Kendinize şifa yaptığınız ve başkalarına kendine-şifa için yardım ettiğinizde aslında Yeryüzüne şifa yapmış oluyorsunuz. Siz gerçekten fark ettiriyorsunuz.

— Laurel Steinhice, Toprak Ana’yla Medyumsal İrtibat

Merhaba

Reiki I, 2 veya 3 uygulamacısı olabilmek için kendisi de eğitim ve uyumlama almış bir öğretmen tarafından bizzat uyumlanmak gerekmektedir. Bu kitap, söz konusu doğrudan inisiyasyon sürecinin yerini tutamaz. Bu kitap, uyumlanmış Reiki uygulamacısı ve öğretmenine kılavuzluk eder. Modem formatta Batılı şifacılar için Reiki öğretisini bütünüyle yayınlayan ilk eserdir. Belki de kadim zamanlardan sonra dünyanın geri kalanı için bu özelliği geçerlidir.
Hem insanlar hem de gezegen için sözkonusu olan bu değişim ve buhran çağında şifa, anık gizli tutulamayacak kadar acil bir ihtiyaç haline gelmiş dulumdadır. Burada verilecek bilgilerin kutsallığına ve Tanrı’nın Reiki armağanına daima saygı duyun. Yalnızca herkesin iyiliği için kullanın: ondan yararlanmak isteyenler içinse bundan özgürce faydalanabilirsiniz. Her ne gönderirseniz size kat be kat geri döner. Reiki, Evrensel Sevgidir.

Reiki şifasının tüm insanlığa ait olduğu gerçeğinden hareket eden bu eserin, konuya dair tüm kaynaklardan önemli bir farkı mevcut. Hiçbir kitap, doğrudan alınması gereken Reiki “uyumlaması”nı gereksiz kılamaz. Ama yine de Reiki Esasları kitabı, bu sistemin şifacısı, uygulamacısı ve öğretmenin ihtiyaç duyabileceği her türlü bilgiyi içermektedir.

Reiki’nin Öyküsü

Yazılı kayıtlardan önceki devirlere ait bilgiler yalnızca medyumsal bilgi aracılığıyla elde edilebilmektedir; bu yolla alınan bilgi spekülatif edilse de ilginç ve uyarıcı niteliktedir. Doğrulanamamasına karşın bu bilgi görmezden gelinemeyecek ölçüde göz kamaştırıcıdır ve ben bunun çok değerli olduğuna inanıyorum. 1990’da psişik medyum Laurel Steinhice, Geçmişi Düşlemek, Geleceği Düşlemek (The Crossing Press, 1991) adli kitabım için Yeryüzünün asıl kolonicileri olan oniki kaynak gezegeni tarif etmiştir. Bunların çoğu Pleadian yıldız sisteminde, birkaçı da Sirius ve Orion yıldız sistemlerinde bulunmaktadır. İnsanlar Yeryüzünde evrimleşmemiştir, biz buraya çeşitli gezegen kültürleri tarafından getirildik ve medyumlardan birkaçı da bunu yazılarında anlatmaktadır. Kadim belgelerin bazı yetkin yorumcuları da bunu (böyle bir şey hâlâ cesaret istemekle birlikte) doğrulamaktadır.

1991’de medyum Laurel ‘a Reiki ‘nin kökenleri ni sordum. Bana Reiki’nın yeryüzüne çok kollu tanrı ve tanrıçaları (yani Hindistan’ın erkek-egemen öncesi kök kültürünü) getiren gezegenden geldiğini anlattı. Bugün Şiva olarak tanıdığımız Hint Tanrısı, ki o zamanlar Tanrıçaydı, Reiki’yi buraya getirmekle görevliydi (ve o bu armağanla hatırlanmak istiyor). İnsan bedeni bu gezegene göre tasarlandığı zaman Reiki tüm insanların doğuştan hakkı olarak genetik kodlamaya dahil edilmiştir.

Reiki insanlığın bir parçasıdır. Bir zamanlar evrensel bir bilgiydi ve asla kaybolmaması gerekiyordu. Bugün “Mu” adını verdiğimiz, Yeryüzünün erken devir uygarlığının çocukları ilkokul çağlarında Reiki 1, orta okul yaşlarında ise Reiki 2 eğitimi alırlardı. Üstad/öğretmenler de Reiki 3 derecesini almak zorundaydılar, üstelik isteyen herkes de bunu bedelsiz alabilirdi. Bu kök kültürün insanları Tibet ve Hindistan’ı kolonize etmek üzere anavatanları Mu’dan ayrıldıklarında Reiki’yi de beraberlerinde götürdüler, ancak Mu Kıtası sonradan kayboldu. Önce Mu’yu, ardından da Atlantis’i yok eden Yeryüzü değişiklikleri derin kültürel karmaşıklıklara yol açtı. Bu değişimler sonucu da şifa sistemi birkaç seçilmişin bilgisi dahilinde kaldı. 19.yy’da İsa ve Buda’nın şifa yöntemlerinin kökenini araştıran bir Japon, bunun izlerine erken Şiva kültüründe ve Hindistan’ın batıni (ezoterik) belgelerinde rastladı.

Geleneksel Reiki ‘nin öyküsü (10) | 800’lerin ortalanndâ9 Japonya’nın Kyoto kentindeki Doshisho Üniversitesi’nin rektörü ve aynı zamanda Hıristiyan bir rahip olan Mikao Usui İle başlar. Öğrencileri ondan İsa’nın şifa yöntemini öğretmesini isterler Usui bu işi ögrenmek için 10 yılını verir. Japonya’daki Hıristiyan otoriteleri bu şifadan bahsetmenin ve onu öğrenmenin söz konusu bile olamayacağını söylediklerinde Usui Budizm aracılığıyla bilgiye ulaşmaya çalışır. Hindistan’daki Buda (Gautama Siddhanha) ile tarihsel İsa’nın hayatı arasında çarpıcı benzerlikler vardır. Budist keşişler Usui’ye eski ruhsal şifa yönteminin kaybolduğunu ve ona ancak Budizm’in Aydınlanma Yolu ile ulaşmanın mümkün olabileceğini söylerler.

Bunun üzerine Usui ABD’ye gider ve orada -7 yıl kalır. Oradaki Hıristiyan yetkililerden de istediği cevapları alamayınca Chicago Üniversitesi’nin İlahiyat Fakültesi ‘ne yazılır ve karşılaştırmalı dinler ve felsefe üzerinde çalışarak bu alanda doktora derecesini alır, Aynı zamanda Hindistan ve Tibet’in kadim lisanı olan Sanskritçeyi de öğrenir.

Enerjiyle Uyum İçinde Bir Şifacı: Kendi Deneyimim

Şifa, yalnızca fiziksel iyileşme değil, aynı zamanda ruhun derin katmanlarına dokunan bir dönüşüm sürecidir. 2006 yılından bu yana Reiki uygulayarak enerji bedenleriyle çalışıyorum. Yaşam enerjisi herkesin içinde var. Şifacılık ayrıcalıklı bir yetenek değil, evrensel yaşam enerjisini bilinçli bir şekilde yönlendirme sanatıdır.

Onun pratiğinde auralar birer renk değil, bireyin ruhsal varoluşunun titreşimsel yansımalarıdır. Enerji düşer ve yükselir; ancak asıl önemli olan, düşüş anlarında nasıl yeniden dengeye getirileceğini bilmektir. Reiki’nin sadece teknik bir uygulama değil, bilinçli farkındalık ve ilahi güce teslimiyetin bir yolu olduğunu keşfetmesine olanak tanımıştır.

Şifa yolculuğunda edindiğim derin bilgelik, Diane Stein’in Bir Şifa Sanatı Kılavuzu, Reiki Esasları kitabının ruhuyla örtüşüyor: Reiki bir teknik değil, bir yaşam anlayışı.

Bilgi ve deneyim, sadece birikim değil, aynı zamanda bir dönüşüm aracıdır. Reiki gibi kadim öğretiler, yalnızca şifa sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bireyi içsel farkındalığa ve yaşamla derin bir uyum içinde olmaya yönlendirir.

Bu sürecin bir hazine değerinde olması, onun yalnızca bedensel iyileşme değil, aynı zamanda ruh, zihin ve enerji dengesi kurma sanatına dönüşmesinden kaynaklanıyor. Öğrenilenleri disiplin içinde uygulamak, zamanla kişinin kendisini ve çevresindeki enerjiyi daha bilinçli bir şekilde algılamasını sağlıyor. Ve belki de en önemlisi, bu bilgilerin paylaşıldıkça büyüyen ve derinleşen bir yolculuk olması.

Bir Şifa Sanatı Kılavuzu, Reiki Esasları, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Diane Stein’in Bir Şifa Sanatı Kılavuzu: Reiki Esasları kitabı, Reiki’nin temel prensiplerini ve şifa sürecini detaylı bir şekilde ele alan önemli bir eser. Reiki, Tibet Budizmi kökenli, elle enerji aktarımı yoluyla şifa verme sistemi olarak bilinir ve uzun yıllar boyunca Batı’da gizli tutulmuştur.

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  • Enerji Şifası ve Holistik Sağlık: Reiki, modern tıbbın yanı sıra alternatif ve tamamlayıcı bir şifa yöntemi olarak giderek daha fazla ilgi görmektedir.
  • Kendi Kendine Şifa: Kitap, bireylerin Reiki tekniklerini öğrenerek kendi sağlıklarını ve enerjilerini dengelemelerine yardımcı olmayı amaçlar.
  • Ruhsal ve Fiziksel Denge: Reiki’nin temel üç derecesini açıklayan bu eser, beden-zihin-ruh uyumunu sağlamak isteyenler için rehber niteliğindedir.
  • Gizli Bilgilerin Açığa Çıkması: Reiki’nin uzun yıllar boyunca Batı’da gizli tutulduğu düşünüldüğünde, bu kitap şifa sisteminin üzerindeki perdeyi kaldırarak geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır

Diane Stein Hayatı ve Kariyeri

Diane Stein, feminist, Wiccan, Reiki uygulayıcısı ve yazar olarak bilinen önemli bir isimdir. 1948 yılında Pittsburgh, Pennsylvania’da doğmuş, eğitimini Duquesne Üniversitesi’nde Eğitim ve İngiliz Edebiyatı alanında tamamlamıştır. Ardından Pittsburgh Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı üzerine yüksek lisans yapmıştır.

Stein, şifa sanatının yalnızca teknik bir uygulama değil, aynı zamanda ruhsal bir yolculuk olduğunu savunur. Reiki’nin geleneksel öğretilerini modern dünyaya taşıyarak, şifa süreçlerini daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlamıştır.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin