Sinema Sanat Mıdır?

İyi ki doğdun BABA!

Bu gece gökteki yıldızlara bakacağım, belki göz kırparlar…

“İyi bir yönetmen iyi bir senaryo ile bir başyapıt üretebilir; aynı senaryo ile vasat bir yönetmen, ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz. “

— Akira Kurosawa

Merhaba

Sanat dallarının ilk altısı resim ve heykel, müzik, tiyatro, dans ve edebiyattır. Yedinci sanat dalı olarak kabul görmüş ve adlandırılan sanat dalı ise sinemadır. Sinemanın sanat olarak görülüp, eserler ortaya çıkartılması 20.yüzyılın başlarına dayanıyor. Sinemanın sanat olarak kabul görülmesinden önce, sanatın tanımını bilmekte fayda var.

Sinema Sanat Mıdır?

Sanatın ne olduğu ve tanımı zaman içerisinde değişikliğe uğramış ve alanı da genişlemiştir. Kimi çevrelerce sanat hala tanımlanamaz bir unsur olarak düşünülür. Çünkü sanat oldukça geniş kapsamlı bir konu olmakla beraber tartışmaya açık bir konudur. Sinemanın da bu tartışma içerisindeki yeri kimi insanlar tarafından hala tam olarak oturtulmuş değildir. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de, hâlihazırda yüzyıllardır isminden bahsedilen sanatın bile bir yere oturtulamazken, sanata göre henüz çok yeni ve genç olan sinemayı bu kategoriye sokabilmek zorlaşabilmektedir. İşte bu yüzden ilk başta sanatın ne olduğunu anlamalıyız.

Sanat Nedir?

En genel tanımıyla sanat duygu, düşünce ve hayal gücünün aktarılması ve ifade edilmesidir. Günümüz zamanında sanatın tam olarak tanımını yapmak pek mümkün olmamakla birlikte sanat, insanoğlunun en ilkel çağlarından bu yana yaptığı bir kavramdır. Kısacası insanının estetik kaygısı güderek kendini anlatmak amacıyla yaptığı içeriği ve mesajı olan kalıcı eserlerdir. İlk çağda duvara resimler çizen adam da günümüz çağında çok bilinen sanat eserlerinin de ortak noktası bir mesajlarının olmasıdır.

Aristo’ya göre gerçeklerin taklidi olarak tanımlanan sanat, sanatçının bu gerçekleri yorumlamasından ortaya çıkar. Bu yorumlama kişiden kişiye farklılık gösterir. Herkesin gördüğü bir şeyi anlamlandırma şekli ve onu ortaya dökme biçimi farklıdır. Bu da sanatın aslında neden biricik, tek olduğunu bize anlatır. Yani sanat tek başına taklitten ibaret bir unsur değildir. Hayal gücü ve yorum gerektirir. Konusunu doğa ve insan gibi bizimle bütünleşmiş öğelerden alır. Aynı zamanda Aristoteles ve Platon da sanatı taklit olarak tanımlar. Çünkü insan taklit ederek öğrenir, doğasında bu vardır. Konuşmayı, yürümeyi öğrenmemiz bile bir taklitten ibarettir.

Sinema Tarihinin Başlangıcı ve Yedinci Sanat Nedir?

Karanlık kutu olarak da bilinen camera obscura fotoğraf makinesinin icadına zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla sinemanın ortaya çıkışında etkili olan ilk araç ortaya çıkmıştır. Bir sonraki önemli icat ise Çin’de ortaya çıkan ve Büyülü Fener ismi verilen, günümüzde ise projeksiyon makinesi olarak bilinen alettir. Büyülü Fener sayesinde thaumatrope ve onun genişletilmiş hali olan ve ilk animasyon aleti sayılan fenakistiskop bulundu. Daha sonra ise Thomas Edison ve William Dickson tarafından kinetoskop adı verilen ve gözetleme deliği bulunan bir aygıt geliştirildi. Bu sayede arka arkaya sıralanan görüntüler izlenebiliyordu.Babaları fotoğraf mal zemeleri üretemi yapan Lumiere kardeşler hareketleri görüntülerle ilgilendikleri için kinetoskopu geliştirmek için çalıştılar. Görüntüleri sadece tek kişinin izleyebildiği bu aygıtı birden çok kişinin izleyebileceği şekle getirmek istiyorlardı. Lumier kardeşlerin bu çabaları sonucunda sinemanın hikâyesinin başlamasına ve gelişmesine neden olan birkaç dakikalık görüntüler gösterime açıldı ve halka sunuldu. Hiç şüphesiz bu filmlerden en dikkat çekeni “Bir Trenin Gara Gelişi” isimli filmdi. Öyle ki, seyirciler trenin üstlerine doğru geleceğini sanarak korktular ve bazıları kalkıp gitti. Bütün bunlar sinemanın temellerini oluşturan önemli unsurlar olarak tarihe yazıldı.

Sinema Nasıl Yedinci Sanat Olarak Kabul Edildi?

Bir güzel sanat dalı olan sinema, kamerayla çekilen görüntülerin sessiz ya da sesli olarak beyaz perdeye aktarılarak izleyicilere sunulmasıdır. Film olarak adlandırılan bu görüntüler, ilk olarak sinema salonu adı altındaki yerlerde gösterilmeye başlanmıştır. Lumiere kardeşlerden başlamış olan ve şimdilerdeyse gelişen teknoloji sayesinde sinema evlerimize, telefonlarımıza kadar gelmiştir. Hayal dünyasını gerçekliğe aktaran sinema, sanatın gerekliliğinin hepsini kapsıyor. Sanat, hayatın ve insanın anlamlandırılmasıdır. Sinema sayesinde çok büyük toplumsal etkiler meydana gelmiştir çünkü sinema gerçeği birebir gösteren ve verilmek istenen mesajı en etkili şekilde verebileceğiniz bir sanat dalıdır. Sinema gerçekliğin yoğrularak, yorumlanıp yeniden şekillenerek bize ulaşmasıdır.

Tiyatro nasıl sanat dalı kabul ediliyorsa, sinema da tiyatronun daha teknik ve bir değişik versiyonudur. Sinema diğer tüm sanat dallarını da içinde barındıran sinema müzik, dans, estetik, bilim, sosyoloji, psikoloji gibi birçok unsuru içinde barındırır. Bütün bunları bilmek ve düşünmek dahi aslında sinemanın neden sanat olarak nitelendirildiğini anlamaya yeter.

Bu meslek günümüzde yok oldu!

Bugün sinemadaydım… Sizler de film izlemek için sinemaya gitmenin keyfini yaşamaya devam edenlerden misiniz? Çalışan olarak film projektörü, “operatör”ler aranıyordu. Bu meslek artık yok oldu.

Filmle aranıza giren ne varsa onları ortadan kaldırmak için koltuğunuzdan arkaya doğru döner ve filmin perdeye yansıtıldığı salondan camekanla ayrılmış odaya doğru seslenir, makinistten yardım isterdiniz.

Büyülü perdenin görünmeyen kahramanlarından biri de babamdı.. Elinden hangi makineler geçti kim bilir. Ankara’da birçok kültür merkezinde ve sinema da sistem kurdu. İşin ustası, babamdan öğrenebilseydim dediğim çok şey var. Bunlardan biri de yanımda duran makinayı öğrenmek. Ne harika olurdu!

Evde projektörle film gecesi yapardı. Seyirci koltuğunda çok şey öğrendim. Şimdi ise film okumalarının nasıl yapıldığını öğreniyorum. Yönetmen olma isteğim, belki de çocuklukta babam sayesinde doğdu. Okul yıllığımda bile “Yönetmen Olacağım” yazıyor.

Hayat farklı imkanlar sunuyor. Bizler de doğru seçimler yaparak yönümüzü tayin etmek zorunda kalıyoruz. Bazen de yıllar sonra becerinizi geliştirmek için alanlar yaratırken buluyorsunuz kendinizi. Yazarlık becerisini geliştirmek gibi…

Canım, babam… Yarın doğum günün. İyi ki var oldun. Her şey için teşekkürler!

Nurlar içinde uyu…

Sevgiyle

Ben’i Sorgula
Kategoriler
%d blogcu bunu beğendi: