“Tanrı, merkezi her yerde ve çemberi hiçbir yerde olan anlaşılabilir küredir… “

Joseph Campbell

Merhaba

Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, eseriyle 2014 yılında karşılaştım. Eser dünyadaki birçok yazara destek olmakla birlikte, kahramanın yolculuğundaki evreleri anlamamı sağladı. Özellikle, “Balina karnı evresinden yeniden doğum” bölümünü okumak içinde bulunduğum durumu anlamamı sağlamıştı. Yazarın ve kahramanın yolculuğu birdir. Joseph Campbell’ın eserleri yaratıcı yazarlık bireysel atölye çalışmasında benim sorularımın cevaplarını bulduğum geliştiricidir.

Joseph Campbell bir diğer önemli eseri Mitolojinin Gücü. “Neden herkesin mitolojiye ihtiyaç duyduğunu” günümüzdeki mitoloji yoksunluğunun nelere mal olduğunu; aşk evlilik, çocuklarımıza anlattığımız masallar, kurban kültürü, yaşam yolculuğumuz gibi modern dünya hallerini antik mitoloji bağlamında ele alış tarzı bambaşka bir bakış açısının belirmesini sağladı.

Yaratıcı Mitoloji ise Avrupa’nın pagan destanlarıyla İslam-Hint kaynaklarını buluşturan Hıristiyanlık efsanelerinin yeni bir kalıba dökülüşünü araştırır.

Joseph Campbell’in “Tanrının Maskeleri” dizisi, bütün dünya mitolojilerinden bir seçme değil; mitolojiyi insanlığın ürettiği anlama ve anlamlandırma çabası olarak başta felsefe, antropoloji, psikoloji olmak üzere diğer disiplinlerden ve edebiyattan da yararlanarak çözümlediği ve aynı anda bütün bu insanlık birikiminin mitolojiden yararlanarak da anlaşılabileceğini ortaya koyan “tez”li bir başyapıttır. Campbell bu tezini, insanlığın doğum, ölüm, sevgi karşısındaki “kader”ine karşı tek bir kaynaktan doğup gelişen ve farklılaşan manevi yaşamının bütüncüllüğü üstüne kurduğu için de başarılıdır.

İz Açılmamış Yol bölümünden :

Geçmişte her uygarlığın kendi mitolojisinin aracı olduğu, mitosları gittikçe yorumlanıp, çözümlenip, önde gelen kişilerince açıklanarak karakterleri belirginleşmiş olduğu gibi, çağdaş dünyada da -bilimin günlük yaşamın birçok alanında uygulama yeri bularak bütün kültürel ufukları dağıtmasına ve bağımsız bir kültür gelişimine izin vermemesine karşın- her birey kendi mitolojisinin merkezinde yer almaktadır; kendi kavranabilir karakteri Yeniden dünyaya gelmiş Tanrıdır, yani ampirik sorular peşindeki bilincinin bulacağı budur. Delfi’nin “Kendini Bil” aforizması çağımızın öz değişidir. Ve Roma, Mekke, Kudüs, Sina veya Benares değil, fakat her “sen” dünyanın merkezi olmuştur.

Yirmi Dört Filozofun Kitabı’nda geçerli olan anlamla “Merkezi her yerde olan kavranılabilir küre olan” Tanrı olarak.

Bu dizinin önceki ciltlerinde araştırılan mitolojiler genellikle ortak dünyanın mitolojileri, şair Gottfried’in sözüyle “acıya dayanamayan, fakat mutluluk içinde yüzmek isteyenlerin” dünyasının mitolojileriydi. Yani büyük küçük, kabul edilen dinlerin mitolojileri. Bu ciltte ise, Schopenhauer’in önerdiği ve Sir Arthur Keith’in doğruladığı önermeyle, mutlak tekil olanların, kendi başına tür oluşturanların, birey uygarlığı şafağında yaratıcı ustalıklarını gösterenlerin üstünde duruluyor.

Ruhun kalıtımsal toplumsal sınırlamalardan kurtulmasının olanaklığını gözler önüne seriyor. Ve gerçekten bu kurtuluşa çok kereler erişildiğini. Özelikle yaratıcı düşüncenin devleri tarafından. Dünyada her zaman sayıları çok az olan bu devler, insanlığın uzun yüzyılları göz önüne alındığında dünyadaki dağlar çok görünürler ve onların verici yoldaşlığından yararlanan öteki insanlar için ruhsal güç ve erdem kaynağıdırlar.

Dağların Ölümsüzleri bölümünden :

Toplumlar tarih boyunca bu zirvelere çıkan ruhlara güvenmemiş ve onları baskı altına almışlardır. Soylu Atina kenti Sokrat’ı ölüme mahkum etmişti ve Aristo, sonuçta onun gazabından kaçmak zorunda kalmıştı. Nietzche’nin deneylerinden çıkararak söylediği gibi “kurumların ister bilim, sanat, siyaset ister din kurumları olsunlar” amacı hiçbir zaman istisnai örnekler yaratıp geliştirmek değildir; kurumlar daha çok olağan, normal, ortalama olanla ilgilenirler. Ve gene Nietzche’nin belirttiği gibi “ insan ırkının amacı geçici mükemmellik durumunun gerçekleşmesinde görünmez, en soylu örneklerinde mevcuttur.”

“Üstün insan tekrar, tekrar ve tekrar sende görüşebilmeli ve bulunabilmelidir, dünyadaki bütün çabaların anlamı budur. Aranızda sizi sizin yukarınıza çıkaracak insanların her zaman ve gene bulunabilmesi: edinmek için uğraştığınız ödül bu. Çünkü ancak bu tür insanların zaman zaman dünyaya gelmesiyle kendi varoluşunuz doğrulanabilir… Ve eğer kendiniz büyük bir umut değilseniz, o zaman en azından küçük bir umut olabilirsiniz! Ve dünyadaki dehaların tutuşturduğu kutsal ateşi bekleyebilirsiniz.”

Dünyanın tarihe geçmiş ve antropologlar eliyle toplanmış mitoslarını anlamlı bir bütünsellik içinde öğrenirken, Freud, Jung, Mann, Spengler, Schopenhauer, Nietzsche, Goethe, Wagner, Joyce, Picasso ve daha birçok düşünür ve sanatçının bu dünyaya bakışlarına, bir de böyle bir pencereden bakacaksınız.

Yaratıcı Mitoloji Avrupa’nın pagan destanlarıyla İslam-Hint kaynaklarını buluşturan Hıristiyanlık efsanelerinin yeni bir kalıba dökülüşünü araştırır. Ve Avrupa bir “düzen”e kavuşurken, Aydınlanma çağından başlayarak insanın tekillik ve sevgi yolunda toplumla, kendi tarihsel kökleriyle hesaplaşmasının yaratıcılığını tartışır. Tür olarak tanımlanan insanın, birey olma çabasında kendini ve gerçeği arayışının yanı sıra, ders çıkarabileceği veya öykünebileceği yeni mitoloji üretiminin heyecanlı, tehlikeli ve bitmeyecek serüvenidir…

Yaratıcı Mitoloji, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Yaratıcı Mitoloji (orijinal adıyla The Power of Myth), Joseph Campbell‘ın mitoloji, kültür ve insan psikolojisi üzerine derinlemesine düşündüğü bir eserdir. Campbell, 20. yüzyılın en önemli mitologlarından biri olarak, dünya kültürlerinden çeşitli mitolojik öyküleri incelemiş ve bu mitolojilerin insanlık için evrensel anlamlar taşıdığını savunmuştur. Yaratıcı Mitoloji kitabı, Campbell’ın düşüncelerini popülerleştirerek, mitolojilerin evrensel anlamlarını keşfetmeye yönelik önemli bir kaynaktır.

Yaratıcı Mitoloji, Campbell’ın ünlü televizyon serisi The Power of Myth‘in kitap haline getirilmiş versiyonudur. Kitap, Campbell’ın Bill Moyers ile yaptığı sohbetleri içermektedir. Bu konuşmalar, Campbell’ın mitolojiler, dini inançlar, kültürel anlatılar ve bunların insanlık üzerindeki etkileri üzerine derin düşüncelerini ortaya koymaktadır. Kitap, mitolojilerin sadece geçmiş kültürlere ait olamayacağını, aynı zamanda modern yaşamda da insanların düşüncelerine, hayallerine ve yaşamlarına nasıl yansıdığını tartışır.

Mitlerin Evrenselliği ve İnsanlık Bağlantısı: Campbell, mitolojilerin zaman ve mekân fark etmeksizin tüm insan toplumlarında benzer yapılar sergilediğini belirtir. Bu mitolojik temalar, tüm insanlık için ortak bir deneyim sunar ve kişisel hayatlarımıza nasıl yansıdığına dair derin izler bırakır.

Kahramanın Yolculuğu: Campbell, Yaratıcı Mitoloji‘de de kahramanın yolculuğu kavramını tekrar işler. Bu yolculuk, kişisel gelişim ve dönüşüm sürecinin mitolojik bir anlatımıdır. Kahramanın yolculuğu, bireysel ve kolektif gelişimi, bilinçaltı keşifleri ve içsel dönüşümü temsil eder.

Mitler ve Psikoloji: Mitlerin, insanların bilinçaltını ve psikolojik gelişimini nasıl etkilediğini tartışan Campbell, mitolojilerin aslında psikolojik bir rehberlik sunduğunu ifade eder. Mitler, bireylerin kendi içsel çatışmalarını ve yolculuklarını anlamalarına yardımcı olur.

Mitoloji ve Din: Kitapta, mitolojilerin dinle olan ilişkisi de önemli bir tema olarak ele alınır. Campbell, mitolojilerin dinsel inançlardan ayrılamaz bir parça olduğunu ve dini öykülerin çoğunun mitolojik temellere dayandığını savunur.

Mitolojinin Yaratıcı Gücü: Yaratıcı Mitoloji, mitolojilerin sadece geçmişteki kültürlerde değil, aynı zamanda günümüzde de yaratıcı bir etkiye sahip olduğunu vurgular. Campbell, mitlerin birer kültürel harita gibi işlev gördüğünü, bireylerin bu mitolojik öğeleri günlük yaşamlarında, sanatta, edebiyat ve sinemada yaratıcı bir şekilde kullanabileceğini belirtir.

Yaratıcı Mitoloji, Joseph Campbell’ın mitolojilere ve kültürlere dair derin bir bakış sunduğu, mitlerin insan hayatındaki rolünü ve modern dünyada nasıl yaratıcı bir şekilde kullanılabileceğini keşfettiği bir başyapıttır. Kitap, mitolojiyi sadece eski kültürlerin öykülerine dayalı bir bilgi alanı olarak değil, aynı zamanda bireysel gelişim ve insan psikolojisinin anlaşılmasına yardımcı olan bir araç olarak sunar. Modern dünyada bile, mitolojiler hala insan deneyimini anlamada ve içsel yolculuklarda bize rehberlik eder.

Joseph John Campbell (d. 26 Mart 1904, White Plains – ö. 30 Ekim 1987, Honolulu, Hawaii), Amerikalı bir mitolojist, yazar ve okutmandır. Karşılaştırmalı mitoloji ve karşılaştırmalı din alanlarında tanınmıştır. Çalışmaları geniş ve insan deneyimlerini birçok açıdan kapsar niteliktedir. Felsefesi genellikle şu deyişle özetlenir: “Mutluluğunun peşinden git…”

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle okuyunuz…

Yorum bırakın

İnsan, her şeyi sahiplenme arzusundayken, varoluşun gerçek amacını çoğu zaman unutuyor. Şuurun altın damarına ulaşmanın farkında değil. Fiziksel dünyanın keşfi ilerledi ama insanın “kendini bilme yolculuğu” geri kaldı. Devasa binalar, yollar ve şehirler yükselirken; insanın iç dünyası hâlâ bilinmezliklerle dolu. Bilim, insanın özünü ve aklın ötesindekini henüz çözemedi.

Kendi değerimizi bilmemek, çağımızın en büyük açmazlarından biridir. Bu çağ, ilahi değerin açığa çıktığı dönem olmalı.

Kendini Bilmek İçin Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin