Kırmızı Kod; Birincil öncelikli birkaç dakika içinde yapılacak müdahale ile hayatta kalabilecek hastaları kapsar…

-Yasemin Emre

Merhaba

“Sağlık en büyük zenginlik…” Fakat kaybetmekse, sadece birkaç saniye…

Acil Servis’te geçen onlarca dakika ve içine sığanlar… Bu yazı, uzun saatlere yayılan bir sürecin, birçok farklı dünyaya açılan kapısının hikayesi.

Sınav, 112 ambulansın gelip bizi evden almasıyla başladı.

Çeşme Devlet Hastanesi Acil Servis’e girdiğimizde, kapılar ardı ardına açıldı; beyaz önlüklü rehberler karşıladı bizi. Bu zorlu sınavın yönü açıktı: yaşamak…

13 aylık bir bebeğin yüksek ateşle defalarca nöbet geçirmesi… Bel ağrısıyla gelen bir kadın, kısa süre sonra soluğunun durması… Doktorlar, hemşireler, yaşam mücadelesi veriyordu.

Çeşme Devlet Hastanesi Acil Servisi, bugüne kadar görmediğim birçok olaya tanıklık etti sanki. Kedi ve köpek ısırıkları, kuduz aşısı telaşı, sigara nedeniyle nefes alamayan hastalar, kan değerleri yükselip stent taktıran başka hastalar… Yoğunluk sınırları zorluyordu.

Kaç “Kırmızı Kod” sevk vardı dersiniz? “Kırmızı Kod”, birkaç dakika içinde müdahale edilmezse hayati tehlike oluşturabilecek hastaları ifade ediyor.

Doktorlar dakikalar içinde hayat kurtarma mücadelesindeydi. Yeşilyurt Hastanesi’nden destek olmaya gelen Dr. Eren Hoca, hemşireler ve tüm sağlık ekibi olağanüstü bir gayret içindeydi.

Kan tahlili ve tomografi, beynin sol tarafında ödem olduğunu gösteriyordu. MR çekilmesi gerekiyordu. Her tetkik ve süreci yakından takip eden, İstanbul Başkent Hastanesi Öğr. Gör. Nörolog Dr. Özlem Arpat’a uzaktan desteği için teşekkür ederim.

112 ekibinin sevk için gidip gelme mücadeleleri, hasta yetiştirme çabası… Yoğun tempoya rağmen ekipler büyük bir özveri gösterdi.

9 saat sonra sevk sırası bize geldi. Saat gece 01:00’e yaklaşmıştı. Pandemi nedeniyle hastanelerin hasta kabulü zorlaşmıştı. Alt metinde okunması gereken birçok detay vardı.

Urla Devlet Hastanesi Acil Servisi

Acil Servis’te yan yatakta bekleyen hastalar; tansiyonu düşmüş, geçici hafıza kaybı yaşayan, düşüp kafasına darbe alan, atak geçiren, kronik nörolojik hastalar… Günün daha da zor geçeceği belliydi.

Aksaklıklar vardı, elbette. Ama sağlık çalışanları ellerinden geleni yapıyor, dört elle sarılıyorlardı. Bu satırları, hiç uyumadan, sabaha karşı Urla Devlet Hastanesi’nde, küçük bir merdivenin basamağına oturmuş, protez kalçamla yazıyorum. Yeni bir deneyim edindim.

Sağlık eğitiminden sonra, tetkikleri tek tek sakinlikle ve ilgiyle kontrol eden Dr. Elif Hoca’ya teşekkür ederim.

Şu an saat 04:00…

Günün aydınlanmasına birkaç saat kaldı. Yazıyı aklıma geldikçe revize ediyorum. Tek isteğim, yaşamın ne kadar ince bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu sizlere hatırlatmak.

Saat 08:00…

Dr. Emre Hoca ve yeni ekip nöbeti devraldı. Ardından hastalar ve yakınları akın etti. Gün içinde iki MR, iki tomografi ve bir kan tahlili yapıldı. Tüm tetkikler Nörolog Uzm. Dr. Özgül Çatakoğlu ile paylaşıldı.

Sancılı bekleyişin ardından öğleden sonra tekrar edilen MR çekimi raporu geldi: Beyinde oluşan iskemi temizdi, Coumadin nedeniyle pıhtı oluşmamıştı, kitle yoktu.

Nörolog Dr. Özgül Çatakoğlu acil servise gelerek, Dr. Emre Hoca ile son kontrolleri yaptı ve “Taburcu olabilirsiniz” dedi. Kendilerine teşekkür ederim.

Eve Dönüş Zamanı

Ambulans için Sağlık Bakanlığı Evde Sağlık birimiyle iletişime geçildi. İzmir İl Sağlık’tan onay çıktı. Çeşme ve Urla Evde Sağlık ekipleri yoğun program nedeniyle zorlansa da, başhekim yardımcısı Dursun Bey duruma müdahale etti. Anlayışı ve nezaketi için kendisine teşekkür ederim.

“Dursun” isminin anlamı: “Çok yaşa, uzun ömürlü ol.” Bu süreçte yazdığım tüm isimler, yaşadığımız zamana ışık tutuyor.

Urla Evde Sağlık ekibi cuma günü mesaiyi bitiriyordu. Mesaiye kalan şoför ve hastabakıcılar annemi ambulansa taşıdı. Yol terapisi sonrası onu yatağına huzurla getirdik.

Artvinli olması sebebiyle biraz atarlı da olsa, mesele insan hayatı olunca, Karadeniz insanı kanı kaynıyor. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Annem Başımın Tacı
Annem benim için dost, arkadaş, en büyük eleştirmen ve patron. Yazılarımı ilk değerlendiren, okuduğum kitapları paylaştığım ilk insan. Anlayacağınız, her şeyim.

Şu an saat 22:00.

Yazı son halini alırken, 35 saatin geçtiğini fark ettim. Hiç uyumadan, birçok fırtınanın ardından limana vardık. Annem yatağında uyurken, sırtımı yastığa dayamış, ilahi güce tüm kalbimle teşekkür ediyorum.

Anneler, evlatları bin bir emekle yetiştiriyor.

İnsani değerleri ağır basan, hizmet anlayışına sahip nice güzel insan, bu dünyayı sağlıklı iletişimle, saygı, doğruluk, dürüstlük ve nezaketle yeniden yaratacak.

Unutmayın!

İçinde bulunduğumuz teknede, saat 11:00’i göstermeden önce, hepimizin ortak tek hedefi var:

Sevinçle, huzur frekansında insanlığa tamamlanmak…

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin