“Eğer bir avcı zehirli bir ok ile yaralanırsa, tedavi edilmeden önce okçunun ve kastının, aynı zamanda da okun yapıldığı ağacın adının bilinmesi gerekir.
— Buda
Evrenin kalıcı olup olmaması önemli değildir.
Size yaşlılıktan, hastalıktan, ölümden nasıl kurtulacağınızı öğrettim.
Avcı’yı kurtarmak İçin oku çekin, zehri ve panzehrini bulun ve yarayı kapatın. Kurtulmak isteyen kişi için zamanınızı harcayın…”
Merhaba
Sokrates’in, İsa’nın ve Buda’nın yaşam biçimleri arasında güçlü benzerlikler vardır. Hepsi de çok büyük insanlardı ve üçü de övgülerden, zenginliklerden kaçtı. Bağımsız olmayı tercih ettiler ve bir yol gösterici oldular. İsa, bize insanın maddiyattan daha başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu hatırlatır.
Üç ustanın yaşamını çeşitli kaynaklardan öğrenmiş olduğumu düşünsem de öğrenmem gereken çok daha fazla şey olduğunu kitapta yer alan detayları okuyunca anladım.
- İnsan “sahip olma” ideali etrafında inşa edilmiş bir medeniyette diğerleri ile uyum içinde yaşayıp mutlu olabilir mi?
İnsan tatmin olmak İçin “sahip olma” güdüsünden uzaklaşıp tamamen insani olmaya yönelir. “Olmamak.” Kendini tanımayı, kendini kontrol etmeyi ve dünyaya saygı duyup, onu anlamayı öğrenmesi gerekir. Nasıl sevileceğini, diğerleri ile nasıl yaşanacağını, hayal kırıklıklarını yönetmeyi, huzur bulmayı, hayatın kaçınılmaz acılarından nasıl kurtulacağını keşfetmelidir.
- Gerçekten var oldular mı?
- Gerçekten yaşadıklarına dair tartışılmaz kanıtlar var mı?
- Siddhartha, Sokrates ve İsa takipçilerini derinden etkileyen ruhani ustalara nasıl dönüştüler?
- Hangi olaylar, mesajlarını ve öğretilerini halka açık yerlerde aktarmaya itti?
- Misyonları nasıl ortaya çıktı?
- Kendileri mi bu misyonları seçtiler yoksa onlara empoze mi edildi?
Buda, Sokrates ve İsa kolayca tanınabilir kişilerdir. Onları daha kolay tanıyabilmemiz için bir çeşit temsili figürler tasarlanmıştır. Buda ve İsa’nın gerçek özellikleri olup olmadığını bilemiyoruz; bunlar öğretilerinden yola çıkarak idealize edilmiş özelliklerdir. Bu özellikler döneme ve kültüre göre değişkenlik göstermektedir.
Öğretme Sanatı
Buda, Sokrates ve İsa’nın öğretileri, yüzyıllar, binyıllar boyunca dalga dalga yayıldı. Bu elbette hayatlarının örnek niteliğine, görüşlerine, mesajlarının evrensel erişimine dair düşüncelerinin yenilikçi karakterine bağlıydı. Bir başka faktör de yakın takipçileriydi, onları yüzyıllar boyunca takip eden herkes, düşünce ve kişiliklerinin parlaklığına katkıda bulundu. Bu faktör öğretme sanatıydı.
Onların konuşmaları, sıra dışı tekniklerle aktarıldığı için değil, gerçek bir dilin nasıl konuşulduğunu bildikleri ve bilgelikle ilgili gerçek bir deneyimi ifade edecekleri kelimeleri bulduklarından dolayı dinlenilmişlerdir. İki bin beş yüz yıl önce, indus, yogiler, üstatlar ve çileciler vedik düzene karşı duranlar tarafından kuşatıldı. Öte yandan Atina, Milet’in ilk filozoflarına, sofistlere kapılarını açmıştı. İsa’nın zamanında Filistin, kurulmuş olan düzene karşı yeni dönemin yaklaştığını ilan eden bir peygamber fidanlığıydı. Bu üç ustanın mizahını, ironisini, anekdotlarını, durumları sorgulayan baştan çıkarıcı jestleri bilinmektedir. Oysa her birinin kendine has konuşma ve öğretme şekli vardı: Sokrates’in ironik yaklaşımı ve sorgulayıcı tavrı; Buda’nın öğretileri ve eylemleri ; İsa’nın dünyaya bakışı.
Sokrates, bir insanın yalnızca doğruyu ararken ve cehaletten kaçmaya çabalarken her türlü çabayı sarf ettiğini söylemiştir. Buda ise insanın yaşamının büyük anlamını meditasyon yaparak bulabileceğini, kendi üzerinde çalışıp ego yanılsamalarının üstesinden gelinebileceğini anlatır. Varoluş mantığı sahip olma eyleminden ve isteğinden daha önemlidir.
Kendine dön ve özgür ol…
Gerçek arayışı, gerçek özgürlüğe götürür: Kendini toplumun geleneksel fikirlerinden soyutlayan bireyin özgürlüğü. Her şeyden önce gerçek sayesinde kendini tanıyan, kendini bilen, öğrenen insanın iç özgürlüğü.
Uyanık İnsanoğlu
Buda nedir? Bu kelime Sanskritçe “Budh” kelimesinden türer. Kelimenin tam anlamıyla “uyanmak” ya da “uyanık olan kişi” anlamındadır. Bir buda ardışık reenkarnasyonlar yaşar. Sonunda da saf bilgeliğe ve bedene ulaşır: Aydınlanma, anlayış, derin bilgi. Bu varlık tamamen bilinçli ve deneyimlidir; uyanışa eriştiği evreye “Buda nın doğası” denir: Samsara’dan kurtulur ve nirvanaya ulaşır.
Büyük Konuşma’da arındıran meditasyonların her birinde yeni bir varlık doğuracağı üzerinde ısrarcıdır. Diğer bir değişle, Uyanışı tanımak İçin her bir takipçinin kendi yolunu izlemesi gerektiği üzerinde durur: “Yol eski bir yoldur, çok eski çağlarda insanoğlu bu yolu arşınlamıştır.”
Hayat yolu kısa, bilgelik yolu uzun…
“Üç Usta: Sokrates, İsa ve Buda”, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Frédéric Lenoir , Fransız sosyolog, filozof ve yazar. Lenoir, Fribourg Üniversitesi’nde felsefe okudu ve ardından Sosyal Bilimler İleri Araştırmalar Okulu’nda Budizm ve Batı üzerine doktora yaptı. İlk iki romanı – Meleğin Sözü (2004, Violette Cabesos ile birlikte) ve Ayın Kahini (2006) – yirmi ülkede bir milyondan fazla kopya sattı.
Frederic Lenoir
Frédéric Lenoir, 1962 doğumlu Fransız filozof, sosyolog ve yazar; modern çağın en çok okunan düşünürlerinden biridir. Hem akademik çalışmaları hem de popüler kitaplarıyla felsefeyi geniş kitlelere ulaştırmayı başarmıştır.
Erken Yaşam ve Eğitim
- Doğum: 3 Haziran 1962, Antananarivo (Madagaskar)
- Çocukluk yıllarını Fransa’da geçirdi. Ergenlik döneminde Hermann Hesse ve Dostoyevski gibi yazarlarla tanışarak varoluşsal sorulara ilgi duymaya başladı.
- Felsefeye yönelmesi Platon’un Sempozyum eserini okumasıyla oldu.
- İsviçre’de Fribourg Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldı. Daha sonra Paris’te Sosyal Bilimler Yüksek Okulu’nda Budizm ve Batı üzerine doktora yaptı.
Akademik ve Edebi Kariyer
- Carl Gustav Jung’un psikolojik çalışmaları, Lenoir’in düşünsel yolculuğunda derin izler bıraktı.
- Doğu spiritüelliği, Tibet Budizmi ve Kabala üzerine yoğunlaştı.
- İlk romanları “Meleğin Vaadi” (2004) ve “Ayın Kehaneti” (2006), 20 ülkede bir milyondan fazla sattı.
- Felsefi denemeleri arasında “Mutluluk Üzerine”, “Tanrı Üzerine”, “Spinoza Mucizesi” ve “Dünyanın Ruhu” öne çıkar.
Ödüller ve Başarılar
- 2004’te Prix Maison de la Presse ödülünü kazandı.
- Kitapları birçok dile çevrildi ve uluslararası alanda geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.
Medya ve Popüler Etkisi
- Fransa’da radyo ve televizyon programlarında felsefe ve mutluluk üzerine konuşmalar yaptı.
- Amacı, felsefeyi akademik çevrelerin dışına çıkararak günlük yaşamın bir parçası haline getirmekti.
Düşünce Dünyası
- Lenoir’in eserlerinde mutluluk, maneviyat, dinler tarihi ve etik ana temalardır.
- Spinoza, Marcus Aurelius ve Jung gibi düşünürlerden ilham alarak modern insanın ruhsal yolculuğunu yorumladı.
Frédéric Lenoir hem akademik hem de popüler düzeyde felsefeyi erişilebilir kılan bir düşünürdür. Onun biyografisi, felsefenin yalnızca teorik bir alan değil, aynı zamanda yaşamı anlamlandırma sanatı olduğunu gösterir.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın