız gerekir.

Ani duygusal değişimler de tembelliğe neden olur. Ölüm, hastalık, ayrılık durumları da çalışma azmini; şevkini kırar ve tembelliğe neden olur. İnsan travmaları atlatana kadar kendini toparlayamaz.

Tembellikle fazla karıştırılan, genellikle çalışanlarda görülen, tembellikle alakası olmayan bir durum ise tükenmişlik sendromudur.

“Bütün insanoğlunun hastalığı, halledemediği sorun, tembellikten kurtulamama ve azimle, ümitle, yaşam enerjisini bulmamaktır.”

Halbuki hayat ve kainat hareket içerisinde yaratılmıştır. Hareket edildiğinde, her hareketin insanlara, hayvanlara, bitkiler ve tüm canlılara fayda verdiğini unutmayalım. Bu şekilde davranırsak, bencilce olan bu duygudan kurtulmuş oluruz.

Peki, bu tembellikten kurtulmak için ne yapmalıyız?

Yalnızlık: Yıkım mı, Yaratım mı?

Hiçbir varlık tek başına yaşamaya uygun yaratılmamıştır. Her bir canlı eşleriyle yaratılmıştır. Bu varlıklardan insan da diğer canlılar gibi eşiyle yaratılmıştır. Çünkü insan anlamlı her şeyini paylaşmaya, kendini anlatmaya ihtiyaç duyar. O yüzden her zaman ilişki içinde olmuştur.

İnsanoğlunda binlerce duygu vardır. Gücenme, anksiyete, aşağılama, kıskanma, umut, utanç, kafaya takma, merak, hayal kırıklığı, hoşnutluk, pişmanlık, inat etme, gurur, kibir ve yalnızlık vb. Tek başına kalma isteği olarak tanımlayabileceğimiz yalnızlık, bazen iyi neticelere sebep olabilir. Kitap yazma, şiir yazma, bilimsel çalışmalar yapma gibi durumlarda yalnızlık iyi neticeler doğurabilir.

Yalnızlığı aşmanın en önemli yolu, sevgi, paylaşma vb. olumlu duygular içerisinde iyi insanlarla iletişim kurmaktır. Yani iyi bir arkadaş… Aksi durumda yani negatif bir arkadaş, farkında olmadan kişiye ümitsizlik, korku, güvensizlik gibi duygular aşıladığından, o kişinin yalnızlığını artıracaktır. Bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki, bir kişinin psikolojik durumu yalnızlığını, yalnızlığı da psikolojik durumunu etkiler.

Hayatın Amacı ve Özgürlük Algısı

İnsanoğlu için hayatın anlamı nedir? Kendimizle kaldığımız zamanlarda akıl devreye girip sorular sormaya başlar: “Neden var oldum?” ve “Neden buradayım?” Sonrasında da cevap bekler. İnsanın ihtiyaçları ya bedensel ya zihinsel ya da ruhsal olarak oluşur. O yüzden de insan kendine “Hayatın amacı nedir?” sorusunu sorar. Bu soruyu akıl sahibi insanlara sorduğumuzda çok farklı cevaplar alırız.

Aklımıza şu sorular da gelir: “Özgür müyüm?”, “Özgürlüğün anlamı nedir?”

Özgürlük, canımız ne isterse onu yapmak değildir, öncelikle onu belirtmek gerekir.

İnsan saniyede 400 milyar nesneyi algılar. İki bin tanesini belleğe atar, ama 2000 olasılıktan tek olasılığı seçmesi sürü psikolojisiyle ilgilidir.

Herkes birbiri gibi düşünür, birbiri gibi yaşar. Bunu da özgür olduğunu zanneden ama özgürlüğü kısıtlanmış insanlar yapar.

Kendine Dost Olamayan, Kimseye Gerçekten Yaklaşamaz

İnsan kendiyle iyi bir arkadaşlık kurabildiğinde, insanlarla da iyi arkadaşlıklar oluşturabilir, ancak. Bu cümle, kendi hayat yolculuğumun bir özeti gibi. Çünkü gerçek dostluk, insanın önce kendini anlamasıyla başlıyor. Birçok kişi çevresiyle ilişkiler kurmaya çalışıyor, dostluklar inşa etmeye niyetleniyor ama bir şeyi atlıyor: Kendi iç dünyasıyla bağ kurmadan, başka biriyle sahici bir bağ kurmak mümkün değil. Çünkü birey, kendindeki olumlu ve olumsuz yönleri anlamadan, öğrenmeden, başkalarının yönlerini nasıl tanıyacak? İnsanın iç sesiyle tanışması, kendi kırılganlıklarını, zaaflarını ve değerlerini görmesi; başkalarının hayatlarına da daha yargısız ve merhametli bakabilmesini sağlar.

➤ Hayatım boyunca çalışkan bir insan oldum. Ama bu, dışarıdan alkış almak için değil, içimdeki düzen ve anlam arayışıyla ilgiliydi. “Disiplin” ve “süreklilik”, benim kişiliğimin yapı taşlarıydı.

➤ En özgür, en üretken olduğum anlar yalnız olduğum zamanlardı. Çünkü benim yalnızlığım, bir kaçış değil; yaratıcı bir alan, derin bir yüzleşmeydi. Yazdığım hikâyeler, tuttuğum notlar, düşündüğüm fikirler hep bu sessizlikte filizlendi. Kendimle arkadaş olduğum o anlarda, yazı bana konuşmaya başladı.

Bu noktada Said Sözühikmet’in Yaşamın Göremediğimiz Şifreleri kitabı bana eşlik etti. Kitapta geçen şu cümle içime çok dokundu:

“Tek başına kalma isteği olarak tanımlayabileceğimiz yalnızlık, bazen iyi neticelere sebep olabilir.”

Evet, yalnızlık bazen iyidir. Ama yalnız kalmakla, yalnızlıkla barış içinde yaşamak aynı şey değildir. Ben yalnız kaldığımda kendimle ilişkimi derinleştirdim.

O yüzden şimdi inanıyorum ki:

Kendine dost olmayan, başkasının dostluğunu da taşıyamaz…

Çünkü insan, başkasının içini görmeden önce kendi içini duymalı. Başkasını anlamaya kalkmadan önce, kendi karanlıklarını tanımalı. Ancak o zaman kurduğumuz ilişkiler yüzeyden derinliğe geçebilir. Hayatla, insanlarla ve en önemlisi kendimizle daha sahici bağlar kurmanın yolu; önce kendimize dürüst, dostça ve anlayışla yaklaşmaktan geçiyor.

İnanç ve İrade

Yaşamımızdaki huzuru, mutluluğu, başarıyı dış görünüş, zenginlik, ünlü olmak vs. gibi durumlar oluşturmaz. Bunu elde etmenin yolu, inanç ve iradeden geçer. Tam aksine, dış dünyadaki insanlar, rakiplerimiz, düşmanlarımız değildir. Asıl düşmanlarımız, korkularımız ve zaaflarımızdır. Hayatımızın sınırlarını çizen bunlardır, yani zihnimizdir. Zihnimizde bulunan kavramlar, bilinç dahilinde ya da bilinçaltında olabilir. Bilinç dahilinde olanla başa çıkmamız kolaydır ve bu küçük bir kısmı oluşturur. Asıl büyük kısmı oluşturan, bilinçaltımızdır ve bunun farkında bile olmayız.

Hayatımızın belirli dönemlerinde yapmayı deneyip de başaramadığımız birçok şeyin nedeni bilinçaltımızdır.

Hoşgörü

Hoşgörü içinde empatiyi (eşduyum) barındıran bir kavramdır. Empati kavramı sempatiden (duygudaş) farklıdır. Sempati karşımızdakiyle aynı duyguları yaşama manası taşırken empatide bunun olması şart değildir. Empatide kişi karşısındakiyle aynı duyguları hisseder, onu anlamlandırır ve anlar. O yüzden empati kurmak biraz daha zor bir süreçtir. Çünkü karşısındakini tanıma, anlama ve paylaşma sürecini içerir.

Bu da öncelikle insana gönülden sevgi beslemeyi gerektirir.

Yaşamın Göremediğimiz Şifreleri, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Yaşamın Göremediğimiz Şifreleri sadece bireysel gelişim kitabı değil; aynı zamanda günümüz toplumunun ruh hâlini anlamaya ve dönüştürmeye çalışan derinlikli bir metindir.

Sonuç olarak, sadece kendimizle kurduğumuz sağlıklı ilişkiler, dış dünyadaki ilişkilerimizi de dönüştürür. Kendimize dost olmayı öğrenmek, dünyaya dair bakış açımızı da dönüştürür. İnsanın içsel yolculuğu, özgürlüğün, huzurun ve gerçek dostluğun anahtarıdır.

Dr. Said Sözühikmet Hayatı ve Kariyeri

Dr. Said Sözühikmet, kişisel gelişim ve yaşam koçluğu alanında tanınan bir isimdir. Özellikle ünlü isimlerle yaptığı çalışmalar ve felsefi yaklaşımları ile dikkat çekmektedir.

Tıp eğitimi almış ve sonrasında kişisel gelişim ve yaşam koçluğu alanında uzmanlaşmıştır. Ünlü isimlerle çalışarak, onların kariyer ve kişisel gelişim süreçlerine rehberlik etmiştir. “Yaşamın Göremediğimiz Şifreleri” adlı kitabı ile insan psikolojisi, başarı, yalnızlık ve özgürlük gibi konulara dair derinlemesine analizler sunmuştur. Gizemli bir kişilik olarak bilinir ve fotoğraf vermemeyi tercih etmiştir, çünkü insanların şahsından çok fikirlerine odaklanmasını istemektedir.

Sözühikmet’in kişisel gelişim ve yaşam koçluğu üzerine yaptığı çalışmalar, modern insanın zihinsel ve duygusal engelleri aşmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin