Dünyada hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır… Hiç olmazsa bir tek sözü…
— Sabahattin Ali
Merhaba
“Yeni Dünya”, Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımlanan aynı adlı öykü kitabının başlık hikâyesidir ve onun kaleminden çıkan en yalın ama en sert toplumsal eleştirilerden biridir. Kısa ama yoğun anlatımıyla, “yeni” diye sunulan dünyanın aslında ne kadar tanıdık acılarla dolu olduğunu ortaya koyar.
Karanlıktan, yüzünü kamçılayan kar ve rüzgârdan, dizlerine sıçrayan çamurdan ve duyduğu seslerden korkuyordu. Açlığı, sıska kardeşlerinin korkunç gözlerini, yorgunluğunu unutmuştu. Bir an evvel varmak, ocakta küllenen bir odun parçasıyla aydınlanan toprak dama girmek ve bir köşede saklanmak istiyordu. Ne yatmak, ne dinlenmek, sadece bir dört duvar arasında bulunmak… Bu geniş karanlıktan, bu seslerden kaçmak…
Sabahattin Ali’nin Yeni Dünya eseri on iki öyküden oluşuyor : Asfalt Yol, Hanende Melek, Çaydanlık, Ayran, Isıtmak İçin, Uyku, Selam, Bir Mesleğin Başlangıcı, Bir Konferans, Yeni Dünya, İki Kadın, Sulfata.
Dolayısıyla “Yeni Dünya” başlıklı öykü, kitabın ruhunu temsil eder ama kitap bir tema bütünü sunar. Yani az önceki analizde verdiğim noktalar, hem tekil öyküye hem de kitabın geneline uygun düşerdi — ama daha derin ve dengeli bir değerlendirme, bütün öyküleri birlikte düşünmeyi gerektirir.
Sabahattin Ali’nin öykülerinin kahramanları ; köy hayatının küçük köylüleri, ırgatları, kasaba hayatının eşrafları, öğretmenleri ve şehir hayatının yoksul işçileri, politikacıları, pavyonda çalışan kadınları, hapishaneye düşmüş kader mahkumlarıdır.
Yeni Dünya, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor.
Sabahattin Ali (25 Şubat 1907, Eğridere – 2 Nisan 1948, Kırklareli), Türk yazar ve şair. Edebî kişiliğini toplumcu gerçekçi bir düzleme oturtarak yaşamındaki deneyimlerini okuyucusuna yansıttı ve kendisinden sonraki Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatını etkileyen bir figür hâline geldi. Daha çok öykü türünde eserler verse de romanlarıyla ön plana çıktı; romanlarında uzun tasvirlerle ele aldığı sevgi ve aşk temasını, zaman zaman siyasi tartışmalarına gönderme yapan anlatılarla zaman zaman da toplumsal aksaklıklara yönelttiği eleştirilerle destekledi. Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) romanları Türkiye’deki edebiyat çevrelerinin takdirini toplayarak hem 20. yüzyılda hem 21. yüzyılda etkisini sürdürdü.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle okuyunuz…



Yorum bırakın