“Yazının ne olduğunu bilmezsen güçlüklerini hafife alırsın, ama ayrıntılı bir açıklama istiyorsan sana şunu söyleyeyim ki bu çok zahmetli bir iştir. Gözü bozar, sırtı kamburlaştırır, mideyi ve kaburgaları ezer, böbrekleri kerpetenle sıkar ve bütün vücuda acı verir […] En sonunda yazıcı, limana geri dönen denizci gibi son satıra gelmenin neşesini yaşar…”

—Georges Jean

Merhaba

Georges Jean’in bu sözleri, yazının yaratıcı sürecinin ve yazma eyleminin zorluklarını derin bir şekilde ortaya koyar. Jean, yazının sadece bir zihinsel faaliyet olmadığını, aynı zamanda bedensel bir yük ve sürekli bir çaba gerektiren bir süreç olduğunu vurgular.

Jean’in bu ifadeleri, yazmanın fiziksel ve duygusal olarak ne kadar zahmetli bir süreç olduğunu gözler önüne serer.

“Yazı İnsanlığın Belleği” kitabını, KitapSever‘lerle buluşturduğu için, Yapı Kredi Yayınlarına teşekkür ederim… Uzun zaman önce okuma listeme aldığım bu eseri sahaf ve kitabevinde bulamayınca bir ümit yapı kredi yayınları internet sayfasına bakmıştım. Görselin hemen altında bulunan “Kitap basılınca bilgi almak istiyorum butonunu tıklayıp bekleme sürecine geçmiştim. Aradan geçen onca zaman sonra geçen gün mailime gelen mesaj, beni çok mutlu etti…

Yazı İnsanlığın Belleği, Georges Jean‘in eseri yeniden basılmıştı. Hemen internetten sipariş ederek, kütüphaneye katılacak yeni bir dost için beklemeye başladım.

İçsel Yolculuğun Derinliği

Yazınsal kültürle uğraşanlar, tekil mücadele edilen bu yolda, diğer parçalardan ayrılarak, içsel yolculuğun derinliğinin anlamını iyi bilir. Kimlerle, yazının usta kalemleriyle. Ben de bu değerli dostlarla iletişim kurarak, öğrenmeyi gerçekleştiriyorum. Ve onlardan öğreneceğim nice bilgi daha var. Bu yaşamı deneyimliyorsam, vazifede içinde saklı olmalı.

Yazının Öyküsü

Günümüzden yirmi bin yıl önce, Lascaux’da, insanlığın ilk resimleri çizilmiştir. İnsanlık tarihinin en akıl almaz öykülerinden birinin, yazının öyküsünün başlaması için daha on yedi binyıl beklemek gerekecektir. Doğal olarak, yazılı ilk göstergeleri bulanların kendi efsanelerinin izlerini bırakmayı istedikleri düşünülür. Oysa yazının romanının başlangıç bölümleri hiç de bu kadar romansı değildir!

“insanlar bir milyon yıldan beri doğup ölmekte, ama yalnızca altı bin yıldır yazmaktadırlar.” — Etiemble

  • Yazının Doğuşu: Sümerler’in muhasebe kayıtları için kullandığı resimyazılardan başlayarak yazının ilk işlevsel kullanımları.
  • Yazı Sistemleri: Mısır hiyeroglifleri, Çin ideogramları, İslam hat sanatı gibi farklı kültürlerdeki yazı biçimleri.
  • Matbaanın Etkisi: Gutenberg’in matbaasıyla yazının yaygınlaşması, kitap kültürünün doğuşu ve tipografinin gelişimi.
  • Yazının Evrenselleşmesi: Bilim, sanat, din ve edebiyat gibi alanlarda yazının ortak ifade aracı haline gelmesi.
  • Modern Dünyada Yazı: Harflerin ve yazının artık sadece bir iletişim aracı değil, kültürel bir varlık olarak görülmesi.

Georges Jean, bu kitabında sadece tarihsel bir anlatım sunmakla kalmıyor, aynı zamanda yazının insanlıkla kurduğu derin bağları da sorguluyor. Kitap, yazının bir “teknoloji” olmaktan çıkıp bir “kültür” haline gelişini belgelerle ve örneklerle anlatıyor.

Yazarın Notu: “Yazı Bilinç Düzeyini Yükseltir”

Walter J.Ong, “Sözlü ve Yazılı Kültür” eserinde yazdığı şu önemli bilgiyi hatırlatmak isterim.

“Görüldüğü kadarıyla, kişinin toplumsal yapılarda pek bilinçsizce kayboluvermediği yüksek derecede içselleşmiş bilinç aşamaları, yazı icat edilmemiş olsa, insan bilincinin pek kolay erişemeyeceği aşamalardır. Tüm insanların doğuştan girdiği sözlü kültürle, herkesin sonradan edindiği yazı teknolojisinin karşılıklı alışverişi ruhunuzu derinden etkilemektedir. İnsan varlığı ve soyu açısından, bilinci belirgin bir dilde ilk olarak aydınlatan, özneyi yüklemden ayırıp sonra da ikisini birbirine iliştiren ve bir toplumda insanları birbiriyle bağlayan sözlü kelimelerdir. Yazı, bölünmeyi ve yabancılaşmayı getirmekle birlikte, daha üstün bir birlik de sağlar. Benlik duygusunu pekiştirir ve insanlar arasında daha bilinçli bir etkileşim kurar. Yazı, bilinç düzeyini yükseltir. ” —Walter J.Ong

“Yazı İnsanlığın Belleği”, yazının yalnızca bir iletişim aracı olmanın ötesinde, insanlık tarihinin şekillenmesinde, toplumsal belleklerin oluşmasında, bireysel ve kültürel kimliklerin inşasında merkezi bir rol oynadığını vurgulayan önemli bir eserdir. Jean, yazının insanlık tarihindeki etkilerini derinlemesine incelerken, bu fenomenin medeniyetin temel yapı taşlarından biri olduğunu ve bireylerin dünyayı anlamlandırma biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğini ortaya koyar.

Yazı İnsanlığın Belleği, Georges Jean okumayanlara tavsiye okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Georges Jean’in “Yazı İnsanlığın Belleği” adlı eseri, yazının tarihsel gelişimi ve insanlık üzerindeki etkileri hakkında önemli düşünceler sunar. Jean, yazının sadece dilin bir aracı olmanın ötesinde, insanlık tarihindeki toplumsal, kültürel ve bireysel dönüşümleri nasıl şekillendirdiğini inceler. Yazının, medeniyetin temel yapı taşlarından biri olarak, insanın düşünce biçimlerini, iletişimini ve toplumlar arası etkileşimi nasıl dönüştürdüğünü vurgular.

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  • Yazının Toplumsal ve Bireysel Bellek Üzerindeki Etkisi: Georges Jean’in bakış açısından, yazı, insanlık tarihindeki en önemli icatlardan biri olarak, bir toplumun belleğini oluşturur. İletişimin ilk başta sözlü geleneklerle şekillendiği bir dönemde, yazı, bilgiyi kaydedebilme, depolayabilme ve nesiller boyunca aktarabilme olanağı tanır. Jean, yazının insanlık için bir bellek işlevi gördüğünü ve böylece geçmişin bilgilerini gelecek kuşaklara taşıdığını belirtir. Bu, özellikle tarih yazımı, bilimsel bulgular ve kültürel miras açısından büyük önem taşır. Yazı, bireylerin de kişisel hafızalarını pekiştirmelerine olanak sağlar. Düşünceler, duygular ve yaşantılar, yazılı biçimlere dönüştürülerek daha somut hale gelir ve zamanla kişisel belleğin bir parçası haline gelir. İnsanlar yazılı metinlere başvurarak kendi iç dünyalarını daha iyi anlama ve anlamlandırma fırsatı bulurlar.
  • Yazının Evrimi ve İnsan Düşüncesine Etkisi: Jean, yazının zaman içinde geçirdiği evrimi de inceleyerek, yazılı dilin toplumların kültürlerinde nasıl köklü değişikliklere yol açtığını tartışır. Yazının bulunmasıyla birlikte insan düşüncesi, daha soyut ve karmaşık bir hale gelmiştir. İnsanlar, kelimeleri yazılı olarak ifade etmeye başladıkça, düşünce biçimleri de daha sistematik ve organize hale gelmiştir. Bu yazılı ifadelerin, bilgiyi toplamak, sınıflandırmak ve organize etmek gibi süreçlere katkıda bulunduğu gözlemlenir. Yazının varlığı, insanları belleklerini dışsal bir araçla genişletmeye zorlar, bu da insan zihninin kapasitesini aşan bilgilerin korunmasını sağlar. Bu da bir yandan insan düşüncesinin soyutlama yeteneğini geliştirirken, diğer yandan bireylerin bilgiyi ve hafızayı dışsal ortamlarda arama alışkanlıklarını yaratır.
  • Yazının Kültürel Yansımaları: Jean’in düşüncelerinde, yazının kültürel etkileri de önemli bir yer tutar. Yazı, sadece bireysel bir gereksinim değil, toplumların kendilerini ifade etme biçimi haline gelir. Sanatlar, hukuk, din, bilim ve edebiyat gibi alanlarda yazı, kültürel bir mirasın aktarılmasında önemli bir araç olmuştur. Özellikle yazılı eserler, bir toplumun değerlerini, inançlarını ve ideolojilerini nesiller boyu taşıyarak kültürün sürekliliğini sağlar. Jean, yazının, kültürel ve toplumsal bağlamda, güç ilişkilerini pekiştiren ve değiştiren bir araç olduğunu da belirtir. Özellikle yazının ilk defa devletler ve iktidar sahipleri tarafından kullanılmaya başlanmasıyla, toplumsal yapılar da değişmiş ve yönetim şekilleri daha merkeziyetçi hale gelmiştir. Yazı, aynı zamanda, halkın bilinçlenmesinde, toplumsal hareketlerin başlamasında ve büyük dönüşümlerin yaşanmasında da rol oynamıştır.

Georges Jean

Fransız bir şair, denemeci ve yazar olup, özellikle dilbilim, semiyoloji (işaret bilimi) ve çocuk edebiyatı alanlarında uzmanlaşmış bir isimdir. Jean, sanatçı kişiliğinin yanı sıra, yazı ve sözlü kültür üzerine derinlemesine düşünceler geliştirmiş ve bu konularda önemli eserler vermiştir. Modern yazının evrimini, dilin insanlık tarihindeki rolünü ve yazının kültürel etkilerini inceleyen denemeleriyle tanınır.

Georges Jean’in eserleri, genellikle yazının ve dilin insan toplumu üzerindeki etkisini keşfeder. Bu anlamda, yazının insan bilinciyle olan ilişkisini ve yazılı kültürün gelişimini çok derinlemesine ele alır. Yazı İnsanlığın Belleği adlı eseri de, yazının tarihsel sürecini, ilk yazılı izlerden modern yazının toplumdaki yerine kadar geniş bir perspektifte inceleyen önemli bir çalışmadır.

Jean’in denemelerinde ve edebi çalışmalarında, yazı ile ilgili teorik tartışmaların yanı sıra, yazının insanlık tarihindeki dönüştürücü rolüne dair güçlü bir düşünsel altyapı bulunur. Bu yönleriyle, özellikle yazılı kültürle ilgilenen akademik çevrelerde tanınmış ve saygı gören bir yazardır.

Öne Çıkan Kitapları:

  • Yazı: İnsanlığın Belleği Yazının tarihsel gelişimini, kültürel etkilerini ve insanlık üzerindeki rolünü ele alan bu eser, Türkçeye Yapı Kredi Yayınları tarafından kazandırılmıştır2.
  • Le livre de tous les pays, le Plaisir des mots Gallimard’ın “En poésie” koleksiyonunda yayımlanan bu 5 ciltlik şiir antolojisiyle Georges Jean, 1980 Fransa Vakfı Ödülü’nü kazanmıştır.
  • D’entre les mots Sözcükler arasındaki anlam ilişkilerini inceleyen bu yapıtıyla 1985 Louise-Labbé ödülünü almıştır.

Diğer Edebi ve Akademik Katkıları

  • Sekiz adet şiir derlemesi
  • Şiir sanatı ve pedagoji üzerine denemeler
  • Maine Üniversitesi’nde dilbilim ve göstergebilim dersleri (1967–1981)

Georges Jean’in eserleri, yazının ve dilin insanlık tarihindeki yerini anlamak isteyenler için oldukça zengin bir kaynak sunar.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle, okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin