“Çocuğun ‘gerçek benliği’nin gelişebilmesi için bir fırsat verilmesi, yani onun görülmesi gerekir. Özgün özellikleri başkaları tarafından yansıtılmazsa; çocuk bunların kendisi için bir temel oluşturacağını hissedemez. Kendi doğasına bağlı olmak yerine, olması gerektiğini düşündüğü kişiliğe uyum sağlar ve sahte bir benlik üstlenir.”
—Jasmin Lee Cori
Merhaba,
Hayatta çok az deneyim annelerimize duyduğumuz hisler kadar derindir. Bu hislerin bazılarının kökleri öylesine derinlerdedir ki konuşma öncesi deneyimin karanlık boşluklarında kaybolup gitmişlerdir. Dört bir yana uzanan dalları vardır bu hislerin. Bu dalların bazıları muhteşem, ışıl ışıl anlar içerirler; diğer bazılarıysa kırılmıştır ve bizler bunların sivri ve tırtıklı uçlarına takılıp kalmışızdır. Anne konusu basit bir konu değildir.
Türkiye’de Annelik Algısı Üzerine Kültürel Bir Değerlendirme
Türkiye’de annelik, yalnızca bireysel bir deneyim değil; aynı zamanda güçlü bir kültürel ve toplumsal kimliktir. Kadınlar, çoğu zaman “gerçek kadınlık”la “annelik” arasında kurulan eşdeğerlik üzerinden tanımlanır. Bu algı, hem açık hem de örtük biçimlerde toplumsal baskı yaratır.
Toplumun farklı kesimlerinden gelen “Daha ne duruyorsun?”, “Bak sonra pişman olursun” gibi ifadeler, anneliği bir zorunluluk gibi sunar. Bu söylemler, kadının bireysel tercihlerini gölgede bırakabilir ve anneliği idealize eden bir norm inşa eder.
Bu kültürel yapı içinde, annelik yalnızca çocuk bakımı değil; aynı zamanda duygusal fedakârlık, sessizlik ve kendini feda etme ile özdeşleştirilir. Duygusal olarak erişilemeyen anneler, bu normların gölgesinde kendi ihtiyaçlarını bastırabilir ve çocuklarıyla kurdukları bağda görünmeyen boşluklar oluşabilir.
Jasmin Lee Cori’nin yaklaşımıyla bakıldığında, bu kültürel baskılar annenin duygusal varlığını zayıflatabilir. Çünkü annelik, yalnızca “vermek” değil; aynı zamanda “duygusal olarak orada olmak”tır. Türkiye’deki annelik algısı, bu ikinci boyutu çoğu zaman ihmal eder.
Bu nedenle, anneliği yeniden tanımlamak ve duygusal görünürlüğü merkeze almak, hem anneler hem de çocuklar için iyileştirici bir adım olabilir.
Hem kültürel hem de psikolojik düzeyde, annelerimizle ilgili hislerimiz genellikle istikrarsız ve karmaşıktır. Bu kitabın bölümleri, anneyle kurulan bağın hem ışıklı hem de gölgeli yönlerini anlamamıza yardımcı olacaktır.
Her bölüm, bu karmaşık bağın farklı bir yüzünü ortaya çıkarırken, kendi iç dünyamızda yankılanan anne izlerini daha açık ve cesurca görmemizi sağlayacak.
Birinci Bölüm: Çocuklar neden Annelerine muhtaçtır?
- Annelik: Annelik, yalnızca bakım vermek değil; çocuğun duygusal dünyasını şekillendiren bir aynadır. Cori’ye göre anne, çocuğun “görülme” ihtiyacını karşılayan ilk kişidir.
- İyi Annenin Çok Sayıdaki Yüzü: İyi anne tek bir kalıba sığmaz. Şefkatli, sınır koyan, oyun oynayan, dinleyen… Cori, annenin farklı yönlerinin çocuğun gelişiminde nasıl rol oynadığını anlatır.
- Bağlanma: İlk Temelimiz: Bağlanma, çocuğun dünyayla kurduğu ilk ilişki biçimidir. Güvenli bağlanma, ilerideki tüm ilişkilerin temelini oluşturur. Annenin duygusal varlığı bu temeli şekillendirir.
- Daha Fazla Yapıtaşı: Benlik gelişimi, öz-değer, duygusal düzenleme gibi psikolojik yapıtaşları annenin varlığıyla inşa edilir. Eksik kaldığında, birey içsel çatışmalarla karşılaşır.
İkinci Bölüm: Annelik Yaparken İşler Ters Gidince
- Anneciğim Neredeydin? Duygusal yokluk, çocuğun “görülmeme” hissiyle başlar. Bu bölüm, annenin fiziksel olarak var olup duygusal olarak erişilememesini ele alır.
- Duygusal Açıdan Orada Olmayan Bir Anneyle Yaşamak: Cori, bu durumu “görünmeyen eksiklik” olarak tanımlar. Çocuk, sevgiye ulaşmak için çabalarken kendi benliğinden uzaklaşabilir.
- Çocukluk Dönemindeki Duygusal İhmal ve İstismar: İhmal, çoğu zaman fark edilmez. Ancak etkileri, bireyin öz-değeri ve ilişkilerinde derin yaralar bırakır. Bu bölüm, ihmalin görünmez doğasını açığa çıkarır.
- Annemin Nesi Var? Anne de kendi travmalarının taşıyıcısı olabilir. Bu başlık, annenin duygusal kapasitesini ve geçmişten gelen yüklerini anlamaya odaklanır.
Üçüncü Bölüm: Annenin Açtığı Yaraların İyileşmesi
- İyileşme Süreci: İyileşme, farkındalıkla başlar. Cori, duygusal yaraların tanınması ve kabul edilmesinin önemini vurgular.
- İyi Anne Enerjisiyle Bağ Kurmak: Gerçek hayatta eksik kalan anne figürü, içsel olarak yeniden inşa edilebilir. Bu bölüm, içsel anneyle bağ kurma yollarını sunar.
- “İçinizdeki Çocuk” Çalışması: İçsel çocuk, geçmişte görülmemiş ve sevilmemiş yanlarımızdır. Onunla temas kurmak, iyileşmenin en güçlü adımlarındandır.
- Psikoterapi: Profesyonel destek, duygusal yükleri anlamak ve dönüştürmek için bir rehberlik sunar. Cori, terapinin iyileştirici gücünü detaylandırır.
- Daha Başka İyileştirici Adımlar ve Pratik Stratejiler: Meditasyon, yazma, beden çalışmaları gibi araçlar, duygusal iyileşmeyi destekler. Bu bölüm, okuyucuya somut adımlar sunar.
- Öyküyü Değiştirmek: Geçmiş değiştirilemez ama onunla kurduğumuz ilişki değişebilir. Cori, bireyin kendi hikâyesini yeniden yazma gücünü keşfetmesini sağlar.
“Artık kendi hikâyenin anlatıcısı olabilirsin.”
Jasmin Lee Cori’nin yaklaşımı, yalnızca geçmişi anlamak değil, geleceği yeniden kurmak üzerinedir.
Yazarın Notu: hikâyeyi yeniden yazmak
Duygusal ihmalin etkileri geçmişte yaşanmış olabilir ama bugünkü davranışlarımızı ve ilişkilerimizi şekillendirir. Cori’nin mesajı: Geçmişi değiştiremeyiz ama onunla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürebiliriz.
İyileşme, içimizdeki görülmemiş, sevilmemiş çocuğu fark etmekle başlar. Bu çocuk, yalnızca acı taşımaz; aynı zamanda yaratıcılık, neşe ve özgünlük de barındırır.
Eksik kalan anne enerjisi, içsel olarak yeniden inşa edilebilir. Bu, kendine şefkatle yaklaşmak, sınır koymak ve duygusal ihtiyaçları tanımakla mümkündür.
Profesyonel destek, duygusal yükleri anlamak ve dönüştürmek için güvenli bir alan sunar. Özellikle bağlanma temelli terapi ve içsel çocuk çalışmaları önerilir.
Günlük tutmak, mektup yazmak (özellikle anneye yazılan ama gönderilmeyen mektuplar) duyguların dışa vurumunu sağlar. Kendi hikâyeni yazmak, kontrolü yeniden eline almak demektir.
Yoga, meditasyon, nefes çalışmaları gibi bedeni merkeze alan uygulamalar, duygusal iyileşmeyi destekler. Duygular bedende yaşanır; bedenle çalışmak, duygularla çalışmaktır.
Annenin Duygusal Yokluğu, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.
Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?
- Duygusal ihmalin görünmezliği: Fiziksel şiddet kadar belirgin olmayan ama bir o kadar yıkıcı olan duygusal yokluk, hâlâ yeterince konuşulmuyor.
- Yetişkin çocuklar için rehber: Bu kitap, geçmişin izlerini bugünün ilişkilerine taşıyan bireyler için bir içgörü ve iyileşme haritası sunuyor.
- Psikolojik farkındalık çağında: Günümüzde travma, bağlanma stilleri ve içsel çocuk kavramları daha çok konuşuluyor. Cori’nin çalışması bu alanlara ışık tutuyor.
Jasmin Lee Cori – Özgün Biyografi
Jasmin Lee Cori, Amerika’nın Colorado eyaletinde yaşayan lisanslı bir psikoterapist ve yazar. Özellikle çocukluk döneminde duygusal ihmal ve istismara uğramış bireylerle çalışıyor. Psikoloji eğitmeni olarak birçok kolej ve profesyonel okulda dersler vermiş, sosyal hizmet merkezlerinde görev almıştır.
Yazarlık kariyerinde, travma sonrası iyileşme, içsel yaşamın beslenmesi ve dönüşüm temaları üzerine eserler kaleme aldı. En bilinen kitapları arasında Annenin Duygusal Yokluğu, Var’olan Annenin Yok’luğu ve Travmadan Kurtulmak yer alıyor.
Cori’nin yaklaşımı, hem bilimsel hem de ruhsal bir derinlik taşıyor. Yürüyüş, sema, doğa ile bağlantı ve yaratıcı oyunlar onun yaşamında önemli yer tutuyor. Yazdıkları, sadece bilgi değil, aynı zamanda şefkatle örülmüş bir içsel rehberlik sunuyor.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın