Kelebek Bahçesi Blog

Blog Yazılarım

  • Kadınlar Ülkesi, Charlotte Perkins Gilman

    ·

    Kadınlar Ülkesi, Charlotte Perkins Gilman

    “Bir erkeğin bir kadına verecek hiçbir şeyi yoksa ve yalnızca kişisel çekiciliğine tabiyse o adamın edebileceği flörtün de bir sınırı vardır.” — Charlotte Perkins Gilman Merhaba Charlotte Perkins Gilman’ın 1915 yılında kaleme aldığı Kadınlar Ülkesi, feminist ütopya edebiyatının ilk örneklerindendir. Macerasever üç arkadaşın gizemli bir coğrafyaya doğru yaptıkları seyahat, yerel halkın yakınlarda bir yerlerde, daha önce hiçbir erkeğin giremediği, yalnızca kadınların yaşadığı saklı bir ülkeden bahsetmesiyle daha da ilgi çekici hâle gelir. Yalnızca kadınların yaşadığı bir ülkenin nasıl bir yer olacağına dair alaylı ve küçümseyen düşünceleri olan bu üç arkadaş, nihayetinde gizli ülkeye vardıklarında tahmin ettiklerinden çok daha farklı bir toplulukla  karşılaşacaklardır. “Evvela rehberlerimiz arasındaki konuşmalar ilgimi…

    Okumaya devam edin⟶: Kadınlar Ülkesi, Charlotte Perkins Gilman
  • Hiçbir Yerde, Christa Wolf

    ·

    Hiçbir Yerde, Christa Wolf

    “Düşüncelerimizin alnımızın üzerinde görünür halde yazılı olmaması nasıl fevkalade bir düzen! O zaman her buluşma, hatta şimdi ki gibi en masum bile kolayca cinayetle sonuçlanan bir karşılaşmaya dönüşürdü; ya da kendimizi aşmayı, diğerlerinin bize yansıttığı, görüntüyü çarpıtan aynaya kin duymadan bakmayı örenirdik. Ve de bir dürtüye ihtiyaç duymadan aynaları kırmayı… Gelgelelim kadının da bildiği gibi yapımız buna uygun değil. Bir kadının bakışları böyle mi olmalıydı?” — Christa Wolf Merhaba Heinrich von Kleist, eserleriyle olduğu kadar kısacık yaşamı ve trajik ölümü ile tanınan bir yazar. 1777’de doğmuş, 1811’de intihar etmiş. 34 yıllık yaşamına birçok eser sığdırmış. Birlikte intihar ettiği sevgilisi Henrietti…

    Okumaya devam edin⟶: Hiçbir Yerde, Christa Wolf
  • Sineklerin Tanrısı, William Golding

    ·

    Sineklerin Tanrısı, William Golding

    Biz, Jack, Simon ve ben dağa tırmandık. Yaman bir yer. Yiyecek var, içecek var.. “”Ve kayalar var… “”Mavi çiçekler var…”Biraz toparlanan Domuzcuk, Ralph’ın elindeki deniz kabuğunu gösterdi. Jack ile Simon sustular. Ralph, konuşmasını sürdürdü:”Beklerken, hoş vakit geçirebiliriz bu adada. ” Ralph, her bir yanı gösterircesine kollarını açtı:”Kitaplarda anlatılanlar gibi tıpkı.”Çocuklar, hep bir ağızdan bağırdılar:”Hazine Adası gibi…”Kırlangıçlar ve Amazonlar gibi…””Mercan Adası gibi.Ralph, elindeki denizkabuğunu havada salladı:”Bu, bizim adamız. Güzel bir ada. Çok eğleneceğiz, büyükler gelip bizi alıncaya kadar. “Jack, elini uzatıp denizkabuğunu aldı:”Domuzlar var” dedi; ” şuradaki küçük kaynakta… Her bir şey var. Başka şeyler de bulanlar yok mu aranızda?”— William…

    Okumaya devam edin⟶: Sineklerin Tanrısı, William Golding
  • Gradiva, Bir Pompei Düşü, Wilhelm Jensen

    ·

    Gradiva, Bir Pompei Düşü, Wilhelm Jensen

    “Uyandığında ilk baharda gül verildiğini söyleyen bir ses duymuş olduğunu hatırladı, belki de bunu ona hatırlatan gözleriydi, çünkü pencereden bakıldığında aşağıda üzerinde kırmızı çiçeklerin ışıldadığı bir bitki görülüyordu…” — Wilhelm Jensen Merhaba Gradiva, hem psikanalitik bir incelemeye tabi tutulan ilk edebiyat yapıtı, hem de birçok sanatçının esin kaynağı olarak bir mit haline gelmiştir. “Ne var ki antik rölyeflerde nadir bulunan bir şeye, içine yaşam üflenmiş gibi bir etki bırakan doğal, basit, çocuksu bir çekiciliğe sahipti. Aslında bu duyguyu uyandıran içindeyken tasvir edildiği hareketti herhalde. Başını belli belirsiz öne eğmiş, boynundan ayak bileklerine kadar akarcasına dökülen fazlasıyla bol kıvrımlı giysisinin eteğini…

    Okumaya devam edin⟶: Gradiva, Bir Pompei Düşü, Wilhelm Jensen
  • Tanrı’nın Kırbacı, Yevgeni Zamyatin

    ·

    Tanrı’nın Kırbacı, Yevgeni Zamyatin

    “Bütün Avrupa’da huzursuzluk vardı, havadaydı huzursuzluk, onu soluyorlardı. Herkes savaş, ayaklanma, felaket bekliyordu. “ — Yevgeni Zamyatin Merhaba Attila, imparatorluğu sırasında Batı ve Doğu Roma İmparatorluklarının en korkulan düşmanlarından birisi oldu. Tuna’yı iki kez geçti ve Balkanlar’ı yağmaladı, ancak Konstantinopolis’i ele geçirme gereği duymadı. Perslere karşı yaptığı seferin ardından, 441’de Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’na yaptığı akının başarılı olması, Attila’yı Batı’yı işgal etmeye cesaretlendirdi. Galya’yı ele geçirmek amacıyla Ren’i geçti ve Flavius Aetius önderliğindeki birlikler tarafından Katalon Muharebesi’nde ağır kayıplar ile durdurulana kadar Aurelianum’a kadar ilerlemeyi başardı. İtalya’yı işgal etti ve kuzey vilayetlerini yağmaladı, ancak Roma’ya ilerlemedi. İlerleyen zamanlarda Roma’ya yönelik yeni seferler planladı, ancak 453’te ani bir şekilde öldü. Attila’nın ölümünden sonra, yakın danışmanı olan Gepid Kralı Ardarik, Hun egemenliğine…

    Okumaya devam edin⟶: Tanrı’nın Kırbacı, Yevgeni Zamyatin
  • Biri, Hiçbiri, Binlercesi, Luigi Pirandello

    ·

    Biri, Hiçbiri, Binlercesi, Luigi Pirandello

    “Yani, o aynadaki yabancının yalnız birisi olduğuna inanıyordum, hepinizin gözünde farklı birisi, ben olduğunu zannettiğim yalnız birisi. Böylelikle hazin halim karmakarışık bir hal alıyordu. Sadece başkaları için değil, kendi nazarımda da yeni keşfettiğim yüz bin Moscardo. En acı tarafı, hepsi benim şu zavallı bedenimin içinde, o beden de sonuçta bir tek kişiye ait. Birisi ve hiç kimse…” — Luigi Pirandello Merhaba Yalnız kalmak istiyordum ama bahsettiğim öyle bir yalnızlık ki tamamen alışılmadık bir biçimde yalnız kalmaktan bahsediyorum. Sizin aklınıza ilk gelen şekliyle, sadece insanlardan uzaklaşmak değil, kendi kendimden de uzaklaştığım ve kendi kendimi dışarıdan, bir yabancı gibi seyrettiğim bir hali…

    Okumaya devam edin⟶: Biri, Hiçbiri, Binlercesi, Luigi Pirandello