Sürekli başkalarının fikirlerini hesaba katan insanlar olgunlaşmamıştır. Onlar başkalarının ne düşündüğüne bağımlıdır. Onlar hiçbir şeyi özgün bir biçimde yapamazlar, dürüstçe söylemek istediklerini söyleyemezler; başkalarının duymak istediklerini söylerler.
— Osho
Merhaba
Gelişme için yalnızca bir ağaca bak. Ağaç büyüdükçe kökleri aşağıya doğru, daha derinlere doğru gelişir. Bir denge vardır; ağaç yükseldikçe kökler de derinlere gidecektir.
Yaşamda gelişmek demek kendi içinde derinlemesine gelişmen anlamına gelir; burası köklerinin olduğu yerdir.
Bana göre hayatın birinci prensibi meditasyondur. Onun dışındaki her şey ikincildir. Ve çocukluk en iyi zamandır. Yaşlandıkça ölüme daha da çok yaklaşıyorsun demektir ve meditasyona girmek giderek daha da zorlaşır.
Meditasyon ölümsüzlüğünün içine girmektir, sonsuzluğunun içine girmektir. Tanrısallığının içine girmektir. Ve çocuk bunun için en iyi niteliklere sahip kişidir çünkü o henüz bilgi yükünü taşımamaktadır, dinin yükünü taşımamaktadır, eğitimin yükünü taşımamaktadır, tüm çöplüklerin yükünü taşımamaktadır. O masumdur.
Fakat, maalesef onun bu masumiyeti cahillik olarak lanetlenmiştir. Cahillik ve masumiyetin bir benzerliği vardır ama aynı şey değillerdir. Cahillik de tıpkı masumiyette olduğu gibi bir bilmeme durumudur ama arada bugüne kadar tüm insanlığın göz ardı etmiş olduğu çok büyük bir fark da vardır. Masumiyet bilgililik değildir ama onun bilgili olmaya karşı bir arzusu da yoktur. O tamamıyla tatmin olmuş, amacına ulaşmıştır.
Masumiyet zengindir, tamdır, saftır.
Cahillik yoksuldur, o bir dilencidir; şunu ister, bunu ister, bilgili olmak ister, saygın olmak ister, varlıklı olmak ister, güçlü olmak ister. Cahillik arzunun yolundan ilerler. Masumiyet bir arzusuzluk halidir. Ama her ikisinin de bilgisizlik olması nedeniyle onların doğası hakkında kafalarımız karışmış olarak kaldık. Aynı olduklarını farz ettik.
Yaşama sanatındaki ilk basamak masumiyet ve cahillik arasındaki ayrımı anlamak olacaktır. Masumiyet desteklenmelidir, korunmalıdır çünkü çocuk en muhteşem hazineyi, hikmet sahibi kişilerin ancak çok çetin gayretler sonucu bulduğu hazineyi beraberinde getirmiştir, Hikmet sahipleri tekrardan çocuk olduklarını, yeniden doğduklarını söylemişlerdir. Hindistan’daki gerçek Brahman, gerçek bilen kendisini ”dwif—iki kez doğan olarak adlandırmıştır. Neden iki kez doğan? İlk doğuma ne oldu? İkinci doğuma neden ihtiyaç var? Ve ikinci doğumda eline ne geçecek?
İkinci doğumda eline geçecek şey ilk doğumda sana sunulmuş olandır ama toplum, ebeveynler, onu çevreleyen insanlar hepsini parçaladı, yok etti. Her çocuk bilgiyle tıkıştırılır. Onun sadeliği bir şekilde ortadan kaldırılmak zorundadır çünkü sadelik bu rekabetçi dünyada ona yardımcı olmayacaktır. Çocuğun basitliği dünyaya onu sanki bir avanakmış gibi gösterecektir; onun sadeliği her şekilde sömürülecektir. Toplumdan korkarak, kendi yarattığımız dünyadan korkarak tüm çocukları kurnaz, uyanık, bilgili yapmaya çalışırız; güçlülerin sınıfında olmalarını isteriz, güçsüzlerin ve mazlumların değil.
Ve çocuk bir kez yanlış yönde gelişmeye başlarsa, bu yolda ilerlemeyi sürdürür; tüm hayatı bu yönde ilerler. Hayatı ıskaladığını anladığın anda geri getirilmesi gereken ilk prensip masumiyettir. Bilgini bırak, kutsal kitaplarını bırak, dinlerini bırak, ilahiyat bilgilerini bırak, felsefelerini bırak. Yeniden doğ, masum hale gel ve bu senin elindedir. Kendin tarafından bilinmeyen her şeyi, ödünç alınmış her şeyi, gelenekten, kültürden gelen her şeyi zihninden temizle. Başkaları —ebeveynlerin, öğretmenlerin, üniversitelerin— tarafından sana verilmiş olan her şeyden kurtul. Yeniden, bir kez daha basit ol, bir kez daha bir çocuk ol. Ve bu mucize meditasyon sayesinde mümkündür.
Meditasyon sana ait olmayan her şeyi kesip atan ve sadece senin hakiki varlığını koruyan şaşırtıcı bir cerrahi metottur. O her şeyi yakar ve seni çıplak bir şekilde güneşin altında, rüzgârın altında bırakır. Bu sanki, dünyanın üzerine düşen ilk insanmışsın ve hiçbir şey bilmiyormuşsun, her şeyi keşfetmek zorundaymışsın, arayış içinde olmak zorundaymışsın, kutsal bir yolcuğa çıkmak zorundaymışsın gibi bir şeydir.
İkinci prensip ise kutsal yolculuktur. Hayat bir arayış olmalıdır; bir arzu değil, bir araştırma. Şu olmak, bu olmak için bir hırs değil, bir ülkenin başkanı ya da başbakanı olmak değil de “Ben kimim?”i bulmak için bir arayış olmalı.
Kim olduğunu bilmeyen insanların başka birisi olmaya çalışmaları çok garip. Şu an kim olduklarını dahi bilmiyorlar! Kendi varlıklarıyla tanışmamışlar ama bir şey olma hedefleri var.
Bir şey olmaya çalışmak ruhun hastalığıdır.
Sen varlıksın.
Ve varlığını keşfetmek hayatın başlangıcıdır. O zaman, her an yeni bir keşiftir, her an yeni bir keyiftir. Yeni bir gizem kapılarını açar, içinde yeni bir sevgi, daha önce hiç hissetmediğin yepyeni bir merhamet, güzelliğe ilişkin, iyiliğe ilişkin yeni bir duyarlılık gelişir. O kadar duyarlı hale gelirsin ki en ufacık bir ot bile senin için muazzam derecede önem arz etmeye başlar. Duyarlılığın, bu küçücük otun varoluş için en büyük yıldız kadar önemli olduğunu net bir şekilde sana anlatır; bu küçük ot olmadan, varoluş olduğundan daha az bir şey olurdu. Bu küçücük ot eşsizdir, yeri doldurulamaz, onun kendine özgü bireyselliği var.
Ve duyarlılık sana yeni arkadaşlıklar yaratacaktır; ağaçlarla, kuşlarla, hayvanlarla, dağlarla, ırmaklarla, okyanuslarla, yıldızlarla arkadaşlıklar. Sevgi geliştikçe, dostluk geliştikçe hayat zenginleşir.
Olgunluk ve yaşlanma arasında çok büyük, engin bir fark vardır ve insanların kafası bu konuda hep karışık kalmıştır. İnsanlar yaşlanmanın olgunlaşmak olduğunu zanneder, ancak yaşlanma bedene aittir. Herkes yaşlanıyor, herkes ihtiyarlaşacak ama olgun olmak zorunda değil. Olgunluk manevi bir gelişimdir.
Yaşlanmak senin yaptığın bir şey değildir, yaşlılık fiziksel olarak kendi kendine gerçekleşen bir şeydir.
İki tür yaşama yolu vardır: Birincisi derin bir uykuda yaşamaktır; o zaman yaşlanırsın, her an yaşanırsın, her an ölmeye devam edersin, hepsi bu! Tüm yaşamın uzun, yavaş bir ölümden ibarettir. Fakat deneyimlerine farkındalık getirirsen- ne yaparsan, başına ne gelirse gelsin uyanıksın, dikkatlisin, tetiktesin; deneyimin her açıdan tadını çıkarıyorsan, onun anlamını çözmeye çalışıyorsun, başına gelen şeyi yoğun bir şekilde ve tam olarak yaşamaya çalışıyorsun- o zaman o yalnızca yüzeysel bir olgu demektir. İçinde derinlerde bir yerde onunla birlikte bir şey değişiyor. Daha uyanık hale geliyorsun. Eğer bu deneyim bir hataysa onu asla tekrar etmeyeceksin.
Olgun bir kişi asla aynı hatayı tekrar etmez. Ama kimse sadece yaşlıysa aynı hatayı defalarca ve defalarca tekrar eder durur. O bir çemberin içinde yaşa; hiçbir zaman bir şey öğrenmez.
Olgunluk sahibi bir insan asla gelecekle ilgili bir karar vermez; olgunluğun kendisi icabına bakar. Bugün yaşıyorsun; bu yaşantının ta kendisi yarının nasıl olacağına karar verecek; onun içinden çıkacak.
Olgunluk, Kendin Olma Sorumluluğu, okumayanlara tavsiye okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Gençliğe saplantılı bir şekilde tutunan ve her ne pahasına olursa olsun yaşlılıktan kaçınmaya kararlı olan bir kültürde bu kitap, Viagra ve kozmetik cerrahi çağında çoktan unutulmuş olan bir soruyu gündeme getirme cesaretini gösteriyor: Ölüm ânına kadar gençliğe ve onun hazlarına tutunmaya çalışmaktansa yaşlanma sürecini doğal olarak kabul etmenin ne gibi faydaları olabilir?
Osho bizleri yaşlanmanın değil, büyümenin ne anlama geldiğinin köklerine götürüyor. Hem başkalarıyla olan ilişkilerimizde, hem de kendi bireysel kaderimizin gerçekleşmesinde, Osho bize yalnızca gerçek olgunluğun getirebileceği hazları hatırlatıyor.
Chandra Mohan Jain (11 Aralık 1931 – 19 Ocak 1990), 1960’lardan itibaren Acharya Rajneesh, 1970’lerde ve 1980’lerde Bhagwan Shree Rajneesh ve 1989’dan sonra Osho olarak bilinen, Hindistanlı mistik guru ve spiritüel. Osho’nun öğretileri bireysel anlam arayışında bugün toplumun yüzleştiği en önemli sosyal ve siyasi sorunlara kadar her şeyi ele alarak kategorilendirmeye karşı geliyor. Sadece kitaplarla kalmıyor, aynı zamanda 35 yılı aşkın bir süredir tüm dünyada uluslararası dinleyicilerle yaptığı doğaçlama konuşmalarının ses ve görsel kayıtları hazırlanıyor.
Yazara ait Osho Terapi , Sevginin Gücü, Bilgelik Kitabı, Kendi Tercihlerinizle Yaşamak, Çamların Kadim Müziği, İnsan Olma Yolculuğu, Sır, Uyanışa Üç Adım, Sezgi Mantığın Ötesini Bilmek, Olgunluk Kendin Olma Sorumluluğu, Boşluğun İçine Yolculuk, İnsan Kendinin Aynasıdır, Eve, Kendine Geri Dönmek, Beden ile Zihni Dengelemek, İnanç, Kuşku ve Fanatizm, Astroloji Hurafe Mi Öze Açılan Kapı Mı? eserleri Blog’da okuyabilirsiniz…
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın