Gece, sadece gece olduğu için, etrafı karanlığa gömerek çocukluk korkularını uyandırır, yalnızlıktan ve tanımadıklarımızdan ne kadar korktuğumuzu hatırlatır bize. Bu hayaletleri alt etmeyi başarırsak gündüz karşımıza çıkanları da kolaylıkla alt ederiz…
— Paulo Coelho
Merhaba
Karanlıktan korkmuyorsak, bu aydınlığın dostu olduğumuzdandır…
Bir yaz gecesi, Boyalık Sahili’nde. Dalgaların ritmik sesi, uzaktan gelen müzikle dans ediyor. Gökyüzü yıldızlarla dolu; her biri bir dilek, bir umut gibi… Gecenin karanlığında masallar doğuyor. Sessizce geleceğe bir not bırakıyorum:
“Korkunun sana bir şey kazandırmadığını, senden çok şey götürdüğünü anlayacaksın.”
Hayat, korkuyla şekillenmez. Korku; kararsızlık, yalnızlık, güvensizlik gibi birçok gölgeyi peşinden getirir. Eğer bunlara tutunursan, kimliğini bile fark etmeden başkalarına teslim edersin. Ve sonra, kendi iç sesin bile sana yabancılaşır.
İnsanın en büyük savaşı dışarıda değil, kendi içinde başlar. Acılara tutunmak, geçmişe saplanıp kalmak kolaydır. Oysa en büyük cesaret, kendini affetmekle başlar.
Acıyı anlatmak bazen iyileştirir ama sürekli anlatmak, içinde o acıyı tekrar tekrar yaşatır. Acı, ilgi ister; drama ihtiyaç duyar. Ancak bu kısır döngüde kendine yenilirsin. Çünkü içindeki çocuk hâlâ sevilmek, duyulmak, anlaşılmak ister.
Sevgiyle tanıştığında…
Kendini sevmeyi gerçekten öğrendiğinde, hücrelerine kadar şifalanırsın. Geçmiş seni tanımlar ama tanımlamak zorunda değildir. Bu hayatta olma sebebin, kendi içindeki ışığı hatırlamak. Her karanlık, seni o ışığa biraz daha yaklaştırmak için var.
Ve o ışığı bulduğunda…
Ayağa kalk ve yürü. Bu defa sağlam adımlarla. Toprağa köklen, göğe uzan.
Yenilenmek için eski seni geride bırakmalısın. İçindeki “başaramam” sesini sustur. Denemeden bilemezsin. Ama denersen, yol seni zaten kendine götürecektir.
Geç olmadan, kaldır başını. Gökyüzüne bak. Derin bir nefes al. Yaşamın sana ne fısıldadığını duyabilecek kadar sessizleş. Çünkü bazen en büyük cevaplar sessizlikte gelir.
Sevgiyle, Gece’ye…



Yorum bırakın