
“Kendini Bilen” için her kitap bir kapıdır. Kendini keşfetmeye ve gözlemlemeye imkan tanıyan birer kapı haline gelmiştir. Eserler, “benlik” üzerine kurulmuş bilgi kütüphaneleridir. Kitap sevgisinin, yani “bibliyofil”liğin filizlendiği yer tam da burasıdır.” — Yasemin Emre
Blog Yazılarım
-

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
Okumaya devam edin⟶: Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü“Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi…” —Tezer Özlü Merhaba Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yan yana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı. Ya da daha derin algılamak mı. Kendi varoluşum.…
-

Issız Kadınlar Sokağı, Canan Tan
Okumaya devam edin⟶: Issız Kadınlar Sokağı, Canan Tan“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilindeHakk’ın yarattığı her şey yerli yerindeBizim nazarımızda, kadın erkek farkı yokNoksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde…” Hacı Bektaş Veli Merhaba Anlı şanlı Şehr-i İstanbul’un, adı sanı anılmayan uzak bir köşesine sıkışıp kalmış, mahalle seviyesine erişebilmek için fırınlarca ekmek yemesi gereken, kendi yağında kavrulmaya şartlanmışken verdiği cansiperane çabası sonucu tescillenmiş bir sokak adına kavuşmuş yepyeni bir adres: Issız Kadınlar Sokağı! Bir kenara not edin. Toplum içinde hak ettiği yere ulaşamamış kadınların sessiz çığlıklarını mutlaka duyacaksınız… Yanı sıra, küçük bir tavsiyem olacak sizlere: Bu sokağı yakın ya da uzak çevrenizde aramaya kalkmayın. Benzerleri dört bir yanımızda zaten… Sesimizi duyan var…
-

Postmodern Edebiyat Kuramı, Niall Lucy
Okumaya devam edin⟶: Postmodern Edebiyat Kuramı, Niall Lucy“Ancak postmodernizm hakkında şimdilik üzerinde duracağımız hakikat, metni, özellikle de hakikat arayışından bir oyun yaratan belirli bir tür metni takdis ettiğidir…” —Niall Lucy Merhaba Büyük soru: “İyi kitaplar bizim için ne yapar?” İyi bir okuyucu kendini zorlayandır, kapasitesinin ötesine geçmeye çalışır… Yazarın Notu: “Postmodern Edebiyat Kuramı Giriş” adlı eseri okurken zorlayıcı bölümlerde durdum. Hani durdum da ne oldu! Nöronlar öğrenmeyi gerçekleştirirken, 13 yıldır işçisi, olduğum Kelebek Bahçesi Blog’unu köşe bucak yeniledim… Yenileme esnasında, yaptığım tasarımları gözden geçirirken; Canva’dan bir mesaj geldi. “3000 adet tasarım yaptınız. Tebrikler! İşte sertifikanız… ” Belgenin varlığını gören “Ne müthiş” diyebilir, lakin bir kağıt parçası ya…
-

Öteki Metinler, Bilge Karasu
Okumaya devam edin⟶: Öteki Metinler, Bilge Karasu“O halde yazar, canını sıkan bir ağrıya herkesin-boş yere-dikkatini çekerek kalemini bilemeğe mi kalkıyor?” —Bilge Karasu Merhaba Alaçatı sokakların da telaşsız kalabalıksız bir gün… Hedefe doğru ilerlerken begonvil şöleni başlıyor. Kafe ve restoranlar da oturan insanları geçerek varış noktası Alaçatı Kitapevi… Raftan göz kırpan Bilge Karasu’nun eserleri hemen dikkatimi çekiyor. Ve diğerleri… Benim için büyük Mutluluk… “Kendim olmak” diye bir kaygım yok galiba! Kendimlik burada söylediğim de… Karasu okuduğum bir eserinde şöyle diyordu: “Nasıl Yazıyorsam Öyleyim’dir.” Bir süre geliştiricilerin dünyasında yolculuk yaptıktan sonra seçtiğim kitapları satın alarak ayrılıyorum. Postmodern edebiyat kuramı üzerine düşüncelere dalıyorum. “Tamamen yeni bir şey”in düzeni nasıl…
-

Riske Övgü, Anne Dufourmantelle
Okumaya devam edin⟶: Riske Övgü, Anne Dufourmantelle“Genişlemiş algı, işte sanatın ereği budur. Oysa böylesi bir amaca, algı hafızanın perçinlendiği kimliği kırarsa ulaşılabilir… “ — Gilles Deleuze Merhaba Sadece 52 yaşındaydım… Peki, bu yaşa gelinceye kadar ne gibi riskler almıştım. Ilıca sahilinde yürüyüş yaparken Dufourmantelle’in Riske Övgü, adlı eserinde “Hayatını riske atmak” bölümünde yer alan sözleri yankılandı düşüncelerimde. Dufourmantelle şöyle diyordu: “Hayat biz canlıların pervasızca aldığı bir risktir…” Zamanımız riskin damgasını taşır: Olasılık hesapları, kamuoyu yoklamaları, borsanın batması etrafında geliştirilen senaryolar, bireylerin psikolojik değerlendirilmesi, doğal afetlere hazırlık, kriz masaları, kameralar. Politik ya da etik söylemin hiçbir boyutu artık bundan kaçamaz. Bugün tedbir ilkesi norm haline gelmiştir. İnsanların…

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.