Yaşam her anı bizlere bahşedilmiş mucize olmalı…
Yasemin Emre
Merhaba
11 Haziran 2015. Bugünden tam dört yıl önce. Bir hastane odasında, yaşamın ne kadar kıymetli olduğunu, bir kelimenin tüm hayatı nasıl değiştirebileceğini öğrendiğim gün…
Bir Cümleyle Değişen Zaman
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nde Prof. Dr. İbrahim Bey bana şöyle dedi:
“Yaşadığın her süreci metanetle karşıladın. Bundan sonrasını da aynı şekilde karşılayacağını düşünüyorum.”
Ve birkaç gün sonra, biyopsi sonucumun “kanser” olduğunu öğrendim. O akşam sevdiklerimle birlikteydim. Gülümsedik. Sohbet ettik. Ama içimde ağır bir ağrı vardı… Biyopsi yerinde değil sadece; ruhumun içinde, hayatımın tam ortasında…
Bir Yolculuk Başlıyor
12 Haziran sabahı saat 07:00. Nükleer tıpta tümörün yeri belirlenecek. Ardından uzun bir operasyon. Ameliyat öncesinde Genel Cerrah Prof. Dr. Özcan Gökçe yanıma geldi.
Mavi gözleriyle, güven veren bir sesle sordu:
“Nasılsın?”
Narkoz verilmeden önce bir kez daha:
“Nereye gidiyoruz?”
Cevabım hazırdı:
“Çeşme… Boyalık sahilindeki denize.”
Bazen zihni susturmak gerekir. Terapi olarak bu yöntemi seçtiğinizde, zihin durur. Sadece huzur kaplar hücrelerinizi… O an, terapi başlamıştı zaten. Hücrelerime kadar yayılan bir sessizlikle…
Uyanış: Bedenden Değil, Hayattan
Ameliyathanede bir çığlık. İzmir aksanları, telaş, hareket… Ve saatler sonra, akşam geç vakitte odamdayım. Yanımda ailem. Kalbimde yeni bir hayatın tohumu. Sancılı bir geceydi. Ama bedenim artık onu hasta eden enerjiden arınmıştı.
Ertesi sabah doktorlarım geldi. Prof. Dr. Can Yaman içeri girdiğinde gülümseyerek:
“Nihayet gönderdik onu,” dedi.
O cümle, yıllar sonra bile içimde yankılanır.
Zaman Geçer, Anılar Kalır
Tüm bu yaşadıklarımın ardından, sancılı ve acılı birçok gün geçti. Günlerim geçti, yıllarım geçti. Yaz gecelerinde, uykusuz zamanlarda karanlık gökyüzünde yıldızlar hep yanımdaydı. Kalbim ise, her şeye rağmen, hep gülümsedi…
Geçenlerde bir dostum şöyle dedi:
“Sanki her şey yeni olmuş gibi anlatıyorsun.”
Cevap veremedim. Çünkü bir ömrün acısı, mucizesi, değişimi birkaç kelimeye sığmazdı.
Ben Kimim?
Örgüyü 7 yaşımda öğrendim. 10 yaşında ilk hikayemi yazdım, günlüğüme. 13 yaşında babam sayesinde dublaj yaptım. 17 yaşımda konservatuvar için başvurdum, yaş engeline takıldım. Ama sanata olan sevgim hiç azalmadı.19 yaşında çalışmaya başladım. Asistanlık yaptım, yöneticilik yaptım. Hayata hep öğrenerek, üreterek devam ettim.
Ve sonra… Kanserle geçen 6 yıl. Bana yalnızca sabrı değil, bilgiyi de öğretti. Eğitimler aldım. Eksiklerimi tamamladım. Kitaplarla, yazarlarla, kendimle konuştum.
Yaşamın Gerçek Sanatı
Şimdi, yazabiliyorsam eğer… Kitaplar hakkında, yazmak hakkında, yaşam hakkında konuşabiliyorsam… O hâlde yaşamı anlamak; anladıklarımızdan bir şey yaratabilmek… İşte bu, yaşamın gerçek sanatı!
Sevgiyle okuyun… Çünkü bu kelimeler sadece bir anı değil; hayatta kalmanın başka bir biçimi.



Yorum bırakın