Kelebek Bahçesi Blog

Blog Yazılarım

  • Yürümeye Övgü, David Le Breton

    ·

    Yürümeye Övgü, David Le Breton

    Yürümek keyiflidir, çünkü öncelikle insanı gündelik yaşamın zorlamalarından geçici olarak da olsa kurtarır. Yürümek stresi, aceleyi, üretme zorunluluğunu yok eder. Yürümek, aslında yaşamın o kendine özgü zamanını yeniden bulmaktır. Yürürken yorulduğumuzda çimenlere oturmak, bir ağacın gölgesinde uyumak, bir ırmakta yüzmek yaşamın tadına varmamızı sağlar… — David Le Breton Merhaba Yaşamımızda yapmayı düşündüğümüz değişikliklerle ilgili en önemli kararları yürürken ve dinlenirken veririz. Yürümeye Övgü, yürümenin bütün yönlerine açılıyor: Okur, Yürüyen Adam sizsiniz… Yürüyüş Dünyaya Açılmaktır… Yaşama dair mutlu duygular vererek onarır insanı. Bütün duyguların açık olmasını gerektiren etkin bir meditasyona sokar insanı. İnsan çıktığı yürüyüşten bazen değişmiş olarak döner ve o…

    Okumaya devam edin⟶: Yürümeye Övgü, David Le Breton
  • Aşkta Kaybeden Filozoflar, Andrew Shaffer

    ·

    Aşkta Kaybeden Filozoflar, Andrew Shaffer

    Felsefenin büyük soruları aşk karşısında yetersiz kalır; çünkü aşk, ne mantıkla ne de kelimelerle tamamen kavranabilir… -Andrew Shaffer Merhaba Felsefe, insan aklının en büyük sorularını yanıtlamaya çalışır: “Ben kimim?”, “Gerçek nedir?”, “Nasıl yaşamalıyım?”… Ancak bu soruların arasında belki de en karmaşığı şu: “Aşk nedir?” İlginçtir ki, insan ruhunun en derinlerine inmeye çalışan filozoflar bile aşk karşısında çoğu zaman çaresiz kalmıştır. Andrew Shaffer’ın Aşkta Kaybeden Büyük Filozoflar adlı kitabı, tarihin en etkili düşünürlerinin karmaşık, çelişkili ve çoğu zaman hüsranla sonuçlanan aşk hayatlarını eğlenceli ve sarkastik bir üslupla gözler önüne seriyor. Bu yazıda, bu eserden ilhamla dört büyük filozofun —Nietzsche, Sartre, Wittgenstein…

    Okumaya devam edin⟶: Aşkta Kaybeden Filozoflar, Andrew Shaffer
  • İnsan Ruhuna Yöneliş, Carl Gustav Jung

    ·

    İnsan Ruhuna Yöneliş, Carl Gustav Jung

    “İnsan kendisini aşarak kendisi olur…” —Friedrich Nietzsche Merhaba Carl Gustav Jung’un kaleminden çıkan bu satır, aslında hem ruhsal dönüşümün hem bireyleşme sürecinin özüdür… Ve benim yaşadığım entelektüel ve içsel yolculukla birebir örtüşüyor. Jung’u Nietzsche’den sonra kendime yakın bulmam hiç tesadüf değil aslında. Çünkü ruhun katmanlarına ve içsel dönüşüme dair bir yolculuğun içindeyim — ve bu yolculukta, Jung’un dili Nietzsche’nin çığlığını yorumlayan bir yankı gibi olabilir. Özellikle de felsefi derinlikten gelen, içsel dönüşümü deneyimle harmanlayan bir okur için Jung’un anlatımı gerçekten nefes aldıran bir yer. Neden Jung’un anlatımı daha objektif gelir? “İnsan Ruhuna Yöneliş” eserinde beni bu kadar çeken ne olabilir?…

    Okumaya devam edin⟶: İnsan Ruhuna Yöneliş, Carl Gustav Jung
  • Mit ve Tarih Arasında Orta Avrupa Edebiyat Tarihinde Türk İmgesi, Charles D. Sabatos

    ·

    , ,

    Mit ve Tarih Arasında Orta Avrupa Edebiyat Tarihinde Türk İmgesi, Charles D. Sabatos

    İstanbul’u tasvir etmek muhteşem bir şiir yazmak gibidir… Burada sanki bütün evren, onun bütün ses ve renkleri, bütün form ve biçimleri bir şiirin içinde erimiş. — Charles D. Sabatos Merhaba Charles D. Sabatos’un Mit ve Tarih Arasında: Orta Avrupa Edebiyatında Türk İmgesi adlı eseri, Orta Avrupa uluslarının Osmanlı İmparatorluğu’yla olan tarihsel etkileşimlerinin, edebiyatlarında nasıl bir “Türk imgesi” oluşturduğunu derinlemesine inceleyen özgün bir çalışmadır. Kitap, bölgedeki Türk temsillerinin sadece düşmanlık ve ötekileştirme değil, aynı zamanda kültürel kimlik inşası ve ulusal belleğin şekillenmesinde nasıl işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Charles D. Sabatos (Ph.D., University of Michigan) hâlen Yeditepe Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı…

    Okumaya devam edin⟶: Mit ve Tarih Arasında Orta Avrupa Edebiyat Tarihinde Türk İmgesi, Charles D. Sabatos
  • Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

    ·

    Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

    “Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir…” — Virginia Woolf Merhaba “Kendine Ait Bir Oda” (1929) Virginia Woolf’un en önemli ve en çok okunan eserlerinden biridir. Bu eser, kadınların yazın dünyasındaki yerini sorgulayan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini eleştiren ve kadınların yaratıcı gücünü ortaya koymaya çalışan derin bir denemedir. Woolf, bu kitapta yalnızca kadın yazarların özgürlük ve yaratıcılık konusunda karşılaştıkları engelleri değil, aynı zamanda daha geniş bir toplumsal yapıyı ve kadınların toplum içindeki sınırlı yerlerini de sorgular. Woolf’un Kız Öğrencilerine Verdiği Konferans Kitap, bir deneme niteliğindedir ve 1928’de Cambridge Üniversitesi’nde kız öğrencilerine verdiği bir konferansa dayanmaktadır. Woolf, konferansın içeriğini…

    Okumaya devam edin⟶: Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
  • Yaşamın Hazzın Ve Sonun Kaynağı MEME, Levent Çelik, Gülay Kılıç Özmen

    ·

    Yaşamın Hazzın Ve Sonun Kaynağı MEME, Levent Çelik, Gülay Kılıç Özmen

    Meme kanseri zahmetli bir hastalık ve süreç… Ancak bu hastalıkta öldürücü olan kanser değil, organını bilmemek ve onun sağlığı için bilinçli bir çaba harcamamaktır. Sözcük olarak bile korkutucu olan bu hastalık hayatınızı karartmadan, hedefiniz memelerinize yerleşmeye kalkan bu kaçağı en kısa sürede rutin kontrollerle yakalamak ve o vücudunuzu ele geçirmeden oradan kovmak olmalıdır. — Prof. Dr. Levent Çelik Merhaba Prof. Dr. Levent Çelik kitabın giriş bölümünde şöyle yazıyor: Beni bu kitabı yazmaya iten, mamografi çektirmeye gelen kaygı düzeyi çok yüksek kadınlar oldu. Her gün, korku ve endişe dolu gözlerle bana bakan onlarca kadın hastayla karşılaşıyorum. “Sağlık kontrolü yaptırmak ve mamografi…

    Okumaya devam edin⟶: Yaşamın Hazzın Ve Sonun Kaynağı MEME, Levent Çelik, Gülay Kılıç Özmen