
“Kendini Bilen” için her kitap bir kapıdır. Kendini keşfetmeye ve gözlemlemeye imkan tanıyan birer kapı haline gelmiştir. Eserler, “benlik” üzerine kurulmuş bilgi kütüphaneleridir. Kitap sevgisinin, yani “bibliyofil”liğin filizlendiği yer tam da burasıdır.” — Yasemin Emre
Blog Yazılarım
-

·
Adem İle Havva’nın Güncesi, Mark Twain
Okumaya devam edin⟶: Adem İle Havva’nın Güncesi, Mark Twain“Zekâ dedikleri şey nedir ki, insanın gerçek değeri yüreğinde yatar. Ona, sevgi dolu bir yüreğin en büyük zenginlik olduğunu, gönülde zenginlik olmadıkça zekânın yoksulluk sayılacağını bir anlatabilsem.” — Mark Twain Merhaba Adem ile Havva’nın Güncesi, mizahın Amerikalı babası Mark Twain’den ilk aşka ve ilk kayba dair komik ve dokunaklı bir hikâye. Mark Twain bu kısacık kitapta, edebiyat kariyerinde ilk kez yürek burkucu bir üslup benimsemekle kalmıyor, ilk ve son defa kadın bakış açısından bir metin kaleme alıyor. Bir zamanlar, uzun, uzun, uzun zaman önce, New York’un kuzeyinde bir “O” ve bir “Yeni Yaratık” var oldu. Bu öyküye “Evlilik Saadetinin Olmadığı…
-

·
Adem’den Önce, Beyaz Diş, Jack London
Okumaya devam edin⟶: Adem’den Önce, Beyaz Diş, Jack London“Onlar bizim atalarımızdır, tarihleri de bizim tarihimiz. Unutmayınız ki günün birinde sallanarak ağaçlardan indiğimiz ve dimdik yürümeye başladığımız ne kadar kesinse ondan çok daha önce bir başka günde sürünerek denizden çıkıp karadaki ilk maceramızı başarıyla göğüslediğimiz de bir o kadar kesindir. “ — Jack London Merhaba Amerikan ve dünya edebiyatının çok yönlü, çalışkan yazarlarından Jack London’ın Everybody’s Magazine’de 1906 yılından 1907’ye kadar tefrika halinde yayımlanan, bilimkurgu türüne yakın bir alanda dolaştığı romanlarından olan Adem’den Önce herkesin gördüğü, bir anda boşluğa düşüp uyanılan rüyalardan çıkıyor yola. “Görüntüler! Görüntüler! Görüntüler! İşin aslını öğrenmeden önce hep merak ederdim, geceleri rüyalarıma üşüşen o binlerce…
-

·
Desiderius Erasmus Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş, Stefan Zweig
Okumaya devam edin⟶: Desiderius Erasmus Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş, Stefan Zweig“Glykys apeiro polemos, yani; Savaş, onu yaşamayanlara tatlı gelir. Vegetius savaş sanatı hakkındaki eserinin III. kitap, bölümünde şöyle der:”Acemi erin savaş istemesine pek itibar etmeyin; çünkü savaş, onu yaşamamış olanlara tatlı gelir.” Yani: Onu yaşamamış olanlar için tatlıdır; ama onu yaşayan birini, düşüncesi bile fazlasıyla ürpertir.” —Desiderius Erasmus Merhaba Bizzat tecrübe etmeden ne derece tehlike ve felaket getireceğini hayal bile edemeyeceğiniz bazı insan ilişkileri vardır. Tecrübesiz biri için nüfuz sahibi bir dostun lütfu tatlıdır, tecrübeli kişi bundan sakınır. Hümanistlerin prensi Erasmus, barışçıl perspektifler uluslararası hukukun görüş alanına girmeden önce modern savaş eleştirisinin temellerini attı. Kuzey Avrupa Rönesans’ının bu büyük ustası,…
-

·
Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Jack London
Okumaya devam edin⟶: Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Jack London“Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hali vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hali, insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir.” — Jack London, Vahşetin Çağrısı Merhaba 1909’da Amerikalı yazar Jack London tarafından yazılan ve yazar olmanın mücadelesini veren genç işçi Martin Eden’i konu edinen romandır. Kitabın yazarı olan London’ın aksine protagonist Eden, sosyalizmi “köle ahlakı” olarak niteleyerek reddetmekte ve onun yerine Nietzsche’nin bireyciliğine inanmaktadır. Jack London, romanının motiflerinden birinin de Eden’in inandığı individualizmi eleştirmek olduğunu belirtmiştir. Hikâye, büyük ve güçlü bir St. Bernard-Scotch Collie…
-

·
Kızıl Veba, Jack London
Okumaya devam edin⟶: Kızıl Veba, Jack London“Kırmızı doğru sözcük değil, diye yanıtladı. Veba kızıldı. Tüm yüz ve vücut bir saat içinde kızıla dönerdi. Bilmez miyim? Yeterince görmedim mi? Ve sana kızıldı diyorum çünkü… çünkü kızıldı işte. Bunun başka adı yok… “ — Jack London Merhaba Yıl 2073 Kızıl Veba’nın, dünya nüfusunun neredeyse tamamını yok etmesinin üzerinden altmış yıl geçmiştir. Geçmişe dair tüm yaşanılanlar büyük ölçüde unutulmuş, insanlığın binlerce yıldır sürdürdüğü gelişmeler tarih olmuştur. O günleri sadece bir kişi hatırlar: İhtiyar James Howard Smith. Yaşlı adam büyüklere saygı gösterilmemesi ve yüksek bir kültürden ilkel koşullara alçalan tüm insanların zalimliğe geri dönüşü hakkında söylenmeye başlamıştı bile. Böylece hikaye…
-

Ütopya, Thomas More
Okumaya devam edin⟶: Ütopya, Thomas More“Ne olursa olsun, barışı tehlikeye atan ve başımızı ağrıtan bu kadar çok sayıda insanı ani bir savaş tehlikesine karşı tutmanın kamu refahı açısından yararı olduğuna kesinlikle inanmıyorum; zaten siz istemedikçe savaş çıkmaz ve üstelik barışı savaştan çok daha fazla koruyup gözetmelisiniz. “ — Thomas More Merhaba Eğitimini tamamladıktan sonra Başpiskopos Morton’un sayesinde Oxford Üniversitesi’ne girmeye hak kazanan Thomas More, burada geçirdiği 2 yılda yazılar yazmaya başladı. Antik Yunan ve Latin edebiyatına ilgisi de bu dönemde başladı. Ancak bu 2 yılın ardından babasının ısrarıyla Oxford’u bırakıp Londra’ya geri döndü ve 1496 yılında hukuk öğrenimi görmeye başladı. 21 yaşında geldiğinde bir avukat olarak…
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.