“Yaşamımız boyunca yaptığımız şeyler, ölürken kim olduğumuzu belirler. Ve her şey, kesinlikle her şey hesaba katılır.”
— Sogyal Rinpoche
Merhaba,
Birkaç akşamdır uyku düzensizliğinin getirdiği enerjiyle, sistemin anlatmak istediklerini çok daha net hissediyordum. O gece, “Huzurda olman dileğiyle” mesajını görene kadar içsel alanımda bir titreşim vardı.
Gün içinde araştırma, okuma ve yazmayla geçen yoğun bir tempo. Akşamları ise kısa bir sosyal medya turu, ardından meditasyon ve uykuya geçiş. Ama eğer sistemin bir mesajı varsa, o sessizlikte kulak vermek gerekir. Çünkü bazen konuşan kelimeler değil, frekanslardır. İşte o anlarda yazı, bir eşik haline gelir.
İstanbul’dan tanıdığım, yıllardır komşuluk ettiğimiz Emin’in öldüğünü öğrendim. Haber, gecenin sessizliğinde geldi. Hemen İlknur’a yazdım, durumu öğrenmek istedim. Sirozdan ölmüştü…
O anda babam geldi aklıma. Sirozun insana neler yapabileceği… bedenin nasıl yavaşça çözülüp, içten içe sessizce dağıldığı. Jung’un baba arketipiyle düşündüğümde, bu çözülme sadece fiziksel değil—dışsal dinamizmin geri çekilmesiydi. Çünkü baba, yön veren, sınır koyan, düzen kuran figürdür. Ama aynı zamanda, harekete geçiren enerjinin taşıyıcısıdır. Ve onun bedensel çözülüşü, bu dinamizmin sessizce sönmesiydi.
Emin’in ölümü, sadece bir kayıp değil—bir hatırlatma oldu. Bedenin geçiciliği, hücrelerin sessiz çöküşü, karaciğerin taşıyamadığı yükler. Ve bir anda, yaşamın ne kadar narin, ne kadar titreşimsel olduğunu yeniden hissettim.
Öğrendim ki kendini maviliğe bırakmışsın, Emin. Artık özgürsün… Nurlar içinde uyu…, Ve bu vesileyle tüm ölmüşlerimizin mekanı cennet olsun. Her biri bir frekans bıraktı bu dünyada. Her biri bir titreşimle geçti içimizden. Ve biz, onların geçişini bir sessizlikle, bir niyetle, bir ışıkla uğurluyoruz.
Dalai Lama Ve Ölüm Anlayışı
Ölüm, yaşamın er ya da geç yüzleşeceğimiz doğal bir parçasıdır. Bana göre yaşarken bununla başa çıkmanın iki yolu var: ya onu yok saymayı, görmezden gelmeyi seçmek ya da kendi ölüm olasılığımızla açık açık yüzleşerek getirebileceği acıyı en aza indirmek. Ama yine de her iki şekilde de tam anlamıyla onun üstesinden gelemeyiz.
İyi bir ölüm arzuluyorsak eğer nasıl iyi yaşanacağını öğrenmek zorundayız; huzurlu bir ölüm umut ediyorsak, bu huzuru öncelikle zihnimizde ve yaşam biçimimizde kazanmamız şarttır.
Nasıl ve nerede doğacağımızı genellikle karmik güçlere bağlıysa da, ölüm anındaki zihinsel durumumuz bir sonraki yenide doğuşumuzu etkiler. Yani ölüm anında o güne kadar yaşadığımız birçok karmanın etkisine karşın zihnimizi berrak tutmak için özel bir çaba sarfedersek doğru ve temiz bir karmayı kuvvetlendirip harekete geçirebiliriz; bu da mutlu bir yeniden doğuşu beraberinde getirir.
Başkalarına iyi ölmeleri için yardım etmek, en az kendi ölümümüz için hazırlık yapmak kadar önemlidir. Çünkü ölmekte olanlarda yeni doğmuş bir bebek gibi, kendilerine yardım edemezler; endişe ve rahatsızlıklarını gidermek için onlara elimizden geldiğince yardım etmeli, huzur içinde ölmelerini sağlamalıyız.
“Ölmekte olan ruhsal uygulamalara yabancı değilse, bu bilgilerin anımsatılması ona cesaret verip güvenini tazeleyebilir; tabii bunun nazikçe yapılması da onun zihninde dinginlik ve rahatlama yaratır.” — Dalai Lama
Bu kitap okuyucuyu ölmüşler ve ölmekte olanlarla ilgili sadece kuramsal bilgiler vermekle kalmayıp, kendilerini ve başkalarını bu olaya sükûnetle hazırlamaları için gerekli uygulamalı bilgileri de içeren bir kaynak niteliğindedir.
Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı Bize Ne Hatırlatıyor?
“Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı”, ölümle yüzleşmenin aslında yaşamı anlamak olduğunu hatırlatır. Her an bir geçiştir; her seçim bir iz bırakır. Sogyal Rinpoche’nin kaleminden çıkan bu eser, yaşamın geçiciliğiyle barışmanın ve içsel özgürlüğe ulaşmanın bir davetidir. Bu davetin içinde şu bölümler yer alıyor:
- Yaşam : Bu bölüm, yaşamı ölümün aynasında görmeyi öğütler. Süreksizlik, değişim ve karma gibi kavramlar, zihnin doğasını tanımak için birer araçtır.
- Ölümün Aynasında → Yaşamın geçiciliğiyle yüzleşme
- Süreksizlik → Her şey geçicidir: beden, duygu, düşünce
- Düşünce ve Değişim → Düşünceler sabit değil, gelip geçicidir
- Zihnin Doğası → Zihni evine getirmek, bir dönüş değil—bir hatırlayıştır.
- Zihni Evine Getirmek → Dzogchen pratiğiyle zihni özüne döndürme
- Tekamül, Karma ve Yeniden Doğuş → Eylemlerin frekanssal izleri
- Bardolar ve Diğer Gerçekler → Her bardo, bir bilinç eşiğidir
- Bu Yaşam: Doğal Bardo → Yaşamın kendisi bir geçiş alanı
- Ruhsal Yol → Ruhsal yol, zihni evine getirme sürecidir
- En Derindeki Öz → Zihnin saf doğası, ışıkla birleşme potansiyeli
- Ölüm: Bu bölüm, ölmekte olanlara nasıl eşlik edileceğini, sevecenlik ve ruhsal yardımın nasıl sunulacağını anlatır. Ölüm süreci, hem fiziksel hem bilinçsel çözülme olarak ele alınır.
- Ölmekte Olan Kişilere Yardım Etmekle İlgili Önemli Öğütler → Sessizlikle eşlik, yönsüzlükte rehberlik
- Sevecenlik: Dilekleri Gerçekleştiren Cevher → Frekans düzenleyici enerji
- Ölmekte Olan Kişileye Ruhsal Yardımda Bulunmak →Mantra, niyet, meditasyon
- Ölmek Üzere Olan Kişiler İçin Çalışmalar
- Ölüm Süreci → Bardo’ya geçişin psişik haritası
- Ölüm ve Yeniden Doğuş: Bu bölüm, ölüm sonrası deneyimleri, oluşum bardosunu ve yeniden doğuşun karmik temellerini ele alır. “Cennete Giden Merdiven” metaforu, bilinç spiralini temsil eder.
- Temel→ Dharmata Bardo olarak bilinen bu alan, zihnin saf doğasıyla karşılaşma anıdır
- Yaradıştaki Parlaklık → Dharmata Bardo, ışıkla birleşme
- Oluşum Bardosu → Yeni benliğin şekillenme alanı
- Öldükten Sonra Yardım Etmek → Ritüel eşlik, frekans yönlendirme
- Ölüm Eşiği Deneyimi: Cennete Giden Bir Merdiven Mi? → Bilinç spiralinin metaforu
- Sonuç: Bu bölüm, ölümle yüzleşmenin kolektif boyutunu ve barış hizmetçiliğini anlatır. Ölüm, sadece bireysel değil—evrensel bir süreçtir.
- Evrensel Süreç → Ölümün tüm varlıklar için ortak geçidi
- Barış Hizmetçileri → Ölümde eşlik edenler, frekans taşıyıcıları
“Ölüm, sadece bir son değil—bir bilinç geçididir. Ve bu geçitte, anne figürü sessizce belirir. Çünkü anne, sadece doğuran değil; bilinç alanını açan, geçişi yumuşatan, benliği ışığa taşıyan figürdür. Tibet’in öğretilerinde bu figür, Bardo’nun şefkatli rehberidir.” — Sogyal Rinpoche
Yazarın Notu: “Mesajın Nedir?”
Sogyal Rinpoche yorulmak bilmeden seyahat edip, mesajını dünyanın her yerindeki dinleyicilere aktaran üretken bir öğretmendi. Kimi zaman zor ve kışkırtıcı olabilen, etkileyici ve karizmatik bir kişiliğe sahipti. İki yıl süren bir kanser tedavisinin ardından, Ağustos 2019’da, Tayland’daki inziva evinde hayata gözlerini yumdu.
Tayland’ı ziyaret etmiş olsaydım, bir coğrafyayı değil—bir frekansı takip etmiş olurdum. Çünkü mekân, sadece taş ve toprak değil; bir öğretinin titreşimini taşıyan alandır. Ve biz, bir yeri ziyaret ettiğimizde, aslında onunla rezonansa gireriz. Sogyal Rinpoche’nin izleri, bu rezonansın sessiz çağrısıdır.
Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı ve Tibet Ölüler Kitabı
Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı, doğrudan Tibet Ölüler Kitabı’na (Bardo Thödol) bir atıftır—ama sadece bir çeviri ya da yorum değil, modern bir yeniden yapılandırma, uygulamalı bir bilinç rehberi, ve Batı dünyasıyla Tibet bilgeliği arasında bir köprü niteliğindedir.
Aralarındaki Bağlantı:
1. Tibet Ölüler Kitabı (Bardo Thödol)
- 8. yüzyılda Padmasambhava tarafından aktarıldığına inanılır
- Ölüm sonrası bilinç geçişlerini (bardoları) tanımlar
- Mantralar, görselleştirmeler ve rehberlik metinleri içerir
- Genellikle bir lama tarafından ölmekte olan kişiye okunur
2. Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı (Sogyal Rinpoche)
- Bardo Thödol’un öğretilerini temel alır
- Ama sadece ölüm değil—yaşam, ölüm ve yeniden doğuş süreçlerini kapsar
- Modern psikoloji, nörobilim ve Batı felsefesiyle harmanlanır
- Uygulayıcılar için meditasyon teknikleri, eşlik rehberliği ve etik yaşam önerileri sunar
Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. “Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı” günümüzde adeta bir manevi pusula niteliğinde. Sogyal Rinpoche’nin bu eseri, yalnızca Tibet Budizmi’nin kadim bilgeliğini aktarmakla kalmaz; aynı zamanda modern insanın ölümle yüzleşme biçimini, yaşamın anlamını ve ruhsal hazırlığı sorgulamasına yardımcı olur.
Eserin Günümüz İçin önemi Nedir?
- Ölümle yüzleşme cesareti: Modern toplumda ölüm çoğu zaman görmezden gelinir. Bu kitap, ölümün doğal bir süreç olduğunu hatırlatarak onu korku değil, farkındalıkla karşılamayı öğretir2.
- Zihnin doğasını keşfetme: Budist öğretilerle zihnin özünü anlamaya yönelik meditasyon ve farkındalık pratikleri sunar. Bu, günümüzün zihinsel karmaşasına karşı bir içsel denge arayışıdır.
- Batı ve Doğu sentezi: Rinpoche, hem Tibet’teki ruhsal geleneği hem de Batı’da edindiği deneyimleri harmanlayarak evrensel bir anlatı kurar.
- Ruhsal hazırlık rehberi: Ölüm sürecine hazırlık, bardolar (geçiş evreleri), karma ve reenkarnasyon gibi kavramlarla derinlemesine ele alınır. Bu, yalnızca ölüm değil, yaşamın kendisi için de bir rehberdir3.
- Şefkat ve hizmet bilinci: Ölmekte olan kişilere nasıl eşlik edileceği, sevgiyle nasıl destek olunacağı gibi konular, günümüz sağlık ve bakım anlayışına etik bir boyut kazandırır.
“İyi bir ölüm arzuluyorsak, nasıl iyi yaşanacağını öğrenmek zorundayız.” — Sogyal Rinpoche
Bu eser, yalnızca spiritüel bir metin değil; aynı zamanda yaşamın geçiciliğiyle barışmanın, ölümle dost olmanın ve içsel özgürlüğe ulaşmanın bir davetidir.
Sogyal Rinpoche— Ölümün Sessizliğinde Yaşamı Anlatan Usta
1947 yılında Tibet’in Kham bölgesindeki Trehor vadisinde dünyaya gelen Sonam Gyaltsen Lakar, küçük yaşta Tibet’in büyük mistiklerinden Tertön Sogyal Lerab Lingpa’nın reenkarnasyonu olarak tanındı. Bu tanıma, dönemin en saygın ustalarından Jamyang Khyentse Chökyi Lodrö tarafından yapıldı ve Sogyal’ın eğitimi onun rehberliğinde Dzongsar Manastırı’nda başladı.
Doğu’dan Batı’ya Uzanan Bir Yolculuk:
- Genç yaşta Hindistan’a göç etti, Kalimpong’da Katolik okuluna devam etti.
- Delhi Üniversitesi’nde eğitim aldıktan sonra Cambridge Üniversitesi’nde karşılaştırmalı dinler üzerine çalıştı.
- 1973’te Dalai Lama’nın Batı’ya ilk ziyaretini organize etti; Vatikan’da Papa VI. Paul ile yapılan görüşmede yer aldı.
- 1974’te Londra’da öğretmeye başladı; ardından Paris, Almanya, Avustralya ve ABD’de merkezler kurdu.
Rigpa’nın Kurucusu:
1979’da kurduğu Rigpa, bugün 23 ülkede 100’den fazla Budist merkezle faaliyet gösteren uluslararası bir ağ hâline geldi. Rigpa, Tibet Budizmi’nin özündeki “zihnin saf doğası”nı (rigpa) Batı’ya taşıyan bir köprü oldu.
Eserleri ve Etkisi:
- Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı, 1992’de yayımlandı; 30’dan fazla dile çevrildi, 3 milyondan fazla kopya satıldı. Kitap, ölümle yüzleşmeyi, bardoları (geçiş evreleri), meditasyonu ve şefkatli bakımın önemini evrensel bir dille anlattı. Batı’daki hastaneler, bakım evleri ve ruhsal merkezlerde ölümle ilgili yaklaşımları kökten etkiledi.
Tartışmalar ve Miras: 2017’de öğrencilerinden gelen etik ihlaller iddiaları sonrası Rigpa’daki görevinden çekildi. 2019’da Tayland’da tedavi gördüğü sırada yaşamını yitirdi. Ölümünden sonra üç gün boyunca tukdam hâlinde kaldı — bu, Tibet Budizmi’nde yüksek farkındalıkla ölüm sonrası bilinç hâli olarak kabul edilir.
Bugün, onun öğretileri hâlâ Rigpa topluluğu tarafından yaşatılmakta; öğrencileri arasında saygın öğretmenler, akademisyenler ve uygulayıcılar yer almakta.
Sogyal Rinpoche’nin yaşamı, ölümle yüzleşerek yaşamı anlamlandıran bir öğretinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın