“Hayat da tiyatro oyununa benzer bir şeydir, maskesi düşene kadar herkes bu oyunu sürdürür.”
-Desiderius Erasmus
Merhaba
Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. İnsana yeryüzünde yaşama gücü kazandıran şey, gerçek bilgelik olma niteliğiyle
doğrudan doğruya deliliğin kendisidir. Kitapta delilik, kendi kendisine övgüler sıralar; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta, politikada, savaşta ve bilimde deliliğin nasıl her zaman egemen olduğu gösterilir. Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu panorama çerçevesinde sergilenir.
Deliliği konuşturma kisvesi altında Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle “Deliliğe Övgü” çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur. Yapıtın yazılışını izleyen yüzyıllarda -haklı olarak- düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye yorumlanması, belki de güncelliğini yüzyıllar boyunca korumasının altında yatan en önemli nedenidir.
Bütün yaşamı boyunca Latince konuşup yazan Erasmus ölmeden önceki son sözlerini ana dilinde söylemişti: “lieve God” (Sevgili Tanrı)
Deliliğe Övgü, (özgün adıyla: Morias enkomion seu laus stultitiae), Erasmus’un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini günümüze değin değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır. Bu küçük kitabın taslağını 1509 yazında, İtalya’dan İngiltere’ye yaptığı yolculuk sırasında çıkaran Erasmus, yazma işini İngiltere’de, dostu Thomas More’nin evine vardıktan kısa süre sonra gerçekleştirdi; kitabı da Thomas More’a adadı. Yapıtını birkaç gün gibi kısacık bir sürede tamamlayan Erasmus, bu arada hiçbir kitaptan yararlanmadı.
Yazınsal açıdan Deliliğe Övgü, Latin ozanı Horatius’un “hakikati gülerek söylemek” ilkesinin belki de en yetkin örneğidir.
Deliliğe Övgü (Elogium Moriae), Desiderius Erasmus tarafından 1509 yılında yazılmış bir eser olup, Batı edebiyatının en önemli mizahi metinlerinden biridir. Bu eser, toplumun ve özellikle kilisenin birçok yönüne eleştiri getirirken, bu eleştiriyi ironik ve mizahi bir dil ile yapar. Erasmus, bu eserinde “Delilik” kavramını bir figür olarak personifiye eder ve onu bir tür kahraman haline getirir. Deliliği övgüyle yücelten yazar, bu figürü toplumun bozukluklarını, çelişkilerini ve kendini beğenmişliğini vurgulamak için kullanır.
Eserin temel temalarından biri, Orta Çağ Avrupa’sının entelektüel, dini ve toplumsal yapılarının eleştirilmesidir. Erasmus, özellikle Papalık, rahipler ve skolastik düşünceyi alaycı bir şekilde hedef alır. Aynı zamanda bireysel ve toplumsal akıl yürütme biçimlerinin, zamanla körleşmiş ve dogmatik hale geldiğini vurgular.
Deliliğe Övgü eserinde Delilik, kahraman olarak tanıtılır ve onu bir bakıma tüm insani zaafları simgeleyen bir figür olarak ele alır. Delilik, hayatın kolaylaştırıcı bir unsuru olarak, insanları acılardan korur ve onlara “saf bir mutluluk” sunar. Ancak Erasmus’un Deliliği yücelten bakış açısı, aslında toplumun ve bireylerin gerçek anlamda akıl ve mantık yerine alışılagelmiş düşünce biçimlerine dayalı sahte mutluluğu eleştirdiği bir araçtır.
Eserin stilinin önemli bir özelliği, ironik ve alaycı üslubudur. Erasmus, Deliliği överken aslında insanlar için gerçeğin, aklın ve mantığın değerini ima eder. Bu anlamda, eser bir tür eleştirel düşünme çağrısıdır.
Deliliğe Övgü, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Deliliğe Övgü hem mizahi hem de derinlemesine bir eleştiriyi barındırır ve bu yüzden hem dönemin entelektüel çevrelerinde hem de sonraki nesillerde büyük bir etki bırakmıştır. Eser, Rönesans düşüncesinin bir parçası olarak, insanın akıl ve mantıkla değil, bazen “delilikle” hayatı anlamlandırabileceğini sorgular.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın