Doğada hiçbir şey tamamlanmış değildir; her şey sürekli bir oluşum içerisindedir, tıpkı insan ruhu gibi…
— Francesc Miralles
Merhaba
IKIGAI , Japonların Uzun ve Mutlu Yaşama Sırrı kitabını paylaşmıştım. Eserde şöyle yazıyordu: “Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır… ” İlham verici ve rahatlatıcı bu kitap sizlere kendi ikigainizi keşfetmeniz için gerekli tüm bilgileri veriyor.
Öyle ya, kim her gününü mutlu yaşamak istemez ki?
Japonların uzun ve mutlu yaşamlarına dair sır perdelerini aralayan Ikigai’den sonra onların kadim kültürünü keşfetmeye devam eden Hector Garcia ve Francesc Miralles, Shirin-Yoku’da “Orman Banyosu”pratiğini detaylı bir araştırma neticesinde okurlarıyla paylaşıyor. İşte bu çalışma, shirin-yoku‘nun sayısız faydası sayesinde ormanın şifalı gücünden gerek bizzat ormana giderek gerek ormanı evimize taşıyarak nasıl faydalanabileceğimiz, ek olarak bu pratiklerin kan basıncını dengelemekten stres seviyesini düşürmeye uzanan faydaları konusunda bilgi edinmek için eşsiz bir kaynak.
Shirin-Yoku Nedir?
Kelime 1982 yılında, Japonya Orman Bakanlığının sağlıklı bir yaşam için insanlara doğada düzenli olarak “banyo yapmak” eylemini gerçekleştirmeleri yönündeki önerisiyle birlikte başlandı.
Shinrin “orman” ve yoku “banyo” kelimelerini ilk kez onlar önermişti. Bugün bir dünya trendi haline gelen bu yeni kelime o zamandan beri kullanılmaktadır.
Japonlar 1980’den itibaren doğayı bir terapi aracı olarak kullanmak amacıyla araştırmalara başlamıştı. Oldukça aydınlatıcı çalışmalarla shinrin-yoku’nun sağlığa iyi geldiğini hatta geçici olarak hareket kapasitesini yitiren insanları bile iyileştirdiğini gösterdiler.
Araştırmaların birinde bir hastanedeki hastaların yarısını pencereleri ormana bakan odalara, diğer yarısını da penceresiz odalara yerleştirdiler. Orman manzaralı odadaki hastalar çok daha çabuk iyileştiler!
Sağlık enstitülerinin artan ilgisi üzerine Japonya Orman Bakanlığının, “Shirin-Yoku zihni rahatlatan ve stresi azaltan güçlü bir terapidir,” iddiası bilimsel çalışmalarla da desteklendi.
Sakura Mucizesi
Şüphesiz ki Japonya’yı ziyaret etmek için en güzel zaman kiraz çiçeklerinin açtığı, her yere saçılan beyaz çiçekleriyle insanların kalbini çeldiği bahar ayı, sakura zamanıydı.
Bu dönemde tüm haber kanallarında çiçeklerin hangi şehirde ne zaman açacağına dair türlü tahminlerde bulunurlar, hatta bazı şirketler bir elemanını sabahın ilk saatlerinde ağaç altında nöbet tutmaya gönderir; olur da sakura çiçekleri açarsa piknik yapabilecekleri bir yer ayırması için.
Çiçekler açtığında parklar ve ağaçlar arasından geçen bazı yollar insan akınına uğrar. Çiftler arka plandaki, bütün bir toplumun ruh halini dönüştürme kapasitesine sahip taçyaprak deniziyle fotoğraf çekilir.
Kiraz çiçekleri adeta hayatın bizden en iyisini beklediğini gösteren birer delil gibidir…
Yılın buz zamanı ağaçların, şehirde bile, ruh halimizi nasıl şekillendirdiğini görürüz. Kiraz çiçekleriyle kuşatılmış bir bulvarda yahut küçük bir parkta bile kendimizi iyi hissediyorsak, gerçek bir ormana girip binlerce ağacın sessizliği arasında yürümenin ruhumuza kim bilir nasıl etkiler var…
Shirin-Yoku İyileştirici Gücü
Doğayla iç içe bir gezintiyle elde edilen shinrin-yoku‘nun faydaları ormanla sınırlı değil. Bir şehir parkında zaman geçirerek ya da toprakla olan bağımızı bize hatırlatacak bitkileri evimize alarak küçük ölçüde de olsa shinrin-yoku‘nun faydalarını deneyimleyebiliriz.
1980 yılında gerçekleştirilen ilk çalışmaların üzerinden otuz yıldan fazla bir zaman geçti ve bugün Japonya Terapi Ormanları Birliği on milyondan fazla insanın sık sık doğayla en yoğun şekilde temas kurmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra birçok şirket de çalışanlarına şehir dışındaki yeşillik alanlara gidebilmeleri için bilet ve rehber imkanı sağlıyor.
Bu şekilde pahalı doktor ziyaretlerini azaltmak hedefleniyor çünkü; ağaçlarla gerçekleştirilen serin ve bol yapraklı bir kucaklaşmadan daha iyi gelen bir ilaç yok.
Doğadan Uzaklaşan İnsanlık
Yaratılış’ı hayatın başlangıcını anlatan bir efsane gibi anlarsak bugünkü dünyanın neye dönüştüğüne baktığımızda bir serendiplik söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.
Shirin-Yoku ve Kansere Karşı NK Seviyerleri
Herkes kanserden korkar ama çok az kişi bedenimizin kanserli hücrelere karşı doğal bir ilaç ürettiğini bilir. NK hücrelerinden söz ediyoruz.
İngilizce naturel killer, (doğal öldürücü) denilen hücreler bağışıklık sistemimize ait lenfositlerdir ve sağlıklı olmamızda fazlasıyla önemli rol oynarlar. Virüsler yüzünden enfeksiyon kapan hücreleri ve tümörleri tespit edebilirler. Hatta tespit etmekle kalmaz, onları yok ederler!
NK hücrelerini Pac-Man’e benzetebiliriz; tek fark NK hücreleri bir video oyunu ekranının içinde noktaları yemek yerine kanımızda dolaşıp kanserli hücreleri ortadan kaldırıyor.
Nippon Tıp Fakültesi Kamu Sağlığı ve Hijyen Departmanı tarafından Japonya’da yapılan çeşitli çalışmalarda doğayla iç içe bir ortamda vakit geçiren insanlar ile şehirden çıkmayan insanlar arasında karşılaştırma yapılarak vücutlarındaki NK hücreleri ölçüldü.
Bir grup Nagona dağlarında iki gece üç gün geçirdi. Dönüşte hepsinin kan değerleri ölçüldü ve NK hücrelerinde artış gözlemlendi.
Değerli NK hücrelerimiz kanserli hücreleri yok etmek için cephaneye ihtiyaç duyar. Biyolojik terimlerle, NK hücreleri işlev görmek için üç protein kullanır: GnRH, perforin ve GrA/B. Nagano’da üç gün geçiren kişilerin kan değerleri analiz edildiğinde araştırmacılar bu üç proteinin de artış gösterdiğini fark ettiler. Böylece NK hücreleri daha iyi bir şekilde işlev görür hale geliyordu.
Deneyin sonucunda görüldü ki: Nagano ormanlarında vakit geçiren katılımcıların NK hücreleri çoğalmakla kalmadı, aynı zamanda kanserli hücreleri yok etmek için daha güçlü, daha etkili ve sağlıklı hale geldiler.
Elbette bu terapiyle kanser tedavisine gerek olmadığını söylemiyoruz. Japonya’da shinrin-yoku hastalıkları önleyici ya da daha önce operasyon geçirmiş veya hastalanmış insanların toparlanma sürecinde yardımcı bir terapi olarak kullanılıyor.
Kitabının Vermek İstediği Farkındalık
Geçmiş yüzyılların, doğunun ve batının, yetiştirdiği filozofların; doğayı ve doğada yaptıkları yürüyüşleri, değerli kitaplarından okuyan biri olarak; Shinrin-Yoku kitabının vermek istediği farkındalığı daha iyi anladığımı düşünüyorum. Bu nedenle birbiriyle bağ kuran kitapları bulmak, bilgiyi, yeni bir çerçeveyle okumak, bakış açısını öğrenmek benim için önemli. Yazlar da filozofların sürecinden beslenerek kitabı oluşturmuş. Kaynak olarak gösterdiği eserleri gözden geçirmek keyifli oldu, benim için. Not aldığım birkaç eser ismi bile var.
Yaşamda keyif aldığımız her şey terapi. İyi hissetmeye ihtiyacım var. Bir insanın en önemli görevi kendini gözden geçirmek ve kendini her konuda iyileştirmek.
Bugün bir iyilik yapın, kalbinizi doğaya açın.
Komorebi
Japonca ormandan süzülen ışık veya gölge şekilleri için kullanılan bir kelime var: komorebi.
Japonlar ağaçların, rüzgârın, nemin ve yılın mevsimlerine göre değişen bu ışık ve gölge oyununun güzelliğine hayranlık duyarlar. Komorebi ışık ve gölgenin doğada yaratabileceği tüm etkileri- kapsar: yaprağa çarpan gün ışığı, sisli havalarda ortaya çıkan gizemli perde, yağmur sonrası aniden ortaya çıkan güneşin yağdığı yoğun nem, ormandaki toprağın üzerine düşen yaprakların gölgelerinin hareketleri…
Komorebi, ışıkla gölge arasındaki dansı temsil eder. Bu temsiliyet Tanizaki’nin klasiklerinden biri olan kısa denemesi Gölgeye Övgü‘de derinlemesine işlediği bir konudur. Çevirisi mümkün olmayan bu terim doğanın yarattığı ışık ve gölge oyunlarını tanımlamak için kullanılır.
Bu konsepti tanımak ormanda gezinirken ağaç yapraklarının arasından süzülen güneş ışığıyla oluşan şekillerin güzelliğinin farkına varmamızı sağlayacak.
Komorebi doğanın yarattığı soyut bir sanat eseridir.
Marion Milner’in İlham Kaynağı
Tanizaki’nin Gölgeye Övgü kitabının yayımlanmasından bir yıl sonra İngiliz psikanalist Marion Milner Kendine Ait Bir Hayat kitabını yayımladı.
Yazar yedi yol boyunca yazdığı bu günlükte hayatta onu neyin mutlu ettiğini ve hayattan ne istediğini sorguluyordu. Cevabı doğada yaptığı bir gezinti sırasında komorebi‘nin yardımıyla bulacaktı.
Milner düzenli olarak gezintilere çıktığı bir ormanın kıyısında yaşıyordu. Günlüğündeki bir bölümde dolaşırken karşılaştığı ışık ve gölge oyununun kendisini adeta hipnotize ettiğinden bahsediyor, doğanın güzelliğine teslim olmuş gibi hissettiğini söylüyordu.
Bir akşam üstü ağaçların aydınlık olan yapraklarını gördüm; yapraklar masmavi gökle buluştuğunda metal kapılara ya da eski elyazması süslemelerine benzer şekiller sahip olmak istediğimi hissettim. Bir şekilde bana ait olmalarını veya resimlerini çizebilmek için onları ele geçirmeyi istedim.
Ormandaki bu ilham dolu gezintinin ardından Milner, komorebi‘nin hayatındaki endişelerle baç etme biçiminde değişim sağladığını, artık doğayı daha fazla hissedebildiğini anlatıyor.
Shirin-Yoku, Orman Banyosu, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amacıyla. Bilim, ağaçların güçlü bir şifa kaynağı olduğunu kesin olarak kanıtladı. Bu gerçek, farklı geleneklerde binlerce yıl öncesinde içgüdüsel bir şekilde biliniyordu. Kitabın bilimsel bölümünü Japonya’da gerçekleştirilen sayısız çalışmanın ardından orman banyolarının iyileştirici gücü hakkında bilgi edilen bilgileri de sırasıyla okuyacaksınız.
Bu kitabın fikri yazarlar, parkta otururken çıkmış. Giriş satırlarını okurken, yüzümde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Fikirlerin doğadan geldiğine dair hem fikir olma durumu oluştu. An’lam kazandı. Yaratıcı Karşılaşma blog sayfamı daha iyi anlayacaksınız.
Japonlara göre, biz farkında olmasak da hepimizin içinde, hatta bizzat kalbimizde mutlaka bir ikigai var.
Şimdi derin bir nefes alın ve ruhunuzun kapılarını açın. Yolculuk başlamak üzere.
Doğanın iyileştirici gücünü keşfedin!
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın