Duvardaki kapıdan dönen insan asla gidenin aynısı olmayacaktır…

— Aldous Huxley

Merhaba

Bu söz, değişimin kaçınılmazlığını ve insanın yaşadıklarıyla şekillendiğini anlatıyor. Bir kapıdan geçerken ardımızda bıraktıklarımız, o geçişin ne kadar anlamlı olduğunu hatırlatır. Geriye dönen kişi, ne kadar tanıdık görünse de artık farklıdır: düşünceleri, bakış açısı, yaşamı kavrayışı… Zira bizler, her an değişen varlıklara dönüşüyoruz.

Gece kollarını huzurla açmışken, enerji uykuyu çağırırken; yeni gün doğmadan önce, aklımda kalanlar sayfalarda yerini bulsun istedim.

2019 Kasım’ında bir karar verdim: WordPress üzerinden bir alan adı satın aldım. Yeni geçirdiğim kalça ameliyatının ardından iyileşme dönemindeydim. Kitaplarla içsel yolculuğumu sürdürürken bir yandan da blog sayfamı kurmak ve tasarımını geliştirmek için yoğun bir çaba sarf ettim. Aynı dönemde Pinterest’i aktif kullanıyor, içeriklerimi oradan da paylaşıyordum.

Ama zamanla şunu fark ettim: Paylaşımlarım insanlar tarafından pek anlaşılmıyordu. Çünkü çoğu sadece resimlere bakıyordu. Küresel tüketim kültürünün etkisiyle, kitap içerikleri yerine hediye çekilişleri, markalar ve görseller ön plana geçiyordu. Ve yazının kendisi? Sadece göz ucuyla geçilip gidiyordu. Bu durumda istatistiklerin anlamı da kalmıyordu.

Okuma kültürü yaygınlaşmadığı sürece, arama motorlarında üst sıralarda olmak ya da takipçi sayısının artması bir yere varmıyor. Benim için değerli olan, gerçekten okuyan, düşünen, anlamaya çalışan insanların sayısının artması…

Bir dönem çok aktif kullandığım Pinterest hesabımı kapattım. Aylar sonra arama motorlarında hâlâ pin’lerimin göründüğünü fark ettim. Demek ki sosyal medya hesaplarını kapatsanız bile, izleriniz silinmiyor.

Hesap açmak kolay. Ama kapatmak, anlatmak, anlamlandırmak gerçekten zor. Hele ki Türkiye’de sosyal medya platformlarının yasal muhatabı yoksa, çözüm bulmak neredeyse imkânsız.

Ve şimdi asıl soruya gelmek istiyorum:

Neden kitaplardan konuşamıyoruz?

Mesela bir kozmetik ürünü sorsam, hemen cevap alırım. Ya da hangi diziyi izliyorsun desem, platformuyla birlikte sıralarsın. Magazin haberleri zaten çoğumuzun gündeminde. Ama kitaplar?

Sorsak, cevaplar çoğu zaman suskunlukla başlıyor.

Toplumun içinde bulunduğu durum bu: Her şey tüketim odaklı.

Ve kitaplar, bu sarmalın içinde değer kaybediyor.

Şöyle bir soru sormak isterdim:

“Aşkınlık için kitaplar uğruna yanmanın ne demek olduğunu bilir misiniz?”

Ama biliyorum ki bu sorunun cevabını bulmak zor. Hele ki okuma listenizdeki kitabın baskısının tükendiğini görmek…

O “tükendi” kelimesiyle karşılaşmak bile başlı başına bir kayıp.

Ve kime danışacağınızı da bilemezsiniz. Tekrar basılır mı? Ulaşılır mı? Belirsizlik içinde yalnız kalırsınız.

Ama unutmayın:

Belleğin ve yazının en sadık dostu, her zaman kitaplardır.

Ve tekrar soruyorum:

Hiç düşündünüz mü, neden kitaplardan konuşamıyoruz?

Hayat kısa. Bilgilerse sonsuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin