Her akıl büyük gerçekleri kavrayamaz. Çoğunluk ya aptal, ya kötüdür. Aptalsalar gerçek karşısında akıllarını büsbütün yitirirler. Kötüyseler, bu gerçeği kötüye kullanarak, büsbütün kötülük ederler.
— Ergun Candan
Merhaba
Ezoterik öğretiler der ki;
“Bir zamanlar atalarımız ilahlarla birlikte yaşıyorlar, aynı dili konuşuyorlar ve birbiriyle mükemmel bir biçimde anlaşıyorlardı. Artık ilahlar nadiren gözükecekler ama siz insanlara bağlılık işaretleri bıraktılar. O işareti bulanlara gerçekler görünmeye başlayacaktır… Ve sonunda onlara yeniden kavuşacaksınız…”
Ezoterizm bize dünyamızın ve insanlığın geleceği ile ilgili de bilgiler verir. Peki “Geleceği Allah’tan başka kimse bilmez.” sözüyle bu ifademiz birbiriyle çelişmekte midir?
Geleceğin Allah’tan başka kimse tarafından bilinemeyeceğini ileri sürenler çoğunlukla klâsik İslâm anlayışını benimseyen kişilerce, ezoterizmin içindeki geleceğe ait bilgilere karşı çıkmak için kullanılmıştır.
Şimdi size ezoterizmin bu konuyla ilgili yorumunu, kısaca aktarmak istiyorum:
Kuşkusuz ki, geçmişi de geleceği de şimdiye de mutlak değişmez şekilde Allah bilir. Allah sadece zamanla İlgili değil, her şeyle ilgili sonsuz bilgi ve tasarruf sahibidir. Peki “her şeyi Allah bilir” diyerek biz hiçbir şey bilmeye ve öğrenmeye çalışmayacak mıyız?
Ezoterizm geleceğe ait bilgiler içerir ancak içindeki geleceğe ait bilgiler mutlak değişmez tarihler vermez. Genel hatlarıyla belli bir fikir verecek niteliktedir. Bir anlamda kehanet niteliği taşıyan bu bilgiler incelendiğinde, geleceğe ait genel bir bilgiye ulaşılabilmektedir,
Ezoterizmin en büyük özelliği ne dinle, ne bilimle çelişmemesidir. Gerek bilimsel, gerekse de dinsel bilgilerle bitlikte ele alındığında ezoterizmin ne denli geniş kapsamlı bir bilgi aktarma sistemi olduğu daha iyi fark edilmektedir.
Ayrıca şunu da ilave etmeliyim ki ezoterizmin geleceğe ait bilgileri, günümüz astrofizik bilimiyle de paralellik göstermektedir.
Kuantum ve Ezoterizm…
Son yıllarda özellikle kuantum fiziğinin getirdiği bilimsel yaklaşım ve bilgiler yukarıda yaptığımız tespitin ne kadar gerçekçi olduğunu gözler önüne sermiştir. Kuantum fiziği bir zamanlar mabetlerde insanlara aktarılan bazı ezoterik bilgilerin, bilimsel olarak da ne denli önemli olduğunu bizlere sunmuş durumdadır.
Her Şeyin Sırrı Kendi İçinde Saklı
Ezoterizme göre, varoluşun içinde saklı bulunmaktadır. Evrende kütlesi bulunan canlı cansız tüm varlıklar, varoluşlarının nedenlerini, niçinlerini ve nasıl varolduklarının bilgilerini içlerinde saklarlar.
İşte bu nedenle insanın kendisini tanıması ve kendisini anlayabilmesi için de, “insanın içine dönmesi gerekir” denmiştir. Çünkü ruhsallığın tanınabilmesi için ruhunun derinliklerine inebilmesi gerekir. Ruhun kökenine ilişkin bilgiye ancak bu şekilde ulaşılabilir. Ona dışarıdan bakarak onun özelliklerini anlayamayız. Ancak bu sadece ruhsallık için değil, maddesel varoluşun sırrına ulaşabilmek için de geçerlidir.
Maddeyi de tanıyabilmek ve varoluşunun nasıl ve niçinlerini anlayabilmek için onun içini incelemek gerekir. Maddeyi de dışarıdan bakarak tanıma olanağımız yoktur. Dıştan bakış, maddeyi tanımada bizi yanıltır. Onun atom ve atom altı özelliklerini inceleyebildiğimiz takdirde onunla ilgili bir bilgiye ulaşabiliriz.
Bu gerçek, yaşamı oluşturan tüm unsurlar için geçerlidir, insanın yaşamı, varoluşunun nedenlerini ve niçinlerini keşfedebilmesi için yani kendisini tanıma ve anlama yolunda yapması gereken de budur. Çünkü az önce söylemiş olduğumuz gibi insanın ruhsal yönünün sırları da içinde saklıdır.
Ezoterizmin bu temel prensibi bu öğretinin içindeki birçok Sufi tarafından çeşitli benzetmeler yapılarak anlatmışlardır. Bu prensibi Mevlânâ şöyle dile getirmiştir:
“Görünüşe aldanma. Çünkü hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Bugün hayat veren su, yarın sizi boğabilir.”
Bir zamanlar mabetlerde içsel sırlara ermeyi kendileri için vazgeçilmez bir amaç olarak seçen kişiler işte bu bilgilerin peşindeydi. Bu bilgiler günümüzde genel çoğunluk tarafından tamamen unutulmuş durumdadır. İşte bu nedenle ezoterizmde çoğunluğun doğru olarak benimsediği bilgilerin, gerçeğe uymadığından söz edilir. Bu adına Demir Çağ denilen günlerin genel karakteristik özelliğidir.
“Herkesin girdiği kapı geniş ve yol enlidir… Ama bu yol gerçekle buluşmak isteyenleri hedefine ulaştırmaz…”
Ezoterizmin bir tarifini yapmak gerekirse işte bu içsel bilgilerin toplamına verilen bir isimdir diyebiliriz. Ezoterizmin ana konusu “insan, yaşam ve evren”dir.
“Her şeyin sırrı içinde gizlidir” sözü hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı anlamına gelir. Evet görünenin ardında görünmeyen gerçekler yatar. Bu hem ruhsal hem de maddesel oluşumlar için geçerlidir.
Ezoterizm Nedir?
Kelime anlamı itibariyle Ezoterizm’in Osmanlıcadaki karşılığı “Batinilik”tir.
Batın: İç yüz, içteki anlamına gelir. Bunun Türkçe karşılığı “içrek” kelimesidir. Bununla “içte kalan, saklı bilgi” kastedilmektedir.
Ezoterizmin içindeki bilgileri öğrenmek ve bu bilgiler ışığında dinsel metinleri okumak, dinlerin içindeki gerçek mesajları yakalayabilmemizde bize çok büyük kolaylık sağlayacaktır. Dolayısıyla dinlerin de gerçek değeriyle algılanmasında bu çalışma, bizlere büyük bir oranda yardımcı olacaktır.
Ezoterik bilgiler ışığında kutsal metinler incelendiğinde, dinlerle ilgili bilgilerimizin ne kadar eksik olduğu hemen ortaya çıkacaktır. Çünkü dinlerin dili semboliktir ve bu semboller ezoterik içeriklidir. Dinlerin günümüzde hâlâ geniş halk kesimlerince tam olarak anlaşılamamasının ve dinlerle ilgili kulaktan dolma klâsik yorumlarla yetinilmesinin tek sebebi işte budur.
Gizli Öğreticilik
Ezoterik Öğreti; herkese açıklanmayan, herkese öğretilmeyen, gizli bir yerde, gizli bir şekilde gerçekleştirilen bir öğretim şeklidir. Bu öğretinin kökeni bundan binlerce yıl önce kıtalarının batmasıyla yeryüzünden silinen Mu ve Atlantis uygarlıklarına dayanır.
Kozmik kökenli Mu ve Atlantis’in sırlarını öğrenen bizim devremizin insanları, binlerce yıl önce ellerindeki bilgileri kuşaktan kuşağa aktarmışlardır. Günümüze kadar ulaşan bilgilerin kaynağı bu kadim öğreti sistemine bağlıdır.
Bu sözlerimizden de anlaşılacağı üzere Ezoterizm’in kökeni tufan öncesi uygarlıklara dayanır. Bu uygarlıkların kozmik kökenli bilgilerinin kaynağı ise direkt olarak Sirius kültürüyle ilişkilidir.
Dinlerin içindeki bilgiler bohçalıdır…
Ezoterizm bir zaruretten doğmuş bir sistemdir. Bu sistemin en büyük özelliği de, içindeki bilgilerin herkese açıklanmamasıdır. Herkese açıklanmamasının nedeni; içinde yaşamakta olduğumuz devrenin şartlarıdır.
Ezoterik bilgi sistemi herkese açıklanmamıştır… Evet bu doğru… Ancak bu bilgi sisteminden yararlanmak için inisiyatik çalışmalara giremeyen geniş halk kesimleri hiçbir zaman tamamen bu bilgilerden mahrum bırakılmamıştır. Bu bilgiler ezoterik semboller kullanılarak halka mitolojik hikâyelere dönüştürülmek suretiyle anlatılmıştır. Dış halkada kalanlar da bu sembolleri ne oranda açabilmişse o nispette bu bilgilere ulaşabilmişlerdir.
“Ezoterik Öğreti”yi büyük bir göle benzetebilirsiniz. Bu büyük gölün içindeki bilgiler aynı zamanda dinler tarafından da kullanılmıştır. Dinlerin insanlara aktarmak istedikleri ilâhi bilgiler bu gölün içinde bulunan semboller kullanılarak insanlara aktarılmıştır. Dinlerin bu sistemden yararlanmış olmaları, insanların dinlerin içindeki gerçek bilgilere daha kolay ulaşmaşına da imkan sağlamıştır. Ancak dinlerin sembolik bir üslup taşıdıklarını fark edemeyenler için yapılabilecek bir şey kalmamıştır.
Bu bilgi sisteminin sembolik dili öğrenildiği takdirde dinlerin içindeki bohçalanmış bilgilere çok daha kolay ulaşılabilir, ki Sufi çalışmalarında yapılan bu tür eğitimlerle müritlerin Kur’an-ı Kerim’in içinde sembolik bilgilerin kökenlerine nüfuz edebilmeleri sağlanabilmekteydi.
İnisiyasyon Nedir?
İnisiyasyon kelimesi kök olarak, Latince “Initiatio”dan gelir. İngilizce ve Fransızcada da (initiation) aynı şekilde geçer. Osmanlıcada karşılığı “tedris, İrşat” olup, Türkçe anlamı öğretmen doğru yolu gösterme” dir.
İnisiyasyonun içerdiği anlamlardan biri de “ikrar”dır.
Arapça kökenli olan “ikrar” sözcüğünün Türkçemiz’deki karşılığı ise: “Saklamayıp açıkça söyleme. Bildirme. Benimseme, onama, kabul ve tasdik” anlamlarına gelir.
“Sükut ikrardan gelir…”
Ezoterizm- Egzoterizm
Ezoterizm’in “içrek yani içteki gizli sırlar” anlamına geldiğini söylemiştik.
Egzoterizm ise kelime anlamı olarak görünen, herkesin bildiği gizli olmayan bilgiler” demektir. Ezoterik çalışmalardaki sırlara – gerçeklere nüfuz edebilmek için Egzoterizm’den geçmek gerekirdi.
İnisiye adayı önce bir şeyin görünür dış anlamından başlayarak ilerlerdi. Çünkü bir gerçeğin kendisiyle karşılaşmadan evvel, onu hazmedebilecek bir sürece ihtiyaç bulunmaktaydı Yani gözlerin o güçlü ışığa hazırlanması gerekmekteydi Aksi takdirde karanlıklar içinde yaşamaya alışmış gözler, o güçlü ışığa bir anda uyum sağlayamazdı. Bir hazırlık ve hazmetme devresi şarttı.
Bâtıniler ve Hariciler
İnisiyatik çalışmalarda “Hariciler” ve “Bâtıniler” olmak üzere iki ayrı grup bulunurdu.
Hariciler yolun henüz başındaki gruptu. Egzoterizm safhasındaki bu grup, gerçeğin kendisiyle henüz temas etmemiş ama onu elde etme yolunda çalışmalarını sürdüren inisiye adaylarından oluşurdu.
Dinlerin de ezoterik ve egzoterik yönleri vardır
Ezoterizm bâtıni ve kadimdir… Kökleri tufan öncesi ırkların, ulusların ve dinlerin daha henüz ayrışmadığı bir devire iner.
Dinlerin harici, zahiri yönleri değil, sadece evrensel gerçeklere dayanan bâtıni yönleri ilgi alanına girer. Ancak günümüzde dinlerin ezoterik yönü büyük bir oranda unutulmuş durumdadır.
Dinlerin gerçek mahiyetiyle ele alınamamasının aslında en önemli sebeplerinden ‘biri de budur. İçle değil dış kabukla ilgilenenlerin elinde, dinler günümüzde büyük bir oranda dejenere edilerek yozlaştırılmışlardır. İnanan neye inandığını, inanmayan da neye inanmadığını bilmeden bu koşuşturmaya katılmaktadırlar.
Dinlerin gizli anlamlarına nüfuz edebilmek için ezoterik bir çalışma şarttır. Aksi takdirde dinlerin sembollerle anlattığı bilgiler bizim için çözülmesi imkansız birer bilmeceler hâlinde kalacaktır… Ki kalmıştır da zaten…
Dış kabukla uğraşan ve içle uğraşmayı aklına bile getirmeyenlerin elinde, gerçek değerinden sapan dinler maalesef artık insanları uyandırmaya değil, uyutmaya alet olmaktadır. Şüphesiz ki bu dinlerin suçu değil, dinlerin egzoterik halkasından içeriye giremeyen din yetkililerinin marifetidir. Bu da insanların bilgilenmesini ve aydınlanmasını istemeyen karanlık şer güçlerin işine gelmiştir. Tüm şeriatçı akımların böyle bir sürece hizmet etmekte olduklarını söylemeye her halde gerek bile yoktur. Sizler onları zaten gayet iyi tanımaktasınız!
Oysa ki, binlerce yıl öncesine ait eski dönemlerde, tüm dinlerin ezoterik yönü birinci derecede öneme sahipti. İnisiyasyonun yoğun bir şekilde uygulandığı o eski devirlerdeki dinlerin ezoterik yönünün ele alındığı çalışmalara “Sırri Dinler” adı verilmiştir.
Merkez Mısır olmak üzere, burada eğitilen birçok inisiye kendi ülkelerinde de benzer çalışmaları gerçekleştirmiş ve böylelikle zincir halkalar hâlinde çeşitli toplumlara yayılmıştır. Anadolu’da “Sufizm”in ve “Tasavvuf”un ortaya çıkışı hep bu halkalarla bağlantılıdır.
Ezoterik Öğreti’nin 3 Temel Kuralı
- Sır, sükunet içinde, sessizce alınır ve ondan kimseye söz edilmezdi.
- Öğrencinin araştırma isteğini güçlendirmek ve gelecek olan asıl bilgiye uyumunu sağlayabilmek için aktarılan bilgiler açıkça değil, sembolik öğretim metodu kullanılarak yani üstü örtülerek verilirdi. Böylelikle henüz daha inisiyatik bir eğitimden geçmeye hazır olmayanların, bu sırları öğrenmeleri de önlenmiş olurdu.
- Bu gizli öğreti devam ederken, öğretmen öğrencisine aktardığı bilgilerle ilgili şuur hâlini yükseltici, anlayışım kolaylaştırıcı manyetik enerjileri de aktarırdı. Bu enerjiler sayesinde öğrenci yeni karşılaşmakta olduğu bilgileri çok daha kolay anlayabilir ve bu yeni gelişmelere çok daha kolay uyum sağlayabilmekteydi. Uyum sağlayamamak, inisiyasyonun en büyük risklerinden biriydi. Çünkü, o ana kadar edinmiş olduğu anlayışların çok ötelerindeki bir sınırla karşılaşan öğrenciler, büyük şoklara girebilmekteydi, Böyle şoklara girerek kendisine aktarılan bilgilere uyum sağlayamayan ve öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalan çok sayıda aday bulunmaktaydı.
Ezoterizme Giriş, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.
Ergun Candan Hayatı ve Kariyeri
Ergun Candan, 1961 yılında İstanbul’da doğmuş, ezoterizm, parapsikoloji ve metafizik alanlarında önemli çalışmalara imza atmış bir araştırmacı yazardır. 1980’li yıllarda Türkiye Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği’nde ezoterik bilgilerle tanışmış, 1985 yılında bu dernekte “Öğretim Sorumlusu” olarak görev almıştır.
Bu süreçte “Ruh ve Madde” dergisinde çok sayıda makale yayımlamış, aynı zamanda yurt çapında çeşitli konferanslarla geniş bir kitleye ulaşmıştır. 1994 yılında dernekten ayrılarak çalışmalarını bağımsız bir araştırma grubu ile sürdürmeye başlamıştır.
1994-1996 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nin radyosu Radyo Kulüp’te hazırlayıp sunduğu “Sınır Ötesi” adlı program büyük ilgi görmüş, ardından Kanal D’de aynı isimle televizyon programı yapmıştır. 1995’te Dost Gazetesi’nde yazı dizileri hazırlamış, Posta gazetesi için ise “Gizemler Dünyası” adlı özel bir ek yayınlamıştır.
1998 yılında kendi yayınevini kurarak hem yayımladığı eserleri hem de araştırma çalışmalarını bu çatı altında toplamıştır.
Ergun Candan, özellikle kadim uygarlıklar, gizli öğretiler ve ruhsal evrim üzerine yoğunlaşan kitaplarıyla tanınır. Başlıca eserleri arasında Gizli Sırlar Öğretisi, Antik Mısır Sırları, Türklerin Kültür Kökenleri, Bilinmeyen Yönleriyle Son Üç Peygamber gibi çalışmalar yer almaktadır. Ayrıca Maya Kehanetleri 2012 ve Ötesi kitabının Türkçeye kazandırılmasına da katkıda bulunmuştur.
Bugün hâlâ ezoterik ve ruhsal bilgiye merak duyanlar için başvuru kaynakları arasında yer alan eserleriyle, Ergun Candan düşünsel dünyaya önemli katkılarda bulunmayı sürdürmektedir.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın