“Roman sanatını bütün açılımlarıyla sevdim. Edebiyatımızın romanlarına da bu sevginin görüngesinden yaklaşmaya çalıştım. Edebiyat tarihçilerimizin hor gördüğü eserler de var bu kitapta. O eserlerin önemsenmemiş özelliklerini saptamaya çalıştım. Kılavuzu sevdiğim kitaplarla sınırladım…”

— Selim İleri

Merhaba

Selim İleri’nin vaktiyle hakkını yediğini düşündüğü, yeterince önemsenmediğine inandığı yazarları, bilinen yazarların az bilinen hikâyelerini anlatma çabası, emeği kuşkusuz sonraki kuşaklara da yol gösterecek. Yazarların geçim derdi yüzünden mahlasla makaleler, öyküler, romanlar yazmaları sıradan bilgidir ama onları yaşadıkları dönemin koşullarıyla içselleştirerek anlarsınız edebiyatın bugün geldiği yeri de daha iyi kavrarsınız.

Kemal Tahir’in vaktiyle çok tartışılan ‘Devlet Ana’yı neden savunmak zorunda kaldığını, düşmanlıklara tepkisini öğrendiğinizde bugün edebiyat dünyasına taşınan ideolojik kavgaların sığlığını daha iyi görebilirsiniz. Ya da Bilge Karasu’nun o zamanki yayıncısının ‘Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı’ isimli dosyasını okuduğunda ‘metni karmaşık ve Türk okuruna uygun bulmadığı’ tespitine müstehzi bir tebessümle baka kalabilirsiniz.  Ahmet Mithat Efendi’nin başlangıçta ufak tefek, çelimsiz on sekiz yaşındaki Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı “Kim yazdı bu romanı, sen kimin emeğini çaldın” diye azarlamasına daha sonra romanları tefrika etmesine şaşırabilirsiniz.

Bir de az bilinen, ismini duyduğumuz ama önceliği hep daha çok tanınanlara verdiğimiz için bencilliğimizin gölgesinde saklı kalan yazarlar var. Selim İleri edebiyat tarihçilerinin hor gördüğü, okurun bilerek ıskaladığı eserleri ve onların önemsenmemiş yanlarını da göstermiş. Bu seçkiyi yazı sanatına katkısı dışında duygusuyla bütünlüklü kılan yanı da bu.  

“Benim hala okumaya fırsat bulamadıklarımdan bazılarının yanlarına küçük çapraz işaretler koydum her zamanki gibi; Ölmüş Bir Kadının Evvrak-ı Metrukesi-Güzide Sabri, Yosma-Ethem İzzet Benice, Dağ Rüzgarları-Mahmut Yesari, Ülker Fırtınası-Safiye Erol, Sokaktan Gelen Kadın-Esat Mahmut Karakurt, Bir Kızın Masalı-Aka Gündüz, Varolmak-İlhan Tarus, Baharla Gelen-Erhan Bener. Ne zaman okurum, bir gün okur muyum bilemem, ama bana onları neden okumam gerektiğini merhametli bir yazarın kadirşinas bakışıyla hatırlatan İleri’ye minnet duydum doğrusu.”

“Bazı romanlar vardır,  kütüphanenin loş bir köşesinde, belki evin az uğranan tenha bir odasında unutulmuştur. Ya da kim bilir hangi sebeplerden kağıt kesiği gibi sızlatan hatırasıyla bir köşede durmuş okunmayı bekliyordur. Aradan yıllar geçer ve siz gidip o kitabı tekrar bulmak için önüne geçemediğiniz güçlü bir arzu duyarsınız. Bazen bu ortada hiçbir sebep yokken kendiliğinden olur, bazen hayatın içinden küçücük bir işaret size göz kırpar. (Yakup Kadri’nin yıllar ihmal ettiğim ‘Hep O Şarkı’ romanını yakıcı bir sohbet vesilesiyle hatırlayıp okumuştum mesela).”

“Bazen de bir usta elinizden tutar ve berrak bakışıyla sizi edebiyatın bereketli, şeffaf, dikenli, çok renkli bahçesine götürür. O vakit roman sanatının inceliklerini, ömrünü sadece romancılığa değil edebiyat tarihinin iz bırakan romanlarına da adamış bir yazı adamının kıymetini gönülden hissedersiniz. Selim İleri, “Bu toplumda roman okumanın ne olduğunu bilen, okumanın arzusunu duyan çok daha fazla insan yaşıyor ama genellikle roman sanatı üzerine düşünmüyorlar’ diyor. Bu kitap fevkalade haklı bu tespiti tekrar düşünmek ve yeniden değerlendirmek için de çok iyi bir fırsat.”

Günümüz İçin Değeri

Türk Edebiyatının Yaşayan Belleği Selim İleri’den tüm edebiyatseverler için olağanüstü bir kılavuz! Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu, çocuk yaşlarından beri “romanlar karasevdalısı” olan Selim İleri’nin, yarım yüzyılı aşkın okuma serüveninde yolunu aydınlatan romanlara ve bu romanların yazarlarına gönül borcunu ödemek için kaleme getirdiği bir kaynak kitap… Usta yazarın, 1874-1980 yılları arasını ele aldığı, Türk edebiyatının ilk roman denemelerinden yakın döneme kadar, yayınlanmış binlerce roman arasından seçtiği 229 romanın farklı dünya görüşlerinden, farklı üsluplardan örneklerle bezediği bu seçki, Türkçe romanın tarihi seyrini takip etmek, roman sanatımızın inceliklerini öğrenmek isteyenler için çok önemli bir yol haritası…

Yazarın Notu:

Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu, Selim İleri’nin kişisel okuma serüveninden doğmuş ama tüm edebiyatseverler için kolektif bir hafıza kitabı haline gelmiş. Türk romanının tarihsel yolculuğunu anlamak isteyen herkes için eşsiz bir kaynak.

Peki, böylesine güçlü bir belleğin ardından günümüz edebiyatı aynı derinliği ve sürekliliği taşıyabiliyor mu?

Günümüz Türk edebiyatında Selim İleri, Adalet Ağaoğlu, Yaşar Kemal gibi “duayen”lerin bıraktığı boşluk tamamen dolmuş değil. Bugün Türk edebiyatında “duayen”lerin birebir karşılığı yok; çünkü onların kuşakları edebiyatın temel taşlarını oluşturdu. Ancak yeni kuşak yazarlar, farklı temalar ve anlatım biçimleriyle edebiyatı zenginleştiriyor. Yani duayenlerin yerini doldurmak yerine, edebiyatı yeni yönlere taşıyorlar.

Edebiyatımızda En Sevdiğim Romanlar Kılavuzu, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Edebiyatımızda En Sevdiğim Romanlar Kılavuzu, günümüz için yalnızca bir edebiyat rehberi değil — bir kültürel hafıza defteri niteliğinde. Selim İleri’nin bu eseri, geçmişle bugün arasında kurduğu köprüyle, edebiyatseverlere hem nostaljik hem de öğretici bir yolculuk sunuyor.

Eserin Günümüzdeki Önemi Nedir?

Yeni kuşaklara rehberlik ediyor: Genç okurlar için bu kitap, hangi romanlarla tanışmaları gerektiğine dair bir pusula işlevi görüyor. Aynı zamanda edebiyat öğretmenleri ve araştırmacılar için de kapsamlı bir başvuru kaynağı.

  • Edebiyatın belleğini koruyor: 1874’ten 1980’e kadar uzanan 229 romanı kapsayan bu seçki, Türk romanının tarihsel gelişimini izlemek isteyenler için eşsiz bir kaynak. Bugünün okuru, geçmişin izlerini bu kitapta bulabiliyor.
  • Unutulmuş eserleri görünür kılıyor: Edebiyat tarihçilerinin göz ardı ettiği romanlara da yer vererek, edebiyatın yalnızca “büyük” isimlerden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Bu da günümüzün çeşitlilik arayışına güçlü bir katkı sunuyor.
  • Okuma kültürünü derinleştiriyor: Selim İleri’nin kişisel yorumları, alıntıları ve sezgisel değerlendirmeleri, okura yalnızca bilgi değil, edebi bir bakış açısı da kazandırıyor. Bu yönüyle kitap, edebiyat eleştirisiyle okuma zevki arasında bir denge kuruyor.

Kısacası bu eser, yalnızca “en sevilen romanlar”ı değil, bir edebiyatçının gönül borcunu da anlatıyor. Dilersen bu değerlendirmeyi yazının sonuna “Eserin Günümüzdeki Önemi” başlığıyla ekleyebiliriz. İstersen bir alıntıyla da süsleyebilirim:

Ali Selim İleri Hayatı ve Kariyeri

30 Nisan 1949’da Türk yazar, senarist, eleştirmen. Kadıköy’de doğan yazar, adını I. Selim’den aldı. Lise öğretmenleri Vedat Günyol ve Rauf Mutluay’ın etkisiyle edebiyata yöneldi. Lise ikinci sınıftayken Peride Celal’in Dar Yol romanından esinlenerek yazdığı Unutulmak adlı romanının yayımlanmasını için yayınevlerini dolaştı fakat reddedildi.

  • Savaş Çiçekleri (1967): İlk öyküsü ’de yayımlandı.
  • Cumartesi Yalnızlığı (1968) : Yalnızlık ve içe dönüş temalarını işleyerek Türk öykücülüğünde melankolik bir ses oluşturdu.
  • Pastırma Yazı (1971): gibi kitaplarıyla yalnızlık, içe dönüş ve melankoli temalarını Türk öykücülüğüne taşıdı.
  • Destan Gönüller (1973): İlk romanı , onun anlatı evreninin kapılarını araladı.
  • Dostlukların Son Günü (1976) : İnsani ilişkilerin kırılganlığını ve dostlukların geçiciliğini derin bir duyarlılıkla anlattı. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı.

Senaryo, deneme, anı, tiyatro, şiir ve roman türlerinde eserler veren İleri, Halit Refiğ ile tanıştıktan sonra sinema dünyasına da adım attı.

  • Cennetin Kapısı (1971) adlı ilk senaryosuyla bu alanda da iz bıraktı.
  • Her Gece Bodrum (1978, roman): Modern Türk romanının dönüm noktalarından biri; bireysel yalnızlık ile toplumsal değişimi iç içe işledi.
  • Uzak Hep Uzak (1983, roman): Hatıraların ve geçmişin ağırlığını, bireyin iç dünyasında yankılanan bir roman olarak sundu.
  • Yaşarken ve Ölürken (1984, roman): Ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgiyi, bireysel varoluş sancılarıyla birleştirdi.
  • Kırık Deniz Kabukları (1991, roman) Geçmişin izlerini ve bireysel yalnızlığı sembolik bir anlatımla işledi.
  • Bir Akşam Alacası (1994, roman) İstanbul’un kültürel belleğini ve bireysel duyguları nostaljik bir atmosferde buluşturdu.
  • Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak (1998, roman) Ayrılık ve özlem temalarını, bireysel duyarlılıkla toplumsal değişimlere bağladı.
  • Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu (2017, deneme/inceleme) Türk romanının belleğini koruyan, unutulmuş eserleri gün yüzüne çıkaran bir rehber niteliğinde.

Yalnızca yazmakla kalmadı; Yeni Ufuklar, Papirüs, Varlık, Gösteri, Cumhuriyet gibi dergilerde eleştiriler yazdı, radyo ve televizyonlarda kültür-sanat programları sundu. 2012’de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

8 Ocak 2025’te, 75 yaşında hayata veda etti. Ardında onlarca eser, yüzlerce karakter ve binlerce cümle bıraktı. Ama en çok da şu hissi: “Edebiyat, bir insanın kendini anlatma biçimidir.”

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin