Söz vermiştim kendi kendime ; Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak İçin cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.

— Sait Faik Abasıyanık,Haritada Bir Nokta

Merhaba

Son Kuşlar, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık’ın 1952 yılında yayınlanan hikâye kitabı. Son Kuşlar, tıpkı Havuz Başı gibi 1952 senesinde yayınlanmış olmasına rağmen Havuz Başı’nın aksine son derece güncel hikâyeler içermektedir. Toplam on dokuz öykü olan kitapta, öykülerin on altı tanesi Burgaz Adası’nda, iki tanesi kentte ve bir tanesinde bir Çerkes köyünde geçmektedir. Rakamlara bakıldığında, Abasıyanık’ın hem hastalığı hem de toplum tarafından onaylanmayan seçimleri dolayısıyla insanlardan uzaklaştığı, adaya çekildiği fark edilebilir.

Kitaptaki öykülerin on sekiz tanesi şimdiki zamanda geçmektedir ve anlatıcı bir hikâye dışında birinci tekil kişidir. Bu kitapta anlatıcı açısından en büyük fark yazarın diğer kitaplarında anlatıcı yazar harici biri gibi görünmekteyken bu kitapta anlatıcının Sait Faik’in bizzat kendisi olduğunun açık olmasıdır.

Kitaba ismini veren Son Kuşlar isimli hikâye tabiatın yok edilmesine karşı çıkan çevreci bir dille yazılmıştır. Kırlangıç Yuvasındaki Kadın yazarın en başarılı gerçeküstücü öykülerinden biridir. Hikâyeler arasında röportaj tarzında olanlar da vardır. Abasıyanık, insanlarla birlikte kendini de anlatır. Yazarın korkuları, sevgileri, kinleri ortaya dökülmüştür. Kentten uzaklaşmış, adada kendini dinleyen Sait Faik’in iç döküşü öykülerine yansımıştır.

Son Kuşlar’da Sait Faik’in balıkçılardan bahsettiği öyküler ikiye ayrılır. Haritada Bir Nokta, Yaşayacak, Pay gibi öykülerden oluşan ilk bölümde balıkçıların iş hayatlarının zorluklarına değinilmiş, onların ortak düzenleri anlatılmıştır. Öte yandan Sivriada Geceleri, Sivriada Sabahı, Bir Kaya Parçası, Ağıt, Kendi Kendine gibi hikâyelerde ise balıkçılar birey olarak ele alınmış ve kişilikleri ile yaşamları anlatılmıştır.

Sait Faik, Yandan Çarklı’da ise üstü örtülü konuşmadan, mecazlara başvurmadan açık bir şekilde eşcinsellik hakkında yazar. (“Ölesiye yalnız, ölesiye mesudum. İçim kalabalık çekiyor. İnsanlar çekiyor. Çocuklar istiyorum. Haşarı, sarışın, esmer, sarışın, edepsiz…”)

Dondurmacı Çırağı’da da benzer bir açıksözlülük vardır: “Çocuklarla balığa çıkmak istiyorum. Dondurmacının iki çırağı ile akşamüstü dondurma yerken konuştuğum zaman deli divane oluyorum. Yalnız dondurmanın nasıl yapıldığını öğrenmek için onlarla konuştuğumu, ahbaplığımın yalnız bunun için olduğunu, bu kadar saf bir niyetten hareket ettiğimi söyleyecek değilim. Bu bapta hiçbir şey söyleyecek değilim: Yalnız şunu: Onlarla konuşmaktan haz duyduğumu söyleyeceğim.”

“Dünya değişiyor dostlarım, günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.”

Son Kuşlar, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. “Edebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?” diyen büyük yazarın; ilk kez 1952’de yayımlanan hikâye kitabı “Son Kuşlar ”da bir tür düş kırıklığı hissedilir. Sait Faik, toplumsal düzenin çirkinlikleri, sahtelikler, adaletsizlikler karşısında direnen insanın yalnızlığını keşfeder.

Sait Faik Abasıyanık (d. 18 Kasım ya da 22 Kasım ya da 23 Kasım 1906– ö. 11 Mayıs 1954), Türk hikâye ve roman yazarı, şair. Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından birisi olan Sait Faik, çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılar nedeniyle Türk edebiyatının köşe taşlarından biri olarak kabul edilir.

Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yenilikler nedeniyle, “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini yıkarak doğayı ve insanları basit, samimi, iyi ve kötü taraflarıyla, olduğu gibi ama aynı zamanda şiirsel ve usta bir dille anlattı. Döneminin pek çok sanatçısından farklı olarak, kendisini Batı’daki gelişmelerle sınırlamadı, hiçbir edebî anlayışın etkisinde hareket etmedi, belli bir tarzın takipçisi olmadı. Asaf Hâlet Çelebi’nin ifadesiyle “Sait Faik kendi ismi içinde mahsur kalacaktır. Hele bizde son zamanlarda onun bazı rate taklitleri türemekle beraber muhakkak ne kendisinden evvel ve ne de sonra ona yakın kimse gelmedi.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin