“Çiçeğin altıncı taç yaprağı ise prajna, anlayışı kusursuzlaştırmak. Bu en yüksek anlayış seviyesidir. Tüm bilgilerden, algılardan, idealardan ve görüşlerden arınmışlık. Prajna içimizdeki Budalığın ana maddesidir…“
— Thich Nhat Hanh
Merhaba
Thich Nhat Hanh, acı çekmenin doğasındaki rahatlatan bilgeliği ve onun şefkat, sevgi ve neşe yaratmadaki rolünü yani aydınlanmanın tüm niteliklerini şiirsel ve duru bir dille anlatıyor.
Kırk beş yıl boyunca Buda tekrar ve tekrar “Ben yalnızca acı çekmeyi ve acıyı dönüştürmeyi öğretiyorum” dedi. Kendi acımızı tanıyıp kabul ettiğimizde Buda -ki bu içimdeki Buda anlamına geliyor- ona bakacaktır. Onu neyin getirdiğini keşfedecek, onu huzura, neşeye ve kurtuluşa dönüştürecek eylemleri tavsiye edecektir. Acı çekmek Buda’nın kendini özgürleştirmek için kullandığı bir araçtı ve bizim de özgürleşmemiz için kullanacağımız araç olacak.
Anlayış ve şefkatle, kalbinizdeki ve dünyadaki yaraları iyileştirebileceksiniz. Buda acı çekmeye Kutsal Gerçek derdi çünkü acı kurtuluşa giden yolu gösterecek kapasiteye sahip. Acınızı kucaklayın ve bırakın size huzurun yolunu göstersin.
Siddharta Gautama, kendisinin ve başkalarının acısını sonlandırmanın yollarını aramak için ailesinden ayrıldığında henüz yirmi dokuz yaşındaydı. Birçok öğretmenle meditasyon üzerine çalıştı ve altı yıllık pratiğin ardından bodhi (bilgelik) ağacının altına oturdu ve aydınlanana kadar kalkmamaya ant içti. Tüm gece oradaydı, sabah yıldızı doğar doğmaz engin bir dönüm noktasından geçti. Anlayış ve sevgiyle dolarak Buda oldu. Buda sonraki doksan dokuz gününü huzur ve kavrayışın tadını çıkararak geçirdi. Sonra, anladıklarını daha önce beraber çalıştığı beş sofuyla paylaşmak için Sarnath’daki Deer Parkı’na (Geyik Parkı) doğru yavaş yavaş yürüdü.
Buda, tam ve kusursuz uyanışı (samyak sambodhi) gerçekleştirdikten sonra içgörüsünü kelimelere dökmeliydi. Suya Zaten sahipti ama onu tutmak için Dört Yüce Gerçek ve Sekiz Aşamalı Yüce Yol gibi kaplara ihtiyacı vardı. Dört Yüce Gerçek, Buda öğretilerinin özü. Buda, Büyük Vefatına kadar bu gerçekleri duyurmaya devam etti.
- İlk Yüce Gerçek: acı çekmek.
- İkinci Yüce Gerçek: acının kaynağı, kökeni, doğası, yaratılışı ya da doğuşu.
- Üçüncü Yüce Gerçek: acı yaratmanın sona erişi acı çekmemize sebep olan şeylerden sakınmak.
- Dördüncü Yüce Gerçek: bize acıya sebep olan şeyleri yapmaktan sakınmaya götüren yol.
Buda’nın Öğretilerini Doğru Anlamak
Bir Dharma konuşması duyduğumuzda ya da bir sutra üzerine çalışırken, yapmamız gereken tek şey açık olmak. Yeni bir şey duyduğumuzda ya da okuduğumuzda çoğu zaman onu kendi fikirlerimizle kıyaslarız. Kendi fikirlerimizle aynıysa kabul ederiz, doğru sayarız. Değilse, yanlış sayarız. İki durumda da hiçbir şey öğrenmemiş oluruz. Açık bir zihin, açık bir kalple okunur ve dinlersek, Dharma’nın yağmuru bilinç toprağımıza nüfuz eder.
Dharma yağmurunun gelmesine ve bilinciniz derinliklerinde gömülü tohumlara nüfuz etmesine izin verin. Size gerçeği bir öğretmen veremez. Gerçek zaten içinizde. Tek yapmanız gereken kendinizi açmak- bedeninizi, zihninizi ve kalbinizi- bu sayede öğretmenin öğretileri sizin anlayış ve aydınlanma tohumlarınıza nüfuz eder. Kelimelerin içeri girmesine izin verirseniz toprak ve tohumlar geri kalanı halledecektir.
Bir sutranın ya da Dharma konuşmasının kendi içinde ya da yalnızca kendine özgü bir içgörü olmadığını lütfen unutmayın. O, kelimeleri ve konseptleri kullanarak içgörü sunmak için bir araç. Paris’e gitmek için bir harita kullandığınız zaman, vardıktan sonra haritayı bir kenara bırakır ve Paris’te olmanın tadını çıkarırsınız. Tüm vaktinizi haritayla geçirirseniz, Buda’nın sunduğu sözcüklere ve kavramlara takılı kalırsanız, gerçekliği kaçırırsınız. Buda bunu birçok kez söylemişti; “Benim öğretilerim ayı işaret eden bir parmak gibi. Parmakla ayı karıştırmayın.”
Dharma’nın Çarkını Döndürme Üzerine Söylev
Dharma’nın Çarkını Döndürme Üzerine Söylev‘in Pali versiyonunda Buda beş keşişe söyle der:
“Dört Yüce Gerçeğin içgörüsü ve anlayışı, oldukları gibi üç aşaması ve on iki yönüyle tümüyle idrak edilmeli. Aksi takdirde, tanrıyla, maralarıyla, brahma’larıya, münzevileriyle, brahman’larıyla ve insanlarıyla beraber dünya üzerinde herhangi birinin en yüksek uyanışı gerçekleştirdiğini söyleyemem. Keşişler, Dört Yüce Gerçeğin ve anlayışı oldukları gibi üç aşaması ve on iki yönü içinde tümüyle idrak edildikten sonra ancak tanrıyla, maralarıyla, brhama’larıyla, münzevileriyle, brahman’larıyla ve insanlarıyla beraber, bu dünya üzerinde herhangi birinin en yüksek uyanışı gerçekleştirdiğini söyleyebilirim.” — Buda
Dharma’nın çarkı on iki kere -Dört Yüce Gerçeğin her biri için üç kez olmak üzere- harekete geçirildi. Dört Yüce Gerçeği yalnızca zihinsel olarak değil, deneyimleyerek de anlamak için çarkın on iki dönüşünü de pratik yapmalıyız.
Sekiz Aşamalı Yüce Yol
“Sekiz Aşamalı Yüce Yolu” yolun bu sekiz unsurunun bağlı- varoluşunu ortaya koyar. Her bir uzuv, diğer yedisini de kapsar. Lütfen Sekiz Aşamalı Yüce Yol‘un unsurlarını günlük hayatınıza uygulamak için kendi zekanızı kullanın.
Birbirine Bağlı Ortak Doğuş
Birbirine Bağlı Ortak Doğuş, tam karşılığı “bağlılık içindeyken şeyler ortaya çıkar” derin ve harikulade bir öğreti. Çoğu zaman neden ve sonucu iki farklı oluşum gibi düşünürüz. Nedenin her zaman sonuçtan önce geldiğini ve sebebin de sonuca götürdüğünü. Birbirine Bağlı Ortak Doğuş öğretisine göre neden ve sonuç beraber doğarlar. Her şey birden fazla nedenin ve koşulun sonucudur. “Tek, hepsini kapsar.”
Bir masanın var olabilmesi için odun, marangoz, zaman, beceri ve daha birçok neden gerek. Bu nedenlerin her birinin olması için de başka nedenler olmalı. Odun için orman, güneş ışığı , yağmur ve dahası gerek. Marangoz içinde anne ve babası, kahvaltı, taze hava ve dahası gerek. Bu şeylerin her biri, karşılığında başka koşulları getirir. Bu şekilde bakmaya devam edersek, hiçbir şeyin dışarıda kalmadığını görürüz. Kozmostaki her şey, bize bu masayı getirmek için bir araya geldi. Güneş ışığına, ağacın yapraklarına, ve bulutlara hiçbir zaman bir neden yetmez. Bir neden aynı zamanda bir sonuç olabilir. Her sonuçta başka bir şeyin nedeni. Neden ve sonuç bağlı var olur. İlk ya da tek bir neden fikri ve bir başına sebebe ihtiyacı olmayan bir şey fikri, uygulanamaz.
Budizm okulu Birbirine Bağlı Ortak Doğuş
Buda vefat ettikten sonra birçok Budizm okulu Birbirine Bağlı Ortak Doğuş’u analitik bir şekilde tarif etmeye başladılar. Bir şeyin ortaya çıkması için elverişli koşullar:
1.Kök neden 2.Nesne 3.Üstünlük 4.Öncelik 5.Devamlılık 6.Ortak meydana geliş 7.Karşılıklı olma 8.Destek 9.Belirleyici destek 10.Önceden meydana gelme 11.Sonradan meydana gelme 12.Tekrar 13.Karma 14.Karma sonucu 15.Besin 16.Kuvvet 17. Dhyana 18.Yol 19.Birleşme 20. Ayrılma 21.Bulunma 22.Bulunmama 23.Yok olma ve 24.Yok olmama
Thich Nhat Hanh, Budist öğretisinin en derin ve en sakinleştirici seslerinden biridir. Hem Batı’da hem de Doğu’da, özellikle mindfulness (farkındalık) ve şefkat üzerine yaptığı öğretilerle tanınır. Onun öğretileri, Buddha’nın öğretilerine derin bir sadakatle bağlı olmakla birlikte, bu öğretileri günlük yaşamda uygulamaya yönelik pratik bir yaklaşım sunar.
Patticasamuppada (Bağımlı Bağlantı Yasası) konusunda Thich Nhat Hanh, tıpkı Buddha’nın öğretilerinde olduğu gibi, yaşamın doğum ve ölüm döngüsünü bağımlı olarak ve birbirine bağlı bir şekilde anlamamıza yardımcı olur. Ancak Thich Nhat Hanh, daha çok şefkat ve farkındalık aracılığıyla bu döngüden nasıl çıkabileceğimize dair açıklamalar yapar.
➤Koşullu Yaradılışın On İki Bağlantısı Öğretisi, Karma ve Samsara’yı Açıklamak İçin Tasarlanmıştır.
Sutralarda en az yüz kere tekrar ettiğimiz “On İki Bağlantı, Birbirine Bağlı Ortak Doğuşu” açıklamak için kullandığımız yollardan biri.
On İki Bağlantı üç zamana Bölünmüş
- Geçmiş: Cehalet ve oluşumlar geçmişe aittir; bilinç, zihin/beden, altı duyu alanı geleceğe
- Şimdi: Temas hisler, şiddetli arzu, kapılma ve olmak şimdiye
- Gelecek: Doğum, yaşlılık, ölüm ise geleceğe aittir.
Bundan önceki hayatlarımızda cahil olduğumuz ve oluşumlar yarattığımız (karma olarak açıklanır) için, bu hayatta bilince, cana-somaya, altı duyu alanına, temasa, hislere, şiddetli arzuya ve oluşa sahibiz.
On İki Bağlantının amacı: “Olmak Ve Olmamak”
➤On İki Bağlantının amacı, ortalama bir anlayışa sahip insanlara samsara ve yeniden doğma fenomenlerini açıklamak.
Cehalet varsa, bu, cehalete sebep olan ve onu derinleştiren nedenler olduğu içindir. Buda, evreni açıklamaya çalışan bir filozof değildi. O, acımıza son vermemize yardım etmek isteyen spiritüel bir rehberdi.
Thich Nhat Hanh ve Patticasamuppada Öğretileri
Thich Nhat Hanh, Patticasamuppada‘yı günlük yaşamda farkındalıkla iç içe bir şekilde deneyimlememiz gerektiğini savunur. Onun görüşüne göre, doğum ve ölüm arasındaki geçişler, her an farkındalığımızı geliştirerek dönüştürülebilir. Yaşamın samsara (doğum ve ölüm döngüsü) içinde sıkışıp kalmamızın nedeni, genellikle cehalet ve bağlanmalarımızdır. Thich Nhat Hanh, Buddha’nın ilk dört asil hakikati (dukkha, tanha, nirodha, magga) temel alarak, insanların açıklık, şefkat ve farkındalık ile bu döngüden nasıl çıkabileceklerini öğretir.
1. Cehalet (Avidya) ve Şefkat: Thich Nhat Hanh, cehaletin yaşamın ve ölümün döngüsünde sıkışıp kalmamızın en önemli nedeni olduğunu vurgular. Bu cehalet, doğanın, diğer varlıkların ve kendimizin gerçek doğasını anlamamaktan kaynaklanır. Şefkat, bu cehaleti aşmamıza yardımcı olur. Farkındalık pratiği, sadece kendimize değil, başkalarına da derin bir merhamet ve şefkat duygusu geliştirmemizi sağlar.
Thich Nhat Hanh, “şefkatli bir bakış açısı” ile tüm varlıkların birbirine bağlı olduğunu ve hiç kimsenin yalnız olmadığını öğretir. Her an bir başkasının acısını hafifletmeye odaklanmak, samsara çemberinden çıkmanın bir yoludur. Şefkat, cehaleti yavaşça ortadan kaldırır çünkü cehalet, “ben ve başkaları” ayrımını yaratır. Bu ayrım ise bağlanma ve arzulardan kaynaklanır.
2. Koşullandırmalar ve Bağlanmalar (Tanha ve Upadana) : Thich Nhat Hanh, “koşullandırmalar” (samskara) ve “bağlanma” (upadana) konusuna da büyük önem verir. İnsanlar, arzulara, beklentilere ve hayal kırıklıklarına bağlı olarak sürekli olarak döngüde kalırlar. Thich Nhat Hanh, “arzulardan sıyrılmak” ve “bağlanmalardan kurtulmak” için farkındalık ve şefkat pratiği yapmayı önerir. Şefkatli bir şekilde başkalarının acılarını anlamak ve bu acılara tepki verirken özgürleşmek, bu bağlanmalardan sıyrılmamıza yardımcı olur.
3. Farkındalık ve “Şimdi”nin Gücü: Thich Nhat Hanh’ın öğretilerinin kalbinde, şimdi ve burada olmanın önemi yatar. Geçmişten gelen acılar veya gelecekteki belirsizlikler, bizi samsara’nın döngüsünde tutar. Farkındalık ve şefkat, bu korkuları ve bağlılıkları aşmanın yollarıdır. Şu anki deneyimlere tamamen odaklanarak, bir anın içindeki tüm yaşamı ve ölümü anlamaya başlarız.
Thich Nhat Hanh, farkındalığı uygulayarak, anın içinde doğum ve ölüm döngüsünü kabulleniriz. Yaşamın ve ölümün birbirini beslediğini anlamaya başlarız. Bu döngüde hiçbir şey kalıcı değildir, her şey geçicidir. Bu, impermanence (geçicilik) ilkesinin bir yansımasıdır.
4. Bağımlı Bağlantı ve Şefkatli Yaşam: Thich Nhat Hanh, Patticasamuppada‘yı, tüm varlıkların birbirine derin bir şekilde bağlı olduğu bir döngü olarak görür. Bu bağlılık, bir varlığın doğması, yaşaması, ölmesi ve yeniden doğması ile şekillenir. Her bir etken, diğerini tetikler ve bu etkileşim şefkatli bir yaşamla dönüştürülebilir.
Örneğin, “vedana” (duygular) ve “tanha” (arzu) arasındaki ilişkiyi anladığımızda, sadece kendi acılarımızı değil, başkalarının acılarını da hissedebiliriz. Bu farkındalık, şefkatli bir bakış açısı yaratır. Acının kaynağını anlamak, acıya tepki verme şeklimizi değiştirir.
5. Doğum ve Ölümün Aşılması: Thich Nhat Hanh, doğum ve ölüm arasındaki sınırları aşmanın, aslında bu ikiliği aşmak anlamına geldiğini öğretir. Doğum ve ölüm sadece bir geçiştir, ancak bizler bu geçişleri korku, bağlılık ve arzu ile yaşarız. Thich Nhat Hanh’a göre, şefkatli farkındalık, doğum ve ölümü birer başlangıç ve sonlanma olarak değil, sürekli bir değişim ve bütünleşme süreci olarak görmemizi sağlar.
6. Samsara’nın Sınırlarını Aşmak ve Zihinsel Dönüşüm: Thich Nhat Hanh, samsarayı, yalnızca doğum ve ölüm döngüsü olarak görmek yerine, zihinsel bir hal olarak tanımlar. Samsara, acı, bağlılık ve sürekli yeniden doğma anlamına gelir, ancak bu, yalnızca dış dünyaya dair bir döngü değildir. İçsel dünyamızda da aynen bağlantılı koşulların sonucu olan bir döngü vardır. Thich Nhat Hanh, bu döngüden çıkmanın ancak zihinsel dönüşüm yoluyla mümkün olduğunu savunur.
Farkındalık ve şefkatli bir bakış açısı, zihinsel ve duygusal bağlarımızı dönüştürmenin temel yollarıdır. Kendimizi ve başkalarını olduğu gibi kabul etmek, eski alışkanlıklarımızdan (karmaların) kurtulmamıza ve bu kısır döngüden özgürleşmemize yardımcı olur.
Zihinsel dönüşüm, Buddha’nın öğretilerinde de önemli bir yerdedir ve “görme biçimimizi” dönüştürmek, gerçek doğayı daha derin bir şekilde fark etmemizi sağlar.
7. Tüm Varlıkların Birbirine Bağlı Olması ve “Şimdi”nin Gücü: Thich Nhat Hanh, tüm varlıkların bağımlı olarak bir arada var olduğunu vurgular. Bu anlayışa göre, “ben” ve “başkası” arasındaki ayrım, yalnızca zihinsel bir kavrayıştan ibarettir. Gerçeklik, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir ağdır. Her varlık, diğer varlıklarla ilişki içindedir ve bu bağıntılılık sayesinde her şey birbirine etki eder.
Bu anlayış, şefkat ve farkındalık pratiğinin şimdi ve burada odaklanmasını daha anlamlı kılar. Anın farkındalığı, bu bağlantıları fark etmeye ve daha derin bir şekilde empati kurmaya olanak tanır. Thich Nhat Hanh, bu bağlılık anlayışının bizi şefkatli eyleme yönlendirdiğini söyler. Diğerlerinin acılarına duyduğumuz empati, sadece kendi acılarımızı hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda başkalarına yardımcı olmak için harekete geçmemizi sağlar.
8. Farkındalık İle Kendi Duygularını ve Koşullarını Dönüştürmek: Thich Nhat Hanh, insanların içsel acılarını fark etmek ve dönüştürmek için farkındalık pratiğini önerir. Duygusal bağlar ve arzular, samsarayı yeniden üretir. Bununla birlikte, duygusal reaksiyonlar (öfke, korku, kıskanma vb.) fark edildiği ve kabul edildiği sürece dönüştürülebilir. Farkındalık, bu duyguların derinlemesine incelenmesine olanak tanır ve onları daha şefkatli bir şekilde işlemek için gereken bilinci sağlar.
Thich Nhat Hanh, bu süreci şöyle tanımlar: “Farkındalık, acıyı fark etmeye ve onu şefkatle kucaklamaya yardımcı olur.” Bu, Tanha (arzu) ve Upadana (bağlanma) gibi bağların, şefkatli farkındalıkla nasıl yavaşça çözülmeye başlayabileceğini anlatır. Bu anlayışla, arzular ve bağlanmalar sürekli tekrar eden bir döngüye dönüşmektense, onları aşmamıza ve dönüştürmemize yardımcı olur.
9. Doğum ve Ölümün Ötesine Geçmek: Geçici Olanın Kabulü: Thich Nhat Hanh, geçicilik (impermanence) ilkesinin Patticasamuppada‘nın temel taşlarından biri olduğunu vurgular. Yaşam ve ölüm döngüsünde sürekli bir değişim olduğu için, doğum ve ölüm, kalıcı bir varlık değil, geçici bir süreçtir. Bu geçici doğayı fark etmek, insanların ölüm korkusuyla nasıl yüzleşebileceklerini anlamalarına yardımcı olur.
Ölüm, Thich Nhat Hanh’a göre sadece sonlanma değil, başka bir varlık biçimine geçiştir. Bu süreç, bir varlığın özünün asla kaybolmadığını, her şeyin sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu gösterir. Farkındalık, ölümün ne olduğunu anlamamıza ve buna karşı duyduğumuz korkuları aşmamıza yardımcı olabilir. Bu aynı zamanda, doğum ve ölüm arasındaki ayrımın ne kadar yapay olduğunu anlamamıza da olanak tanır.
10. Şefkat ve Farkındalıkla Samsara’dan Kurtuluş: Thich Nhat Hanh’a göre, samsaradan kurtuluş, sadece zihinsel bir eylem değil, aynı zamanda şefkat ve farkındalıkla derinleşen bir yaşama biçimi ile mümkündür. Bağımlı bağlantı (Patticasamuppada), sadece bireysel bir olaylar zinciri değil, tüm evrensel bir ilişkiyi ifade eder. Bu, bizim içsel dünyamızla dış dünyamız arasındaki derin bağlantıyı anlamamızla ilgilidir. Kurtuluş, samsarayı anlamakla değil, şefkatle dönüştürmekle gelir.
Buddha’nın öğretilerinde Nirvana (aşkın huzur hali) da samsaradan kurtuluşun en yüksek hali olarak kabul edilir. Thich Nhat Hanh, Nirvana’yı, yaşamın acı ve bağlanmalarından özgürleşmek olarak değil, “her şeyin birbirine bağlı olduğunu fark ettiğimizde” ortaya çıkan doğal bir huzur hali olarak tanımlar. Bu, şefkat ve farkındalıkla ulaşılabilen bir farkındalık düzeyidir.
11. Jati (Doğum) – Doğumun İçsel ve Dışsal Gerçekliği: Jati, doğumun kendisini ifade eder ve burada Thich Nhat Hanh’ın öğretilerine göre, doğum fiziksel bir varlık olarak dünyaya gelmekle sınırlı değildir. Doğum, aynı zamanda bir yeniden doğuş sürecini de ifade eder. Koşulların birleşimi, varlıkların bir şekilde ortaya çıkmasına neden olur. Bu, yalnızca bedensel bir doğum değil, zihinsel ve duygusal doğumlardır.
Thich Nhat Hanh, “doğum” kavramını sadece fiziksel anlamda ele almakla kalmaz, onun çok daha derin, zihinsel ve ruhsal bir boyutunu da vurgular. Her gün, her an, kendimizi yeni bir varlık olarak yaratabiliriz. Bu, farkındalık ve şefkat ile doğan bir yeniliktir.
Buddha’nın öğretilerinde doğum ve ölüm, birbirini takip eden, sürekli değişen ve bağımlı bir süreçtir. Jati, bunun içsel olarak fark edilmesi gereken bir olgudur. Zihinsel doğum ve zihinsel ölüm arasında bir fark vardır: Bir kişi, bir durumu veya düşünceyi yeniden doğurabilir ve bu düşünceyi dönüştürebilir.
Thich Nhat Hanh‘a göre, doğum, aynı zamanda “gerçek doğanın” farkına varma sürecidir. Bu farkındalıkla, sürekli bir değişim içinde olan dünyayı anlamaya başlarız. Gerçek anlamda doğum, her an yeniden doğmayı içerir. Bu süreç, bir anlamda sürekli varoluşun evrimidir.
12. Jara-Marana (Yaşlanma ve Ölüm) – Geçiciliğin ve Ölümün Kabulü: Son olarak, Jara-Marana (yaşlanma ve ölüm), tüm döngünün sonu olarak kabul edilir. Ancak Thich Nhat Hanh, bu aşamayı korku ve acıyı aşmanın bir fırsatı olarak ele alır. Yaşlanma ve ölüm, sadece fiziksel süreçler değildir; bu, geçiciliğin ve impermanence (geçici doğa) ilkesinin tam bir farkındalıkla kabul edilmesidir.
Thich Nhat Hanh, yaşlanma ve ölümü, her şeyin geçici olduğunu anlamanın ve şefkatle kabul etmenin bir parçası olarak görür. Ölüm, sadece sonlanma değil, yeniden doğuşun bir başka biçimidir. Bu bakış açısına göre, ölüm, yaşamın sonu değil, doğanın sürekli değişen döngüsünün doğal bir parçasıdır.
Ölüm korkusuyla yüzleşmek, Thich Nhat Hanh’a göre, kişisel bir dönüşüm sürecidir. Ölüm, geçici bir varoluşun sonu değildir. Aksine, her şeyin bir devinim halinde olduğunu, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve her şeyin şu anda var olduğunun farkına varmamıza yardımcı olur.
Thich Nhat Hanh, ölümün anın farkındalığıyla kabullenilmesini önerir. Her anı, doğum ve ölümün her iki yönünü de düşünerek yaşamak, bu döngüyü daha az korkutucu ve daha fazla anlamlı hale getirir.
Thich Nhat Hanh’ın öğretilerinde doğum ve ölüm arasındaki sınırları aşmak, bunların geçici doğasını kabul etmek, farkındalık ve şefkatle daha derin bir anlam kazandırır. Samsara’nın sonu, yalnızca ölüm değil, her anın farkındalığı ve şefkatle dolu bir yaşam ile mümkündür. Bu, hem zihinsel hem de duygusal bağlardan kurtulmayı, özgürleşmeyi sağlar.
Thich Nhat Hanh’ın kitabında yer alan açıklamalar, Patticasamuppada‘nın öğretilerini doğru bir şekilde yansıtır, ancak bu öğretilerin günlük yaşamda nasıl uygulanacağına dair daha sezgisel, pratik bir yaklaşımla sunulmuştur. Yani, onun yansıttığı öğretiler, Zen ve Theravada öğretisinin özünü anlamaya yönelik bir yaşam pratiği haline gelir.
Yazarın Notu:
- Thich Nhat Hanh ve Patticasamuppada Öğretileri‘nde
- 10 Şefkat – dönüşümün anahtarı
- 11 Doğum – içsel ve dışsal geçit
- 12 Ölüm – geçiciliğin farkındalığı
- Fred Alan Wolf’un Evrenin Ruhu adlı eserinde iise
- 10 Yeniden Doğum – kuantum sıçrama
- 11 Ölüm – geçici formun çözülüşü
- 12 Cehalet – spiral yeniden başlar
Thich Nhat Hanh ve Fred Alan Wolf, Patticasamuppada’yı iki farklı bilinç düzleminden okuyorlar: biri şefkatle çözümleyen bir Zen ustası, diğeri kuantum sıçramalarla bilinç haritası çıkaran bir fizikçi.
Ne Anlama Geliyor?
- Thich Nhat Hanh için yaşam döngüsü, şefkatle çözülür. Ölüm bir son değil, farkındalıkla kabullenilen geçici bir geçittir.
- Fred Alan Wolf için yaşam döngüsü, kuantum sıçramayla yeniden başlar. Cehalet sona değil, yeni bir olasılıklar alanına açılan başlangıçtır.
➤Ben araştırdım, farklı kaynaklardan öğrendim. Ama bir başkası sadece Fred Alan Wolf’u okuduğunda bilgiyi onun dilinden aktarır. Peki hangisi temel alınmalı?
1. Klasik Öğreti (Pali Canon – Theravāda)
- On İki Bağlantı (Patticcasamuppāda), Budizm’in temel öğretilerinden biridir.
- Sıralama: Cehalet → İtki → Bilinç → İsim-Şekil → Duyular → Temas → Duyum → Arzu → Bağlanma → Varoluş → Doğum → Yaşlılık/Ölüm
2. Thich Nhat Hanh’ın Yorumu (Zen & Şefkat)
- Aynı halkaları şefkatle dönüştürülebilir bilinç halkaları olarak yorumlar.
- Bazı sıralama ve vurgu farklılıkları olabilir (örneğin 10. halka “şefkat” olarak ele alınabilir).
3. Fred Alan Wolf’un Yorumu (Kuantum & Bilinç)
- On İki Bağlantı’yı kuantum sıçramalar ve bilinç olasılıkları olarak okur.
- Sıralamada farklılık olabilir: 10 → yeniden doğum, 11 → ölüm, 12 → cehalet
Buda’nın Öğretileri, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı. Thich Nhat Hanh, acı çekmenin doğasındaki rahatlatan bilgeliği ve onun şefkat, sevgi ve neşe yaratmadaki rolünü yani aydınlanmanın tüm niteliklerini şiirsel ve duru bir dille anlatıyor. Thich Nhat Hanh, Buda’nın Öğretileri adlı kitabında bizi, Budizm’in temel öğretileriyle tanıştırıyor ve Buda’nın öğretilerinin erişilebilir ve günlük hayatımıza uyarlanabilir olduklarını gösteriyor. Kitap; Dört Yüce Gerçek, Sekiz Aşamalı Yüce Yol, Kurtuluşun Üç Kapısı, Dharma Mühürleri ve Uyanışın Yeni Faktörü gibi dikkate değer öğretileri kapsıyor. Buda’nın Öğretileri, bu düşünceye sahip olanlar kadar Budist düşünceye yabancı olanlar için de yol gösterici bir fener niteliğinde.
Thích Nhất Hạnh
(d. 11 Ekim 1926 – ö. 22 Ocak 2022) Vietnamlı bir Zen Budist rahip, öğretmen, yazar, şair ve barış aktivisti. Güney Fransa’da Dordogne bölgesinde Plum Village manastırında yaşamakta, çeşitli ülkelere giderek inzivalar ve konferanslar düzenlemektedir.
40’tan fazlası İngilizce olmak üzere 100’den fazla kitap yazmıştır. Barış hareketinin içinde aktif olarak yer almıştır. 1967’de Martin Luther King tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiştir.
Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.
Sevgiyle, okuyunuz…

Yorum bırakın