“İnsanlık ya sevgi yasasını uygular ve kozmik farkındalığa yükselir, ya da nefretin yolunda kendi eliyle yok olur.”

— Walter Russell

Merhaba,

Walter Russell’ın Message of the Divine Iliad eseri, onun kozmik aydınlanma deneyiminden doğan ilahi mesajları içerir. Bu kitap, insanın Tanrı ile olan bağını, evrenin ritmik düzenini ve sevgi yasasının yaşamın temel ilkesi olduğunu açıklayan bir rehberdir.

Bedenin Ötesinden Kozmik Bilince

Russell, insanın milyonlarca yıl boyunca yalnızca bedeninin arzularıyla hareket ettiğini, bilinçli benliğinin farkında olmadığını söylüyor. Bu dönemde insan, Tanrı ile birliğini ve evrensel yasaları bilmeden yaşamış; yalnızca hayatta kalma içgüdüsüyle hareket etmiş.

Sonra “bilinç şafağı” gelir. İnsan, doğayı anlamaya başlar ve bedeninin yapamadığını yapacak araçlar üretir: tekne, yelken, tekerlek, ateş… Bu, insanın zihinsel gücünün doğuşudur.

Ancak bu ilerleme beraberinde orman yasasının devamını getirir: yani gücü olanın istediğini zorla alması. Kabileler savaşır, uluslar ve imparatorluklar kurulur, sömürü ve köleleştirme yaygınlaşır. Russell, Amerika’nın kuruluşunu ve köle ticaretini örnek vererek, modern uygarlıkların da aslında bu barbarca yasayı sürdürdüğünü hatırlatır.

Sanayi devrimiyle birlikte bilim ve sanat gelişse de, insanlık hâlâ “orman yasası”nı uygular: doğanın ihtiyacı kadarını almak yerine, maddi kazanç için binlerce kat fazlasını tüketir. Orman bir hayvanı yiyecek için öldürürken, insan milyonları köleleştirmek ve sömürmek için öldürür. Bu yüzden Russell, modern uygarlığın kendini medeni sanmasına rağmen hâlâ barbar olduğunu söyler.

Bu giriş bölümü, kitabın temel mesajını ortaya koyuyor: insanlık hâlâ barbarlık aşamasında, çünkü evrensel sevgi ve denge yasasını kavrayamadı.

Orman Yasasından Sevgi Yasasına

Russell’a göre insanlık, artık gelişiminin kritik bir kavşağında. Binlerce yıl boyunca güçlünün zayıftan zorla aldığını meşru gören barbarca düzen sürdürülmüştür. İmparatorluklar kılıçla büyümüş, kölelik ve sömürü normalleşmiş, nefret ve korku üzerine kurulu uygarlıklar inşa edilmiştir. Bugün ise dünya hâlâ bölünmüş; demokrasi ve komünizm gibi karşıt ideolojiler insanlığın birliğini engelleyen uçurumlar gibi durmaktadır.

Russell, bu noktada açık bir uyarı yapar: Eski yol nefretle medeniyetin yok oluşuna götürür. Yeni yol ise sevgiyle barış, mutluluk ve refah getirir. İnsanlık, Tanrı’nın evrensel yasasını — Rhythmic Balanced Interchange yani dengeli veriş ve alış ilkesini — tüm ilişkilerinde uygulamak zorundadır. Başka bir alternatif yoktur.

Bilimin rolü burada çok önemlidir. Bilim, insanı duyularının sınırlı algısından kozmik bilgiye doğru açmaktadır. Soyut inançların yerine, Tanrı’nın doğasını bilimsel bir anlayışla kavratmaktadır. Böylece insanın “inanç Tanrısı” yerini “bilgi ve düzen Tanrısı”na bırakır. Bu, insanın Tanrı ile birliğini daha bilinçli bir şekilde kavramasını sağlar.

Russell’ın mesajı: İnsanlık ya sevgi yasasını uygular ve kozmik farkındalığa yükselir, ya da nefretin yolunda kendi eliyle yok olur.

Bu bölüm, kitabın en kritik noktalarından biridir. Çünkü burada Russell, insanlığın geleceğini iki yol arasında koyar:

  • Eski yol: nefret, sömürü, barbarlık → yok oluş.
  • Yeni yol: sevgi, denge, kozmik bilinç → barış ve refah.

Rhythmic Balanced Interchange – Sevgi Yasasının Bilimsel Temeli

Walter Russell’a göre evrenin tüm düzeni, Tanrı’nın sevgi ilkesinin bilimsel bir ifadesi olan ritmik dengeli alışveriş üzerine kuruludur. Bu yasa, doğadaki her sürecin temelidir: gece ve gündüzün dönüşümü, yaşam ve ölümün birbirini tamamlaması, nefes alıp verme, kalbin atışı, atomların titreşimi… Hepsi bu evrensel ritmin bir parçasıdır.

İnsanlık ise bu yasayı kendi ilişkilerinde uygulamadığı için barbarlık aşamasında kalmıştır. Güçlünün zayıftan zorla aldığı “orman yasası” yerine, verme ve alma dengesini kurmak zorundadır. Russell bunu şöyle özetler:

“Ne verirsen, yüz katıyla geri alırsın. Bu Tanrı’nın yasasıdır.”

Bu yasa, yalnızca ahlaki bir öğüt değil, evrenin işleyişinin bilimsel açıklamasıdır. Çünkü evrende hiçbir şey tek yönlü değildir; her hareket karşı hareketle dengelenir. Elektrik akımı bile pozitif ve negatif kutupların dengeli alışverişiyle var olur.

Russell, insanlığın barışa ulaşmasının tek yolunun bu yasayı tüm ilişkilerinde uygulamak olduğunu söyler:

  • Ekonomi: Sermaye ve emek arasında adil paylaşım.
  • Din: İnançların değil, sevgi ve bilgi yasasının birleştirici gücü.
  • Toplum: Uluslar arasında sömürü yerine karşılıklı destek.
  • Birey: İnsanlar arasında nefret yerine sevgi ve anlayış.

Bu yaklaşım, insanın Tanrı ile birliğini bilerek yaşamasını sağlar. Çünkü Tanrı, evreni sevgiyle kurmuştur; sevgi vermek ve almak arasındaki dengedir. İnsan bu yasayı kavradığında, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde barış, mutluluk ve refah bulacaktır.

Böylece Russell’ın çözüm yolunu netleştirmiş olduk: Eski yol nefretle yok oluşa götürür, yeni yol sevgiyle barışa ve kozmik bilince yükseltir.

İlahi İlyada’nın Mesajı Bölümleri

Sanat, dua, aile, öğreti ve yaşam döngüsü. Hepsi aynı ilkeye bağlanıyor: sevgiyle dengeli alışveriş.

  1. İlahi Mesajın Kaynağı: Russell, Tanrı’dan aldığı ilhamı aktararak evrenin yaratılışını açıklıyor. İnsan zihni, evrensel zekâ ile birleştiğinde sınırsız yaratıcı güce ulaşır. Bu bölüm, kitabın temelini oluşturan “Tanrı’nın düşüncesiyle yaratılış” temasını ortaya koyar.
  2. Sanat ve Deha : Sanatçının görevi Tanrı’yı tezahür ettirmektir. Gerçek deha, kendi ruhsal özünü ifade eder; maddi kazanç için sömürüldüğünde kaybolur. Russell, George Gershwin örneğiyle sanatın özünün ilahi düzeni ifade etmek olduğunu vurgular.
  3. Barışın İlkeleri: Bu bölümde en önemli kavram Rhythmic Balanced Interchange (Ritmik Dengeli Alışveriş) olarak sunulur. “Ne verirsen, yüz katıyla geri alırsın” yasası Tanrı’nın evrensel kanunudur. İnsanlık barışı ancak sevgi ve denge yasasıyla yaşayabilir.
  4. Işığın Sırrı ve Kozmik Bilgi: Evrenin kalp atışı yaratılışın temelidir. Bu ritim, müzikten kimyaya kadar tüm bilimlerin temelinde vardır. İki yönlü cinsiyet ilkesi evrenin yaratıcı düzenini açıklar. Burada Russell, bilim ve ruhu birleştiren kozmik bir bakış sunar.
  5. Kadın Deha ve Aile: Kadın deha için eş ve çocuk engel değil, katkıdır. Günlük görevler bile Tanrı’nın ritmini ifade etme gücünü artırır. Gerçek deha, hayatın tüm deneyimlerinden beslenir ve hiçbir şey onun yaratıcı gücünü engelleyemez.
  6. İsa’nın Öğretileri: İsa en büyük öğretmendir, fakat kendi döneminde insanlık henüz “elektrik çağının” kavrayışına sahip değildi. Bugün doğayı ve evrenin yasalarını anlayarak, İsa’nın öğretilerini daha derin kavrayabiliriz. İnanç ve iman ötesinde, bilgi ve kavrayış çağındayız.
  7. Dua ve Arzu: Russell’a göre dua = arzu. Dua kelimelerle değil, kalpte yazılı arzuyla yapılır. “Salutation to the Day” ve “Invocation for the Night” onun günlük dua anlayışını gösterir. Gerçek dua, Tanrı’yı bilerek ve hissederek yaşamaktır.
  8. Yaşam ve Ölüm Dengesi: Yaşam ve ölüm birbirini sürekli boşaltır ve tamamlar. Biri bütünleştirir, diğeri çözer. Sonsuz yaşam bu döngünün içinde vardır, ancak bireysel bedenler sonsuz sürmez. Döngü, evrenin ritmik düzeninin bir parçasıdır.

Yazarın Notu

Bu eser, Walter Russell’ın ilahi aydınlanma deneyiminden doğan mesajların bir yansımasıdır. Ancak onun sözleri yalnızca kendi çağının değil, günümüzün de gerçeklerine ışık tutmaktadır.

İnsanlık hâlâ “orman yasası”nın gölgesinde yaşamaktadır: güçlü olanın zayıftan zorla aldığı, nefret ve sömürü üzerine kurulu ilişkiler. Bugün savaşlar, ekonomik eşitsizlikler ve çevre tahribatı, Russell’ın uyarılarının ne kadar güncel olduğunu göstermektedir.

Russell’ın sunduğu çözüm, Rhythmic Balanced Interchange yani ritmik dengeli alışveriştir. Bu yasa, Tanrı’nın sevgi ilkesinin bilimsel ifadesidir. Evrenin tüm düzeni bu denge üzerine kuruludur: yaşam ve ölüm, gece ve gündüz, nefes alıp verme, kalbin atışı… İnsanlık da ancak bu yasayı kendi ilişkilerinde uyguladığında barışa ulaşabilir.

Bugün dünya, iki yolun kavşağındadır:

  • Eski yol → nefret, sömürü, yok oluş.
  • Yeni yol → sevgi, denge, kozmik bilinç.

Bilim, insanı duyularının sınırlı algısından kozmik bilgiye doğru açmaktadır. Soyut inançların yerine, Tanrı’nın doğasını bilimsel bir anlayışla kavratmaktadır. Bu, insanın Tanrı ile birliğini daha bilinçli bir şekilde kavramasını sağlar.

Bu nedenle Message of the Divine Iliad, günümüz için bir uyarı ve aynı zamanda bir rehberdir. İnsanlık ya sevgi yasasını uygular ve kozmik farkındalığa yükselir, ya da nefretin yolunda kendi eliyle yok olur.

İlahi İlyada’nın Mesajı, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Walter Russell’ın 20. yüzyıl ortasında dile getirdiği uyarıların ve çözüm önerilerinin bugün hâlâ geçerliliğini korumasında yatıyor.

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  1. Barbarlıktan Medeniyete Geçiş: Russell, insanlığın hâlâ “orman yasası”na bağlı olduğunu, yani güçlü olanın zayıftan zorla aldığını söyler. Bugün savaşlar, ekonomik sömürü ve çevre tahribatı hâlâ bu ilkenin devamıdır. Bu nedenle eser, insanlığın gerçek anlamda medeni olabilmesi için sevgi ve denge yasasını uygulaması gerektiğini hatırlatır.
  2. Sevgi Yasası ve Barış: Kitapta vurgulanan Rhythmic Balanced Interchange (Ritmik Dengeli Alışveriş) ilkesi, günümüzde uluslararası ilişkilerden bireysel yaşama kadar uygulanması gereken bir çözüm yoludur. İnsanlık, ancak verme ve alma dengesini kurarak barışa ulaşabilir. Bu, günümüzün kutuplaşmış dünyasında çok güçlü bir mesajdır.
  3. Bilim ve Ruhun Birleşimi: Russell, bilimin insanı kozmik bilgiye açtığını ve Tanrı’nın doğasını bilimsel bir anlayışla kavratabileceğini söyler. Bugün yapay zekâ, kuantum fiziği ve kozmoloji gibi alanlarda yaşanan gelişmeler, onun öngördüğü “bilim ve ruhun birleşimi” sürecini doğrular niteliktedir.
  4. İnsanlığın Kavşağı: Eser, insanlığın bir kavşakta olduğunu söyler:
    • Eski yol → nefret, sömürü, yok oluş.
    • Yeni yol → sevgi, denge, kozmik bilinç. Bugün iklim krizi, savaşlar ve toplumsal bölünmeler, bu kavşağın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
  5. Bireysel Yaşam İçin Mesaj: Russell’ın dua, sanat ve günlük yaşam üzerine öğretileri, bireyin kendi hayatında sevgi ve dengeyi nasıl uygulayabileceğini gösterir. Bu da günümüz insanı için ruhsal bir rehberdir: modern stres ve belirsizlik içinde dengeyi bulmak.

Message of the Divine Iliad günümüzde insanlığa şu çağrıyı yapıyor: “Ya sevgi ve denge yasasını uygularız ve barışa ulaşırız, ya da nefretin yolunda kendi elimizle yok oluruz.”

Walter Russell

Walter Russell (1871–1963), ışık ve sevgi üzerine kurulu evren anlayışıyla hem sanat hem de bilim dünyasında sıra dışı bir figür olarak kaldı. Onun hayatı, Boston’da yoksul bir çocukluktan başlayıp ressam, heykeltıraş, filozof ve kozmolog olarak evrensel bir vizyon geliştirmeye uzanan bir yolculuktur.

Çocukluk ve Eğitim:

  • Doğum: 19 Mayıs 1871, Boston, Massachusetts.
  • Nova Scotia’dan göç eden bir ailenin çocuğuydu.
  • 9 yaşında okulu bıraktı ve çalışmaya başladı; kendi çabasıyla sanat eğitimi aldı.
  • Massachusetts Normal Art School’da okudu, Paris’te Académie Julian’da eğitim gördü.

Sanatçı Kimliği:

  • İzlenimci ressam ve heykeltıraş olarak tanındı.
  • 1904’te St. Louis Dünya Fuarı’nda yaptığı eserlerle dikkat çekti.
  • Heykelleri ve tabloları dönemin sanat çevrelerinde büyük ilgi gördü.
  • Mimarlık ve tasarım alanında da üretken oldu.

Bilimsel ve Felsefi Çalışmaları:

  • Russell, evreni açıklamak için “Ritmik Dengeli Değişim” ilkesini ortaya koydu.
  • Ona göre evren, küp ve küre döngüsü ile işleyen bir ışık simülasyonudur.

Başlıca Eserler :

  • The Universal One (1926) → Evrenin ışık merkezli yapısını ilk kez ortaya koyduğu kitap.
  • The Divine Iliad (1949–1951) → 1921’deki “kozmik aydınlanma” deneyiminden doğan vahiy metinleri.
  • The Secret of Light (1947) → Işığın doğası ve evrenin yaratıcı ilkesi üzerine.
  • Atomic Suicide? (1957) → Nükleer çağda insanlığın yanlış enerji anlayışına karşı uyarıları.
  • The Message of the Divine Iliad (iki cilt) → İlahi İlyada’nın genişletilmiş açıklamaları.
  • The Man Who Tapped the Secrets of the Universe (Glenn Clark tarafından, 1946) → Russell’ın yaşamı ve vizyonu üzerine biyografik bir eser.
  • Bu eserlerde evrenin Tanrı’nın düşüncesi olduğunu, maddenin yalnızca ışığın bir tezahürü olduğunu savundu.

Kişisel Hayat:

  • İlk eşi ile uzun yıllar yaşadı; daha sonra Lao Russell ile evlendi.
  • Lao, onun entelektüel yol arkadaşı oldu ve birlikte University of Science and Philosophy’yi (Bilim ve Felsefe Üniversitesi) kurdular.
  • Bu kurum, “Cosmic Consciousness” (Kozmik Bilinç) üzerine uzaktan eğitim programları sundu.

Ölüm ve Miras:

  • 19 Mayıs 1963’te, 92 yaşında Virginia’da öldü.
    • Bu durum öğrencileri ve takipçileri için sembolik bir anlam taşıdı: Russell’ın yaşamı tıpkı onun anlattığı evrensel döngüler gibi “tam bir çember” olarak görüldü. Doğum ve ölüm aynı gün gerçekleştiği için, onun hayatı evrenin ritmik dengeli değişiminin bir örneği olarak yorumlandı.
    • Doğum ve Ölüm Aynı Gün: 19 Mayıs 1871’de doğdu, 19 Mayıs 1963’te vefat etti. Yani yaşamı tam bir çember gibi kendi başlangıç noktasında son buldu.
    • Ritmik Döngü: Russell’ın kozmolojisinde evren sürekli açılıp kapanan, doğup yok olan dalgaların ritmik dengesiyle işler. Onun hayatı da bu döngüyü birebir yansıtmış oldu.
    • Yaşamın İspatı: Russell, “Evren tek bir değişmez nedenin değişen etkilerinin çokluğudur” derken, kendi yaşamıyla da bu çokluğu birliğe bağladı. Ölümünün doğum gününe denk gelmesi, onun öğretilerinde sıkça vurguladığı “başlangıç ve sonun aynı ışıkta birleşmesi” fikrini somutlaştırıyor.
    • Bu yüzden öğrencileri ve takipçileri, onun yaşamını bir “kozmik kanıt” olarak görmüşlerdir: Russell yalnızca yazılarında değil, hayatının döngüsünde de evrenin yasalarını göstermiştir.
  • Sanat, bilim ve felsefeyi birleştiren vizyonu, bugün hâlâ alternatif düşünce çevrelerinde tartışılıyor.
  • Onun “her şey ışık ve sevgidir” öğretisi, modern kuantum felsefesi ve spiritüel arayışlarla kesişiyor.

“Ortalama olmak insanın kendi seçimidir; deha ise insanın kendi kendine verdiği bir armağandır.” —Walter Russell

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin