Sevgili Okur,
Benimki, kitaplarla örülmüş bir bilinç yolculuğu.… ama bu yolculuk yalnızca kitaplardan ibaret değil; deneyimlerim, tanıklıklarım ve bilinçli seçimlerimle dokunan bir bütün.
Her şey “Temel Koçluk Eğitimi” ile başladı. Koçlukla ilgili zihnimde şekillenen temel ilkeler vardı: Dinlemek, soru sormak, yargısız bir alan yaratmak… O zamanlar bu kavramlar hem büyüleyici hem de soyut geliyordu. Bu ilkelerin ne kadar derin, dönüştürücü ve evrensel olduğunu keşfettiğimde, yalnızca koçluk metodolojisini değil, insanın içsel gelişimini, öz farkındalığını ve potansiyelini nasıl ortaya çıkarabileceğini çok sade ama çarpıcı biçimde öğrendim.
Whitmore’un vizyonu, koçluğu “öğreten” değil “aydınlatan” bir rehberliğe evriltmekti—bugün bu vizyon daha da kıymetli…
John Whitmore, “Koçluk, kesinlikle öğretmek değildir. Koçluk, öğrenmek ve gelişmek için koşulları yaratmakla ilgilidir…” der. Öğrendiklerimin sadece bir bilgi olarak kalmayıp hayatıma yerleşmesi için zaman ve derinlik gerekiyordu. Koçluk, düşünme ve var olma biçimidir. İçimdeki uyuyan tohumları fark ettirdi; onları ışığa çıkaracak araçları sundu.
Bu süreçte “Yazmak” bir araçtan çok bir arınma yöntemi haline geldi; okuduklarımın içimde bıraktığı yankıyı kağıda dökmek, onları kendi bilincimle yeniden dokumak gibiydi; her kelime, içimdeki sessizliği görünür kılan bir şifa titreşimine dönüşüyordu.
Her kelime beni biraz daha içime döndürürken, zihinsel dönüşümün kapıları aralanıyordu. O kapıdan içeri adım attığımda, karşıma yalnızca bir kitap değil; bir uyanış çağrısı olan “Mucizeler Kursu” çıktı. Dr. Helen Schucman “Mucizeler zihinlerde başlar. Ve oradan dış dünyaya yansır…“diyordu.
“Mucize”, yalnızca sıradışı bir olay veya olağanüstü bir durum değil, zihinsel bir idrakin değişimidir. Yani, mucizeler bizim gördüğümüz dünyaya ve ona verdiğimiz anlamla ilgili bir dönüşümü ifade eder. Zihinsel ve duygusal dönüşüm, içsel bir değişimi gerektirir. Bu değişim, sevgi ve korku arasında yaptığımız seçimlere bağlıdır. Geçmişe takılı kalmazdım, ancak çevremdekiler bastırdıkları duyguları ortaya çıkardığında, o yoğun enerji içinde adeta nefessiz kalırdım. İşte o anlarda, kitaplarımın rehberliğinde yüksek bilince ulaşmak için tüm gücümle öğrenmeye yöneldim.
Yaşadığım hastalık sürecinde kendi bilinç seviyemin geçişlerine şahit oldum. Kanser ve tedavi süreci meşakkatli olsa da, bu yolculuk bana bilincin farklı halleriyle yüzleşme fırsatı sundu. Aynı zamanda bu hastalığı yaşayan birçok insanın bilinç düzeyine tanıklık etmem, benim için bir içsel çalışma niteliği taşıyor.
Benim yaşadığım süreç Hawkins’ın “Mutlak Ben” öğretisiyle düşündüğümüzde, deneyimin daha çok Göreli (Fenomenal) Seviye ile Mutlak Seviye’nin farkındalığına açılma arasında bir köprü niteliğinde görünüyor. Hawkins’in tarif ettiği “Ben’in Gözü” farkındalığına yaklaşan bir durum. Yani beden konuşurken, ben aynı anda bilincin daha derin katmanlarını gözlemliyordum.
Hawkins’in de sıkça vurguladığı bir noktaya denk düşüyor: bilinç düzeyi yükseldikçe, kişi o seviyeye uygun bilgi, öğreti ve eserlerle buluşur. Bu öğretiler ışığında kendi yolculuğuma baktığımda; Benimki, kitaplarla örülmüş bir bilinç yolculuğu.… ama bu yolculuk yalnızca kitaplardan ibaret değil; deneyimlerim, tanıklıklarım ve bilinçli seçimlerimle dokunan bir bütün.
Hawkins’in kitapları ise odamda bir enerji alanına dönüştü. Prof. Dr. David. R. Hawkins şöyle diyordu: “Gerçek şifa, yalnızca bedende değil; zihinde, kalpte ve ruhta gerçekleşir. Sevgi, en yüksek frekanstır ve tüm hastalıkların panzehiridir.” Kanserle mücadele ettiğim o dönemde, bu sözler sadece bir bilgi değil; bir şifa frekansıydı. Odamda bulunan kitapların yaydığı enerji, şimdiye kadar tatmadığım bir duygu yoğunluğuyla beni sarıp sarmaladı. Bu alan, hikayelerimin, şiirlerimin ve kitap içeriklerimin doğduğu yer oldu.
Kelebek Bahçesi Blog, Sattva’ya yönelmiş bir yolculuğun izlerini paylaşan bir alandır. Hem kendi deneyimlerimi hem de duayenlerin öğretilerini aktararak, içsel yaşam egzersizleriyle bilinçlerini yükseltmelerine rehberlik ediyorum.
Her insan, bazıları diğerlerinden daha gelişmiş bir aşamada olmak suretiyle, Bilincin tekamül sürecindedir. Her insan Bilincin farklı koşullar altındaki açılımını temsil ediyor ve bu nedenle farklı görünüm seviyelerine sahipler. Ve sanki her insan belli bir seviyede sıkışmış kalmış gibi; iradenin rızası, kararı ve mutabakatı olmadan başka bir seviyeye geçemiyorlar. Bu gerçeklikler arasında yapabileceğiniz en önemli şey, kendi gerçekliğinize uyanmaktır. “Kendini Bil“erek bu yaşamı deneyimlemek, her şeyin üstündedir. Dışarıdan kimse bizim yerimize bu yolu yürüyemez; sorumluluk almak ve bilinçli farkındalıkla ilerlemek, gerçek dönüşümün tek anahtarıdır…
Bugün blog sayfama baktığımda, bir bilinç haritası görüyorum. Her yazı, bir bilinç düzeyinin izini taşıyor. Utançtan- sevgiye, korkudan-teslimiyete kadar her duygu, bir yazıya dönüşmüş. Bu yazılar, benim gibi sorular soran ve cevaplar arayanlar için bir rehber sunuyor—kitaplarla şekillenen, deneyimle dokunan ve şifa ile büyüyen bir rehber. Bildiğim her şeyi kitaplara borçluyum…
Her şey sonsuz potansiyeli sayesinde var olur; benim yolculuğum da kitapların ışığında kendi karmik potansiyelimin çiçeklenmesinden başka bir şey değildir.
Kelebek Bahçesi’nde yürüyün, mutluluğu duyumsayarak düşüncede derinleşin. Yaşam sanatını öğrenin. Çünkü “Bilgelik” mutlu bir yaşamın, hem sonucu hem de nedenidir.
Tüm sevgimle, Yasemin…

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.