Ölülerle Uzlaşmak, Margaret Atwood

Yazar kimdir, ne için yazar, kimin için yazar? onun Sevgili Okur’u kimdir? Yazı ölümlülüğün panzehri midir? Yazmak ile yazar olmak aynı şey midir? Aynı metnin sularında iki kere yıkanmak mümkün müdür?

Merhaba,

Margaret Atwood Odysseus’tan Doktor Jekyll ve By Hyde’a kadar insanlığın bütün karakterlerini, bütün öykülerini doldurduğu Kendine Ait Odasında bütün soruların cevaplarını arıyor.

Sevgili Okur, kapıyı tıklatmak istemez misiniz? Bir kahve?

Yazarlara hem okurlar hem de kendileri tarafından en çok sorulan üç soru şudur: Kimin için yazıyorsun? Neden yazıyorsun? Yazdıkların nereden geliyor?

Dünyayı olduğu gibi kaydetmek için. Unutulan geçmişi ortaya çıkarmak için. Çünkü yazmaya devam etmezsem öleceğimi biliyordum. Çünkü yazmak risk almaktır ve ancak risk alırsak yaşadığımızı anlarız. Kaosta düzen oluşturmak için. Haz vermek ve eğitmek için. Kendimi memnun etmek için. Kendimi güzel bir şekilde ifade etmek için. Kusursuz bir sanat eseri yaratmak için. Erdemlileri ödüllendirip suçluları cezalandırmak için; veya tam tersi -ironicilerin kullandığı Marquis de Sade savunucusu. Doğaya ayna tutak için. Okura ayna tutmak için. Toplumu ve aksayan yönlerini resmetmek için. Kitlelerin hayatını anlatmak için. Adsızları adlandırmak için. İnsan ruhunu, bütünlüğünü ve onurunu savunmak için. Ölüme burun kıvırmak için. Bana tepeden bakanlara tepeden bakmak için. Çünkü yaratmak insanidir. Yeni bir söz söylemek için. Ulusal bir bilinç ve vicdan oluşturmak için. Kendime ve hayatıma dair görüşlerimi mazur göstermek için; ne de olsa oturup yazmasam “yazar” olamazdım. İlginç bir öykü kurgulamak için. Bir melek yazdırdığı için. Bir kitap doğurma ihtiyacı duyduğum için. Çocuk yerine kitap sahibi olduğum için. Sanata hizmet etmek için. Tarihe hizmet etmek için. Tanrı’nın insanlara karşı olan tutumunu savunmak için. Gerçek hayatta cezalandırılmama yol açacak antisosyal davranışlarda bulunur gibi olmak için. Metin zanaatkarı olmak için. Düzeni değiştirmek için. Var olan her şeyin var olması gerektiğini göstermek için. Yeni algı tarzları geliştirmek için. Okurun içine girip eğlenebileceği, özel bir dinleme odası yaratmak için. Çünkü o öykü aklıma takılmıştı ve beni rahat bırakmıyordu. Okuru ve kendimi anlamaya çalışmak için. Kendileri adına konuşamayanlar adına konuşmak için. Yaşadığım dönemi kaydetmek için. Yaşadığım korkunç olaylara tanıklık etmek için. Ölüler adına konuşmak için. Hayatı tüm karmaşıklığıyla kutlamak için. Evreni övmek için. Umut ve kefaret olasılığını kabul etmek için. Bana verilenlerden bir kısmını geri vermek için.

Başka yazarlara neden yazdıklarını sormak yerine, yazmanın nasıl bir his olduğunu sordum. Zifir karanlık bir odada el yordamıyla hareket etmek gibi olduğunu söyledi; Karanlıkta, el yordamıyla mobilyaların yerini değiştiriyormuş ve hepsi yerli yerine konulduğunda ışık yanıyormuş. Bir başkası, şafak veya alacakaranlıkta derin bir nehirden yürüyerek geçmek gibi olduğunu söyledi; bir başkası, boş bir odada oturmak gibi olduğunu söyledi… Fakat oda söylenmemiş sözlerle, bir tür fısıltıyla doluymuş; bir başkası, görünmez bir varlıkla boğuşmak gibi olduğunu, söyledi; bir başkası piyes ya da film başlamadan önce boş salonda oturup karakterlerin belirmesini beklemek gibi olduğunu söyledi.

Dante, İlahi Komedya’da -ki hem bir şiirdir hem de şiirin yazılışının kaydıdır- kendini bir gece vakti, sık ağaçlı ve karanlık bir ormanda, kaybolmuş halde bulduğunu söyleyerek başlar; sonra güneş doğar. Virginia Woolf roman yazmanın karanlık bir oda da elinde fenerle yürümek gibi olduğunu, fener ışığının zaten odada bulunan şeyleri aydınlattığını söylemişti. Margaret Laurence ve başkalarıysa Yakub’un gece vakti meleğiyle boğuşması gibi olduğunu söylemiştir…

Engeller, belirsizlik, boşluk, yönünü şaşırma, alacakaranlık, şuur kaybı ve çoğunlukla bunların yanı sıra bir mücadele, yol ya da yolculuk… İlerideki yolu görmek ama varlığını ve ilerlenirse eninde sonunda görme koşullarına sahip olunacağını hissetmek… Yazma sürecine dair tasvirlerin bir çoğundaki ortak öğeler bunlardı. Kırk yıl önce tıp öğrencisinin insan vücudunun içi hakkında söylediği bir sözü hatırladım; “Orası karanlıktır.”

Öyleyse yazmak muhtemelen karanlıkla ilgili bir şey, bir de karanlığa girme arzusu veya belki de dürtüsüyle… Ve orayı aydınlatmakla; dışarıya, ışığa bir şeyleri geri getirmekle.

Bu kitap bu türden karanlıkla ve bu türden bir arzuyla ilgilidir.

Yazarların geçirdiği çocukluğun, mesleklerini etkilediği düşünülür, oysa çocukları birbirinden çok farklıdır. Ama genellikle çoğunda kitaplar ve yalnızlık vardır; benim çocukluğum da bu nedenle yazarlığa el verişliydi. Annem sessiz sakin çocukları severdi, kitap okuyan çocuk da epey sessiz sakin olur.

Akrabalarımı hiç görmediğimden, ninelerim Kırmızı Başlıklı Kızı’n ninesi kadar mitseldi denebilir; sonunda yazmayı seçmemin sebebi bu olabilir… Gerçekle hayal arasındaki farkı anlamamak veya daha doğrusu, gerçek olarak kabul ettiğimiz şeylerin de hayal olduğuna inanmak; Yaşanan her hayat aynı zamanda içsel, yaratılmış bir hayattır.

Yazmaya gelince, çoğu insan vakit bulsa kitap yazabileceğine inanır. Birçok kişi kitap yazabilirdi… Başkalarının okumak isteyeceği deneyimler yaşamış olsalardı. Fakat bu “yazar olmakla” aynı şey değildir.

Veya daha ürpertici bir şekilde ifade edeyim: Herkes mezarlıkta çukur kazabilir ama herkes mezar kazıcı değildir. Mezar kazıcılığı çok daha fazla dayanıklılık ve azim gerektirir. Ayrıca bu, eylemin doğası sebebiyle, oldukça derin bir şekilde sembolik bir roldür. Mezar kazıcı sadece kazan biri değildir. Başka insanların yansıtmalarının, korkularının ve fantazilerinin, kaygılarının ve batıl inançlarının yükünü sırtında taşır. İstese de istemese de faniliğin temsilcisidir.

Yıllardır insana dair her konuda çalışan biri olarak; atölye çalışması yapabileceğim “Yazarlık” konusunda bilgi sahibi olabileceğim tavsiye niteliğindeki kitapları sizlerden bekliyor olacağım.

Ölülerle Uzlaşmak, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: