Tıpkı zeytin ağacının toprakta kök salarak büyümesi gibi, ben de bu zorlu sürecin ardından köklerimi daha güçlü bir şekilde attım. 2018’deki halim, bir tohumun toprağa düşüşü gibiydi; belirsiz, ama aynı zamanda potansiyel doluydu. 2019’da ise bu süreç beni yeniden hayata bağladı. Zeytin ağacının yıllarca süren büyümesi, tedavi sürecimle benzerdi. Her iki fotoğraf, bir başka başlangıcın ve sonsuz direncin simgeleriydi.
Halinden memnun olmayan bir ağaç görmedim hiç. Hoşlanırmış gibi kavrarlar toprağı ve sağlam kök salmış olsalar da ona, bizim kadar yolculuk ederler uzaklara. Her rüzgarda dört bir yana uzanırlar, bizim gibi gidip gelirler, her gün bizimle birlikte güneşin etrafında iki milyon mil yol alır, uzayda kim bilir kaç mil hızla ve nerelere giderler!
— John Muir
Merhaba
Bir düşünün: Bitkiler sizi görüyor…
Aslında bitkiler görünür ortamlarını daima izlerler. Yanlarına gidip gitmediğinizi anlarlar; yanlarında durduğunuzu bilirler. Hatta üzerinizdeki gömleğin mavi mi yoksa kırmızı mı olduğunu bile bilirler. Evinizi boyayıp boyamadığınızı veya saksılarını oturma odanızın bir köşesinden başka bir köşesine taşıyıp taşımadığınızı da bilirler.
Bitkiler sizin benim gibi çevrelerini resimler halinde “görmezler” elbette. Saçları seyrekleşmiş, orta yaşlı, gözlüklü bir adamla kıvırcık kahverengi saçlı, güleç yüzlü küçük bir kızı birbirinden ayırt edemezler. Ama ışığı bizim ancak hayal edebileceğimiz renk ve biçimlerde görebilirler. Örneğin bizde güneş yanığı yaratan morötesi Işığı ve bizi yakan kızılötesi ışığı görebilirler. Ortamda az ışık olduğunu (mum ışığı gibi), gün ortası olduğunu veya güneşin ufukta batmakta olduğunu anlarlar. Işığın soldan mı, sağdan mı, yoksa tepeden mi geldiğini bilirler. Başka bir bitkinin büyüyüp üzerlerini kapadığını, ışıklarını engellediğini bilirler. Işığın ne kadar zamandır açık olduğunu bilirler.
İnsanların görme duyularında ışığı emen hücreler vardır, beyin bu hücrelerden gelen bilgiyi işlemden geçirir, biz de bu sayede ışığa tepki veririz. Peki bitkilerde durum nedir?
Bitkiler hayatta kalabilmek için çevrelerindeki dinamik görsel ortamın farkında olmak zorundadır. Bunun için ışığın yönünü, miktarını, süresini ve rengini bilmeleri gerekir. Bitkiler görünür (ve görünmez) elektromanyetik dalgalan algılar. Biz görece kısıtlı bir spektrum içindeki elektromanyetik dalgaları algılarken, bitkiler bizim algılayamadığımız kısa ve uzun elektromanyetik dalgaları algılayabilir. Bu dalgalan bize göre daha geniş bir spektrumda algılayabilseler de, resimler halinde görmezler, Bitkilerde ışık sinyallerini resme dönüştürecek bir sinir sistemi yoktur. Onun yerine ışık sinyallerini büyümek için faydalandıkları farklı ipuçlarına dönüştürürler, Bitkilerin gözleri yoktur, tıpkı bizim yapraklarımız olmadığı gibi.
Ama bitkiler de biz de ışığı algılarız.
Sevgiyle…




Yorum bırakın