Bahçeden Notlar

Sevgili Okur,

Bir bahçeye uzaktan baktığınızda yalnızca görüneni fark edersiniz; çiçekleri, renkleri, kokuları… Oysa asıl hikâye toprağın altında başlar. Kökler görünmez. Tohumların ne zaman çatladığını, hangi kökün hangi taşa rastladığını, hangisinin kuraklığa dayandığını bilemezsiniz.

İnsan da biraz böyledir. Dışarıdan bakıldığında yalnızca bugün olduğumuz kişi görünür. Oysa bizi buraya getiren; karşılaştığımız insanlar, okuduğumuz kitaplar, sorduğumuz sorular, aldığımız kararlar ve hayatın önümüze çıkardığı sınavlardır. Olmak istediğim yere giderken karşılaştığım sınavların dönüştürdüğü bir Yasemin var.

Bir Yolculuk Böyle Başladı

Benim yolculuğumun nerede başladığını bugün geriye dönüp tek bir noktaya yerleştiremiyorum. Bazı başlangıçlar yaşanırken kendilerini belli etmezler. Bir soru, bir huzursuzluk, bir merak ya da insanın hayatında açılan ve uzun süre kapanmayan bir yarık olarak gelirler.

Sonra insan cevap aramaya başlar. Ben de aradım; kitaplara, düşünürlere, felsefeye ve psikolojiye baktım. Ama zamanla fark ettim ki dışarıda cevap ararken, aslında içeride başka bir şeyin kapısını çalıyordum. Okuduğum her şey beni kendime biraz daha yaklaştırdı. Değişen yalnızca kitaplar değildi; ben değişmiştim.

Kitaplar, Hayat ve İnsan

Bir kitabı yalnızca anlattıklarıyla sınırlamıyorum. Çünkü bazen bir kitap, hayatın içinde—bir ilişkide, bir kayıpta, bir korkuda ya da bir sessizlikte—yeniden karşımıza çıkar. O zaman zihnimizde duran kuru bir bilgi olmaktan kurtulur; yaşadığımız şeyin içinden konuşmaya başlar.

Ben okudukça sordum, sordukça yazdım. Eski metinlerime baktığımda, onu yazan kişinin artık aynı Yasemin olmadığını görüyorum. Bir düşünürle karşılaşıyorum, o düşünce başka bir soruyu doğuruyor; soru beni başka bir kitaba götürüyor ve içimde daha önce fark etmediğim bir yer yüzleşmeye dönüşüyor. Benim için Kelebek Bahçesi tam da bu hareketin hafızasıdır.

Bilmek Başka, Kendinden Geçmek Başka

Yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu oldu. Bir düşünceyi bilmek başka, o düşüncenin seni kendine bakmaya zorlaması başkadır. Kendini tanımak, kendine güzel şeyler söylemekten ibaret değil. Bazen sevmediğimiz tarafımıza bakmak, bazen başkasında öfkelendiğimiz şeyin bizde de bulunduğunu fark etmek gerekiyor.

Bir bahçenin bütün güzelliği çiçeklerden oluşmaz; kurayan yaprakları, dikenleri ve karanlıkta kalan yerleri de vardır. Bunları yok saymak bahçeyi güzelleştirmiyor. Belki insanın kendisiyle kurduğu gerçek ilişki, ışığı kadar karanlığına da bakmaya başladığında kuruluyor.

Sonra Yazmak Geldi

Yazmak benim için bir hedef değil, hayatı anlamlandırma ihtiyacıydı. Kelimelere döktükçe fark ettim ki yazmak, kendimi görmenin yollarından biriymiş. Bu yüzden yazdıklarımı yalnızca içerik olarak görmüyorum; onlar dönüşümün kayıtları, içimde olup bitenlerin dışarıya bıraktığı izler.

Yıllar boyunca karşılaştığım öğretiler beni besledi ama onların hiçbiri benim yerime konuşamaz. İnsan kendi sesini, başkalarının seslerini susturarak değil; o seslerin arasından kendisine ait olanı ayırt ederek buluyor. Özgünlük de tam burada başlıyor.

Cevaplar Bahçesi Değil

Burada size nasıl yaşamanız gerektiğini söylemek istemiyorum. Herkesin toprağı, kökü, karşılaştığı taş ve açacağı çiçek başkadır. Ben yalnızca kendi bahçemde gördüklerimi görünür kılıyorum.

Bahçeden Notlar‘ın anlamı da burada; okuduklarımın yaşadıklarımla, düşündüklerimin yazdıklarımla birbirine değdiği yerde. Buradaki notlar, bu karşılaşmaların arasındaki görünmeyen bağlara bakıyor. Bazen de henüz cevabını bulamadığım bir soruyu olduğu gibi bırakıyor. Çünkü bazı soruların hemen cevaplanması gerekmiyor; bazıları insanın içinde biraz daha yaşamak için geliyor.

Belki bahçe hiçbir zaman tamamlanmayacak…

Yeni bir tohum düşecek. Yeni bir düşünce filizlenecek. Bir çiçek açacak. Bir başkası solacak. Bir kök bir taşa rastlayacak. Ben başka bir yanımla karşılaşacağım.

Ve bütün bunların arasında yürürken, kendimi tamamlamaya değil, kendimde açılmakta olan yeni yerlere bakmaya devam edeceğim.

Çünkü artık biliyorum:

İnsan kendi yolunu başkasının haritasından bulmuyor.

Kendi izlerini okuyarak buluyor.

Benim burada bıraktığım izler de size bir yol haritası olmak için değil.

Belki kendi haritanızı çizerken bir an durup bakmanız için.

Bir cümle. Bir soru. Bir kitap. Bir hikâye. Bir sessizlik… Belki bunlardan biri sizin için doğru zamanda karşınıza çıkar.

Ve siz kendi içinizde, uzun zamandır görmediğiniz bir yere bakarsınız.

İşte o an…

Bahçe size ait olmaya başlar.

Tüm sevgimle,
Yasemin