Sesin hikayesinin izini sürmek, doğal dünyaya dair korkuları­mızı yenmeyi, hatta belki de kontrol etmeyi nasıl öğrendiğimizi anlatmak demek… Bu hikayeyle antik Roma’daki kindar kalabalıkların kükreyişlerine, ortaçağda zenginle yoksul ara­sındaki iktidar mücadelelerine, sanayileşmenin baskılarına, savaşın yarattığı şoklara, kentlerin yükselişine, yirmi dört saat yayın yapan med­yanın bitip tükenmez gevezeliklerine kulak vereceksiniz…

— David Hendy

Merhaba

David Hendy’nin Gürültü: Sesin Beşeri Tarihi (Noise: A Human History of Sound and Listening) adlı eseri, sesin tarih boyunca insanlar üzerindeki etkisini inceleyen, disiplinlerarası bir çalışmadır. Kitap, yalnızca müziği veya dili değil, aynı zamanda fısıltılar, çığlıklar, savaş gürültüsü, sessizlik, ayinler ve propaganda gibi sesin tüm kültürel ve toplumsal boyutlarını ele alır.

Hendy, sesi yalnızca fiziksel bir olgu değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bir yapı olarak görür. Kitabın merkezinde şu fikir vardır: İnsanlar tarih boyunca sadece sese maruz kalmamış, aynı zamanda sesi kontrol etmeye, şekillendirmeye ve anlamlandırmaya çalışmıştır. Bu süreç, güç ilişkileriyle, inanç sistemleriyle ve toplumsal yapılarla derinden bağlantılıdır.

Başlığında “gürültü” kelimesi öne çıksa da, bu kitap söz konusu tanımlamayı olabildiğince esnetmeye çalışıyor. Bu tanımlama sadece müziği ve konuşmayı değil, aynı zamanda yankıları, şarkı söylemeyi, davul vuruşlarını, gök gürültüsünü, silah seslerini, kalabalıkların gürültüsünü, insan bedeninden çıkan gurultuları, kahkayı, sessizliği, kulak misafirliğini, mekanik sesleri, gürültücü komşuları, müzikal kayıtları, radyoyu; aslında sesin ve dinlemenin daha geniş dünyasını oluşturan hemen her şeyi kapsar.

Ses ve Güç İlişkisi:

  • Hendy, kralların ve din adamlarının ses üzerindeki kontrolünü — örneğin kutsal metinlerin sadece belli kişilerce seslendirilmesini — bir otorite aracı olarak değerlendirir.
  • Modern çağda da megafonlar, radyo yayınları ve propaganda, sesin kitlesel kontrol amaçlı nasıl kullanıldığını gösterir.

Sessizlik ve İnziva:

  • Sessizlik, yalnızca sesin yokluğu değil; aynı zamanda anlamlı bir sosyal pratik olarak işlenir.
  • Özellikle dinî geleneklerde (örneğin manastırlarda) sessizlik, içsel bir keşif aracı ya da tanrısal bir dinleme biçimi olarak görülür.

Kentsel Gürültü ve Sanayi Devrimi:

  • Sanayi toplumuyla birlikte yükselen mekanik gürültü, insan yaşamını derinden etkiler. Fabrika sesleri, trenler, şehir kalabalığı — tüm bu yeni sesler, gündelik hayatın dokusunu değiştirir.
  • Bu dönüşüm, insanların gürültüye karşı toleransını da zamanla şekillendirmiştir.

Duyma Kültürleri:

  • Hendy, farklı kültürlerin sesle olan ilişkisini karşılaştırır. Örneğin, işitsel gelenekleri güçlü olan toplumlarda hafızanın daha çok kulakla işlediğini, yazılı olmayan tarih aktarımının buna dayandığını anlatır.

Radyo ve Modern Dinleme Biçimleri:

  • 20. yüzyılda radyo, evlere giren ilk kitle iletişim sesidir ve kamu ile özel alan arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır.
  • Hendy, radyonun yalnızca haber değil, bir duygusal atmosfer sunduğunu savunur.

David Hendy’nin kitabı, tarih yazımına alışılmadık bir perspektif kazandırıyor. Görsel değil, işitsel bir tarih anlatıyor. Bu da okuyucuyu, geçmişi sadece “gözleriyle” değil, “kulaklarıyla” da düşünmeye itiyor.

Ayrıca Hendy’nin anlatımı akademik olmasına rağmen erişilebilir bir dille yazılmış. Dolayısıyla hem ses tarihiyle profesyonel olarak ilgilenenler hem de kültür tarihi meraklıları için okunası bir kaynak.

Gürültünün her zaman “yersiz ” yada istenmeyen bir ses olduğunu düşünmesem de, gürültü belki birilerinin bir yerlerde duyulmasını istemediği ses olarak da ele alınabilir. Bununla, kimin gürültü yapıp kimin yapmaması gerektiğinin, kimlerin seslerini duyurup kimlerin duyuramadığının, kimin dinlenmesi kimin dinlenmemesi gerektiğinin bir öneme sahip olduğunu kastediyorum. Sükut altında olabilir, baskıcı bir durum da.

  • Sesin hikayesinin izini sürmek demek, doğal dünyaya dair korkularımızı yenmeyi, hatta belki de kontrol etmeyi nasıl öğrendiğimizin hikayesini anlamak demek. İnsan kardeşlerimizle iletişime geçmeyi, onları anlamayı ve onlarla birlikte yaşamayı nasıl öğrendik?
  • Duygularımızı ve aklıselimi kullanarak nasıl mücadele ettik?

Roma’daki intikamcı kalabalıkların kükreyişlerini, ortaçağda zenginle yoksul arasındaki iktidar mücadelelerini, endüstrileşmenin baskılarını, savaşın yarattığı şokları, kentlerin yükselişini, yirmi dört saat yayın yapan medyanın bitip tükenmez gevezeliklerini içeriyor, bu hikaye.

  • Sesi nasıl ve neden dinliyoruz?
  • Neden tepki gösteriyoruz?
  • İşte tüm bunların cevabını bulacağınız kitap sesin beşeri tarihiyle ilgileniyor.

Ayrıca, birincisi kimi seslerin bizi derinden etkileme gücü; ikincisi de güçlü insanların veya ulus devletler, ticaret şirketleri gibi güçlü olanların işitsel peyzajlarını dinleme alışkanlıklarını belirleme yeteneği.

  • Sizler ikisinin arasındaki farkı anlayabildiniz mi?

Sesi belirli bir mesafeden dokunmanın bir yolu olarak ele almak.

İnsan kulağına, sahici bir duygusal tepkiyi tetikleyen elle tutulur bir şey olarak ulaşma biçimini çok iyi yakalar. Bu bağlamda ses, insanlar üzerinde iyi veya kötü etkilerde bulunan bir kuvvettir.

Gürültü, Sesin Beşeri Tarihi, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Sesin Beşeri Tarihi sesin ve dinlemenin engin dün­yasını oluşturan hemen her şeyden örnekler sunarak bu ipuçlarını izliyor: müzik, konuşmalar, yankılar, şarkılar, davul vuruşları, çan ve silah sesleri, kala­balıkların gürültüsü, insan bedeninin gurultuları, kahkaha, sessizlik, makineler… David Hendy bu dünyanın insanların birbirleriyle ilişkilerini nasıl belirlediğini, toplumsal ayrımları nasıl tetiklediğini, savaşlarda ve isyanlarda nasıl bir rol oynadığını ele alıyor. Böylelikle sesin soyut olmaktan öte, gündelik hayatımızda ne kadar büyük bir yer kapladığını ve işitsel peyzajda ne kadar çok şey saklı olduğunu gösteren yepyeni bir bakış açısı sunuyor.

David Hendy Hayatı ve Kariyeri

David Hendy, modern kültürel tarih alanında uzmanlaşmış bir İngiliz akademisyen, yazar ve yayıncıdır. 2013 ile 2021 yılları arasında Sussex Üniversitesi’nde Medya ve Kültürel Tarih profesörü olarak görev yapmıştır ve şu anda Emeritus (onursal) profesörlük unvanına sahiptir. Ayrıca Cambridge, Yale ve Indiana Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulunmuş ve Westminster Üniversitesi’nde de öğretim üyeliği yapmıştır.

Hendy, ses, iletişim ve kitle medyasının tarihsel ve kültürel etkilerini inceleyen beş kitap kaleme almıştır. En bilinen eserlerinden biri olan Noise: A Human History of Sound and Listening (2013), sesin ve dinlemenin 100.000 yıllık insanlık tarihindeki rolünü anlatan kapsamlı bir çalışmadır. Bu kitap, Hendy’nin BBC Radio 4’te sunduğu 30 bölümlük bir diziye de ilham kaynağı olmuştur.

Hendy’nin akademik ve yayıncılık kariyeri, medya tarihi, radyo, televizyon ve internetin popüler yaşam ve düşünce üzerindeki etkilerini derinlemesine incelemektedir. Özellikle modern kitle medyasının tarihsel gelişimi ve toplum üzerindeki etkileri konularında önemli katkılarda bulunmuştur.

2011 yılında, BBC Radio 3 için hazırladığı Rewiring the Mind adlı beş bölümlük serisiyle Kuzey Amerika Medya Ekolojisi Derneği tarafından James W. Carey Ödülü’ne layık görülmüştür.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin