
“Mucizeler zihinlerde başlar. Ve oradan dış dünyaya yansır…“
— Dr. Helen Schucman
Sevgili Okur,
Bazı kitaplar hayatımıza yalnızca bilgi getirmez; bize bir kapı açar. Bazen o kapının ardında ne olduğunu ilk anda anlayamazsınız. Yalnızca bir şeyin sizi çağırdığını hissedersiniz. Bir cümle zihninizde kalır, bir soru içinizde büyür. Bir kelime, yıllar sonra anlamını bulmak üzere hafızamızda sessizce bekler.
Benim Mucizeler Kursu ile olan yolculuğum da böyle başladı.
Bir Kitabın Açtığı Kapı
2014 yılında, İstanbul Suadiye D&R’da raflar arasında dolaşırken bir kitap dikkatimi çekti: Joe Vitale’nin Uyanış Kursu. Kitabın kapağını açtığımda Albert Einstein’a atfedilen şu cümleyle karşılaştım: “Hiçbir sorun, onu yaratan bilinç düzeyinde çözülemez.”
Bu cümle beni durdurdu. Sayfaları çevirdikçe karşıma çıkan kelimeler zihnimde yeni kapılar açıyordu: Uyanmak, farkındalık, farkındalık ötesi… Kelimeleri anlıyor gibiydim ama henüz neyi işaret ettiklerini tam olarak bilmiyordum. Uyanmak ne demekti? Hangi bilinç düzeyindeydim? Hangi bilinç düzeyine uyanmalıydım? Ve daha da önemlisi, bu kitap neden tam o anda karşıma çıkmıştı?
Kitabın ilerleyen bölümlerinden birinde zihni dinginleştirmek, İlahi Varlık ile bütünleşmek ve sahip olmak, yapmak ya da olmak istediğimiz şeyi dilemekten söz ediliyordu. O satırlar bende cevaplardan çok sorular bıraktı. Belki de yolculuğun ilk işareti buydu. Çünkü bazı soruların hemen cevaplanması gerekmez; bazıları bizi yıllarca taşır.
Mucize Koçu Olmak
“Uyanış Kursu”nun son sayfalarında “Mucize Koçluğu” ifadesiyle karşılaştığımda içimde beklenmedik bir gülümseme belirdi.
O yıllarda koçluk ülkemizde henüz çok yeniydi. İnsanlar bu fikre yavaş yavaş alışıyordu ve eğitim veren yalnızca birkaç kurum vardı. Koçluk eğitimi aldığımda edineceğim unvanın çok değerli olacağını, bana büyük bir kapı açacağını düşünüyordum. Özellikle Uyanış kitabıyla tanışmam ve eş zamanlı olarak önüme akan bu yeni bilgiler beni derinden etkilemişti. O günlerde bu yolun beni nereye götüreceğini bilmiyordum ama büyük bir heyecanla mentoruma: “Mucize Koçu olmak istiyorum,” dedim.
2014 yılında aldığım Temel Koçluk Eğitimi ile başlayan bu süreç, zaman içinde benim için mesleki bir etiket olmaktan çıktı. Dinlemeyi öğrendim. Soru sormayı. İnsanın kendi cevabına ulaşabileceği o kutsal, yargısız alanı yaratmayı.
Ve yıllar sonra şunu çok net anladım: Mühim olan unvan değil, aldığım eğitimle ne yaptığım, o bilgiyi nasıl bir hizmete dönüştürdüğümdü.
Hayatın Başka Bir Kapısı
2015–2016 yıllarında kanserle mücadele ettiğim dönemde, hayatımın bütün öncelikleri değişti. İşte o dönemde Mucizeler Kursu Eğitmeni İrem Orhon ile tanıştım. Onunla yaptığımız sohbetler, daha önce zihnimde dolaşan pek çok düşüncenin başka bir yerde birleşmesine yardımcı oldu. Bir cümlesi özellikle içime mühürlendi: “Mucize, aslında bir idrak değişikliğidir.”
Bu cümle, mucize kavramına bakışımı kökten değiştirdi. Çünkü o güne kadar mucize denildiğinde insanın aklına çoğu zaman olağanüstü olaylar gelir: Beklenmedik bir iyileşme, imkânsız görünen bir şeyin gerçekleşmesi, hayatın bir anda değişmesi… Oysa belki de daha sessiz mucizeler vardır:
- Aynı olaya başka bir bilinçle bakabilmek,
- Korkunun içinden geçerken kendimizle karşılaşmak,
- Bir yargıyı bırakmak,
- Sevginin, kontrol etmekten başka bir şey olduğunu anlamak,
- Ve bir gün, aynı hayatın içinde, olayları artık eskisi gibi görmediğimizi fark etmek.
O dönemde kitaplar hayatımda bambaşka bir yere yerleşti. Özellikle David R. Hawkins’in eserleriyle kurduğum ilişki benim için yalnızca entelektüel bir okuma deneyimi değildi. Kitaplar odamda adeta yaşayan bir alan oluşturuyordu. Onları okurken yaşadığım yoğunluk, kelimelerin anlamının ötesine geçiyordu. Bazen bir kitabı elimde tutarken yalnızca okumuyor, bir şeyin içimde yankılandığını hissediyordum. Odamdaki kitaplar zamanla hikâyelerimin, şiirlerimin ve yazılarımın doğduğu yere dönüştü. Belki de o dönem bana şunu öğretti: Bazen bir kitap, yalnızca okunmaz. Yaşanır. Bir cümle hayatınıza girer, sizi başka bir yere taşır ve yıllar sonra, o cümlenin neden tam da o gün karşınıza çıktığını daha iyi anlamaya başlarsınız.
Sevginin Önündeki Engeller
Mucizeler Kursu ile birlikte mucize kavramını daha farklı bir yerden düşünmeye başladım. Mucizeyi dışarıda gerçekleşmesini beklediğimiz olağanüstü bir olay olmaktan çıkarıp, algımızdaki dönüşüm üzerinden görmeye başladım. Çünkü dışarıdaki olay aynı kalabilir ama biz değişebiliriz. Bir insanı daha önce korkuyla gördüğümüz halde, bir gün onun arkasındaki kendi korkumuzu fark edebiliriz. Bir olay karşısında öfke duyarken, öfkenin altında başka bir ihtiyacımız olduğunu görebiliriz. Kendimizi yargılarken, ilk kez kendimize şefkatle yaklaşabiliriz. Bunların hiçbiri dışarıdan bakıldığında büyük bir mucize gibi görünmeyebilir. Ama insanın iç dünyasında gerçekleşen küçük bir değişim, bütün yaşam deneyimini dönüştürebilir.
Kursun benim için en güçlü taraflarından biri, sevgiye ilişkin bakışı oldu. Kursun amacı sevginin ne olduğunu öğretmek değildir; çünkü sevginin zaten doğal mirasımız olduğu, asıl meselenin onun farkına varmamızı engelleyen şeyleri ortadan kaldırmak olduğu söylenir. Bu düşünce beni uzun süre düşündürdü. Belki de sevgi kazanılacak bir şey değildir, belki sevgi zaten vardır. Biz ise korkularımız, yargılarımız, beklentilerimiz ve geçmişten taşıdığımız hikâyeler nedeniyle onu göremeyiz. O zaman içsel dönüşüm, yeni bir şey yaratmaktan çok, üzerimizde birikenleri bırakmaya dönüşür. Korkuyu, yargıyı, kontrol etme ihtiyacını fark etmek ve bütün bunların altında daha sessiz bir gerçekliğin varlığını hissetmek…
David R. Hawkins’in bilinç düzeyleri üzerine çalışmaları da bu dönemde benim için ayrı bir anlam kazandı. Onun yaklaşımında sevgi, bilincin önemli bir eşiği olarak ele alınır. 500’lerin üzerindeki bilinç seviyeleri sevgi ile ilişkilendirilir; insanın algısının daha fazla şefkat, güzellik ve bütünlük yönünde değişebileceğinden söz edilir. Benim için burada önemli olan bir rakamdan çok, yolculuğun yönüydü: Korkudan sevgiye, yargıdan anlayışa, kontrolden teslimiyete, ayrılıktan bütünlüğe… Çünkü insanın iç dünyasında gerçekleşen bu değişimler, hayatı deneyimleme biçimini de değiştiriyor. Sevgi yalnızca bir duygu olmaktan çıkıp, dünyaya bakışımızın temelini oluşturmaya başladığında başka bir gerçeklik beliriyor.
On Birinci Saat ve İçsel Uyanış
Mucizeler Kursu’nun “on birinci saat” ifadesi de benim için bu nedenle çok anlamlı. Karar değiştirmek için son fırsat… Sevgiyi acı çekerek mi, yoksa huzur içinde mi öğreneceğimiz… Bu düşünceyi bir tehdit olarak değil, bir seçim çağrısı olarak görüyorum. Çünkü her an başka bir seçim yapabiliriz. Aynı düşünceyi sürdürmek ya da onu sorgulamak. Korkuya tutunmak ya da sevgiye alan açmak. Eski hikâyemizi tekrar etmek ya da ona başka bir yerden bakmak. Belki uyanış tam olarak böyle bir anda başlar: Dışarıda hiçbir şey değişmemişken, içeride bir karar değişir. Ve o karar, zamanla bütün yaşamımıza yayılır.
Bugün Mucizeler Kursu’na baktığımda, onu yalnızca okunacak bir kitap ya da öğrenilecek bir öğreti olarak görmeyip, insanı kendi zihnine bakmaya davet eden bir yolculuk olarak kabul ediyorum. Korkularımızı fark etmek, inançlarımızı sorgulamak, gerçek sandığımız düşüncelerin arkasına bakmak ve bütün bunların içinde sevginin zaten var olan bir gerçeklik olabileceğini yeniden hatırlamak…
İçsel uyanış, bana göre bir anda gerçekleşen büyük bir aydınlanma olmak zorunda değil. Bazen çok daha sessizdir. Bir sabah aynı düşünceye eskisi kadar inanmadığınızı fark edersiniz. Bir insanı artık geçmişteki hikâyesiyle değil, olduğu haliyle görmeye başlarsınız. Kendinize ilk kez düşmanınızmış gibi değil, sevdiğiniz biriymişsiniz gibi davranırsınız.
Ve belki gerçek uyanış da budur. Dışarıda başka bir hayat aramak yerine, kendi bakışımızı dönüştürmek. Sevgiyi bulmak yerine, onun önündeki engelleri fark etmek. Cevabı dışarıda aramak yerine, sorunun bizi nereye götürdüğünü izlemek.
Mucizeler Kursu’nun benim yolculuğumdaki yeri tam da burada. Bir cevap olarak değil, bir hatırlama çağrısı olarak.
Bugün hâlâ öğreniyorum. Hâlâ okuyorum. Hâlâ soruyorum. Ve belki de bütün bu yolculuk boyunca aradığım şey, en başından beri içimde sessizce bekliyordu. Mucize, belki de kendimize ve yaşama başka bir gözle bakmaya başladığımız o anda gerçekleşir.
Mucizeler Kursu eğitmeni sevgili İrem Orhon’a ve niyetle, farkındalıkla hizmet veren tüm Sessiz Seyir ekibine kalpten teşekkürlerimle…
Tüm sevgimle,
Yasemin…

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.