“İnsanlar kusurlu ve sınırlıdır. Herkes olağanüstü olamaz, toplumda kazananlar ve kaybedenler vardır, olup bitenlerin topu sizin suçunuz değildir ve hayat hakkaniyetli de değildir...” 

— Mark Manson

Merhaba

Mark Manson’un vurguladığı gibi, hayat mükemmel bir adalet sistemiyle işlemiyor. İnsanlar kusurlu ve sınırlı varlıklar; herkesin olağanüstü olması mümkün değil. Toplumda kazananlar ve kaybedenler olduğu gerçeği, bazı şeylerin bizim kontrolümüz dışında olduğunu gösteriyor. Bu düşünce aslında insanın kendine daha dürüst olmasını sağlayabilir—hayatın adil olmadığını kabul etmek, onunla nasıl başa çıkacağını anlamaya yardımcı olabilir.

Manson’un yaklaşımı, bu sert gerçekleri kabullenerek, kişisel sorumluluk almaya ve hayatın kaçınılmaz zorluklarına karşı daha dayanıklı olmaya teşvik ediyor. Her şeyi kontrol edemeyiz, ama nasıl tepki vereceğimizi seçebiliriz.

Mark Manson, Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı , kitabında kendi yol haritasını anlatıyor. Gençlik yıllarından, kendini bulma noktasına gelinceye kadar yaşadığı acılar. Acıların ve hataların verdiği güçle değişim süreci ve yenilenmesi… Kişisel gelişimin, ” daha iyi şeyleri kafayı taktığımızda daha az sorunlu bir yaşamın bizi kucakladığı “ olduğunu belirtiyor.

Bu kadar mı? Hepsi bu mu? Bilebileceğim şeylerin hepsini öğrendim mi?

Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir

Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” “Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir.

Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir.

Manson, “Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, der: “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz.

Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak.

Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.

Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

Yazarın Notu:

Mark Manson’un kitabı da tam bu gerilimi tartışıyor: dışsal, ölçülebilir mutluluk ile içsel, soyut mutluluk arasındaki fark.

  • Nesnel Mutluluk Bakış Açısı : Mutluluğu dışsal ölçütlerle tanımlamak. Örneğin; gelir, başarı, statü, sosyal medya beğenileri. Bu ölçütler sürekli değişir ve başkalarının beklentilerine bağlıdır. Bu yüzden kalıcı bir tatmin sağlamaz.
    • Manson’un eleştirisi: Modern toplumun “hep daha fazlasını iste” baskısı, nesnel mutluluğu sürekli bir yarışa dönüştürür.
  • Soyut Değerler İçindeki Mutluluk: Mutluluğu içsel bir hazine olarak görmek. Değerler, anlam, sevgi, merhamet, özgürlük gibi soyut kavramların içinde saklıdır. Ölçülemez, başkalarının gözünde görünmez ama bireyin içsel huzurunu besler.
    • Manson’un yaklaşımıyla uyumlu: Acıyı kabullenmek, doğru değerleri seçmek ve belirsizliği kucaklamak, bu içsel mutluluğun kapısını açar.

Mutluluk, dışarıdan ölçülen bir başarı değil; içsel değerlerin içinde saklı bir hazinedir…

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı Bölümleri

  1. Çabalama: “Mutluluk peşinde koşmanın” aslında bir sorun olduğunu anlatıyor.
  2. Mutluluk Bir Sorundur: Manson’a göre mutluluk arayışı kendi başına bir sıkıntıdır. Daha pozitif bir deneyimi arzulamak bile negatif bir deneyimdir.
  3. Özel Değilsiniz: Manson burada insanların olağanüstü olma baskısına kapıldığını, aslında herkesin sıradan olduğunu söyler.
  4. Istırap Çekmenin Değeri: Acıyı kabullenmek, daha anlamlı bir yaşamın anahtarıdır.
  5. Seçim Sizindir: Hayatta her şeyi kontrol edemeyiz ama nasıl tepki vereceğimizi seçebiliriz.
  6. Her Konuda Yanılırsınız (Ben de Yanılırım): İnsan kusurludur, yanılgılar kaçınılmazdır.
  7. Başarısızlık İlerlemektir: Başarısızlık, gelişimin bir parçasıdır.
  8. Hayır Demenin Önemi: Gereksiz kaygılardan kurtulmak için sınırlar koymak gerekir.
  9. Ve Ölürsünüz: Hayatın nihai gerçeği. Manson burada sonluluğu kabullenmeyi öğütler.

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. “Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı” günümüz dünyasında mutluluk ve başarı kavramlarını sorgulayan, cesur ve sarsıcı bir kitap. Mark Manson, sürekli pozitif olma baskısına karşı çıkarak, hayatta gerçekten neyin önemli olduğunu anlamaya ve yanlış değerlerden uzaklaşmaya teşvik ediyor.

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  • Sosyal medya baskısı: İnsanlar sürekli mutlu, başarılı ve kusursuz görünmek zorundaymış gibi hissediyor. Manson ise bunun bir yanılsama olduğunu söylüyor.
  • Tükenmişlik döngüsü: “Daha fazla mutluluk, daha fazla başarı” arayışı insanları yıpratıyor. Kitap, bu döngüyü kırmak için farklı bir bakış açısı sunuyor.
  • Acıyı kabullenmek: Manson’a göre acıdan kaçmak yerine onu kabul etmek, daha anlamlı bir yaşamın anahtarı.
  • Doğru değerleri seçmek: Kitap, bireyleri kendi değerlerini sorgulamaya ve gerçekten önemli olana odaklanmaya teşvik ediyor.

Mark Manson Hayatı ve Kariyeri

Mark Manson (d. 9 Mart 1984), ABD’li koç, kişisel gelişim yazarı ve blog yazarı. Boston Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudu ve 2007’de mezun oldu.

Kariyer başlangıcı: İlk yıllarında “pickup artist” topluluklarında yer aldı, ancak kısa süre sonra bu alandan ayrılarak kişisel gelişim ve yaşam koçluğuna yöneldi.

Blog yazarlığı: 2010’lu yıllarda kendi blogunu kurarak yazılarını geniş kitlelere ulaştırdı. Yazılarında dürüst, sert ama mizahi bir üslup kullanarak dikkat çekti.

Manson’un Önemli Eserleri:

  • Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı (The Subtle Art of Not Giving a Fck, 2016): Uluslararası çok satan oldu. İnsanların sürekli pozitif olma baskısına karşı çıkarak, doğru değerleri seçmenin önemini vurguladı.
  • Her Şey Bktan (Everything Is Fcked: A Book About Hope, 2019):** Umut kavramını ters köşeye yatırdı. Psikolojik araştırmalardan filozoflara kadar geniş bir kaynak yelpazesiyle modern dünyanın paradokslarını inceledi.
  • Will (2021): Will Smith ile birlikte yazdığı otobiyografi. Bu kitap da New York Times çok satanlar listesine girdi.

“İlginç zamanlar yaşıyoruz. Maddi olarak her şey daha önce hiç olmadığı kadar iyi, ama bir şekilde her şey korkunç bir durumda boktan görünüyor. Neler oluyor?” — Mark Manson

Üslubu ve Etkisi:

Mark Manson’un yazıları, klasik kişisel gelişim kitaplarından farklıdır. Sürekli mutluluk arayışını eleştirir, acıyı kabullenmenin ve doğru değerleri seçmenin daha anlamlı bir yaşam sunduğunu savunur. Mizahi, doğrudan ve zaman zaman sert üslubu, onu çağdaş kişisel gelişim yazarları arasında ayrıcalıklı bir yere taşımıştır.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgi’yle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin