Zor zamanlar, güçlü insanların sessiz hikâyelerini yazar…

-Yasemin Emre

Merhaba

İnsaf Hanım’ın hikâyesi de öyleydi… Sessiz, derin ama unutulmaz…

27.04.2018 — Kemoterapi ilk günüm. Bir süre sonra, kemoterapi için teknisyenler beni koltuğa oturttular. İlk olarak damar yolu bulunduktan sonra, kemoterapiye başlamadan önce kan tahlillerinin sonuçlarını beklemek gerekiyordu.

Beklerken, kütüphaneden seçtiğim kitaba göz attım. “Kalbinizdeki iyiyi çıkarın ortaya” sloganıyla, kitapta bulduğum anlamlı cümlelerle düşüncelerim arasında yol alırken, tam karşımda oturan kadın dikkatimizi çekti.

Birkaç dakika sonra, kadının gözleri bana yöneldi ve yanına çağırdı. Elini tuttuğumda, yorgun olduğu hemen belli oluyordu. Biraz kendisinden bahsetmek istedi. İzniyle, o anın anlamını ve önemini kaydedebilmek için bir fotoğraf çektim.

O gün, 9 Eylül Hastanesi Tıbbi Onkoloji bölümünde, aynı zamanda onkologumuz olan Prof. Dr. Aziz Karaoğlu’nun muayenehanesinde bir kez daha karşılaştım. Karşımdaki kadının adı İnsaf Hanım’dı. Yorgun görünüyordu. Nefes darlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı, ancak tümöründe bir küçülme olduğunu öğrenmiş ve yüzünde bir gülümseme belirivermişti.

Bir süre sonra, birkaç gün sonra beni aradı. “Seni aramak ve biraz konuşmak istedim,” dedi. “Kemoterapiden sonra çok yoruluyorum, sesim kısılıyor” diye ekledi. Birbirimize veda ettik.

Bir ay sonra, odamda kitap okurken kemoterapinin etkilerini hala hissederken, bir his kalbimde oluştu. Merak ettim ve hemen Buca Tınaz Tepe Hastanesi’nde sürecimizi takip eden Dr. Tijen Hanımı aradım.

“İnsaf Hanım’ı merak ediyorum. Telefonu üzerinden ulaşamıyorum, ona dair bilgi alabilir miyim?” dedim.

İki gün sonra Tijen Hanım beni aradı. Üzüntüyle, İnsaf Hanım’ın vefat ettiğini söyledi. Oğlunun telefon numarasını verdi.

Hemen oğlu ile iletişime geçtim. İnsaf Hanım’ın oğlu, annesinin 11 Ağustos 2018 tarihinde evleneceğini, düğününü bekledikten sonra hayatını kaybettiğini aktardı. Görevini tamamlamış, yaşamını sonlandırmıştı.

Nurlar içinde uyusun…

Şu an yazıyı revize ederken, şunu belirtmek isterim: Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir.

Şimdinin gücüyle, günün mesajlarını toplamak ve anlamak… İşte bu, tek yapmamız gereken: Akışta kalıp sevgiye dahil olmak.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin