“Hepimizin içinde atıl kanser hücreleri var ve her birimiz onlarla savaşabilecek bir bedene sahibiz.”
— David Servan-Schreiber
Merhaba
Bu söz, yalnızca bir bilim insanının değil, yaşamla köprü kuran bir ruhun çağrısı…
Kitapta yazarın kendi öyküsü ve karşılaştığı vakalar anlatılırken, kanser hastalığına tamamen tıbbi açıdan odaklanan bölümler de var. Özellikle beden-kanser ilişkisi, kanserin yayılmasını engellemekte bağışıklık sisteminin hayati rolü ve bağışıklık sistemini etkileyen beslenme, duygusal yaşam, fiziksel etkinlik gibi faktörler üzerine çok yararlı bilgiler içeren kitabın ekinde, tamamen renkli bir ‘Kansere Karşı Günlük Yaşam Rehberi’ pratik bilgiler veriyor.
Bu kitabın ilk bölümü kanser mekanizmaları hakkında yeni bir görüş sunuyor. Bu görüş, bağışıklık sisteminin temel ama hala pek bilinmeyen işleyişine, tümör gelişiminin temelindeki iltihaba [enflamasyon] yol açan mekanizmanın keşfine ve yeni kan damarlarından beslenmesini önleyerek bu tümörlerin yayılmasını durdurma olasılığına dayanıyor.
Bu yeni bakış açısından dört yeni yaklaşım doğuyor. Herkes bunları uygulamaya koyup, hem bedenini hem de zihnini kendi antikanser biyolojisini yaratmaya yönlendirebilir. Bu dört yaklaşım şunlardan oluşuyor:
- Çevremizin, 1940’tan bu yana gelişerek şimdiki kanser salgınını besleyen dengesizliklerden korunmak.
- Beslenmemizi, kanseri teşvik eden unsurları azaltıp tümörlerle etkin biçimde savaşan en yüksek sayıda bitkisel kaynaklı bileşenleri dahil edecek şekilde ayarlamak.
- Kanserde rolü olan biyolojik mekanizmaları psikolojik yaraların beslediğini anlamak ve onları iyileştirmek.
- Bedeninizle, bağışıklık sistemini harekete geçirip tümör geliştiren iltihabı azaltacak bir ilişki kurmak.
Ama bu, biyoloji konusunda bir ders kitabı değil. Hastalıkla yüz yüze gelmek, yakıcı bir içsel deneyimdir. Kendi serüveninizde şifa yollarını bulacağınızı ve o serüvenin güzelliklerle dolu olacağını umuyorum. Ama bu bir biyoloji dersi değil… Hastalıkla yüz yüze gelmek, yakıcı bir içsel deneyimdir.
“Hasta olmak, beynimde tümör olduğunu öğrendiğimde, tanıdık görünen, ama aslına bakılırsa hakkında çok az şey bildiğim bir dünyayı -hastaların dünyasını- geceden sabaha keşfediverdim.” — David Servan-Schreiber
Yazarın Notu:
Tolstoy, İvan İlyiç’in Ölümü’nde kanser teşhisine karşı ilk tepkiyi —inanmamayı— çok iyi betimler. Kendi ölümümüzü tahayyül etmeye çalıştığımızda aklımız isyan eder; sanki ölüm yalnızca başkalarının başına gelebilirmiş gibi. Ben de bu öyküde kendimi gördüm.
2014 yılında bir dost sohbetinde beyin kanseri gerçeği kulağıma çalındığında, tesadüfen bir kitabevi ziyaretinde bu eserle karşılaştım. Okudum, araştırdım. 2015’te kendi teşhisimle yüzleştiğimde, Servan‑Schreiber’in sözleri artık yalnızca bir bilim insanının değil, benim bedenimin de deneyimlediği hakikatlerdi. Bugün geriye dönüp baktığımda, kitabın her önerisi, her uyarısı, her çağrısı bende sınanmış, izleri blogumun satırlarına sinmiştir.
Ne var ki ölüm geldiğinde, doktor, avukat ya da yazar bakmaksızın alıp götürüyor. Bu yüzden bu kitap benim için yalnızca bir “anti‑kanser” rehberi değil, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide bir yoldaş oldu.
David Servan‑Schreiber, geleneksel tıbbın kemoterapi gibi yöntemlerini göz ardı etmez; ancak doktorların önerdiği tedavinin yanı sıra, çoğu kez ihmal edilen doğal savunma mekanizmalarını harekete geçirmenin yollarını gösterir. Bağışıklık sistemini güçlendiren küçük ama sürekli alışkanlıkların —yeşil çay, zerdeçal, omega‑3 yağ asitleri gibi— uzun vadede büyük fark yaratabileceğini vurgular. Stresin ve bastırılmış duyguların bağışıklığı zayıflattığını, buna karşı meditasyonun, sosyal bağların ve sevgi dolu ilişkilerin koruyucu bir kalkan sunduğunu anlatır. Düzenli hareketin yalnızca bedeni değil, bağışıklık sistemini de doğrudan güçlendirdiğini, tümör gelişimini baskıladığını gösteren araştırmalara yer verir.
Kitap boyunca kendi hastalık deneyimini, nükslerle yüzleşmesini ve “ölümle yaşamayı öğrenme” sürecini samimi bir dille aktarır. Bu yüzden Anti Kanser yalnızca bilgi değil, aynı zamanda bir yoldaşlık sunar. Servan‑Schreiber, sağlığın diliyle kalbe dokunan bir yazar olarak hepimize bir ayna.
Anti Kanser, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Anti Kanser (2008), Dr. David Servan-Schreiber’in hem bir bilim insanı hem de bir beyin kanseri hastası olarak kaleme aldığı, tıp ile yaşam arasında köprü kuran bir başucu kitabı. Günümüz dünyasında bu eserin önemi, yalnızca kanserle mücadele edenler için değil, sağlıklı kalmak isteyen herkes için giderek artıyor. İşte nedenleri:
- Tıbbın Ötesinde Bir Yaşam Reçetesi Kitap, yalnızca kemoterapi, radyoterapi gibi geleneksel yöntemleri değil; bağışıklık sistemini güçlendiren yaşam tarzı değişikliklerini de merkeze alıyor. Beslenme, stres yönetimi, fiziksel hareketlilik gibi faktörlerin kanser üzerindeki etkisini bilimsel verilerle açıklıyor.
- Beyinle Başlayan Bir Dönüşüm Yazarın kendisi bir sinirbilimci ve psikiyatrist. Kendi beyin tümörü teşhisiyle yüzleşmesi, onu yalnızca hasta değil, aynı zamanda araştırmacı olarak da dönüştürüyor. Bu da kitabı hem kişisel hem bilimsel bir anlatıya dönüştürüyor.
- Herkes İçin Anlaşılır Bir Dil Kitap, tıbbi bilgileri sadeleştirerek herkesin anlayabileceği bir dille sunuyor. Bu da onu yalnızca sağlık profesyonelleri için değil, hastalar ve yakınları için de erişilebilir kılıyor.
- Modern Hayatın Risklerine Karşı Uyanış Çevresel toksinler, işlenmiş gıdalar, hareketsizlik… Kitap, modern yaşamın görünmeyen tehditlerine karşı farkındalık yaratıyor. “Kansere karşı savaş” değil, “bedenle iş birliği” öneriyor.
- Kansere Karşı Günlük Yaşam Rehberi Kitabın sonunda yer alan renkli rehber, pratik önerilerle dolu: hangi besinler, hangi alışkanlıklar, hangi duygusal tutumlar bağışıklığı destekler? Bu bölüm, kitabı bir “yaşam kılavuzu”na dönüştürüyor
David Servan-Schreiber: Bilimin Kalbinde Atan Bir Yaşam
David Servan-Schreiber, 1961 yılında Neuilly-sur-Seine’de, Fransız gazeteci ve politikacı Jean-Jacques Servan-Schreiber’in en büyük oğlu olarak dünyaya geldi. Hayatını yalnızca hastalıkları tedavi etmeye değil, bütüncül bir yaşamı anlamlandırmaya adadı.
Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi’nde Bütünleştirici Tıp Merkezi’nin kurucu ortağı ve direktörü olarak görev aldı. Irak, Guatemala, Kürdistan, Hindistan ve Kosova’da gönüllü hekimlik yaparken, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın ABD şubesinin kuruluşunda da aktif rol oynadı.
David Servan-Schreiber Eserleri : 31 yaşında kendisine kötü huylu bir beyin tümörü teşhisi konduğunda, yalnızca bir hasta değil, aynı zamanda içgörülü bir araştırmacıya dönüştü. Modern tıbbın yanında yaşam tarzı, duygusal sağlık ve farkındalık temelli bir iyileşme yaklaşımı geliştirdi. Bu yaklaşımı, milyonlara ulaşan iki eserinde anlattı:
- Freud veya Prozac Olmadan İyileşme
- Antikanser: Yeni Bir Yaşam Biçimi
Hastalığı: 1990’ların sonlarında kendisine beyin tümörü teşhisi kondu. Bu deneyim, hem kişisel yaşamını hem de yazarlığını derinden etkiledi.
Mücadelesi: Kendi tedavi sürecinde geleneksel tıbbı destekleyici yöntemlerle (beslenme, meditasyon, yaşam tarzı değişiklikleri) birleştirdi. Bu yaklaşımını kitaplarında ve konferanslarında geniş kitlelerle paylaştı.
Önemi: David Servan‑Schreiber’in hikâyesi, yalnızca bir doktorun hastalıkla mücadelesi değil, aynı zamanda modern tıbbın yanında yaşam tarzı ve psikolojik faktörlerin de önemini vurgulayan bir çağrıydı. Onun çalışmaları, kanserle yaşayan birçok insana umut ve farklı bir bakış açısı sundu. Yalnızca doktor değil, yol gösterici bir anlatıcıydı. Blogları, sesli kitapları, verdiği seminerlerle yaşama dair cesur sorular sordu.
“Ölümle savaşmadım. Onunla yaşamayı öğrendim,” derken yalnızca hastalığı değil, insanın içsel dönüşümünü işaret etti.
David Servan‑Schreiber, Uzun yıllar süren mücadelenin ardından, 24 Temmuz 2011’de Paris yakınlarında beyin kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi. Ardında bilimle sezgiyi buluşturan bir yaşam rehberi bıraktı.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın