“Kitap, sadece bilgi aktaran değil, insanın içine dönüp bakmasını sağlayan bir aynadır. Çünkü kendini gözlemleyemeyen, kendini yönetemez…”
-Yasemin Emre
Merhaba,
Bazen bir mesaj, yalnızca takdir içermekle kalmaz; yazının özünü, niyetini ve etkisini derinlemesine kavrar. Dün akşam aldığım bu içten geri bildirim, yazılarımın okuyucularda nasıl bir yankı uyandırdığını bir kez daha hatırlattı. Gözlem ve sorularıyla beni düşünmeye sevk eden bu değerli okur notunu, izniyle ve isim vermeden, herkesle paylaşmak istedim. Çünkü bireysel bir izlenim, çoğu zaman kolektif bir farkındalığın kapısını aralar…
İşte o mesajdan aldığım ilhamla, kendi yaklaşımımı daha açık biçimde ifade etme ihtiyacı hissettim.
Okuyucunun Görüşü: Hesabınızla Google’da bir bilgi ararken karşılaştım. Ardından sayfanızı inceleme fırsatı buldum ve gerçekten hayran kaldım. Özellikle kullandığınız atıfların zenginliği ve sözlerin içsel derinliği etkileyiciydi.
Yasemin: Sevgili Okur, izleniminiz için teşekkür ederim. Mesajınızın içeriğinin tüm okurları kapsayacağını düşündüğüm için, izninizle blog yazısı formatında yazarak hem sizin hem de sizin gibi düşünen okurlara bu bilgiyi ulaştırmayı amaçladım.
Okuyucunun Gözlemi: Bu satırları yazma sebebim, öncelikle size duyduğum takdiri iletmek ve aynı zamanda varsa okuma grubunuz ya da benzer çalışmalarınız hakkında bilgi rica etmektir.
Yasemin: Benim yaklaşımım, aslında özgürlük ve bireysel sorumluluk üzerine kurulu. Her birey kendi yolculuğunu yapmalı ve bunun için de öz farkındalık kazanmalı. Kişi başkaları için değil, kendisi için bir yolculuğa çıkmalı. Bu yüzden, benim yazılarımda okuyucuyu bir tür içsel farkındalığa davet ediyor. Bu farkındalık, okuru yalnızca bilgiyi almakla kalmayıp, onu içselleştirerek kendi yaşamına adapte etmesini sağlıyor. Ancak bu içsel süreç, dışsal bir yardım veya grup dinamizmi olmadan, her bireyin kendi sorumluluğunda olmalıdır.
Okuma grubu kurma meselesi de tam burada önemli bir yer tutuyor. Yazılarımda temelde şunu ifade ediyorum:
“Kendi Yolumda oluşan yolculuk haritasının tüm detaylarını paylaşmam, özbilincinizi geliştirme yolculuğunuzda size rehberlik edebilir. Ancak sorumluluk tamamen size aittir. Kendinizi keşfetmek, gelişmek ve bir şeyleri dönüştürmek yalnızca sizin çabanızla mümkündür.”
Bu durumda, okuma grubunun doğası çok farklı olurdu çünkü okurlar, zaten birbirlerinin yerine yürümek istemezler; herkes kendi yolculuğunda, kendi sorumluluğunda kalmalıdır.
Bir grup oluşturmak, bir anlamda dışsal bir rehberlik ihtiyacı yaratabilir, ancak burada benim yazılarımdaki temel ilkeye ters bir durum ortaya çıkabilir. Çünkü o zaman okur, kendi sorumluluğunu, farkındalığını ve içsel keşfini bir başkasına devretmiş olur. Hangi sorunun üzerine düşmesi gerektiğini, nasıl ilerlemesi gerektiğini “bir grup” olarak tartışmak, bazen bireysel içsel yolculukla çelişebilir.
Benim yaklaşımımda bireysel farkındalık ön plandadır; okurların kendi keşiflerini ve farkındalıklarını geliştirmek için başkalarına bağımlı olmamaları önemlidir. Yazdıklarım sayesinde kendilerini anlamalı ve kendi yol haritalarını çizebilmelidirler. Yani yazılarım, okurları dışsal bir rehberlikten çok, içsel bir farkındalığa yönlendirmeyi amaçlıyor.
Her bireyin kendi sesini bulup buna odaklanması gereken bir süreçte, dışsal etkiler fazla olduğunda, kişi kendi içsel keşiflerinden uzaklaşabilir.
Grup oluşturmak, evet, bazen insanların birbirlerine destek olmalarına olanak tanıyabilir. Ancak, herkesin kendi yolculuğu gerçekten çok kişisel olduğu için, bu yolculukta herkesin birbirine ne kadar etkili olabileceği de tartışılır. Bir okuma grubunda, “kim doğru düşünüyor” gibi bir yarışma ya da birbirini etkileme durumu oluşabilir, ve bu da o özgün iç yolculuk üzerinde bir baskı oluşturabilir.
Burada bireysel yolculuğun değeri biraz daha belirgin hale geliyor. Yani, insanın kendi içsel süreçleriyle baş başa kalması, yüzleşmesi, sorgulaması ve geliştirmesi gerekiyor. Her bireyin kendini bulması, tam olarak kendi yöntemlerini geliştirmesiyle mümkündür. Bir başkasının ne düşündüğünden çok, kişi ne düşündüğünü bilmelidir…
Bu satırları, içsel yolculuğuna devam eden her okura bir hatırlatma olarak yazdım: Kendi yolunu çizmek, başkasının adımlarına değil, kendi sessizliğine kulak vermekle başlar. Yazılarımın amacı, bu sessizliği fark etmenizi sağlamak. Çünkü keşif, başkalarında değil, kendi içinde başlar.
Belki bu satırları okurken henüz yola çıkmadınız… Ya da çoktan çıktınız, fakat hangi durakta olduğunuzu bilmiyorsunuz. ‘Kendi Yolunuzda: Derinlere’ yapacağınız bu eşsiz yolculuk, içsel hazinelerinizle buluşmanız için bir davet niteliğinde olabilir.
Tüm sevgimle…



Yorum bırakın