Hoş Geldiniz!

Kelebek Bahçesi’nde bilgelik ve mutluluk birlikte filizlenir.

Ben Yasemin

Bibliyofil & İç Yoldaş

Kelebek Bahçesi, “Kendini Bilme” sürecinin işlendiği bir bahçedir. Bu bahçede kitaplar, birer tohumdur. Her okur kendi iç görü düzeyine göre o tohumu yeşertir. Kitaplarla gelişim yolculuğu, içsel aynanın sırrını korumak ve bilgelik ışığını açığa çıkarmak içindir. Çünkü bilgelik, ancak iç görüyle açığa çıkar… Lao Tzu’nun dediği gibi: “Bilgelik, başkalarını tanımadan önce kendini tanımaktan geçer. Bilge insan, zafere yalnızca yapılması gerekeni yaparak ulaşır.” Önemli olan, kişinin kendi doğasını bilmesi ve ona uygun hareket etmesidir.

Her şey sonsuz potansiyeli sayesinde var olur.

Sevgili Okur,

Bir şeyi zorla var edemezsiniz çünkü nedensellik bir “Kuvvet” biçimidir, yaratım ise bir “Güç” biçimidir. Güneş ışığı ve yağmur gibi doğru koşullar sağlayarak bir çiçeğin doğasında var olan karmik potansiyelin tezahür etmesini sağlarsınız. Bu tezahür yalnızca potansiyelin fiile dönüşmesini sağlayan alanın sonsuz gücü sayesinde mümkündür. Dolayısıyla yaratım sürekli bir süreçtir. Şu anda ortaya çıkmakta olan şey kendi karmik potansiyelinizdir. Her şey var olur ama hiçbir şey kendi varlığını yaratma gücüne sahip değildir.

Benim yolculuğum da kitapların ışığında kendi karmik potansiyelimin çiçeklenmesinden başka bir şey değildir.

Bahçe, o hoş yer…

Bir mekanı mutlu bir yere dönüştürmek için tasarlanmıştır. İnsanoğlunun mutlu bir yaşam özlemini ifade eder ve aynı zamanda bunu gerçeğe dönüştürmeye çalışır. Bahçe ile mutluluk birbirine bağlı iki kavramdır.

Borges şöyle der: “Yine de tek bir gün bile olsa, yaşayan bir bahçeye, dokunmuş olmak, orada mutlu olmuş olmak, ve onu sevmiş olmak çok şeydir.”

Tüm bunlar varoluşumuzun özeti olabilir. Kelebek Bahçesi’nde yürüyün, mutluluğu duyumsayarak düşüncede derinleşin. Yaşam sanatını öğrenin. Çünkü bilgelik mutlu bir yaşamın, hem sonucu hem de nedenidir.

Tüm sevgimle, Yasemin…

Her ruh, kendi yeteneği ve ruhsal seviyesine göre, doğa kanunlarının uygulanışında bir konuma sahiptir…

“Her ruhun kendisine göre bir vazifesi vardır. Ve ruhlar yükseldikçe tabiat kanunlarından istifade şekli büsbütün başkalaşır. Kainat nizamının tatbikinde en ufağından en büyüğüne kadar bütün ruhlar bilerek veya bilmeyerek kendi imkanları dahilinde vazifelenmişlerdir.” —Akın, 28.8.1948’de verdiği tebliğ, Mukadderat ve İcabat

Herkes kendi bünyesi içinde vazifelidir. Önce kendine vazifesi vardır. Kendini yetiştirmek, vicdanını, şuurunu ve bilgisini geliştirmek onun vazifesidir. Ancak insan bunu bile beceremiyor.

Bilginin ortaya çıkması, tekamülün çok çeşitli yönlerde ve çeşitli boyutlarda sürüp gitmesini sağlayan en büyük faktördür. Demek ki tekamülle artan bilgi, ayni zamanda tekamülün güzel bir vasıtası olur.

Dünyada anlayışımızı ve kavrayışımızı geliştirmeye çalışırız. Anlama yeteneğine ve kavrama gücüne sahip olan insanın hayatında pek çok şey değişir. Anlayış kudreti gelişen bir varlık, kendi mukadderinin en iyi takipçisidir.

Benötesi Düşünürlerin Koçluk Üzerine Görüşleri

“İnsanın temel gücü, en zor koşullarda bile yaşamına anlam katabilmesidir.” — Viktor Frankl

“İnsanın gelişimi, kendisine koşulsuz kabul ve empatik bir anlayış sunulduğunda mümkün olur.” — Carl Rogers

“Koçluk alan kişi gerçeklere ulaşır ve yeni beceriler geliştirir, ancak bunu söylendiği için değil; koçluğun tetiklemesiyle kendi içinden keşfederek yapar.” — John Whitmore

“İnsan gelişimi, bireysel bilinçten toplumsal sistemlere kadar bütüncül bir süreçtir.” — Ken Wilber

Benötesi düşünürler, koçluğu bir “içsel hatırlayış” süreci olarak görür. Whitmore’un vurguladığı gibi, koçluk kişinin kendi cevabını bulmasına aracılık eder. Rogers, bu sürecin ancak empati ve koşulsuz kabul ortamında gerçekleşebileceğini hatırlatır. Frankl ise, koçluğun kişiye yalnızca beceri değil, yaşamına anlam katma gücü verdiğini gösterir. Wilber ise, koçluğu bireysel ve toplumsal boyutlarıyla insanlığın evrimsel yolculuğunun bir parçası olarak tanımlar. Bu dört yaklaşım birleştiğinde, koçluk transpersonal bakış açısında mucizevi bir dönüşüm olarak kabul edilir.

KİTAPLAR OKULU’M →

Hakikate Açılan Sayfalar

“Şunu da unutmamak lazımdır ki hakikatler bir şerbet gibi insanların ağzına dökülemez. O öyle berrak ve hayat verici bir sudur ki onun kaynağına giden yollar ve vasıtalar, insanlara ancak gösterilebilir. Her insan ancak kendi kudreti nispetinde bu yolları ve vasıtaları kullanarak o büyük ve nurlu hakikatlerin kaynağına az veya çok süratle yaklaşabilir. Ve ona yaklaştıkça da eline geçireceği abı hayatın berraklığı, temizliği ve safiyeti artar. Demek ki, dünyadan gelip geçmiş büyük mürşitlerin ve ilahi vazifedarların yapmış oldukları şey, hakikati bir su testisi gibi kulpundan tutarak herkesin önüne koymak değil, o hakikate insanları ulaştıracak yolları ve vasıtaları onlara göstermek ve öğretmek olmuştur ki esasen yapılacak iş de budur.” — Dr. Bedri RuhselmanMukadderat ve İcabat

Hakikate ancak vasıtalarla ulaşılabilir. Hakikate açılan sayfalar, bize hazır bir şerbet sunmaz; aksine içimizdeki derin kapıları aralayacak yolları gösterir. Kitaplar, ab-ı hayatın kaynağına giden büyülü anahtarlarımızdır.

Okumaya başlayın →