Kelebek Bahçesi, “Kendini Bilme” sürecinin işlendiği bir bahçedir. Bu bahçede kitaplar, birer tohumdur. Her okur kendi iç görü düzeyine göre o tohumu yeşertir. Kitaplarla gelişim yolculuğu, içsel aynanın sırrını korumak ve bilgelik ışığını açığa çıkarmak içindir. Çünkü bilgelik, ancak iç görüyle açığa çıkar…
Lao Tzu’nun dediği gibi: “Bilgelik, başkalarını tanımadan önce kendini tanımaktan geçer. Bilge insan, zafere yalnızca yapılması gerekeni yaparak ulaşır.” Burada önemli olan, kişinin kendi doğasını bilmesi ve ona uygun şekilde hareket etmesidir.
Bugün bahçemizde 1000. tohumu ektik. Her gönderi kendi ışığını taşıyor ve bu bahçeyi sizinle birlikte büyütüyor. Bu yolculuğun bir parçası olduğunuz için minnettarım.
Bir şeyi zorla var edemezsiniz çünkü nedensellik bir “Kuvvet” biçimidir, yaratım ise bir “Güç” biçimidir. Güneş ışığı ve yağmur gibi doğru koşullar sağlayarak bir çiçeğin doğasında var olan karmik potansiyelin tezahür etmesini sağlarsınız. Bu tezahür yalnızca potansiyelin fiile dönüşmesini sağlayan alanın sonsuz gücü sayesinde mümkündür. Dolayısıyla yaratım sürekli bir süreçtir. Şu anda ortaya çıkmakta olan şey kendi karmik potansiyelinizdir. Her şey var olur ama hiçbir şey kendi varlığını yaratma gücüne sahip değildir.
Benim yolculuğum da kitapların ışığında kendi karmik potansiyelimin çiçeklenmesinden başka bir şey değildir.
Kelebek Bahçesi’nde yürüyün, mutluluğu duyumsayarak düşüncede derinleşin. Yaşam sanatını öğrenin. Çünkü “Bilgelik” mutlu bir yaşamın, hem sonucu hem de nedenidir.
Tüm sevgimle, Yasemin…
Uzun zamandır Mucize Koçluğu yapıyorum—belki unvanla değil ama niyet, farkındalık ve hizmetle…
Yazdıklarım, bir koçun değil; bir rehberin, bir ışık taşıyıcısının diliyle kaleme alındı. Çünkü bu yolculuk tekniklerle değil, kalple yapılır. Mucize, dışarıdan gelen bir olay değil; içeriden doğan bir farkındalıktır. Bu farkındalık, tek bir kişiye değil; hepimize aittir. Hatırladıkça, birbirimizin ışığını büyütürüz. Çünkü içimizde bulunanı ortaya çıkarmak, yalnızca bireysel bir uyanış değil; kolektif bir hatırlayıştır. Bu hatırlayış, sessizce gerçekleşir—zorlamadan, yönlendirmeden. Farkındalıkla yürüdüğümüz yol bizi ve dünyayı değiştirir — sevgiyle. Neyi seçtiğimiz tamamen bize kalmıştır.
A Course in Miracles (Mucizeler Üzerine Bir Ders) adlı kitap “bir kanal aracılığıyla dışa vurulmuş”. Bu kitaptaki bilgi, benim için öylesine büyüleyici ve sezgisel olarak doğruydu ki, ben artık, bu ders eşliğinde çalışmamın bir sonucu olarak bilincimde meydana gelen değişimin, nihai olarak, “Kendini Bilmek İçin Kitap”ı yazma ve yaratma aşamasına taşıdığına inanıyorum. Mucizeler Üzerine Bir Ders bana hatırlattı ki, gerçek mucize kendini bilmekten doğar…
Bireysel tinsel yolculuğunuzda başarılar dilerim; kendi öykümün, içsel şifa gücünüze ve tinsel açılımlarınıza dikkat etmenize vesile olmasını diliyorum.
Yaratıcılığı her gün canlı tutan ritüelleri ve uygulamaları keşfedin.
Karışıklığı aşın
Kendinden şüphe, tükenmişlik ve bitmemiş projeler arasında yol almak için araçlar edinin.
Kendi şartlarınızla büyüyün
Sesinizi kaybetmeden dayanıklılıkla kendinizi inşa edin.
Benötesi Düşünürlerin Koçluk Üzerine Görüşleri
“Koçluk alan kişi gerçeklere ulaşır ve yeni beceriler geliştirir, ancak bunu söylendiği için değil; koçluğun tetiklemesiyle kendi içinden keşfederek yapar.” – John Whitmore
Benötesi düşünürler, koçluğu bir “içsel hatırlayış” süreci olarak görür. Whitmore’un vurguladığı gibi, koçluk kişinin kendi cevabını bulmasına aracılık eder; bu da transpersonal bakış açısında mucizevi bir dönüşüm olarak kabul edilir.
Okuma Üzerine Düşüncelerim
Düşünsel denemeler, yaratıcı yazarlığın en derin alanlarından biri çünkü burada amaç yalnızca bir hikâye anlatmak değil; okuyucunun zihninde yeni pencereler açmak. Duayenlerin eserlerine “Yazarın Notu” ile yaptığım atıf da tam bu yaklaşımın örneği: kuramsal bir fikri kişisel bir anlatım üzerinden somutlaştırarak insanlara farklı bir bakış açısı sunuyorum.
Bizim için büyülü anahtarları olan, içimizdeki derin, nüfuz edemeyeceğimiz yerlerin kapılarını açan yol gösterici kitaplardır…
Şu anki çalışmam, gökyüzüyle insan bilinci arasındaki köprüyü kurmak…
Edgar Cayce’nin sağlık vizyonu, insanın kendi doğasını bilmesiyle başlayan bir içsel yolculuğu işaret eder. Cayce’ye göre beden, ruhsal enerjinin bir yansımasıdır; şifa ise yalnızca fiziksel değil, bilinçsel bir dönüşümle mümkündür. Bu bakış açısı temelinde, Age of Disclosure belgeseli üzerine 14 Ocak’ta Edgar Cayce’nin A.R.E. tarafından bir uzman paneli gerçekleştirildi. Panelde belgeselin bölümleri tartışmalarla birleşerek, insanlığın geleceğine dair yeni sorular doğurdu.
Panelden Çıkan Üç Ana Mesaj
Gizlilikten Açıklığa Geçiş: Yaklaşık 80 yıldır insan dışı zekâ yaşamının küresel ölçekte örtbas edildiği iddiaları, devletlerin ve kurumların sakladığı bilgilerin artık açığa çıkması gerektiğini gösteriyor. Disclosure süreci, insanlığın gerçekleri öğrenmesi için kritik bir eşik olarak görülüyor.
Bilincin Evrimi: Disclosure yalnızca fiziksel kanıtlarla sınırlı değil. Panelde vurgulanan nokta, bu sürecin aynı zamanda ruhsal ve zihinsel dönüşümle bağlantılı olduğudur. Cayce’nin “kendini bilmek” vizyonu, bu evrimin temel taşıdır.
Çok Boyutlu Yaklaşım: Bilimsel araştırmalar, spiritüel öğretiler ve toplumsal tartışmalar bir araya gelerek yeni bir düşünce ufku açıyor. Jung’un UFO’ları modern mit olarak yorumlaması ile Dr. Dreyden’in kesin reddi yan yana geldiğinde, zihnimizde tek bir soru beliriyor: Birileri bize yalan mı söylüyor, yoksa bizden bir şey mi saklıyor?
Yazarın Notu: Amerika ve Rusya’nın gizli teknoloji araştırmaları biliniyor. Çin’in bu alandaki ivmesi ise son yıllarda dikkat çekiyor. Eğer farklı ülkeler farklı parçaları saklıyorsa, biz insanlık olarak bütünü görebilecek miyiz? Bu soru, disclosure sürecinin yalnızca politik değil, aynı zamanda bilinçsel bir sınav olduğunu gösteriyor. Tüm bu tartışmaların sonunda akılda kalan imge, “yeni bir bilinç kapısı”dır. Disclosure süreci, sadece gökyüzündeki bilinmeyenleri değil, içimizdeki potansiyeli de açığa çıkarabilir. Cayce’nin öğretileriyle birleştiğinde bu süreç, insanlığın ruhsal kalibrasyonunu yükseltecek bir fırsata dönüşebilir.
İzleme Önerisi: Disclosure tartışmaları, devletlerin politikalarını ve liderlerin tavırlarını etkileyebilecek kadar güçlü bir küresel konu haline gelmiştir. Önce belgeseli izleyin, ardından paneli dinleyin. Böylece hem anlatıyı hem de yorumları bir arada değerlendirebilirsiniz.
Okuyucuya Soru: Disclosure süreci insanlığın geleceğini nasıl etkiler: korku mu, umut mu, yoksa yeni bir bilinç kapısı mı?
Carl Gustav Jung’a göre UFO’lar yalnızca fiziksel nesneler değil, aynı zamanda kolektif bilinçaltımızın sembolleridir. Bilinmeyenle karşılaştığımızda zihnimiz mitler üretir; çünkü bilinç, bilinmeyeni anlamlandırmak için sembollere ihtiyaç duyar.
Peki bu süreçte yaşadığımız şey, gerçekten dışsal bir açıklama mı, yoksa içsel bir uyanış mı? Belki de disclosure, gökyüzündeki cisimlerden çok, içimizdeki sorulara ışık tutuyor.
Disclosure tartışmalarının merkezinde yer alan ‘Need to Know’ sohbetinde Bryce Zabel ve Richard Dolan gibi isimler bulunuyor. İkili, aynı zamanda A.D. After Disclosure adlı kitabın yazarları olarak, UFO fenomeninin resmî olarak açıklanması halinde insanlığın yaşayacağı politik, toplumsal ve bilinçsel dönüşümleri ele alıyor. Kitabın Türkçe baskısı bulunmasa da, bu eser disclosure sürecinin küresel etkilerini anlamak için önemli bir kaynak niteliğinde.
Güncel Gelişmeler – Age of Disclosure Paneli (2. Bölüm)
Tarih: 28 Ocak Çarşamba Katılımcılar: Edgar Cayce’nin A.R.E. CEO’su Christopher Naughton, tanınmış UAP açıklama avukatı Daniel Sheehan, “New Thinking Allowed”dan Jeffrey Mishlove, Emmy Vadnais, ve ilk kez kamuoyuna çıkan Neil Helm (PhD).