By

, ,

Neden Meditasyon Yaparız? Daniel Goleman& Tsoknyi Rinpoche

“Meditasyon yaparak geçirdiğim onca yılda bir sürü muhteşem eğitmenle karşılaştım ve sonunda kendimi Tsoknyi Rinpoche’un öğrencisi olarak buldum. Harward’daki tezim strese müdahale etmek için meditasyon yapmak üzerineydi ve o zamandan beri düşünme ilmini yakından takip ediyorum. “

—Daniel Goleman

Merhaba,

Goleman’ın kariyer yolculuğu bilim gazeteciliğine ve sonunda da bilim masasında çalıştığı The New York Times‘a getirdi. “Bu çalışma alanındaki asıl yeteneğim, bilimsel makalelerin ne anlattıklarını irdelemek ve o bulguları hiçbir özel eğitim almamış kişilerin bile anlayıp ilginç bulacağı şekilde tercüme etmek.” der.

Karakteri Değiştirmek

Bu durum onu dünyaca tanınan sinirbilimci Richard Davidson ile beraber “Karakteri Değiştirmek: Bilim, Meditasyonun Beyninizi, Bedeninizi ve Zihninizi Nasıl Değiştirdiğini Ortaya Çıkarıyor” adlı eseri yazmaya yönlendirir.

”Bir değiştirilmiş kişilik özelliği (yani bir meditasyon uygulamasından doğan yeni bir karakteristik ) meditasyonun kendisinden farklı bir ömre sahiptir. Değiştirilmiş kişilik özellikleri sadece meditasyon sırasında veya meditasyonun hemen ardından gelen, gündelik hayatlarımızda da nasıl davrandığımızı biçimlendirir.”

Goleman’ın zihin değiştiren bu yöntemlerin Asyalı köklerini hem katılıp hem gözlemleyerek geçirdiği Hindistan’daki erken yılları vardı. “Karakteri Değiştirmek(Bkz: Karakteri Değiştirmek ve Duygusal Zeka yazım).

Goleman’ın Hindistan’da geçirdiği yıllar, meditasyon ve farkındalık üzerine ilgisini derinleştirdi; bu deneyim onun psikolojiye bakışını da zenginleştirdi. The New York Times’ta beyin ve davranış bilimleri üzerine yazdığı yazılar, hem akademik hem de popüler düzeyde geniş bir kitleye ulaşmasını sağladı. Pulitzer adaylığı ve Amerikan Psikoloji Birliği’nin Kariyer Başarı ödülü de bu katkılarının ne kadar değerli görüldüğünü gösteriyor.

En Önemli Katkı: “Duygusal Zeka”

Aslında Goleman’ın en önemli katkılarından biri, duygusal zekâyı iş dünyası, eğitim ve kişisel gelişim alanlarında somut bir kavram haline getirmesi oldu. IQ’nun tek başına başarıyı açıklayamayacağını, empati, özdenetim ve sosyal becerilerin en az bilişsel zekâ kadar kritik olduğunu vurguladı. Bu yüzden onun eserleri sadece psikoloji öğrencileri için değil, liderler, öğretmenler ve ebeveynler için de yol gösterici oldu.

Goleman’ın duygusal zekâ üzerine çalışmaları, liderlik ve kişisel gelişim alanlarında yeni ufuklar açarken, onun Hindistan’da edindiği meditasyon deneyimi bu araştırmalara farklı bir derinlik kazandırdı.

İşte bu noktada, Tsoknyi Rinpoche ile birlikte kaleme aldığı Neden Meditasyon Yaparız kitabı, duygusal zekânın ötesinde içsel farkındalığın ve bütünlüğün önemini vurguluyor. Meditasyon, yalnızca zihni sakinleştiren bir pratik değil; aynı zamanda gölgelerimizle yüzleşmenin ve otantik bir liderliğe ulaşmanın yolu olarak karşımıza çıkıyor.

Son yirmi yılda meditasyon ve farkındalık havalı bir şey olmaktan öteye geçip, kilonuzdan hayattaki başarı seviyenize kadar her şeyi düzeltmek için yara bandı gibi kullanılan yaygın bir şeye dönüştü. Bu anlamda Jung’un söylediği şu önemli sözü tekrar hatırlayalım:

“Yoga, tüm ruhani gelişimin temelidir. Psikolojik bir yöntemdir ve size yoga hakkında konuşmak istememin nedeni budur, çünkü soy hattı bu kadar saygın bir şey asla hafife alınmamalıdır. Üstelik 380 milyonluk bir ulusun kutsal pratiğinden bahsediyoruz. Tüm, Doğu kültürlerinin, sadece Hindistan’ın değil ayrıca Çin’in ve Japonya’nın kurucu temelidir.” — Carl Gustav Jung

Bugün meditasyon, bireysel huzurun ötesinde, insanın kendi içsel bütünlüğünü bulması için vazgeçilmez bir yol olarak karşımıza çıkıyor. Daniel Goleman’ın bilimsel bakışı ile Tsoknyi Rinpoche’nin ruhani öğretileri birleştiğinde, meditasyonun hem zihin hem kalp için dönüştürücü bir güç olduğu daha açık görülüyor. Jung’un işaret ettiği gibi, bu kadim pratik sadece bir kültürel miras değil, aynı zamanda çağımızın en büyük ihtiyaçlarından biri. İçsel sessizlik, bilgelik ve merhametle beslenen bir yaşam, hem bireysel hem de toplumsal liderliğin en sağlam temeli olabilir

Meditasyonda başarı, zihnin farklı eğitim safhalarından geçerek bilgelik ve merhamette istikrar kazanmasıyla mümkündür. Tsoknyi Rinpoche, bu nedenle meditasyon eğitimine çocuk yaşta başlamanın ve böylesi derin düşünceli bir ortamda beslenmenin ayrıcalığını vurgular. Nepalli bir annenin evladı olan Rinpoche’nin sözleri, bize aynı zamanda Nepal’de yaşanan doğal afette kaybettiğimiz tüm canların hatırasını saygıyla anmayı da hatırlatıyor.

Rinpoche çok özel bir şey söyler: “Seyahat eden bir eğitmen olarak tanınmadan, yaşamın içinde sade bir şekilde var olmak.” Ona göre gerçek bilgelik, insanlarla doğrudan temas kurarak, onların gündelik hayatına dokunmakla gelişir. Bu yaklaşım, meditasyonun yalnızca içsel bir pratik değil, aynı zamanda iletişimde derin bir bağ kurmanın yolu olduğunu gösterir.

Doğu-Batı sentezi

“Duygusal kalıplar, zihnimizde kök salmış alışkanlıklar gibidir; farkındalıkla onları dönüştürmek mümkündür.” —Tara Bennett-Goleman

Tara Bennett-Goleman, bilişsel terapiyi Budist farkındalıkla birleştirerek “duygusal simya” kavramını geliştirdi.

Rinpoche’nin psikoterapistlerden aldığı eğitim, Tara Bennett-Goleman’ın ‘Duyguların Simyası’ kitabında ele aldığı duygusal yoksunluk ve terk edilme korkusu gibi kalıpları daha derinlemesine anlamasına imkân tanıdı. Böylece Doğu’nun meditasyon bilgeliği ile Batı’nın psikoterapi yöntemleri birleşerek, bireysel dönüşümde güçlü bir sentez ortaya çıktı.

Tekrarlayan Duygusal Kalıplar

Ruhsal çalışmalarda en büyük engel, kişinin aynı kalıplar içinde sıkışıp kalmasıdır. Rinpoche’nin ifadesiyle: “Bir süre sonra kişiler aynı kalıplar içinde sıkışıp kalıyorlar. Ve bu hal meditasyon çalışmalarında ilerlemelerine engel oluyor.” Bu vurgu, meditasyonun tek başına “zihin sakinleştirme” pratiği olmadığını, kişinin kendi psikolojisini çözümlemeden ilerleyemeyeceğini hatırlatıyor.

Gerçek dönüşüm, duygusal yaralardan kaçmak yerine onlara farkındalık ve şefkatle yaklaşmayı seçtiğimizde başlar. Meditasyon bu yüzleşmeyi güvenli bir alan içinde yapmayı sağlar; psikoterapi ise kalıpları anlamak ve yeniden yapılandırmak için bilimsel bir çerçeve sunar.

Rinpoche, öğrencilerin öğretileri kavramalarına rağmen neden içten bir dönüşüm yaşayamadıklarını sorgular. Ona göre bu engel, zihin, duygular ve beden arasındaki iletişim kanallarının tıkanmasından kaynaklanır. Gerçek ilerleme, ancak bu kanalların yeniden açılmasıyla mümkün olur.

Tibet Bakış Açısı

Tibet geleneğine göre tüm bu kanallar (nadi ya da tsa) birbirine bağlıdır ve özgürce çalışmalıdır. Zihin, duygular ve beden arasındaki akış bozulduğunda, öğretiler zihinsel düzeyde kavransa bile içsel dönüşüm gerçekleşmez.

Yazarın Notu : “Meditasyoncuların İki Şikayeti”

Meditasyon yapanların çoğu iki temel engelden söz eder:

  1. Zihnim çok karışık, huzuru bulamıyorum.
  2. En rahatsız edici düşüncelerim gitmek bilmiyor.

Rinpoche, bu iki engeli aşmak için öğrencilerine özel yöntemler önerir. Talimatlara alışma evresinde, meditasyoncuların inatçı düşüncelerin üstesinden gelmeleri için “bırakma” pratiğini, en sıkıntılı zihinsel kalıplarla yüzleşmeleri için ise “el sıkışma” yöntemini öğretir.

Bırakma :

“Eğer bir şeyi değiştiremiyorsan, endişelenmek neden? Ve bir şeyi değiştirebiliyorsan, endişelenmek neden?” —Tibet Atasözü

“Bırakma” pratiği, takılıp kalma alışkanlığını kırmaya, düşüncelerde boğulmayı ve bedenle iletişimi kesmeyi aşmaya yardımcı olur. Benim için bu, hiçbir amaç gütmeden bedenimin farkına vararak orada kalmayı seçmekle başlıyor. Vücudumu tarıyorum; acelecilik, tedirginlik ya da huzursuzluk gibi duyguları bulup onlarla bağlantı kuruyorum. Şefkatle yaklaşarak acının, basıncın nerede olduğunu fark ediyorum.

Bir süre sonra, bu duyumların yerini hissizlik ve derin bir boşluk alıyor. O anda kendime soruyorum: “Bu durumu değiştirebiliyorsam endişelenmek niye?” İşte bırakma pratiği, tam da bu farkındalıkla zihni ve bedeni özgürleştiriyor.

El Sıkışma :

El sıkışma, farkındalığımız ile duygularımız arasındaki köprüdür. Duruşumuzla, olayları nasıl karşıladığımızla ilgili bir metafordur: Kaçmıyoruz, savaşmıyoruz, sadece tanışıyoruz. İçimizdeki duyguların tamamen farkında olmaktır.

Bu tarz bir iyileşme, farkındalığımız duygularımıza dokunduğunda en iyi şekilde gerçekleşir. İyileşmek için duygularımızı doğrudan ve müdahalesiz hissetmeliyiz. Gerçekten değişmek için duygularımızla arkadaş olmalıyız.

Ben şöyle yapıyorum: İçime dönüp sessiz bir yer olan odamda birkaç dakika gözlerim kapalı oturuyorum. Zihnim ve duygusal dünyam arasındaki ilişkiyi gözden geçiriyorum. Bu durum bana ne hissettiriyor? Sevecen ve açık mı, yoksa gergin ve eleştirel mi?

Genelde kendimizle kurduğumuz ilişki, etrafımızdaki insanlarla kurduğumuz ilişkiye de yansır. Bu yüzden zamanımı nasıl hissettiğime ayırıyorum. Zorlayıcı hayat koşullarında madde dünyasında onlarca şey yaşıyoruz. Her gün onlardan birine temas ediyoruz. Ve bu temas sonucunda pek de güzel olmayan “canavarlar” ediniyoruz. Nereye gidersek onları da yanımızda taşıyoruz.

Ama farkındaysak, neden onlarla el sıkışmayalım? Her ne olursa olsun yaşamın bir parçasıdır. O halde kendime soruyorum: “Bana düşen ne? Nasıl yol alırsam kendime fayda sağlarım?”

El Sıkışma – İlişkilerde

Bir arkadaşım, yukarıda bahsettiğim deneyimi yaşadığında bana şöyle dedi: “Hiçbir şey hissetmedim.” Onun için bu karşılaşma ilham verici değildi, içindeki ışıkları yakmadı.

İşte tam da bu noktada “el sıkışma” metaforu devreye giriyor. Çünkü her ilişki bize ilham vermek zorunda değil. Bazı ilişkiler, bize yalnızca nötr bir alan sunar. Bu da bir bilgidir: hangi bağların bize enerji kattığını, hangilerinin ise yolumuzu açmadığını fark etmemizi sağlar.

El sıkışma, bu farkındalığı kabul etmektir. Kaçmadan, savaşmadan, sadece tanışarak: “Bu kişi bende bir şey uyandırmıyor. O halde yoluma nasıl devam etmeliyim?” diye sormaktır. Böylece ilham vermeyen ilişkiler bile bize sınırlarımızı, ihtiyaçlarımızı ve hangi yollarda ilerlemek istediğimizi gösterir.

El Sıkışmanın Önündeki Engeller

El sıkışma pratiğini zorlaştıran bazı alışkanlıklar vardır:

  • Baskılama: Duyguları bastırmak, onları yok saymaya çalışmak. Bu, duyguların daha güçlü bir şekilde geri dönmesine yol açar.
  • Görmezden Gelme: Duyguları hiç yokmuş gibi davranmak. Oysa görmezden gelmek, farkındalığı keser ve içsel dönüşümü engeller.
  • Boyun Eğme: Duyguların bizi yönetmesine izin vermek. Bu durumda duygularla arkadaş olmak yerine onların esiri oluruz.
  • Çare Bulma: Duyguları hemen çözmek, tamir etmek ya da ortadan kaldırmak istemek. Oysa el sıkışma, çözmekten çok tanımak ve kabul etmektir.

Ben kendi yolculuğumda şunu gözlemledim: Bunların hiçbiri aslında benimle ilgili değil. Her şey gelip geçiyor, dalga gibi. O dalganın bende kalmasına neden izin vereyim? Duyguların gelip geçici doğasını fark ettiğimde, onları baskılamadan, görmezden gelmeden, boyun eğmeden ya da çözmeye çalışmadan sadece tanıyabiliyorum. İşte gerçek el sıkışma bu noktada başlıyor.

2006 yılında başladığım Reiki’den meditasyona uzanan bu yolculuk bana şunu öğretti: Gerçek dönüşüm, kaçınmak yerine şefkatle yüzleşmekten geçiyor. Zihin, beden ve duygular arasındaki kanallar açıldığında, öğretiler yalnızca kavramsal bilgi olmaktan çıkıp yaşamın kendisine dönüşüyor.

Bugünün karmaşasında gerçek dönüşüm, dışsal ihtiyaçların ötesine geçip içsel zenginliği fark etmekten geçiyor. Bırakma ve el sıkışma, yalnızca meditasyon teknikleri değil; yaşamın kendisiyle kurduğumuz ilişkinin metaforlarıdır. Özsevgi ise bu yolculuğun sessiz ama en güçlü rehberidir…

Neden Meditasyon Yaparız?, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Bu eser, modern psikoloji ile kadim Tibet öğretilerini birleştirerek, zihinsel sağlık ve içsel dönüşüm için pratik bir yol haritası sunuyor. İnsanların hem bireysel huzurunu hem de ilişkilerinde daha dengeli bir duruşu geliştirmesine katkı sağlıyor.

Daniel Goleman ve Tsoknyi Rinpoche, Doğu’nun kadim öğretileri ile Batı’nın modern psikolojisini birleştiren iki önemli isimdir. Goleman duygusal zekâ kavramını dünyaya tanıtırken, Rinpoche Dzogchen geleneğini günümüz insanına anlaşılır bir dille aktarmaktadır. Bu eser, onların farklı kökenlerden gelen deneyimlerini ortak bir zeminde buluşturur.

Eserin Günümüz İçin Önemi Nedir?

  • Zihinsel karmaşa: Dijital çağın sürekli uyarıcıları, bilgi bombardımanı ve hız kültürü zihnimizi sürekli meşgul ediyor.
  • Rahatsız edici düşünceler: Kaygı, gelecek korkusu, geçmişe takılma gibi zihinsel kalıplar, huzuru bulmayı zorlaştırıyor.

Tam da bu noktada Rinpoche’nin önerdiği “bırakma” ve “el sıkışma” yöntemleri günümüz insanı için çok değerli:

  • Bırakma: Modern dünyada stres ve kaygıyı azaltmanın bir yolu. Düşünceleri bastırmadan, onlara tutunmadan serbest bırakmak, zihinsel esneklik kazandırıyor.
  • El sıkışma: Duygularla ve insanlarla çatışmadan, onları tanıyarak ilişki kurmak. Bu, günümüzde artan sosyal gerilimler ve ilişkilerdeki yüzeysellik karşısında şefkatli bir yaklaşım sunuyor.
  • Özsevgi vurgusu: Günümüzün tüketim ve performans odaklı kültüründe, sessiz bir özsevgi pratiği insanın kendini yeniden bulmasına yardımcı oluyor.

Daniel Goleman ve Tsoknyi Rinpoche: Doğu ile Batı’nın Buluşması

Daniel Goleman, 1946 yılında California’da doğdu. Harvard Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi aldı ve uzun yıllar The New York Times’ta beyin ve davranış bilimleri üzerine yazılar yazdı. 1995’te yayımladığı Emotional Intelligence (Duygusal Zekâ) kitabıyla dünyada büyük yankı uyandırdı; IQ’nun tek başına başarıyı açıklayamayacağını, duygusal zekânın liderlik, ilişkiler ve mutlulukta kritik rol oynadığını gösterdi. Goleman, bilimsel araştırmalarıyla modern psikolojiyi herkesin anlayabileceği bir dile taşıdı. Hindistan’da geçirdiği yıllar, meditasyon ve farkındalık üzerine düşüncelerini derinleştirdi ve Doğu öğretilerine duyduğu ilgiyi artırdı.

Tsoknyi Rinpoche ise 1966’da Tibet’te doğdu. 16. Gyalwang Karmapa tarafından Drubwang Tsoknyi Rinpoche’nin reenkarnasyonu olarak tanındı. Hem Drukpa Kagyü hem de Nyingma geleneğinin ustasıdır. Babası Tulku Urgyen Rinpoche ve Dilgo Khyentse Rinpoche gibi büyük ustalardan eğitim aldı. 1990’lardan itibaren Batı’ya açılarak Dzogchen öğretilerini modern dünyaya taşıdı. Öğretim tarzı samimi, mizahi ve herkesin anlayabileceği bir dil üzerine kuruludur. Open Heart, Open Mind ve Daniel Goleman ile birlikte kaleme aldığı Why We Meditate gibi eserleriyle tanınır.

Bu iki yazarın yolları, Doğu’nun kadim bilgeliği ile Batı’nın bilimsel yaklaşımını buluşturmakta kesişti. Goleman’ın psikoloji ve duygusal zekâ alanındaki çalışmaları, Rinpoche’nin meditasyon ve farkındalık öğretileriyle birleşerek günümüz insanına hem zihinsel hem de ruhsal dönüşüm için güçlü bir rehber sunuyor.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin