“Şu an yaşamınızdaki koşullar her ne olursa olsun hayat bundan ibarettir. Sıkıntı, sorun ya da hastalık her ne olursa olsun bir öğretmendir. Bir sevgi öğretmenidir ve size kutsal olduğunuzu hatırlatır. Bu Işığınızın Doğuş sürecidir.”

— Barbara Ann Brennan

Merhaba

Barbara Ann Brennan’ın ilk çok-satan kitabı “Işığın Elleri”, onu dünyanın en yetenekli şifacı ve öğretmenlerinin arasına yerleştirdi. Şimdi, uzun zamandır bekleyen yeni çalışmasında, sağlık veya hastalık deneyimimizin kaynağı olan insan enerji alanına ya da auraya dair çarpıcı keşifler yapmayı sürdürmektedir. 

Şifa Mucizesi

Şifa mucizesi her insanın içinde saklıdır. Benim olduğu kadar sizin de doğuştan sahip olduğunuz bir haktır. Herkes şifa alabilir ve herkes şifa vermeyi öğrenebilir. Herkes kendisine ve başkalarına şifa verebilir.

Geçmişe dönüp baktığımızda, şifayı en başından beri bildiğimizi görürüz; Türk halk hekimliğinde bitkilerle, dualarla ve ritüellerle; İslam dünyasında dârüşşifalarda beden ve ruhu birlikte gözeterek; Antik Yunan ve Mısır’da kutsal tapınaklarda ilahi bağla uygulanan yöntemlerle; ve Uzakdoğu’da Mu Kıtası öğretilerinden doğan Reiki çalışmalarında evrensel yaşam enerjisiyle… Aslında şifa bilgisi hep vardı, biz sadece onun farkında değildik.

Yaratıcı Şifa Enerjilerine Ulaşmak

Her kişi, içindeki bu derin kaynağa ulaşmayı öğrenebilir. Yaratıcı enerjileri bilinçli olarak salıvermek pratik gerektirir. Süreç, yaratıcı enerjileri ortaya çıkarmaktan ziyade içsel engelleri ortadan kaldırmaktan ibarettir. Engeller, bir kez kalktığında, yaratıcılık içinizden bir artezyen kuyusu gibi akar. Her sanatçı ya da yazar, yaratıcı (ve yazar) engelini aşmak için verilen mücadeleyi bilir. Bu engel kalktığında resim veya yazı bir nehir gibi akar.

“Yaşam enerjilerimizin sağlık, hastalık ve şifayla olan ilişkisini araştırmaya devam ettim. Neden hasta olduğumuza dair daha derin sorularla ilgilenmeye başladım. “Hasta olmak” insan olmanın ardında daha derin anlamları ya da dersleri olan bir kaidesi midir? Kültürümüzde “normal” bir hayat sürmek hastalığa nasıl yol açar? Bizim için en sağlıklı yaşam ritimlerinin neler olduğunu merak ettim. Gündelik tercih ve eylemlerimiz sağlığımızı nasıl etkiler? Bilincimizdeki değişim sağlığımızı nasıl etkiler? Hastalığımızın yaratıcılığımız ve evrimsel sürecimizle nasıl bir ilişkisi olduğunu merak ettim.” — Barbara Ann Brennan

Tıbbi paradigmalar bedenlerimiz hakkında nasıl düşündüğümüzü belirler. Yıllar içinde, Batı tıbbı kötü ruhları, mizaçları, bakterileri ve virüsleri hastalıkların sebepleri olarak belirledi ve uygun tedaviler tasarladı. Tıptaki teknolojiler ilerledikçe ve biz zihin-beden bağlantılarımız hakkında daha fazla şey öğrendikçe tıbbi paradigmalarımız da değişiyor. Yeni paradigmalar yeni olasılıklara imkân veriyor.

Donmuş Psişik Zaman Kümeleri

Bastırdığımız acı çocukluğumuzun ilk dönemlerinde, çoğu zaman doğumdan bile önce, ana rahminde başladı. Çocukluğumuzdan beri acı verici bir olayda enerji akışını her durdurduğumuzda, o olayı hem zaman hem de enerjide dondurduk. Aurik alanımızda engel dediğimiz şey budur. Aurik alan enerji-bilincinden oluştuğu için bir engel donuk enerji-bilincidir. Ruhumuzun o olayla özdeşleşen parçası da acıyı durdurduğumuz anda dondu. Ruhumuzun o parçası biz ona erişene kadar donuk kalır. Bizim gibi olgunlaşmaz.

Bu tip psişik zaman engellerinin güçlü bir niteliği, bir araya toplanmaları ve donmuş bir psişik zaman kümesi oluşturmalarıdır.

Geçmiş yaşamların ıstırabı

Geçmişte, aurik alanın sağlık ve şifa ile ilişkili olduğu biliniyordu, ancak daha “ezoterik” bir açıdan. Alana dair bilgilerimiz gerçek gözlemlerin, varsayımların ve fantezilerin bir karışımıydı.

Geçmiş yaşamların ıstırabı, hem edebi araştırmalar hem de hipnotik regresyon araştırmalarıyla bol miktarda “geçmiş yaşam” çalışması yapıldı. Bu araştırmalar yaşam deneyimleri aracılığıyla bizi en kronik psikolojik acının kökenine götürür.

Negatif haz altbenlik

Negatif haz altbenlikten doğar. Altbenliğimiz, kim olduğumuzu unutan parçamızdır. Ruhumuzun ayrı, negatif bir dünyaya inanan ve buna uygun yaşayan parçasıdır. Altbenlik negatifliği inkar etmez. Bundan keyif alır. Negatif haz duymak ister. Altbenlik, maske gibi negatif inkarında olmadığında maske-benlikten daha dürüsttür. Altbenlik negatif niyeti konusunda samimidir. İyi gibi davranmaz. İyi değildir. Kendi benliğini birinci sıraya koyar ve bunu açıkça ortaya koyar.

“Altbenliğin niyeti ayrılığı muhafaza etmek ve dilediğini yapmak, acı hissetmemektir.” — Barbara Ann Brennan

Üstbenlik

Olgunlaşma süreci esnasında, ruhumuzun tamamı çekirdekten ayrılmaz. Bir parçamız berraktır ve mücadelesiz sevgi doludur. İçimizdeki bireysel kutsallığa doğrudan bağlıdır. Yaşamlarımızda meydana gelen tüm iyiliklerin tetikleyicisidir. Bu kim olduğumuzu unutmamış olan parçamızdır.

“Üstbenliğin niyeti hakikat, birliktelik, saygı, bireysellik, net kişisel farkındalık ve yaratıcıyla birliktir.” — Barbara Ann Brennan

Niyetin Önemi

Söylediğimiz sözler üç niyet alanından birinden gelir, üstbenliğimiz, altbenliğimiz ya da maske benliğimiz. Sözler bir şey ifade ederken başka bir anlam taşıyabilirler…

Kim olduğumuzu hatırlamanın, yaşamlarımızı istediğimiz şekilde yaratmanın, sağlık yaratmanın ve güvende hissetmenin tek yolu, özümüzle bir kez daha bağ kurmaktır.

Işığın Doğuşu’nun Bölümleri

  1. Çağımızda Şifaya Genel Bakış:
    • Brennan, modern çağda şifanın artık yalnızca tıbbi yöntemlerle sınırlı olmadığını vurgular.
    • İnsan enerji alanı, aura ve çakralar üzerinden şifanın anlaşılması gerektiğini söyler.
    • Şifa, beden–zihin–ruh bütünlüğü içinde ele alınmalıdır.
  2. Çağımızda Şifa Teknikleri:
    • Reiki, elle şifa, meditasyon, nefes çalışmaları gibi tekniklerin çağdaş uygulamalarını inceler.
    • Brennan, bu tekniklerin enerji alanındaki blokajları çözmek için nasıl kullanılabileceğini gösterir.
    • Şifacının kendi enerjisini temiz tutması ve bilinçli kullanması gerektiğini vurgular.
  3. Kişisel Şifa Deneyimi:
    • Şifanın en önemli basamağı kişinin kendi üzerinde çalışmasıdır.
    • Brennan, danışanlarının ve öğrencilerinin deneyimlerinden örnekler sunar.
    • Rahatsızlıkların birer “mesaj” olduğunu ve kişinin kendi dönüşümünü başlatması gerektiğini belirtir.
  4. Bir Şifa Planı Yaratmak:
    • Şifa süreci rastgele değil, bilinçli bir planla ilerlemelidir.
    • Brennan, kişisel bakım, enerji çalışmaları, meditasyon ve ilişkilerde farkındalık gibi adımları içeren bir plan önerir.
    • Bu plan, kişinin hem fiziksel hem de spiritüel sağlığını destekler.
  5. Şifa ve İlişkiler:
    • İlişkiler, enerji alanında en güçlü etkileşim noktalarıdır.
    • Brennan, sevgi, bağlanma ve iletişimin aurada nasıl izler bıraktığını açıklar.
    • Şifa sürecinde ilişkilerin dönüştürülmesi, kişinin enerji alanını doğrudan etkiler.
  6. Yüksek Spiritüel Gerçeklerimiz Aracılıyla Şifa:
    • Brennan, şifanın en yüksek boyutunun ilahi kaynakla bağlantı olduğunu söyler.
    • Taç çakra ve yüksek bilinç düzeyleri aracılığıyla kişi evrensel ışığa bağlanır.
    • Bu bağlantı, hem kişisel hem de kolektif şifanın kapısını açar.

Şifacı Sizsiniz

Kendinizi iyileştirebilecek olan yalnızca sizsiniz. Bu beceri ve kapasiteye bütünüyle sahipsiniz. Kişisel bir hastalığı iyileştirme süreci aslında kişisel bir yetki eylemidir. Karşılaşacağınız en büyük öğrenme araçlarında biri olarak bizzat sizin tasarladığınız kişisel bir yolculuktur.

Hastalık ne kadar derinse özlem de o kadar derindir. Bu, bir şekilde, bir yerde kim olduğunuzu ve amacınızın ne olduğunu unuttuğunuza dair bir mesajdır.

Hastalığınız semptomdur: Hastalık sizin tatmin edilmemiş özleminizi temsil eder. Hastalığınız her zaman yapmak istediğiniz şeyi yapmak, olmak istediğiniz kişi olmak, en derin, en geniş ve en yüksek gerçekliğinizden halihazırda olduğunuz bireyi ortaya çıkarmak ve ifade etmek için kullanın.

“Şu an yaşamınızdaki koşullar her ne olursa olsun hayat bundan ibarettir. Sıkıntı, sorun ya da hastalık her ne olursa olsun bir öğretmendir. Bir sevgi öğretmenidir ve size kutsal olduğunuzu hatırlatır. Bu Işığınızın Doğuş sürecidir.” — Barbara Ann Brennan

Yazarın Notu: “Yaranın Spiritüel Amacı”

Büyük soru: Bedeninde, hayatında rahatsızlık nerede? Ne zamandır bundan haberdarsın? Bu rahatsızlık nerede? Bu rahatsızlık sana ne söylüyor? Sen bu konuda ne yaptın?

2013-14 yılında işten ayrılıp kendime dönmüştüm. Kendimle geçirdiğim zaman arttıkça, ertelediğim şeylerin farkına varmaya başladım. Zihin ve beden egzersizlerine ağırlık vermiş, hatta uzun zamandır ertelediğim Koçluk Eğitimi için bile vakit ve nakit ayırabilmiştim. Her sabah yürüyor, arta kalan zamanlarımda okuyor ve yazıyordum.

Zaman geçtikçe şunu fark ettim. Hem çok iyi hissediyordum hem de içimde bir çekilme hissi vardı. Beklediğim bir şey vardı ama ne olduğunu bilmiyordum. Sadece bana hissettirilmesini istiyordum ve sonunda öyle de oldu.

Workshop’a gittiğim gün gelen mesajların bana hissettirdikleri şöyleydi. Koçluk eğitimi aldığım binanın hemen yanındaki binanın “Kanser Tanı Merkezi” olduğunu fark ettim. Kendimi içeri çekilmiş gibi hissettim. İçeri girip girmeme konusunda kararsız kaldım. Yanağımdan bir damla yaş süzüldü. Arkama döndüğümde ise fizik tedavi merkezi tabelasını gördüm. Sanki tüm bu işaretler bana bir şey anlatmak istiyordu. Bu düşüncelerle asansöre binip dersteki yerimi aldım.

Günler geçtikçe hislerimin beni yanıltmadığını anladım. Göğsümde bir kitle fark ettim. Biyopsi, patoloji ve ardından gelen süreçler başladı. 2015-2020 yılları arasında rahatsızlıklar tekrar etti. Beş biyopsi, dört büyük operasyon geçirdim. Kemoterapi, radyoterapi ve pek çok ilaç tedavisi uygulandı. Tüm bunlar, aurayı ciddi anlamda etkiler.

Büyük soru: Neden bir olayın ardından bir diğeri yaşanıyordu? Her bir olaydan ne almam ve anlamam gerekiyordu?

Geçirdiğim bu zorlu tedavi sürecinde heybemde çok değerli eğitimlerim vardı, uygulamak için. Reiki, elle şifa sanatı, Koçluk Eğitimi, Yaratıcı Yazarlık. Ve ardından gelen Mucize Kursu eğitimi. Tüm bu yaşananlar bir tesadüf değildi. Tek yapmam gerek iyileşme sürecimde aldığım teknik bilgiyle kendimi iyileştirmeye başlamaktı. Önce hastalığın sebebini bulmak için zamanda geriye dönüş yapmalıydım. İçsel yolculuğun kapısını araladım.

Bedenimde ve hayatımda ortaya çıkan rahatsızlıklar, bana geciktirdiğim dönüşümleri hatırlatan birer mesajdı. Onlar sayesinde içime dönmeyi, eğitimlerimi uygulamayı ve şifacılığın yolunu seçmeyi öğrendim. Çünkü bir şifacının elinde iyileşmek için rahatsızlıkların olması gerekir; farkındalık olmadan şifa doğmaz. Benim yolculuğumda rahatsızlık, ışığın kapısını aralayan öğretmen oldu.

Yaşam Enerjilerinizin Dört Boyutu

İnsanlığımızın Dört Boyutu:

  1. Fiziksel: Aşina olduğumuz fiziksel dünyadır. Fiziksel dünyamız, temelini oluşturan enerji ve bilinç dünyalarıyla bir bütündür.
  2. Aura: Fiziksel dünyanın hemen altında, aura ya da insan enerji alanının var olduğu evrensel ya da yaşam enerjisi alanları boyutu vardır. Var olan her form önce enerji alanlarının yapılandırılmış seviyelerinde meydana gelmelidir.
    • Aurik Alanın Yedi Seviyesi
      1. Fiziksel hisler
      2. Benliğe karşı duygular
      3. Rasyonel zihin
      4. Başkalarıyla ilişkiler
      5. İçsel kutsal irade
      6. Kutsal sevgi, spiritüel coşku
      7. Kutsal zihin, sükûnet
  3. Hara: İnsan enerji alanının hemen altında, niyetlerimizi bulundurduğumuz harik seviye yer alır.
  4. Çekirdek Yıldızı: Harik seviyenin hemen altında benliğimizin merkezi çekirdek boyutu ya da Brennan’ın çekirdek yıldız seviyesi adını verdiği boyut var. İçimizdeki tüm yaratıcılık bu içsel kaynaktan yükselir.

Holografik Deneyim

Enerji ve Bilinç Birlikteliği: Brennan, aurik alanın yalnızca enerji değil, aynı zamanda bilinçten oluştuğunu söyler. Bu nedenle her deneyim, hem enerji hem de bilinç düzeyinde kaydedilir.

Bir hologramın küçük bir parçasında bile bütünün bilgisi bulunur. Brennan’a göre insan enerji alanı da holografik bir yapıya sahiptir:

  • Bir olayın tek bir anı veya tek bir enerji izi, bütün yaşam deneyiminin bilgisini taşır.
  • Ruhun bir parçası donduğunda, o parçanın içinde tüm olayın holografik kaydı saklanır.

Sağlıklı İlişkiler yaratmak

Farkındalığımızda giderek daha berrak olmaya başladıkça bu farkındalıklı bilgiyi yarattığımız ilişkilere uygulamaya başlayabiliriz.

Başka kişilerle kurduğumuz tüm İlişkiler, anlaşmalar olarak kabul edilebilir. Anlaşmalar, kabul edilebilir ilişkiler davranış kalıplarını tanımlayan ve muhafaza eden sınırlar yaratır. Bir ilişkinin anlaşması, kişilerin birbirlerine karşı nasıl davranacaklarına, ne söyleyip ne söylemeyeceklerine ilişkin ifade edilmemiş ve genelde bilinçaltı uzlaşmalardan oluşur. Bu anlaşmalar iki kişi arasında da yapılır, toplumsal kurallarla ifade edildikleri gruplar arasında da.

Sağlıklı pozitif ilişkiler karşılıklı bağlılık esasına dayanırlar ve açıkça ortaya konan dürüstlük, destek ve sevgi anlaşmalarıyla oluşurlar. Bu ilişkilerde özgürlüğe, yaratıcılığa, kişisel ifadeye, hatta sağlığa ve iki kişinin birbirinin sağlığı için gösterdiği endişe ve ilgiye bolca yer vardır. Bu pozitif anlaşmalar bir ilişkide taraf olan iki kişinin büyümesini teşvik eder. Öte yandan, birbirine bağımlı ilişkiler, söz konusu tarafları sınırlayan, köşeye sıkıştıran, kullanan, kontrol eden ve hatta korkutan negatif, sağlıksız anlaşmalarla yaratılırlar. Bu ilişkiler yaratıcılığı, kişisel ifadeyi ve kişisel özgürlüğü kısıtlarken söz konusu tarafların doğal büyüme süreçlerini de engeller.

Kitapta yer alan “Sağlıklı İlişkiler Yaratma” bölümünü seçme nedenime gelecek olursak; arkadaş, dost, eş ve aile ilişkileri güvene dayanıyor. Birçok çakra insanlar arasında eşleşme gösterse de üçüncü çakra eşleşmiyor.

Üçüncü çakradan gelen bağlar, ilişkide kendinle ve karşı tarafla ilgilenmenin netliğini ve uygunluğunu temsil eder.

İlişkideki bir travma sonucunda bağlar kötü bir şekilde hasar görebilir. Genelde zaman içinde bu bağlar dolanır ve üçüncü çakraya tutunarak çakranın işlev bozukluğu göstermesine sebep olur.

Aile ve İlişkiler Arkadaşlarınızla Sağlıklı İlişkiler Yaratmak

Sahip olduğunuz pek çok yakın ilişkideki etkileşimlerinizi değiştirmeniz gerekir. Dolayısıyla şifa sürecinizde, kendinizi arkadaş değiştirirken bulabilirsiniz. Bu anlaşmaların neler olduğunu, nasıl ayırt edeceğinizi öğrenirseniz onları sonlandırmak veya çözümlemek ve yeni anlaşmalar yapmak daha kolay olacaktır. Siz bu sürecin ne kadar farkında olursanız bir daha negatif anlaşmalar yapma olasılığınız da o kadar düşük olur. Belirli kişilerle birlikte olmak için belirli bir role bürünmek ya da belirli bir şekilde hareket etmek zorunda olduğunuzu fark ettiniz mi? Bu, negatif bir anlaşmanın ilk işaretidir. Diğer yandan, yanında tamamen kendiniz olabildiğiniz kişiler vardır. Bir şey saklamak ya da onları herhangi bir şeye ikna etmek zorunda hissetmezsiniz. Ancak belirli bir durumda hoşunuza gitmese bile, gerçekten ne düşündüklerini söyleyeceklerine eminsinizdir. Bu da pozitif bir anlaşmanın ilk işaretidir.

Negatif Anlaşmanızı Bulmak

İster uzun süreli bir ilişki olsun isterse yeni, içinde bulunduğunuz her türlü ilişkiyi gözlemlemek için de bu tabloyu kullanabilirsiniz. Sıkıntı yaşadığınız zor bir ilişkiyle başlamanızı öneririm. Kendinizi rahat hissetmediğiniz ve belki de hoşunuza gtmeyen şekillerde davrandığınızı fark ettiğiniz türden bir ilişki seçin. Belki o kişinin yanında bu davranışlarınızın farkında bile değilsiniz, ama o kişi gittikten sonra huzursuz veya kötü bir hisse kapılıyor olabilirsiniz.

  • Sahte hareket etmenin, olduğunuz gibi davranmamanın sizdeki etkisi nedir?
  • Kendinizi ifade etmediğinizde nasıl hissediyorsunuz?

Sahte eylemleriniz ifadenizi kısıtlar ve siz kısıtlanan benliğin gerçek benliğiniz olduğuna inanırsınız.

Negatif Anlaşmaları Sonlandırmanın Faydaları

Kendinizi bu yeni olma haline bıraktığınızda, pozitif inanç sisteminiz aktive olur. Bu da holografik bir şekilde tüm yaşamınıza yayılır. Negatif anlaşmalarınızı sonlandırmanın yalnızca sizin üzerinizde değil, aynı zamanda anlaşmanın diğer tarafındaki kişi üzerinde ne kadar müthiş etkiler bıraktığını görünce şaşırabilirsiniz. Bu tip anlaşmaları bozmak, şimdi hayatınızın başka alanlarında da kullanabileceğiniz bol miktarda yaratıcı enerjiyi serbest bırakır. Kişisel şifa sürecinizi ciddi anlamda hızlandırır ve güçlendirir. Ayrıca ilişkide olduğunuz kişilerinde yaşamında yaratıcı enerjinin serbest kalmasını sağlar.

Bazı insanlar eski anlaşmayı sürdürmekte ısrarcı olabilir. Ancak siz o anlaşmayı sürdürmeyeceğiniz için o insanla ilişkiniz sona erebilir. Ya da farkındalığı yüksekse kendi üzerinde sorumluluk alarak, değişim için ilk adımı atabilir. Ya da kendine eski negatif anlaşmayı yapabileceği yeni insanlar bulabilir. Bırakın… Onlarda hazır olduklarında yaşamlarında bu gerçeklerle yüzleşecekler. Herkes kendi hızında değişmekte ve büyümekte özgürdür. Bu durum yakın ilişkilerinizde de yaşanabilir. Elbette böyle bir ilişkiyi yitirmek çok daha zordur, ama kişiler hızlı bir şekilde değiştiklerinde, kaçınılmazdır.

Arkadaşlıklardan ve özel ilişkilerden geriye kalan şey sevgidir. Sona eren yalnızca negatif anlaşmadır.

Hastaysanız ve sürecinden geçiyorsanız arkadaşlarınızla ve sevdiğinizde olan pek çok eski negatif anlaşmayı dönüştüreceksiniz.

Dünyayla İyileştirici bir İlişki yaratmak

Kişisel şifanız ile yeryüzünün şifası arasında holografik bir ilişki vardır. Çoğumuz bugün yeryüzünde yaşanan acılar için endişeleniriz. Bu acının yaratılmasına nasıl yardımcı olduğumuzu ve iyileştirmek için nasıl yardımcı olabileceğimizi bilmek isteriz. Kolektif olarak negatif anlaşmalarımız gezegene olan yaklaşımımıza yansır. Kişisel seviyede, kişisel ilişkilerinizde etkili olduğunu gördüğünüz her türlü negatif anlaşma aynı zamanda yeryüzüyle olan ilişkinizde de holografik etki gösterirler.

Aurik perspektiften bakıldığında, dünya canlı, duyarlı bir varlıktır ve bizler onun bedeninin birer parçalarıyız.

“Tüm hastalıklar olumsuz bir ilişkisel tecrübeyle ilişkili olduğundan, birbirimizle sağlıklı, şifalı yollarla etkileşim kurmayı öğrenmemiz son derece önemlidir.”

Işığın Doğuşu: Kişisel Şifa Yolculuğu, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Işığın Doğuşu (Light Emerging), Barbara Ann Brennan’ın ikinci kitabıdır ve ilk kitabı Işığın Elleri (Hands of Light)’in devamı niteliğindedir. 1993 yılında yayımlanan bu eser, enerji tıbbı, aura ve şifa üzerine daha derinlemesine bir keşif sunar. Işığın Doğuşu, bireylerin içsel şifa süreçlerini anlamalarına ve iyileştirmelerine yardımcı olacak yeni bakış açıları ve teknikler içerir.

Barbara Ann Brennan, bu kitapta, insanın enerji alanlarını (aura) ve bedeninin şifa sürecini daha derinlemesine inceleyerek, kişisel ve ruhsal iyileşme için daha kapsamlı bir rehber sunar. Özellikle bu kitap, şifacılara, enerji terapistlerine ve kendini iyileştirmek isteyen bireylere yönelik pratik araçlar ve bilgileri sunar.

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  1. Enerji Alanının Derinlemesine İncelenmesi: Işığın Doğuşu, enerji bedeninin ve aura alanının daha detaylı bir incelemesini yapar. İnsan enerjisi, vücut, zihin ve ruh arasındaki bağlantılar üzerine derinlemesine bir bakış sunar. Kitapta, aura ve enerji alanındaki dengeyi sağlamanın nasıl önemli olduğu ve bu dengenin fiziksel sağlığı nasıl etkilediği üzerinde durulur.
  2. Şifa Süreci ve Kendini İyileştirme: Brennan, şifa sürecinin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde nasıl çalıştığını açıklarken, enerji terapisi uygulamalarını da içerir. Kitap, insanların içsel ışıklarını nasıl yeniden keşfedebileceğini ve iyileştirme süreçlerini nasıl hızlandırabileceğini tartışır.
  3. Yeni Perspektifler ve Şifa Teknikleri: Işığın Doğuşu, geleneksel tıbba alternatif olarak sunulan enerji tıbbı uygulamalarını daha derinlemesine keşfeder. Özellikle Reiki, Qi Gong gibi enerji terapileri ile ilgili teknikler ve çalışmalar bu kitapta yer alır. Bu tekniklerin, kişinin enerjisini nasıl dengeleyebileceği ve şifa sürecini nasıl hızlandırabileceği üzerine bilgiler sunulur.
  4. Fiziksel, Zihinsel ve Ruhsal Bağlantılar: Kitap, bedenin, zihnin ve ruhun nasıl bir bütün olarak çalıştığını ve bu unsurların birbirleriyle nasıl etkileşim içinde olduğunu açıklar. Enerji tıbbının, bu üç düzeydeki iyileşme için nasıl faydalı olabileceği üzerinde durulur.
  5. Spiritüel Boyut: Işığın Doğuşu, bireyin içsel farkındalığını artırarak spiritüel bir uyanışa ulaşmayı hedefler. Yazar, bireylerin kendi içsel ışıklarını keşfetmelerine yardımcı olacak pratik önerilerde bulunur. Bu, sadece fiziksel şifa değil, aynı zamanda ruhsal ve duygusal şifa sürecini de kapsar.

Ann Brennan

Barbara Ann Brennan (1939–2022), fizik eğitimi almış bir bilim insanıyken, enerji alanı ve spiritüel şifa üzerine geliştirdiği çalışmalarıyla dünya çapında tanınan bir yazar, öğretmen ve şifacı oldu. “Işığın Elleri” (Hands of Light) adlı eseri, modern enerji şifası alanında temel kaynaklardan biri kabul edilir.

Spiritüel Çalışmaları:

  • Brennan, fiziksel bilimlerden spiritüel şifaya geçiş yaparak insan enerji alanı (aura) üzerine kapsamlı araştırmalar yaptı.
  • Barbara Brennan School of Healing adlı okulunu kurarak binlerce öğrenciye enerji şifası eğitimi verdi.
  • 2011’de Watkins Review tarafından dünyanın en etkili 100 spiritüel kişisinden biri olarak listelendi

Eserleri:

  • Işığın Elleri (Hands of Light , 1987): Enerji şifası alanında klasikleşmiş bir eser. Aura, çakra sistemi ve şifa tekniklerini bilimsel bir dille açıklıyor.
  • Işık Ortaya Çıkıyor (1993): Şifanın daha derin boyutlarını ve kişisel dönüşümü ele alıyor.
  • Işığın Doğuşu (Core Light Healing, 2017): Ruhsal gelişim ve enerji alanlarının bütünsel şifa sürecindeki rolünü anlatıyor.
  • Kitapları, hem spiritüel hem de bilimsel bakış açısını birleştirmesiyle dikkat çekiyor.

Etkisi ve Mirası:

  • Brennan’ın çalışmaları, bilim ile spiritüel şifa arasında köprü kurması açısından özgün.
  • Fizik geçmişi sayesinde enerji alanlarını açıklarken bilimsel kavramlardan yararlandı; bu da onu diğer spiritüel yazar ve şifacılardan ayırdı.
  • Öğrencileri ve okuyucuları için, şifanın yalnızca bedensel değil, ruhsal ve duygusal boyutlarını da kapsadığını hatırlattı.
  • Vefat: 3 Ekim 2022’de 83 yaşında hayatını kaybetti

Barbara Ann Brennan’ın biyografisi, bilimden spiritüelliğe uzanan bir yolculuğun hikâyesi olarak okunabilir. Onun hayatı, evreni anlamak için teleskoplardan enerji alanlarına uzanan bir arayışın sembolüdür. Brennan, fiziksel gerçeklik ile görünmeyen enerji boyutlarını birleştirerek, hem akademik hem de spiritüel dünyada kalıcı bir iz bırakmıştır.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin