“İnsan evrensel bir gezgindir. Her enkarnasyon devrinde öğrendiklerine yeni bilinmezlikler ekleyerek yolunda ilerler. Bilinmediklerin sayıca çokluğu önünde, bildiklerinin çok sayılı oluşuna bakarak ümitsizliğe kapılanlar için “Ebedi Tekamül” Kanunu Kesin Bir Güvencedir…”

— Ergün Arıkdal

Merhaba

Yıllar önce Deneysel Yeni-Ruhçuluğun kurucusu Dr. Bedri Ruhselman’ın eserlerini okurken tanımıştım, metapsişik araştırmacı, medyum ve yazar Ergün Arıkdal’ı. “Tekamül, Ruhun Evrensel Yolculuğu”, adlı eserinde şöyle yazıyordu:

“Var olan ruh ve eşyanın tek ve en yüksek gayesi, tekamül ve tekamüle hizmettir… Tekamülden maksat, varlıkların şuurlanması ve bilgilenmesidir. Her maddi ortam bir tekamül yeridir ve burada varlıklar, yaşayarak şuur ve bilgilerini genişletirler. Ruhun madde evrenine girişi ve oradan çıkışı, madde evreni bilgisini alıp uyguladıktan sonra gerçekleşir. Varlığın ulaşacağı her tekamül merhalesi izafidir; kesinlikle son kemal noktası yoktur.” — Ergün Arıkdal

Ruh ve Madde Dergisi: Bilyay Vakfı

Ruh ve Madde dergisinde makaleleri ve Fransızcadan çevirileri yayınlanmaya başlamış, Türkiye’de ruhsal bilgiyi yayma vazifesini Dr. Bedri Ruhselman’ın bıraktığı yerden devam ettirmiş ve bu vazifeyi daima yeniyi ve ileriyi hedef alarak sürdürmüştür.

1994 yılında Bilyay Vakfı’nı kurmuştur. Bilyay’dan çıkan bir çok eseri Ergün Arıkdal’ın önsözüyle okudum. Fakat, kitaplarına ulaşmak istediğimde, Enstitü’yü arayarak bilgi almak zorunda kalmıştım. Oğlu, Tarık Arıkdal’ın isteğiyle kitapları bir süre piyasadan kaldırılmıştı.

Enstitü’nün İzmir Şubesini Aradım

“Yol bazen fark edilmeyen kapılardan geçer. Her zorluk, bilgeliğe açılan bir sınavdır adeta. Ve o kitaplarla karşılaştığımda, yalnızca sayfalara değil; kendi varlığımın sessiz bilgi hazinesine ulaştım.” — Yasemin Emre

Enstitü’nün İzmir şubesini aradım. Telefona cevap veren yetkili, “Buraya gelerek kitaplardan faydalanabilirsiniz.” dediler. Sağlıkla ilgili birçok ders ve kitap araya girdi. Geçen gün internette araştırma yaparken Ergün Arıkdal’ın kitaplarını görünce içimi bir heyecan kapladı. Kitabın içindeki bilgilere ulaşmak benim için çok önemliydi ve öyle de oldu…

Peki, Dünyada Ne Yapıyoruz?

Sözlük karşılığı olgunlaşmak, evrimleşmek anlamına gelen ‘tekâmül’ kelimesi, ruhsal bilgi sistematiği içerisinde özel olarak ruh varlığının madde evrenlerindeki bütün faaliyetini yani bir anlamda onun evrenlerdeki sonsuz yolculuğunu ifade etmek için kullanılmaktadır.

Tekâmül, ruhun madde evrenleri içerisinde deneyler ve gözlemler yaparak, kendisi dahil bilinen veya bilinmeyen bütün varlıkları meydana getiren Yaratıcısının sonsuz hikmetini tanımak için maddeyi adeta bir ayna olarak kullanması ve böylece kendisi ve diğer varlıklar hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak olgunlaşması faaliyetidir.

Sonsuz evrenlerin yaratıcısı olan Yaratan, yani sonsuzlukların yaratıcısı olan Yaratan’ın hikmet ve kudreti de sonsuzdur. Dolayısıyla sonlu olan bir varlıktan sonsuz olan bir varlık meydana gelmez, gelemez. Bu nedenle tezahürün üç ana unsuru olan Ruh, Madde ve Zaman da sonsuz nitelikli varlıklardır. O halde ruhu yaratan yaratıcı kudret de sonsuzdur.

Tekâmül Nedir?

Tekâmül (Ruhsal olgunlaşma, ruhun olgunlaşması) bütün biyolojik evrimin oluşma sebebidir. “Dünya hayatı ruh varlığımızın tekâmülüne hizmet eden bir araçtır” ifadesinden de anlaşıldığı gibi, ruh varlığının dünya hayatındaki her türlü tezahür şekli, örneğin insan bedeni, hayvan bedeni, bitki vs. onun gelişimi bakımından dünyaya konsantre olmuş birer araçtır. Ve sürekli gelişen varlık, bu sürekliliği  sağlayabilmek için araçlarını da geliştirmek zorundadır. Demek ki, biyolojik varlıkların gelişiminin temelinde; ruh varlığının, spiritüel varlığın kendini geliştirme amacı yatar, onun arkasındaki büyük hedef budur. Kendini geliştirebilmek; maddeye olan hâkimiyetini daha derin, daha kapsamlı hale getirebilmek için maddeden meydana getirilmiş olan aracın da o nispette gelişmiş, güçlü ve işe yarar olması gerekmektedir. O halde spiritüel gelişim kendiliğinden fiziksel gelişmeyi, dünya varlıklarının gelişmesini meydana getirmektedir. Spiritüel gelişim, varlıkların maddeyle olan ilişkiyi daha derinleştirebilmelerini, daha çok enformasyon alabilmelerini, algı alanlarını daha fazla genişletebilmelerini yani onların tekamül etmelerini sağlamaktadır. Ve bu da geri besleme tarzında varlığa yansımakta ve onun, kazandığı yeni özelliklerden yararlanarak, bu sefer de manevi açıdan gelişmesini sağlamaktadır. 

Neden tekamül ediyoruz? 

Kemale ulaşmak, evolüsyon, olgunlaşma ya da herkesin bildiği dilde evrim anlamına gelen tekâmül kelimesi, aynı anlamı taşıyan diğer bütün kelimelerden çok daha kapsamlıdır. Çünkü tekâmül sözcüğünün içerisinde diğer kelimelerin içermediği kemal olma meselesi, tekmillik, mükemmellik meselesi çok daha güçlü bir şekilde mevcuttur.

Neden maddeyle temas ettikten sonra çekip gidiyor ve bedenen yok oluyoruz?

“Evrenin bilgisini almak için”dir. Bizler o maddi ortamın bilgisini almak yani bilgimizi artırmak için gelip gidiyoruz ve bunun adına da tekamül diyoruz.

Bir hayatın tecrübe ve görgülerinde başarılı veya başarısız olmak doğrudan doğruya diğer hayatı hazırlar. Ancak bu başarı veya başarısızlıktan doğan neticeler yani ruhun madde kâinatındaki etkinliğinin imkânlarını genişletecek ve böylece hedefe kendisini yaklaştıracak yeteneklerini gelişmiş veya gelişmemiş olması, gelecek hayatın şartlarını hazırlayan etkenler arasında bulunur. Dolayısıyla reenkarnasyon olgusu içerisinde ödüllendirmeler veya cezalandırmalar yoktur. Bu ancak tenasühte olan bir durumdur. Hâlbuki bazı düşünürler, “artık dünya tecrübelerinde başarılı olmamak durumu veya o görgü ve tecrübe hayatına girmeyi gerektiren gayenin gerçekleşip gerçekleşmemesi, bir sonraki hayatı hazırlayıcı bir unsur olabilir” demektedirler. Buna göre burada bir ödül ve ceza fikri değil, bir determinizm fikri söz konusudur, burası çok önemli bir noktadır. Reenkarnasyonda determinizm düşünceleri geçerlidir. Kural şudur: Bir hayatın neticesi gelecek hayatı hazırlar ve bir hayat kendisinden evvelki hayatın sonucudur. Böyle olunca bir hayatta şuurlu veya şuursuz her ruh varlığının yapmakla zorunlu olduğu, kendi ihtiyaçlarına göre belirlenmiş birtakım işleri vardır. Buradaki varlıkların şuurlu veya şuursuz olması bu işlerin kıymetini, lüzumunu ve neticelerini ne azaltır, ne çoğaltır, ne de ortadan kaldırır. Bitkiler, hayvanlar ve insanlar determinizm yasası içinde birbirine bağlı hayat şartlarına tabi olarak dünyaya tekrar tekrar gelir ve giderler.

İnsanlık realitesinde ortaya çıkan şuur halleri ile büyük faydalar görülür. Bu fayda insanın geçirdiği bütün tekamül planlarındaki sebep-sonuç prensibini tanımış olmasıdır. Demek ki şuurlu oluşumuzun en büyük özellikleri, bize hayat içerisindeki bütün sebep ve sonuç zincirlerini takip edebilme gücünü verebilmesinden kaynaklanmaktadır. Zaten en büyük faydası da budur. 

Hedeflerimiz Hayat Planımızdadır

Yeryüzüne (fizik bedene) isteklerimiz doğrultusunda kendi gelişimimizi sağlayacağına emin olduğumuz birtakım tecrübeleri yaşamak, birtakım görgüleri ve bilgileri elde etmek için enkarne oluyoruz. Tecrübe dediğimiz ya da yaşamak dediğimiz şeyin içerisinde çok geniş bir yelpaze vardır. İçinde, ilahiyat bilgisinden tutun en basit musluk tamiratı bilgisine kadar her türlü bilgi vardır. Gayet geniş bir yelpazesi olan bir tecrübedir. Hayat zaten baştan aşağıya tecrübeler dizisidir ve bunun karşısında bizim aldığımız pozisyon ve çeşitli tecrübelerden elde ettiğimiz bilgilerin kıyasından elde edilen bir sentez bilgi vardır.

İşte bizim cebimizdeki asıl akçemiz, kesemizdeki kıymetli nesnemiz de budur. Ahirete hiçbir şey götüremeyiz; çünkü kefene cep dikilmiyor. Ama kendi varlığımızın bir cebi vardır, Varlık bütün tecrübelerinin sonuçlarını oraya aktarır. Onlar -bizim astral hafızamıza, perisperital bünyemize kaydedilmiştir. Kozmosun bir levh-i mahfuzu, saklı bir kitabı olduğu gibi (toplu meksefesi veya akaşik kayıtları), bizim de saklı bir kitabımız (şahsi meksefemiz) vardır. Örneğin Kur’an’da bu konu “kitabı sağ eline verilenler ile sol eline verilenler” şeklinde çok güzel ifade edilmiştir.

Eğer her insan kendi kozmosunun yazıcısıysa… şimdi bu yazımı yönlendirecek birkaç temel soruyla yola devam edelim.

  • Tekamül ve Tecrübe nedir?
  • Hayatın hedefi nedir?
  • Toplu halde yaşam ve tekamül ne anlama geliyor?
  • Realite nedir?

“Realiteler, duyular yoluyla elde etmiş olduğumuz birtakım bilgilerin tipleridir. Bu bilgi tipleri kendi aralarında toplanırlar. Bu topluluk, bir ağacın büyüyüş şekli gibi giderek önce ana gövdeye, sonra dallara ve ardından yapraklara kadar dağılan bir dizi halindedir.” Ergün Arıkdal

Ağacın köklerinden dallarına yayılan bilgi, şimdi içsel farkındalıkla birleşiyor. Bu bilgiler eşliğinde kendimize yönelteceğimiz sorulara geçelim…

  • Bir insanın realitesi, yani gerçekliği nedir?
  • İnsanların realitelerini belirleyen faktörler nelerdir?
  • Tekamül realiteleri nedir?
  • Realite kademelerinin sağladığı imkanlar nelerdir?
  • Birleşik insanlık realitesi nedir?
  • Vazife bilgisi sezgisi realitesi nedir?
  • Seçme özgürlüğümüz var mı?
  • Seçme özgürlüğü ve bilgi nedir?
  • Dünya okulunun yöneticilerinin hedefleri nelerdir?

Hayata gelişimiz çok zordur; çok dar bir kapıdan geçerek geliyoruz. Bize büyük bir imkân sağlanıyor, Fakat bu imkânı çoğu kez iyi kullanmıyoruz, heba ediyor zaman dolduruyor ve birçok imkânları kaçırıyoruz. Suçlu aramaya gerek yok. Eğer bir eksiklik varsa bu şeyden evvel dünya tekamül düzeyinin bulunduğu çıkmaz sokağı görmeyişimizden oluyor. Ferahlığa, açıklığa doğru gitmiyoruz. Çeşitli yollar gösterilmiş olmasına rağmen, şu beş bin yıldan beri bir labirentte döne dolaşa çıkmaz yola girdik. Şimdi artık o kadar büyük bir baskıyla hamle yapıyoruz ki, insanlık olarak hep beraber o duvarı geçecek bir çıkar yol bulmak zorundayız.

Bu kitap, okuyucuya, tekamül kavramını bambaşka bir bakış açısıyla sunuyor…

TekamülRuhun Evrensel Yolculuğu okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Bu eser, yalnızca bir kitap değil—ruhun sonsuz yolculuğuna dair bir harita niteliğinde. Ergün Arıkdal’ın “Tekamül: Ruhun Evrensel Yolculuğu” adlı eseri, günümüz insanının en temel sorularına ışık tutuyor: Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  1. Varoluşun Amacını Sorgulayanlara Rehber: Modern çağda birçok insan, yalnızlık, anlamsızlık ve yönsüzlük duygularıyla boğuşuyor. Bu kitap, ruhun evrimsel sürecini anlatarak bireye bir yön duygusu kazandırıyor.
  2. İçsel Yolculuğun Evrensel Yasaları: Arıkdal, “tekâmül” kavramını yalnızca bireysel gelişim değil, evrensel bir yasa olarak sunar. Ruhun, İlahi İrade Yasaları doğrultusunda nasıl geliştiğini sade ama derin bir dille aktarır2.
  3. Her Anlam Düzeyine Hitap Eden Anlatım: Kitap, hem yeni başlayanlar hem de derinlemesine arayışta olanlar için anlaşılır ve katmanlı bir anlatı sunar. Bu yönüyle, ruhsal gelişim yolunda olan herkes için erişilebilir bir kaynak haline gelir.
  4. Toplumsal Bilinç ve Evrensel İnsan: Tekâmül yalnızca bireysel değil, kolektif bir süreçtir. Kitap, insanlığın ortak evrimsel yolculuğuna dair farkındalık kazandırarak, daha bilinçli bir toplumun inşasına katkı sağlar.

Bu eser, ruhsal gelişim yolunda olanlar için bir pusula, bir dost, bir öğretmen gibidir.

Ergün Arıkdal Hayatı ve Kariyeri

Ergün Arıkdal (1936–1997), yalnızca bir yazar değil; bir ruhsal öncü, bir bilgelik taşıyıcısı ve bir hizmet insanıydı. Sivrihisar Sarıköy’de doğan Arıkdal, çocukluk yıllarını Anadolu’nun farklı şehirlerinde geçirerek, bu toprakların ruhunu derinden tanıdı.

Henüz genç yaşlarda felsefeye, psikolojiye ve metapsişik araştırmalara ilgi duymaya başladı. İstanbul Üniversitesi’nde iktisat ve psikoloji eğitimi aldı. Ancak onun gerçek eğitimi, yaşamın kendisiydi: Sadıklar Planı adlı ruhsal tebliğlerin medyumluğunu üstlendi, Meta FM adlı radyo kanalını kurarak ruhsal bilgiyi geniş kitlelere ulaştırdı.

Arıkdal, Türkiye Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yaptı. Bilyay Vakfı’nın kurucusu olarak, insanlığı birleştiren bilgiyi yayma görevini üstlendi. Yazdığı eserlerde, ruhsal gelişim, içsel dönüşüm ve evrensel insan olma yolculuğunu sade ama derin bir dille anlattı.

Hayatını “vazife” kavramı üzerine inşa etti. Maddi kazançtan çok, ruhsal hizmeti öncelik saydı. Öğrencilerine yalnızca bilgi değil, bir yaşam biçimi sundu. Son nefesine kadar çalıştı, öğretti, yazdı ve örnek oldu.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin